ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > İslam Tarihi > Nat ı Nebevi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nat ı Nebevi  (Okunma Sayısı 864 defa)
25 Mart 2010, 17:29:47
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Mart 2010, 17:29:47 »



NA´T-I NEBEVÎ


İki cihan güneşi, Sensin yâ Rasulallah!

Bulunmayan bir eşi, Sensin yâ Rasulallah!



Yartatmıştır nurunu Senin ilk önce Mevlâ,

Yaratmış yeri,göğü...Senin için Yüce Mevlâ!



Kâinat örgüsüne işlenmiş özel adın

Işıkların tuğrası, tuğudur güzel adın!



Tevhid levhasını da, Senin adın tamamlar,

Sevgi gülistanına Senin tadından damlar!



Tevrat´ta, İncil´de Sen, müjdelenen Ahmed´sin

Süryanca Münhamennâ, Kur´ân´ca Muhammed´sin!



Sana bütün yeryüzü, olmuş namazgah, mâbed

Cihan Peygamberliğin hükümrân ilelebed.



Geçmiş peygamberlerden Seninçin ahd alınmış

Ümmetleri adına Sana bağlı kalınmış.



Sensin Kıyamet günü, kabrinden ilk kalkacak,

Arşın sağ yanında da duracak Sensin ancak



Sensin tek efendisi Âdem oğullarının

Sensin en sevgilisi Allah´a, kullarının.



Sensin ahiret günü peygamberler önderi

Rabbin hamd sancağını taşıyan peygamberi



Sensin en şereflisi halkın Allah katında

Peygamberler duracak sancağının altında!



Mahşerde herkes Senin rahmetinin muhtacı:

Sendedir hamd sancağı, Sende şefaat tacı!



Umutsuzlara o gün, umut verecek Sensin

Onların üstlerine kanat gerecek Sensin!



Verilecek sırt Sana makamın en yücesi:

Makam-ı Mahmud ile Vesîle derecesi.



Mahşerde her dileği Sensin kabul olunan

Sensin Hakk´a kulların en yakını bulunan.



Bütün cihan halkıyla tartıIsan, fazilette

Daha ağır gelirdin onlardan, Sen elbette.



Gererdin kol kanat Sen, başvuran her âcize

Gösterdiğin olurdu, gerektikçe mucize.



Mucize nurun Senin, parıl parıl yanardı,

Geceleyin görenler onu kandil sanardı.



Aç ve yorgun develer, Sana dert yanarlardı,

Dertlerinin devası belli ki Sende vardı.



En sert başlar karşında uysallık gösterirdi,

Ağaçlar ve taşlar da Sana selam verirdi.



Herşey Senin emrini dinler kabul ederdi,

Sen "Gel!" dersen gelirdi, "Dön, git!" dersen giderdi.



Görür gibi önünü, ardını da görürdün,

Hastalığı giderir, gözsüzü gördürürdün.



Geleceğe ait Sen, neyi verirsen haber,

Haber verdiğin gibi çıkardı birer birer.



Kur´ân ile yumuşatan Sendin ancak Ömer´i

Bir işaretle böldün ikiye Sen Kameri



Mütevazi sofranda büyük bereket vardı,

Az nesneler çoğalır, yeter, hatta artardı.



Önünde yemeklerin tesbîhi duyulurdu,

Avucunda çakıllar tesbîhe koyulurdu.



Merhametin, şefkatin ölçüleri aşardı,

Kör kuyular duanla kaynar, dolar, taşardı.



Dua etsen gök gürler, yer yer şimşek çakardı,

Mübarek parmakların çeşme olur, akardı.



Seferlerde orduyu suladığın olurdu

Beldeler kuraklıktan duanla kurtulurdu.



El atsan arık davar sütlenir, süt verirdi

Manevî heybetinden krallar ürperirdi.



B esm eleyle saçtı ğı n bir tek avuç toprağın

Ederdi bir orduyu, tedirgin, darmadağın!



Mekke´deyken bir gece, tüm gökleri dolaştın,

Melekût âleminin doruğuna ulaştın!



Beşeriyyet kaydını kırdın, aştın orada,

Bin bir tecellîlerle karşılaştın orada!



İlâhî iltifatla, hitapla dolup taştın,

Şirksiz bir yaklaşımla Mevlâ´na Sen yaklaştın!



İsrâ ve Mi´râcınla kıldı Seni Hak mümtaz,

Ümmetinin mi´râcı, oldu beş vakit namaz.



Kur´ân, Senin en büyük, en devamlı mucizen,

Verdin ona göre Sen herşeye gerçek düzen.



İlâhî kitaplığın kutluluğu ondadır,

Dünyanın, ahiretin mutluluğu ondadır.



Gece gündüz okunan İlâhî kitap Kur´ân,

Hayrandı dün de ona, bugün de herkes hayran.



Gerçekledi o ancak Batının rüyasını

Hayretlere düşürdü ilim-fen dünyasını.



Edindin her hususta Kur´ân´ı Sen tek rehber

Okudun, okutturdun onu herkese ezber.



Yürürdün hak yolunda dosdoğru, yol açıksa

Asla geri dönmezdin cihan karşına çıksa.



Başladığın bir işi, bırakmazdın yarıda

Bulunurdun herkese bu yolda uyarıda.



"Kıyamet kopsa bile işi bırakma!" derdin,

Dünyayı âhiretin tarlası addederdin.



Hakka tevekkülde de halkı uyandırırdın

Önce tedbir aldırır, sonra dayandırırdın.



Çağlarca olmayanı yirmüç yılda oldurdun

Karanlık gönüllere tevhid nuru doldurdun.



Putu, putperestliği kaldırdın tüm ülkenden,

Hiçbir açık vermedin bu yoldaki ilkenden.



Bugün bile ülkende ne putperest, ne put var

Bu eşsiz başarını, düşman da olsa kutlar.



Yerleştirdin kalblere Sen Allah saygısını

Giderdin herkesteki can, mal, ırz kaygısını.



Kurdun öyle mucize bir düzen bu uğurda

Güttürdün koyunları, dağda uluyan kurda!



Gençliğinde de Senin "el-Emîn"di bir adın,

Üstün vasıflarına hayrandı erkek kadın.



Her çağda ömek insan varsa da her ulusta

Ömeklerin Ömeği Sen oldun her hususta



Kur´ân idi ahlâkın, alırdın dersi Hak´tan

Yeşerttin kuru yeri o ilâhî kaynaktan



Tevrafta ve İncil´de na´tın destan heryanda

Yüce Rabbin övüyor ahlâkını Kur´ân´da



Toplamıştı Yaratan Sende her özelliği

Buyurdun: "İslâmiyet, önce huy güzelliği"



Güzel, iyi huyları tamamlamak için Sen

Gönderildin cihâna, rahmet olarak zaten.



Derdin: İyi huylunuz, en sevgiliniz Bana

Yüce Allah buğzeder kötü huylu olana.



"Allah´ın ahlâkıdır güzel huy!" buyururdun,

Bunun Sen önemini herkese duyururdun.



Kendin için her neyi özlüyor, istiyorsan,

Herkesçin de iste ki, olasın mü´min insan.



En üstün müslüman da, o kimsedir derdin

Sen, Müslümanlar elinden, dilinden kalır esen.



Herşeyden en uygunu, en kolayı seçerdin,

Hiç kin tutmaz, öç almaz, hoşgörür, vazgeçerdin.



Ne bir ayb araştırır ne kusura bakardın

Ne yaptığın iyiliği anar, başa kakardın.



Bağışlanmışken Senin geçmişin, geleceğin

Ayrılmadın tâattan ölüm ânına değin.



İbadete dalmaktan derin birhaz alırdın

Uzaklaşır herşeyden, sırf Rabbinle kalırdın.



Kapandıkça secdeye, başın Arş´a değerdi,

Yücelikler önünde, eğilir, baş eğerdi.



Boyunlar eğilirken, yürünürken izinde,

Gömülür, kaybolurdun tevazu denizinde.



Medine´de kendine ne bir saray kurdurdun

Ne kapında, çevrende nöbetçiler durdurdun.



Yetimler, kimsesizler... ayrılmazdı başından

Yoksullar, çekinmeden gelir, yerdi aşından.



Herşeyler em rindeyken yerdin arpa ekmeği, Sen ne yererdin, ne de överdin bir yemeği.

Kurumuş ekmeğine sirke ve tuz katardın, Kulübede oturur, kuru yerde yatardın.

Saltanat bir gösteriş, aldanıştı katında Boş şeylere hiç önem vermedin hayatında.

Dünya sanki bir ağaç, yolcuydun altında Sen Dinlenen yolcu, derdin, ayrılır ordan hemen!

Diller vasfından âciz, ne dense hakkında az, Peygamberler içinde Senin sânın pek mümtaz.

Ne mutlu ümmetiniz, bu nimet bize yeter, Dünyada, ahirette bu himmet bize yeter.

Ey Allah´ın Resûlü! Bizim günahımız çok! Senin rahmet kapından başka bir kapımız yok!

Razıyız olalım hep Kapının eşiği tek Ayırmasın Mevlâmız, Senden bizi haşre dek!

Başka kim var yerlerde, göklerde selamlanır? Seni en çok sevenin imanı tamamlanır.

Pervanen olup Senin yanmayan ateşine Seninçin çarpınmayan kalbin, tende işi ne?

Eğilin ulu dağlar, dik yamaçlar, yokuşlar! Siz ey seher yelleri, siz ey uçuşan kuşlar!

Esin, uçun ne olur Medine´ye doğru siz Aşıksınız oraya sizler de hiç şüphesiz!

Gönüller demetini unutmayınız sakın! Ravza-i Nebevimin eşiğine bırakın!

Sunun selamımızı, kalbleratıp durdukça Güneş, ay ve yıldızlar doğup batıp durdukça!

S al ât ü selam ona, âline, ashabına

Mahrum olmaz başvuran onun rahmet babına!

Hürmetine Resûlün, kulun Ebu´l-Kâsım´ın, Yüce Mevlâm bağışla günahını Âsım´ın!

İki cihan güneşi, Sensin yâ Rasulallah! Bulunmayan bir eşi, Sensin yâ Rasulallah! Yartatmıştır nurunu Senin ilk önce Mevlâ, Yaratmış yeri,göğü...Senin için Yüce Mevlâ! Kâ,inat örgüsüne işlenmiş özel adın Işıkların tuğrası, tuğudur güzel adın! Tevhid levhasını da, Senin adın tamamlar, Sevgi gülistanına Senin tadından damlar! Tevrat´ta, İncil´de Sen, müjdelenen Ahmed´sin Süryanca Münhamennâ, Kur"ân´ca Muhammed´sin! Sana bütün yeryüzü, olmuş namazgah, mâbed Cihan Peygamberliğin hükümrân ilelebed. Geçmiş peygamberlerden Seninçin ahd alınmış Ümm...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Nat ı Nebevi
« Posted on: 31 Mayıs 2020, 00:22:40 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Nat ı Nebevi rüya tabiri,Nat ı Nebevi mekke canlı, Nat ı Nebevi kabe canlı yayın, Nat ı Nebevi Üç boyutlu kuran oku Nat ı Nebevi kuran ı kerim, Nat ı Nebevi peygamber kıssaları,Nat ı Nebevi ilitam ders soruları, Nat ı Nebeviönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &