ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Kültürü > İslam Kültürü K-Z > Takva
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Takva  (Okunma Sayısı 4463 defa)
01 Şubat 2010, 11:16:28
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 01 Şubat 2010, 11:16:28 »



Takva-Vera
Evliyâ-yı kirâmda bâzı sıfatlar ve vasıflar vardır. Meselâ velîlerin hepsi takvâ sâhibiydiler. Takvâ sakınmak, Allahü teâlâdan korkarak, ha­ramlardan, yasaklardan, günâhlardan sakınmaktır. (E. Ans. c.1, s.24) Kur´ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: "Allahü teâlâ, o takvâ sâhiblerini sever." (Âl-i İmrân sûresi: 76) Peygamber efendimiz; "Yâ Rabbî! Bana ilim, hilm, takvâ ve âfiyet ihsân eyle." duâsını çok söylerdi. Ebû Saîd Muhammed Hâdimî Berîkasında bu hadîs-i şerîfi açıklarken, duâda geçen ilimden maksat faydalı ilim, yâni îmân, ibâdet, amel ve ah­lâk bilgileridir. Hilm ise, yumuşaklık demektir. Âfiyetten murâd, dînin ve îtikâdın, bozuk inançlardan, işlerden, nefsin isteklerinden, kalbin vesvese ve şüphelerinden, bedenin hastalıklarından kurtulmasıdır demektedir. (E. Ans. c.1, s.24)

İmâm-ı Rabbânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri; "Dünyâda fe­lâketlerden, âhirette Cehennem´den, ateşte yanmaktan kurtulmak için iki şey lâzımdır: Emirlere sarılmak, yasaklardan sakınmak! Bu ikisinden en büyüğü, daha lüzumlusu, yasaklardan sakınmak yâni verâ ve takvâdır." demiştir. Bundan sonra da şu açıklamayı yapmıştır: "Verâ ve takvâyı tam yapabilmek için, mubâhları lâzım olduğu kadar kullanmalı, zarûret mik- dârını aşmamalıdır. Bu kadarını kullanırken de, kulluk vazîfelerini ya­pabilmek için kullanmaya niyet etmelidir. Bir insan, mubah, yâni dînin i- zin verdiği şeylerden, her istediğini yapar, mubahları aşırı derecede iş­lerse, şüpheli şeyleri yapmaya başlar. Şüpheliler ise, haram olanlara ya­kındır. İnsan, bir gün harama düşebilir." (E. Ans. c.1, s.24)

Şâfiî mezhebinde derin fıkıh alimi ve meşhûr veli Abdurrahmân bin Ahmed (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerinin hanımı Hurre binti Abdur- rahmân anlatıyor:

Kocam pirinç yemezdi. Çünkü pirinç, ekildiği zaman suya ihtiyâcı çok olurdu. Pirinç ekenlerin, bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ister is­temez başkalarına haksızlık yapmış olabileceklerini düşünürdü.

Büyük velîlerden ve tâbiînin meşhurlarından Avn bin Abdullah (rahmetullahi teâlâ aleyh) oğluna şöyle nasîhatta bulundular: Ey oğul! Takvâya, Allah korkusu ile haramlardan kaçma ipine iyi sarıl. Eğer, bu­günün dünden, yarının da bugünden daha hayırlı olmasını temin edebi­lirsen, bunu yap. Namaz kılarken, vedâ edip, ayrılacak olan kimsenin namaz kılışı gibi kıl. Çok ihtiyaç peşinde koşmaktan, özür beyân etmek zorunda kalacağın işi yapmaktan sakın."

İstanbul´da yetişen velîlerden Beyzâde Mustafa Ahıskalı (rahmetul- lahi teâlâ aleyh) Geyve müftîsine yazdığı nasîhat dolu mektubu şöyledir: "Mektubuma besmele ile başlıyorum. Allahü teâlâya hamd, Re­sûlüne salâtü selâm eylerim. Bol bol istigfâr etmenizi tavsiye ederim. Beş vakit namazdan ve ders okuttuktan sonra ve seher vakitlerinde bizim için de duâ ediniz. Dâimâ takvâ üzere olunuz. Her nerede olursanız, Allahü teâlânın dînine uygun yaşayın.

Mâlûmunuzdur ki, takvânın üç mertebesi vardır. A´lâ, evsat ve ednâ, yâni en yüksek, orta ve aşağı mertebedir. Akıl sâhibi, ednâ mertebede olmak istemez. En azından orta mertebede bulunmaya çalışır. Hattâ a´lâ mertebesine ulaşmayı gâye edinir ve ulaşır. Zâten kıymetli ve lezzetli olanı da bu mertebedir. Bu mertebeye ulaşmak ise, ancak kalbi kötü huy ve işlerden tamâmen arındırıp sıyırmak, ilim, irfân ve güzel ahlâklı ol­mak, dâimâ Allahü teâlânın rızâsını gözetmekle elde edilebilir. Bu kıy­metli işleri yapabilmek, kalpten Allahü teâlânın zikri, muhabbeti ve rızâsı dışındaki şeyleri çıkarmakla müyesser olabilir. Bunun için de Allahü teâlâyı zikre ihlâs ile devâm etmek, gece-gündüz her hâlde O´nun zikri ile meşgûl olmak lâzımdır. Bunun usûlünü size öğretmiştik. Ayrıca, zâhir ve bâtında Resûlullah efendimize sallallahü aleyhi ve sellem ve Eshâb-ı kirâmına ve selef-i sâlihîne uymak, yâni Ehl-i sünnet vel-cemâat yoluna; îtikâd, ibâdet, ahlâk ve her hususta sarılmak lâzımdır. Bu nasîhatim, mûteber kitablardaki nasîhatlerin özü ve hülâsasıdır. Tarîkat-ı Muham- mediyye kitabında ve İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin eserlerinde uzun yazılı olup, hakîkî tasavvuf ehlinin, Allah adamlarının mübârek eser ve risâlelerinde de ifâde ve beyân buyrulmuştur. Cenâb-ı Hak bereketini bizlere ihsân eylesin. Nûrları ile kalbimizi münevver eylesin. Bu nasîha­tim ile sizleri, ahbâbımı ve sâir müslümanları nasîblendirip, faydalandır­sın. Habîb-i ekremi hürmetine bu duâmı kabûl buyursun. Âmîn!

Gönderdiğiniz hediyeleri aldım. Lutfeylemişsiniz. Muhabbetimizin artmasına vesîle oldu. Hadîs-i şerîfte; "Hediyeleşiniz, sevişiniz." Buyrul- du. Vesselâm..."

Büyük velîlerden Bişr-i Hâfî (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir sohbe­tin- de buyurdular ki: "Kişi gazabını yenmedikçe, takvâ sâhibi olamaz."

Evliyânın büyüklerinden Ebû Abdullah-ı Turuğbâdî (rahmetullahi teâlâ aleyh) takvâ ve verâda kemâl derecesindeydi. Haramlardan ve şüphelilerden şiddetle kaçınır, her sözünün ve her işinin Allahü teâlânın rızâsına uygun olmasına çalışırdı ve buyururdu ki: "Gençliğini, Allahü te- âlânın emirlerine ve yasaklarına uymayarak geçiren kimseyi, Allahü teâ- lâ da ihtiyarladığında zelîl eder."

Evliyânın büyüklerinden Ebû Bekr Kettânî (rahmetullahi teâlâ a- leyh) buyurdular ki: "Takvâ sâhibi; nefsinin isteklerine uymayan, İslâmi- yetin emirlerine tam uyan, yakîn ile huzur bulan, tevekkül direğine daya- nan kimsedir."

Şam´da yetişen büyük velîlerden Ebû Süleymân Dârânî (rahmetul- lahi teâlâ aleyh) bir sohbeti esnâsında buyurdular ki: "Takvâ ehli olan müminlerin, Allahü teâlâdan uzun ömür istemeleri, sırf Allah´a daha çok tâatta bulunmak içindir."

Tebe-i tâbiînden meşhur fıkıh âlimi ve velîlerden İmâm-ı Evzâî (rah- metullahi teâlâ aleyh) Halîfe Câfer´e buyurdular ki: "Ey müminlerin emîri! En üstün şey takvâdır. Çünkü, kim, Allahü teâlâya itâat için şeref isterse, Allahü teâlâ onu yükseltir. Kim de şerefi günâh işlemek için is­terse, Al- lahü teâlâ onu alçaltır." Halîfenin yanından ayrılırken, halîfe ona hedi- yeler vermek istedi. Fakat kabûl etmedi ve; "Benim ona ihtiyâcım yok. Ben nasîhatı, dünyâlık karşılığında satmadım."

Evliyânın büyüklerinden, hadîs, kelâm ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi Fahr-ül-Fârisî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Şu üç şey tak­vânın, haramdan kaçmanın îcâbıdır: Birincisi; Allahü teâlâyı tanıyıp O´na şirk koşmamak. İkincisi; Allahü teâlâya itâat edip, isyân etmemek. Üçün­cüsü; Allahü teâlayı anıp O´nu unutmamaktır."

Büyük velîlerden İbn-i Hafîf (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Takvâ, seni Allahü teâlâdan uzaklaştıran her şeyden uzaklaşmandır."

Büyük velî, fıkıh, tefsîr, hadîs ve kelâm âlimi İmâm-ı Kuşeyrî (rah- metullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: Takvâ; seni Allahü teâlâdan uzak- laştıran şeylerden sakınmaktır.

Evliyânın büyüklerinden ve kendilerine ?Silsile-i aliyye? denilen âlim ve velîlerin meşhûrlarından Mazhar-ı Cân-ı Cânân (rahmetullahi teâlâ aleyh) kendi eshâbına ve talebelerine nasîhatları şöyledir: "Takvânın ve verânın, haramlardan ve şüpheli şeylerden sakınmanın yolu, Resûlullah efendimize mütâbeat yâni tam uymak ve onun bildirdiklerini candan ka­bûl etmektir. Kendi hâlinizi, Kitab ve sünnette bildirilen hususlar ile kar­şılaştırınız. Eğer hâliniz, Kitab ve sünnette bildirilen hususlara yâni dînin emirlerine uygun ise makbûldür. Uygun değilse merdûddur, reddedile- cekdir. Ehl-i sünnet ve cemâat îtikâdı üzere olmak lâzımdır."

Tâbiîn devrinde Basra´da yetişen meşhûr hadîs ve fıkıh âlimlerinden ve velî Sâlih bin Beşîr el-Mürrî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Dünyâdan sonraki yolculuk çok uzundur. O uzun sefer için, yol azığı hazırlayınız ve biliniz ki, azıkların en hayırlısı, takvâdır." Yâni Allahü teâ- lâdan korkarak, haramlardan sakınmaktır.

Yine buyurdular ki: "İnsanlara şaşıyorum! Onlar ki, azık tedarik et­mek ve âhiret yolculuğuna hazırlanmakla emrolunmalarına rağmen, bir­birlerini engelleyip oyalanmaktan başka bir şey yapmıyorlar."

Büyük velîlerden Sehl bin Abdullah Tüsterî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Takvâsının doğru olmasını isteyen, bütün günah­lardan el çeksin."

Büyük velîlerden Şâh Şücâ Kirmânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) bu­yurdular ki: ?Takvânın alâmeti verâ; verânın alâmeti, helâl olduğu şüpheli olan şeylerden geri durmaktır.?

Evliyânın büyüklerinden Tâc-ül-Ârifîn Seyyid Ebü´l-Vefâ (rahmetul- lahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: "Takvâ bir ağaçtır. Bu ağacın kökü Pey- gamber efendimizdir. Budakları Sahâbe ve Tâbiîndir. Meyvesi ise sâlih ameldir."

Tâbiîn devrinin meşhûr âlim ve velîlerinden Zührî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: Zührî, kabîlesinden Sa´d bin İbrâhim?e; ?Hangi şehir halkı daha âlimdir?? diye sordu. O da; ?Allahü teâlâdan en çok kor­kan? cevâbını verdi. (Burada ilmin esas neticesinin takvâ olduğuna işâret vardır.)

Harama düşmemek için, haram veya helâl olduğu belli olmayan şüpheli şeylerden sakınmaya verâ denir. Bu bakımdan, haramlardan daha çok sakınma derecesi olan verâ takvânın mânâsı altına girer.

Helâl ve haram olduğu bilinmeyen şüpheli şeylerden sakınarak he­lâle, harama dikkat etmeye verâ denir. Künûz-ul-Hakâyık´ta geçen hadîs-i şerîflerde; "Hiçbir şey verâ gibi olamaz." ve "Dîninizin direği verâdır." buyrulmuştur. Ebû Hüreyre hazretleri, kıyâmet günü, Allahü teâlânın hu­zûrunda kıymetli olanların verâ ve zühd sâhipleri olduklarını beyân et­miştir. (E. Ans. c.1, s.24)

Hasen-i Basrî zerre kadar verâ sâhibi olmak, bin nâfile oruç ve na­mazdan daha hayırlıdır demiştir. (E. Ans. c.1, s.25)

Dokuzuncu yüzyıldaki hadîs âlimlerinin meşhûrlarıdan Abdullah bin Abdülazîz (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerine, birisi "Bana nasîhat et." dedi. Bunun üzerine, o zâta dönerek; "Verâ, şüphelilerden sakınmak çok kıymetli bir haslettir. İnsanın kalbinde verânın bulunması, bütün dün- yâya bedeldir. O...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Takva
« Posted on: 22 Ekim 2019, 16:45:21 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Takva rüya tabiri,Takva mekke canlı, Takva kabe canlı yayın, Takva Üç boyutlu kuran oku Takva kuran ı kerim, Takva peygamber kıssaları,Takva ilitam ders soruları, Takvaönlisans arapça,
Logged
01 Temmuz 2016, 22:10:36
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.485


« Yanıtla #1 : 01 Temmuz 2016, 22:10:36 »

Esselamu aleykum.Allah yolunda olan ve onun emir ve yasaklarına uyup tevekkul ehli takva ehli olan ve rabbimin rahmetine sefaatine nail olan kullardan olalim inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
01 Temmuz 2016, 22:38:55
✿ Yağmur ✿

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.684


Site
« Yanıtla #2 : 01 Temmuz 2016, 22:38:55 »

Ve aleykum selam;
Takva ; haramdan uzaklaşmak ,Allah'ın emrettiği güzel şeylere koşmaktır...Vera ise her türlü kötülükten uzak durmak , nefsini sorgulamktır..Terbiye etmektir...Rabbim takva sahibi kullarından etsin inşAllah..Rabbim razı olsun inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

22 Nisan 2017, 00:57:06
Ruhane
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.473


« Yanıtla #3 : 22 Nisan 2017, 00:57:06 »

Haramdan uzak kalan şüpheli şeylerden uzak duran hayırlı takvali kullari 'dan eyle bizleir Allahım Amin
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
22 Nisan 2017, 07:35:14
Sevgi.
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 14.853



« Yanıtla #4 : 22 Nisan 2017, 07:35:14 »

Esselamü aleyküm verahmetullah. Eğerki kişi Allah yolunda ilerlemeyi arzular ise Allah'ın emir ve yasaklarına uymalıdır. Bu yol elbetteki samimiyet ister sabır ister mücadele ister. Mëvlam bizleri herdaim Rızasına uygun yaşıyabilmeyi nasip etsin inşaAllah bu güzel yola bizler de talibiz.
   Bilgiler için Allah Razı olsun.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &