ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > İslam Devletler Hukuku >  Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler  (Okunma Sayısı 565 defa)
18 Şubat 2011, 13:24:36
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 18 Şubat 2011, 13:24:36 »



Düşmandan Eman Verilen Kişinin Tasdik Edildiği Ve Edilmediği Yerler


423- Müslüman ordusu bir sığmağa yahut kaleye uğrar ve yanında dururken orada bulunan savaşçılar: Malımız ve aile efradımız için bize eman verirseniz size kapıları açarız, derse ve kendileri de eman verdikten sonra kapıları açarsa, her ne kadar kendilerini belirtmemiş de olsalar, eman altında olurlar.

Çünkü "bize" anlamındaki zamir, konuşan kimsenin konuşacağı şeyleri kendi nefsine ilave etmekten kinayedir. "Ala" sözü de şart içindir. Nitekim Cenab-i Hak şöyle buyuruyor: "Allaha ortak koşmamak şartiyle sana biat etmek üzere geldikleri zaman..."[36]yine buyuruyor : "Bana Allah'a karşı ancak gerçeği söylemek gerekir"[37]Yani bu şartla. Böylece anlıyoruz ki bize eman verin, derken kendilerini de dahil etmişlerdir. Müslümanlar da eman verdikten sonra onlar emin olurlar.

424- Sığınakta bulunanlar eman aldıktan sonra dışarı çıkar ve müslümanlara : İşte bunlar bizim yiyeceklerimiz, bunlar da ailemiz ve akrabalarımızdır, derse adaletli iki müslüman şahi­din ifadesiyle beraber delil bulunmadıkça tasdik edilmezler.

Çünkü mahzende bulunan bütün şeylerde sebebin zuhura ile haklan da sabit olmuştur. Onlar, müslümanların hakkı sabit olduktan sonra hak iddia e-diyorlar. Delil olmadan sözleri tasdik edilmez. Adil müslümanların şahitliği dı­şında müslümanlan bir hüccet bağlamaz. Mesela alış verişte taraflardan birisi şart muhayyerliği[38] olduğunu iddia etse, bu iddiası ancak delil ile geçerli olur.

425- İmam Muhammed der ki; Bu konuda kıyasla amel etmek mümkün değildir. Çünkü kapıları açmadan Önce mah­zende mal ve yakınları için şahit gösterecek adalet sahibi iki müslüman şahit bulamazlar. Erkeklerin muttali olamadığı şey­lerde şahitlerden erkeklik şartı düştüğü gibi burada da zaruret sebebiyle şahitlik ile ilgili normal hükümler geçerli olmaz ve istihsanla amel etmek gerekir. Onun için diyoruz ki, ganimet alınanlar onların iddiasını tasdik ederse, sözleri sabit olur ve hepsi eman altında sayılırlar. Çünkü mahzende hepsi bir arada idiler.

Bir şey üzerinde birbirlerini tasdik ederlerse, ona itibar etmemiz lazımdır.

Çünkü aralarında bulunan şeyin hakikatine nüfuz etmek elimizde olma­dığından kendi tasdiklerinin zahirine bakılarak hüküm verilir. Söylediklerini yalanlarlarsa, fey1 olurlar.

Çünkü yalanlama halinde eman için gerekli sebeb sabit olmaz. Eman al­tında olanların mahzenden çıkanları kendi ehlinden sayan iddiaları ancak delil ile sabit olur. Bu konuda mücerred haber vermeleri delil olmaz. Çünkü birin­cinin hilafına yalanlama ile kendilerine karşı çıktılar. Burada sebep birbirlerini tasdik etmeleriyle sabit olmuştur. Biz de buna göre eman verdik ve onlar eman altında oldular.

426- Bunlar kendilerini yalanladığı zaman başka kimselerin yakınları olduklarını iddia etseler, sözleri tasdik edilmez.

Çünkü sözleri çelişmektedir. Sözü çelişkili olana itibar edilmez.

Yine biz sözlerini tasdik ederken istihsan kabilinden kabul ediyoruz. Bu da böyle batıl birşeyde birbirini tasdik etmeğe cesaret edemiyeceği kanaatinin hasıl olmasıdır. Bu ise iddia anında kaybolmaktadır. Onun için mahzendekilerin hepsi fey' olur. Ancak eman altında olanlar ve başlangıçta yakınları olduklarına dair kendilerini tasdik edenler müstesnadır.

427- Onlardan bir kişi, mahzenden çıkanların bir kısmı benim ehlimdir, başka bir kişi de, benim ehlimdir, diye iddia etseler ve çıkanlar da bunlardan birini tasdik etse onun ehlin­den sayılır ve eman altında olur. İkisini de tasdik etmezse fey1 olurlar.

Çünkü eman için gerekli sebep iki taraf arasında sabit olmamıştır.

428- Ehli demek; büyük küçük, kadın erkek, oğlu ve eşi gibi şahıslardır.

Kıyasta ise ehli sadece eşidir. Çünkü örfe göre evli olan kimseye müte-ehhil denir. Evli olmıyana da müteehhil olmıyan denir. Bir cemaat bu görüşte ise de İmam Muhammed şöyle demektedir :

Ehil sözü, erkeğin evinde barındırdığı ve geçimini sağladığı herkese şamildir.

Nitekim Hz. Nuh kıssasında çocuğun ehilden olduğu belirtilmektedir. "Şüphesiz oğlum ehlimdendir."[39] Hz. Lut kıssasında da Cenabı Hak eşi ehil-den istisna etmiştir: " Eşi hariç onu ve ehlini kurtardık"[40] Nuh kıssasında yine şöyle denilmektedir: "Her cinsten birer çifti ve aleyhinde hüküm verilmiş olanın (yani eşinin) dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir, dedik"[41] Böylece anlıyoruz ki ehil sözü kadın eş dışındaki aile fertlerini kapsı­yor. Bir kaç kişiye baktığı zaman: falancanın ehli çoktur, denilir. Bu durum, örfe göre ehil ve eş sözü eşit şekilde kullanıldığından ileri gelmektedir-

429- Kendisinden ayrılmış büyük oğlu ehlinden sayılmaz. Yine evli olup da kocasının evinde olan kızları da ehlin dışın­dadır.

Çünkü nafakası ona ait değildir. Ehil ise akrabası olsun veya olmasın evin­de barındırdığı ve geçimini sağladığı kimselerdir.

430- Bu konuda birbirlerini tasdik ederlerse emin olurlar. Taraflardan biri iddia eder, karşı taraf onu yalanlarsa, iddia eden taraf fey1 sayılır. Yalanlıyan taraf "ben yanildım" der ve sözünden dönerse, artık tasdik edilmez.

Çünkü sözünde çelişki bulunmakta ve yalanlamasiyle müslümanların hak­kı daha önce sabit olmuş bulunmaktadır. Sözünden dönerek diğer tarafı tasdik etmesiyle bu hak batıl olmaz.

431- Ailelerimiz için bize eman verin derlerse ve mesele aynı ise, onlardan her şahsın ailesi, ülkelerinde baba tarafından kendilerine nisbet edilen akrabalarıdır. Nitekim ülkemizde müminlerin emirinin ehli, Abbas oğulları, Hz. Ali soyundan ve Talha ile Zübeyr soyundan gelenlerdir.

Evden maksat, oturulan ev değildir. Ondan maksat soydur, aile nesebidir. İnsan babasının kavmine mensubdur.

Böylece anlıyoruz ki ehli, nesebini teşkil eden aile zinciridir. Kendisi ile tanındıkları babalarının ehli olmaktadırlar.

432- Eman altında olan kimsenin annesi, eşi, anne bir kar­deşleri, teyzeleri ve dayıları, evinde olsalar bile ehlinden sayıl­mazlar.

Çünkü kendisinin mensub olduğu kimseye değil, başka birine mensup­turlar. Nitekim halifelerin cariyelerden olan çocukları hilafet evine mensup olup halife olabilirler.

433- Yine âl'imiz için eman verin diyebilir. Ehli va âli, sözleri örfe göre aynıdır, cinsim için eman verin derse, yine durum aynıdır.

Çünkü insan anasının kavmi cinsinden değil, babasının kavmi cinsin-dendir. Nitekim Rasulullah (S.A.V.)'in oğlu İbrahim, annesi kıptî olmasına rağmen kendisi Kureyş'tendir. Yine İsmail annesi Hacer'in kavmi cinsinden değil, babası Hz. İbrahim'in kavmindendir.

434-  Akrabalarım, yakınlarım veya nesebime bağlı olanlar için eman verin diye taleb ederse;

Ebû Hanife'nin kıyasına göre bu bütün yakınları için geçerlidir. Bu ko­nuyu "ez-Ziyâdât" kitabında "vasiyetler" bölümünde açıklamıştık. Ancak bu konu ile vasiyyet konusu arasında iki açıdan fark vardır :

a- Ebû Hanife'ye göre vasiyyet en yakın akrabadan başlar ve geriye doğru gider. Burda ise yakını da uzağı da bütün akrabalar eman altına girer. Ara­larında fark yoktur. Çünkü bu sıla yolu ile gerekli olan bir şeydir. Sılada ise insan- yakın ile uzak arasında tercih yapar, yakından uzağa doğru tasnif eder. Ama can kurtarma durumunda insan yakın veya uzak akraba aynmı yapmaz.

Birinci durumda (yani vasiyette) uzağı ve yakını eşit tutmak yakına zarar getirir. Hakkını azaltır. Uzak olanı ortak yapılırsa, yakına zarar gelmez. Çünkü uzak olana eman verilse de, verilmese de kendisi eman atına girer.

b- Yakına yapılan vasiyette oğlu veya babası dahil olmaz. Herhangi bir sebepten dolayı ona varis olmasalar bile durum değişmez. Emanda ise istihsan yolu ile oğlu da babası da dahildir. İkisinde de kıyas aynıdır. Çünkü akrabalık sözü herhangi bir vasıta ile başkasına akraba olan kimseyi de içine almaktadır. Ama vasıtasız olarak başkasına yakın olan akrabalıkla mensub olandan daha yakındır. Cenabı Hakkın şu ayette akrabaları ebeveyne atfetmesi de bunu desteklemektedir.

"Ana babaya, yakınlara uygun bir tarzda vasiyet etmesi"[42], Ancak is­tihsan yolu ile şöyle demektedir :

435- Akrabaları için eman taleb etmesi onlara acıdığından onları kurtarmak içindir. Babasına ve oğluna olan şefkati diğer akrabalara şefkatinden daha büyüktür. Bu açık olduğundan onları da emana dahil ettik. Dahil etmeseydik kişinin babasına akrabamdır, demesi hakaret olurdu. Eman işlerinde de onu dı­şarıda bırakmak yahut başkasına eman isteyip onu kurtar­mamak insafsızlıktır. Burada onları da dahil edersek ilgisizlik ve ebeveyne itaatsizlik sözkonusu olmayıp iyiliğe daha yakın olur. Bunun için emana dahil edilmişlerdir.

436- Yiyecekleri için eman verildikten sonra daha kaliteli yiyecekler olduğunu iddia etseler mahzen sahiplerinin hangi­sinin elinden alınmışsa ondan sorulur. İddia ettikleri gibi çıkar­sa talebleri yerine getirilir. Aksi halde fey1 sayılır.

Çünkü anlıyoruz ki mal adamın elinde olduğu sürece onun sayılır. Nitekim kendi şahsı hakkında da sözü geçerlidir. Belirttiğimiz gibi bu iş esasında iddia eden kişiyi tasdik etme meselesine racidir. Yiyeceklerde de durum aynıdır. Daha önce elinde olan kimsenin tasdikine bağlı olur. Şu anda elinden çıkmıştır, denemez. Çünkü elinden çıkmasının sebebi ganimet olarak almmasıdu; Eman ile sabit olan, bu sıfata dahil olan mesabesinde olmaz. Yine bu mana nefislerde mevcuddur. Hükmen ganimet yolu ile alınmış gibi olmuştur. Bununla beraber onları bu konuda tasdik etmek esas ilkeye itibar edilmesi sebebiyledir.

437- Bu yalanlamadan sonra başka bir yiyecek iddiasında bulunsalar, tasdik edilmezler.

Çünkü ilk iddialarından anlaşılmıştır ki mahzende olduğunu iddia ettik...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler
« Posted on: 30 Mayıs 2020, 22:21:13 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler rüya tabiri, Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler mekke canlı, Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler kabe canlı yayın, Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler Üç boyutlu kuran oku Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler kuran ı kerim, Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler peygamber kıssaları, Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerler ilitam ders soruları, Eman verilenin tasdik edildiği ve edilmediği yerlerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &