ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Zeyd > Dini fırkalar 2
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dini fırkalar 2  (Okunma Sayısı 692 defa)
15 Eylül 2010, 19:14:44
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 15 Eylül 2010, 19:14:44 »



Dini fırkalar 2

137- Hz. Ali (r.a)´ın içinde yaşadığı Irak´ın -ki oraya kaskatı ve sert tavırlı bir kavim hakimdi- onun fikirlerini islam kitlelerinin ortalarına kadar sirayet etmesine izin verme­leri mümkün değildi. Çünkü onlar, Hz. Ali´nin şahsiyeti etrafında öyle şüphe ve kuşku­lar yaratıyorlardı ki, Hz. Peygamber´in ona "Ebu Turab" lakabını vermesini bile onu kü­çük düşürmede maske olarak kullanıyorlardı. Nebi (s.a.v)´in bu künyeyi kendisine baba­nın oğluna muhabbeti gibi bir muhabbet makamında söylediği için Ali (r.a) bununla bü­yük gurur duyardı.

Lakin acaba Hz. Ali (r.a) naklettiklerinin büyük bir bölümünü gizlemek, bu eserle­rin yok olup gitmesine ve hiç kimsenin hatırlamayacağı noktaya varıncaya kadar tarihin dalgaları arasında kaybolmasına yol açmış mıdır!

Şüphesiz ki Ali (r.a) şehit olmuş fakat ardında İslam ilminde otoriter imamlardan müteşekkil tertemiz bir nesil bırakmıştır. Onlar, kendisine uyulan şahsiyetler arasınday­dı. Hz. Fatıma´dan iki oğlu Hasan ile Hüseyin´i ve fikir öncüsü Muhammed b. Hanefiy-ye´yi bıraktı. İşte Ali (r.a) bu ilmi onlara emânet etti. Nitekim İbn Abbas (r.a) kendisi­nin, Rasulullah (s.a.v)´in konuşmasından sonra Ali b. Ebi Talib (k.v)´nin konuşmaların­dan etkilendiği kadar hiçbirinden etkilenmediğini söyler.

İşte bu takva sahibi oğullar, bir hidayet imamı olarak babalarının düşünce mirasım korumayı gerçekleştirdiler ve onu kaybolmaktan kurtardılar. İkamet yerleri Medine olunca da bu mirası beraberlerinde Medine´ye taşıdılar. Bu düşünce birikimini öncekiler sonra gelenlerine rivayet yoluyla naklediyorlardı. Ali Ocağında, Hz. Ali (r.a)´dan nakle­dilen rivayet ilmi vardı. Hz. Ali´nin Rasulullah (s.a.v)´den rivayet ettiklerini kendisinden tam tamına naklettikleri gibi, aynı zamanda fıkıh ve fetvalarını da eksiksiz aktarıyorlar­dı. Böyle bir miras, bu yüce nebevi ocağın koruyucu Örtüsü altındaydı.

Şöyle bir yorum getiren çıkabilir: Kuşkusuz bu haberlerin gizli kalma olayında-uy­durma bilgilerin artırılmasına ve çoğaltılmasına zemin hazırlanmış olabilir. Bu ihtimale karşılık olarak deriz ki: Böyle bir uydurma bilgi artırımının bu değerli aile ocağına aşın sevgi gösterenler tarafından, kaynak gösterilmeden ve dini kuvvete dayandırılmadan oluşturulması mümkündür. Lakin bu şekildeki uygulamanın, en az ihtimalle İmam Cafer Sadik´ta sona eren Ali soyunun aile ocağında yetişen büyük şahsiyetlerin kendilerde ve fikirlerinde meydana gelmesi mümkün değildir. Bu imamlarda, din ilimleri, müttakilik, zahidlik ve İslam mirasını koruma konusunda herhangi bir şaibeye meydan verilmeden tertemiz olarak kendilerine uyulan kişiler olmaları dışında hiçbir şey yoktur.

Dolayısiyle Al-i Beyt nezdindeki bu bilgi birikimini İmam Ali (k.v) evladının taşı-, nıış olması sonra da aynı birikimi kendilerinden sonraki evladına taşıttırmaları garipse-nemez. Ali Beyt´in tamamının ikameti Medine´de olunca da imamın ilmini bazen gizli­ce, bazen de açığa vurarak oraya taşımışlardır. Ne olursa olsun Al-i Beyt´in ilmi, çok zengin terekesinden kendilerine intikal eden Hz. Ali´nin ilmi idi.

Bu ek açıklamayı İbn Kayyim´in, ilmi yalnız dört sahabenin (Rıdvanullahi Teala Aleyhim) ashabına hasretmesi münasebetiyle zikretmiş bulunuyorum. Zaten AH (r.a)´m ilmini belirtmek ve onun nakil tarikma işaret etmek zorunluluğu vardı. Bu konudaki ay­rıntılı yorumu, İmam Zeyd´in (r.a) fıkhı konusunda açıklamada bulunurken yapacağız.

Bizi bu noktada ilgilendiren şey, Medine´nin hicret-i nebevi yurdu olması yanında Emevi döneminde de bir ilim yurdu olduğunu hatırlamam izdir. Zaten tabiinin birçoğu oradaydı ve sahabenin fıkıh anlayışını, özellikle de birçok zamanlar, aralarında Ali, Zeyd, İbn Mes´ud, İbn Abbas, Osman, fıkıh ve tahric konusunda ün salan sahabenin di­ğer yüce şahsiyetlerinin bulunduğu özel şura elemanları ile etraflıca araştırma yapan Ömer´in fıkhını orada rivayet etmişlerdi. [19]


YEDİ FAKİHLER


138- Tabiin arasından sahabe ilmini taşıyan aşağıdaki yedi fakih ün salmıştır: Said b. el-Müseyyeb, Urve b. Zübeyr, Kasım b. Muhammed, Harice b. Zeyd, Ebubekir b. Abdurrahman b. Haris b. Hişam, Süleyman b. Yesar ve Ubeydullah b. Ubeydullah b. Utbe b. Mes´ud. Birisi bunları şu iki beyitte nazım haline getirmiştir:

ilimde yedi deniz kimdir diye sorulsa, Rivayetleri değil ilimden hariç De ki onlar, Ubeydullah, Uj-ve, Kasım, Said, Ebubekir, Süleyman ve Harice.

B" yedi şahsiyetle birlikte daha başkaları da vardır. O şahsiyetlerin ilmini dersler halinde alan İmam Malik (r.a), Ebubekir b. Hariç b. Hişarn ile Ubeydullah b. Utbe´nin yerme Abdullah b. Ömer´in mevlası Nafi´ ile Ebu Seleme´yi bunlar arasında sayar.

Medine fıkhını sadece bunlara hasretmek doğru olmaz. Ancak onlar, ilmi taşıma işi-

nı yapanların en meşhurlarıdır. Oysa sahabe fıkhını nakledenler çoktu. Sahabenin İlmini

» kimseler telakki ettikleri gibi, aralarında Ebu´z-Zinad b. Zekvan, Rabiatü´r-Rey ve

u yi b. Said ile Zeyd (R.A)´m babası Ali Zeynel Abidin´e Öğrencilik yapan İbn Şihab

ez-Zühri´nin bulunduğu diğer şahsiyetler de aynı ilmi almışlardır.

İşte İmam Zcyd (r.a) bunların tamamını görmüştür. Her birinin vefat edişine göre bunların bir kısmını küçük yaştayken, bir kısmımda genç yaştayken görmüştür. Onların rivayetlerinin ilmini tahsil ettiğinden şüphe yoktur. İslami fırkalar üzerinde araştırma yapmak için Irak´a taşınan bir kimse için, kendisine yakın olan bir ilmi alması uzak bir ihtimal sayılmaz. Dolayısiyle bu şahsiyetlerden her birisine birkaç sözle işarette bulun­mak zorunluluğu hasıl olmuştur: [20]


Said b. Müseyyeb


139- O, "yedi fakihler"in ilki olması yanında Medine´deki tabiin fakihlerinin de en gözdesidif. Kureyş´in Beni Manzum kabilesindendir. O (r.a), emirü´1-mü´minin Ömer b, Hattab´ın halifeliği döneminde dünyaya gelmiş ve h. 93 yılında Ölmüştür. Dolayısiyle Osman (r.a), Ali (k.v), Muaviye, Yezid, Mervan, Abdülmelik ve oğlu Velid´in dönemle­rini yaşamıştır. O´nun, Emevi taraftarlarından olmadığı açıktır. Her ne kadar, araştırma­lar üzerine eğilmişse de, hiçbir fitneye bulaşmamış ve hiç kimseyi tahrik etmemiştir. Zi-yad´ı kendi ailesine kattığı ve böylece Nebi (s.a.v)´in: "Çocuk babaya aittir; babası belli olmayana mirastan mahrumiyet vardır." hadisine muhalefet ettiği için Muaviye´nin aley­hinde bulunmuştur. Aleyhlerinde kışkırtmada bulunmamakla birlikte Emevilerin fiilleri­ni kötü karşıladığı konusu meşhur olmuştur. Hatta bir kısım halk, Kabe´de Emevilere beddua etmeyi adadığı için haccetmekten kaçındığını zannettiler. Bu konuda kendisine şöyle soruldu: "Kavmin, seni hacdan engelleyen şeyin Allah adına adakta bulunman ol­duğunu ve Beytullah´i gördüğünde Mervanoğullanna beddua edeceğini iddia ediyorlar." Oda:

-Hayır, böyle bir adak yapmadım. Zaten Allah rızası için hiçbir namaz kılmıyorum ki, o namazda onlara bedduada bulunmuş olmayayım.

Müseyyeb´in Emevioğullarma bakişaçısı böyle olduğuna göre, açıktan belli olmasa bile Ehl-i Beyt hakkında hoş bir alakasının bulunması gerekir.

Müseyyeb, kendisini tamamıyla fıkha yöneltti. Mücahİd´in, Abdullah b. Abbas´in \ mevlasi, öğrencisi, fıkıh ve tefsirinin nakilcisi olan İkrime´nin yönelişi gibi Kur´an-ı Kerim tefsirine eğilmedi. Nitekim Taberi tefsirinde şöyle geçmektedir: "Yezid b. Ebi Yezid´den naklonulur ki: Biz Said b. Müseyyeb´e helal ve haram konusunda soru sorar­dık. Zira o, insanların en bilginiydi. Kur´an-ı Kerim´in herhangi bir ayetinin tefsiri ona sorulduğunda şöyle dedi: "Bana Kur´an´ın hiçbir ayetini ondan önce sormayın. (İkri-me´yi kastederek) önce kendisine hiçbir ayetin gizli kalmadığını ileri süren kişiye so­run."

O, bir grup sahabe ile bir araya gelmiş, onlardan ilim almış ve derslerinde bulun­muştur, özellikle arzu ettiklerinin en başta geleni, önce Rasulullah (s.a.v)´ın yaptığı yorumlamalar, sonra da Ebubekir, Ömer ve Osman´ın yorumlandır. Zeyd b. Sabit´in ilmin­den de faydalanmıştır. Rivayetlerinin büyük bölümü akrabası olan Ebu Hureyre´dendir. Zira Said, Ebu Hureyre´nin kızıyla evlenmiştir. Uz. Ömer´in fıkhını da onun ashabından almıştır. Hatta Hz. Ömer´e ait fıkhın ravisi sayılmıştır. Nitekim O´nun hakkında İbn Kayyim şöyle der: "Ömer´in ravisi ve ilminin taşıyıcısı". Cafer b. Rebia da şöyle der: Irak b. Malik´e Medinelilerin en fakih şahsiyetinin kim olduğunu sordum. Dedi ki: Sahih açısından en fakihleri, Rasulullah (s.a.v)´in yorumlamalarını, Ebubekir, Ömer ve Os­man´ın yorumlamalarını aynı zamanda halk arasında geçerli olanları en iyi bilen Said b. Müseyyeb´dir. Hafızasında en bol hadis bulunana gelince, o da Urve b. Zübeyr´dir. Sen Ubeydullah´tan (Yani Ubeyduüah b. Ubeydullah b. Utbe b. Mes´ud) bir denizin kayna­tılmasını istersen, kendisini kaynatmalısın. Irak: "Bana göre tamamının ilmini bir araya topladığından dolayı onların en fakihi İbn Şihab´dır" der. Zühri ise: "Ben ilmi şu üçün­den elde etmiş oldum: İnsanların en fakihi olan Said b. Müseyyeb; kovaların bulandıra-madığı bir deniz durumunda olan Urve b. Zübeyr, bir de Ubeydullah ki, başkalarında bulamadığın bir ilmin varış yolunu Ubeydullah´ta bulmak istiyorsan isabetli iş yapmış olursun."[21]

Said, bütünüyle fıkha yönelmiştir. Onun hadis ilmine ilgi duyması, Nebi (s.a.v)´in yorumlamaları marifetiyle, bir de raşid halifelerin sahabeden nakledilen belgelere daya­narak yaptıkları yorum getirmelerle ilgilenmesi nedeniyledir. En çok alıntı yaptıkları da, Ömer b. Hattab´ın yorumlarıdır. Said, Hz. Ömer´in getirdiği yorumlarla yetindiğine göre, onun görüşlerinin de fıkih´ta bir yerinin, bulunması gerekir. Zira Hz. Ömer fıkhının, ki­tap veya sünnette açık delili bulunmayan konularda kendi içtihadlarımn çokluğuyla özellik kazanmıştır. Devletin ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dini fırkalar 2
« Posted on: 05 Haziran 2020, 10:37:49 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dini fırkalar 2 rüya tabiri,Dini fırkalar 2 mekke canlı, Dini fırkalar 2 kabe canlı yayın, Dini fırkalar 2 Üç boyutlu kuran oku Dini fırkalar 2 kuran ı kerim, Dini fırkalar 2 peygamber kıssaları,Dini fırkalar 2 ilitam ders soruları, Dini fırkalar 2önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &