ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Malik > Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi  (Okunma Sayısı 574 defa)
17 Eylül 2010, 16:59:27
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Eylül 2010, 16:59:27 »



Imam Malikin Yaşadığı çağ, İLİMLERİN GELİŞMESİ

104- İki Devri Gören Alîm


İmam Mâlik (ALLAH ondan razı olsun )Emev1 Halifelerinden Velid b. Abdülmelik zamanında dünyaya geldi, Abbasi Halifesi Harun Reşİd devrinde öldü. Onun gençliğinde Emevl Devleti yerleşmişti. Onun kuv­vetli olduğu günleri gördü. Sonraları Emevl Devleti sarsıldı, çöktü gitti. Onun yerine Abbasi Devleti kuruldu. Abbasiler gizli gizli çalışarak yuva­lar kurdular. Sonra ayaklandılar. Emevi Devleti´ni sarsıp çökerttiler. Dünyayı Emevilerin başına yıktılar. Yer onlara dar geldi? Mervan oğul­larıyla Abbasi oğulları arasındaki bu kavgaya yetişti, sonra Emevilerin saltanatına Abbasilerin oturduğunu, hilafet makamının onlara geçtiğini gördü. Sonra da Emevileri yıkmak için beraber çalıştığı Amuca oğulları Hz. Ali b. Ebû Talib evlatlarına karşı,- Ebû Cafer Mansur´un sert tutu­munu gördü. Onları ezdikten sonra meydanın ona kaldığını, her şeye hakim olduğuna şahid oldu. Halife Mehdi´nin zındıkları nasıl tepelediği­ni, bir taraftan Horasanlı Mukanna´nın kumandasındaki sapık ordularını savaş alanlarında dağıtırken, diğer yandan ulemanın yardımıyla Irak´daki sapık zındık inançlarını nasıl bastırdığını gördü. Harun Reşid devrinde devletin istikrar içinde bulunduğunu, İran, Hind ve Arap me­deniyetleri gibi çeşitli medeniyetlerin karışımı olan Abbasi medeniyeti­nin kurulduğu günleri ve İslam medeniyetinin parlak devirlerini yaşadı. O, bu devletin birliği için toplayıcı bir unsur oldu. Dağıtıcı güçleri bir araya toplayıp birleştirmeye çalıştı. İslam birliği, takva ve tehzible bes­lenerek ona yararlı gıdalar verdi. Baştaki hükümdarın rengi ve tutumu ne olursa olsun, onlarla iyi münasebetler kurdu ve millet düzenini güzel sağlamaya çalıştı. Hükümetin, İslamdaki hüküm nizamına uzak, olduğuna bakmaksızın o islam birliğini yaşatmaya uğraştı.


105- Neviler Devrinde Yetişti, Abbasiler. Devrin



İmam Mâlik´in hayatı, iki eşit bölüme ayrılmıştır, bunun yansı Eme-viier, yarısı da Abbasiler devrinde geçer. Ömrünün 40 yılı Emeviler devrinde, 46 yılı da Abbasiler devrinde geçti. Emeviler Devleti düştüğü zaman ömrünün en olgun çağındaydı. Ondan sonraki hayatı Abbasiler devrinde geçti.

O, Emeviler devrinde akıica ve bedence kemale ermişti. Çünki 40 yaşına ayak bastı., insan bu yaşa gelinceye kadar her yönden kemale erer. Akılca, fikirce olgunlaşır, istifade ede ede, ifade etme çağına gelir, aîırken, vermeye başlar. O zamana kadartahayyüi yapar, toplar, ondan sonra meyvelerini verme zamanı gelir, onun için şöyle diyebiliriz: O, Emeviler devrinde kendini yetiştirdi, olgunîaşts. Abbasiler çağında ise talebe yetiştirdi, onları ilim gıdasıyla besledi, arkadaşlarıyla fikir mahsul­lerini mübadele eder oldu. Elde ettiği ilmi, hadisi öğretti. Abbasiler devrinde yeni bir şey öğrenmediğini, ilmine ilim katmadığını demek istiyoruz. Çünki akil daima yeni yeni şeyler öğrenmek peşindedir, özel­likle ihias sahibi olan Alimin akli ilme susuzdur. O, ilimden, hakka ulaşmaktan, gerçeği öğrenmekten başka bir şey beklemez, İmam Mâlik, nesiller üzerinde etkisi oîan temiz bir alimdir. O, her türlü ilmi sırf din için, dine hizmet için istiyordu. O, ALLAH indinde olandan başka bir şey aramıyor, ancak onun rızasını gözetiyordu. O, ömrünün sonuna kadar ilim elde etmekten, bilgisini artırmaktan hiç geri kalmıyordu. Ancak o, gençliğinde çok öğrenir, az verirdi. Yaşı ilerledikçe az öğrenir, çok verir olmuştu. Hatta ihtiyarlığında ise büsbütün daha az alır, daha çok verir hale gelmişti.


106- O, İki Devlet Çağında Yaşadı:


İmam Mâlik, madem ki bu iki çağda yaşamıştır, öyleyse, gerek Emevüer ve gerekse Abbasiler devrindeki siyasi hayatı, sonra da bütün İsiam ülkelerindeki içtimai hayatı, özellikle onun yaşadığı Medine´deki durumu kısaca da olsa anlatmamız gerekir. Bir de büyük İslam merkez­lerinde çeşitli yönlerden İsiam düşüncesine karşı durup onunla savaşan fikir cereyanları ile İmamMâlik´in kendisine ikamet yeri seçt.gi değinmek isteriz.


107- O Devirlerde Siyasi Hayatı O Her Türlü İsyana Karşıdır:



Önce siyasi duruma bakalım. İmam Mâlik (ALLAH ondan razı olsun), Emevi Devletinde VeSid b. AbdülmeEik zamanında bulundu. Uzun çekişmelerden, kavgalardan sonra Emevi Devleti duruma hakim olmuş, idare durulmuş ve yerleşmişti. Bu istikrar, güzel meyvelerini vermeye başlamıştı. Uzak ülkeler fethoiunmuş, Batıda İslam güney Avrupaya dayanmış, Endülüs alınmış, İslam orduları Avrupa içlerine dalmıştı. Doğuda ise, İslam tâ Çin sınırlarına ulaşmış, her laraîa yayıl­mıştı. İşlerin böyle istikrar bulup rayına oturması sayesinde zaman da cömertliğini gösterdi ve Mervan oğullarının adil Halifesi Ömer b. Abdulaslz gibi bir zat yetişti. Böylece Mâlik, istikrar nimetini gördü ve meyvelerini toplamaya başladı. Bilgi ufku açıldı, Hz. Ali. ile Muaviye" arasında çekişmeleri, kopan fitneleri öğrendi." Ernevi Halifesi Yezid zamanındaki fitneler, Hz. Peygamberin (s.a.s.) şehri olan Medine´de her şeyin hela!, car), mal, ırz ve namusun üç gün mubah kılınarak çeşitli rezaletler işlendiği o günler malumu oldu.[1] Hilafet davasına kalkışan Abdullah İbn Zübeyr ile Emevi Halifesi Abdulmelikb. Mervan arasındaki kanlı ,kavgalar. (Haccac?ın Kabe?yi bile taşa tutması) bu yüzden islam toprakları, arasında fesadın nasıl sokulduğu ,ahlakın bozulup sarıldığı Müslumanlarınfitne ve fesad ateşinde nasıl kavruldukları

yaş, kuru, her şeyin nasıl yandığı birbirine neler ettikleri, bunları hep öğrendi.Eğer ALLAH?ın lutfu keremi esirgemesi olmasaydı düşmanları onlara göz dikecekti.Fakat ALLAH onların içine bir korku saldı.Müslümanlara saldıramadılar kendi başlarının derdine düştüler İmam Malik Haricilerin idareye karşı çıkışlarını dinledi ve bunlara şahid oldu.İnsanların emniyetini nasıl bozduklarını devletin asayişini nasıl sarstıklarını her tarafta Müslümanları nasıl kalkıp rahatsız ettiklerini de göz gördü.Onlar her şeyi alt üst ediyorlar,dinin zahirine saplanıyorlar,kuru sözlerin kabuğuna göre anlıyorlar, okun yaydan fırladığı gibi İslam hakikatlarından uzaklaşıyorlardı.Dinin özünden uzaktılar. Cahillikleri yüzünden kendilerinden başkasına küfür ve fısk okları atıyorlar, dini hiçbir delil ve kuvvete dayanmaksızın, onları Müslüman saymıyorlardı. Elebaşları Ebû Hamza kumandasında onların Medine üzerine yü­rüyüşlerini gördü. Medine halkını en korkunç şekilde öldürdüklerini, Medine´ye girip hak, batıl ayırmaksızın neler yaptıklarına şahid oldu, o kara günleri yaşadı. Yukarıda ele başları Ebû Hamza ´nın Medinelilere söylediklerini naklettik. Medine halkına nasıl insafsızca saldırıyordu. Bunlar hep onun onlardan nefretini arttırdı. Haricilerden, devlete karşı gelmenin ne gibi fenalıklar doğurduğunu, fitne ve fesadın ne kadar kötü olduğunu gördü. Onun içinjdareye karşı her türlü ayaklanmanın aley­hinde bulundu, böyle bir harekete çağıranlara karşı çıktı. İdareye karşı gelenlere iyi gözle bakmadı. Çünki tecrübeler ona göstermiş ve geç­mişte milletin başına gelenlerden öğrenmişti ki, karşı gelmekle ortadan zulmü kaldırmaya çalışmak, hiç iyi sonuç vermiyor, bilakis adalet getir­meye çalışırken daha çok zulüm işleniyor, her isyan," her tarafı kana boyuyor ayaklanma anarşi getiriyor, fesad getiriyor, ıslah etmiyor. Em­niyette olanları da rahatsız ediyor, bir zulmü kaldırmıyor. Onun zama-t nında Emevilere karşı ayaklanan Hz. Ali evladına da bu gözle baktı. Tarihin kaydına göre Zeyd b. Ali´nin, oğlunun ve torununun Emevi idaresine karşı çıkışları hakkında görüşü böyleydi. Onlar emniyet içinde yaşayanları rahatsız eden birer fitne olmaktan ileri geçmedi. Bu yolla zalimlerin zulmü ortadan kaldırılamaz görüşündeydi. Buna kalkışan. Zeydiye Mezhebi sahibi olan Zeytâ fe. Âlâ (ALLAH ondan razı olsun) gibi ilim ve fazilet sahibi olsa da, hükmü bu yollaydı.

Onun için bakıyoruz ki İmam Mâlik idarede istikrar yanlısıdır, isyan değil. İdare edenleri ıslahın yolu, milletin ıslahıdır, millet düzelirse, baştakiler de mutlaka düzelir. Onun görüşüne göre, ıslahata halkın tslahiyla başlamalı, çünkü, ası! odur, kök odur, güven odur. İdare eden­ler, onun meyveleridir. Meyve daima ağacın cinsine göredir, oluşunu ondan alır, meyvesi ona göre olur. Eğer ağaç iyi cins ve temiz ise, idare de öyledir. Hiç kimse bir.ağaçtan, başka cins meyve devşiremez, meyve de kendi ağacından başka yerde yetişemez, her ağaç kendi meyvesini verir.


108- İdarenin, Islahı, Milletin Islahıyla Olur:



Hariciler, Emevilere karşı geldikleri zaman, İmam Mâlik Emevilerin o makama konup idareyi ellerine almalarında haklı veya haksız olduklarını düşünmedi, hak veya batıl üzeremidirler, ona bakmadı. İleride açıklayacağımız üzere o, onların idare tarzının islamı bir nizam olmadığı kanısındaydı. Bununla beraber onlara karşı ayaklanmayı hiç bir zaman mubah görmedi. Çünki o idarede istikrar yanlısıydı ve o hükmünü olaylara göre verirdi, mücerred nazariyelere göre değil. Çünki o gördü ki, devlete karşı huruç etmek, anarşi doğurur, kargaşalık getirir, hakKı yerine getirmeye yaramaz. İstikrar ise, velev hükümet şer´i yoldan o makama geçmiş olmasın, iyi meyveler verdiği görüşündedir. Onun sakin tabiatı, milletin huzur ve emniyet içinde olması eğilimi, sükûnet arzusu onu bu görüşü tercih etmeye yöneltmiştir, bu tarz düşünceyi benimsemiştir. O ki, ALLAH´tan başkasının levminden korkmayan takva sahibi, ıhlasiı bir kimsedir, doğrudan hiç çekinmez, Bazı yazarlar, onun bu durumundan Emevilerin idaresinden razı olduğu, onları te´yid ettiği anlamını çıkarıyorlar. Doğrusu o, onlardan ne razıydı, ne de onlara kızgındı. O devlete karşı isyana kızardı. Çünki, sebep ne olursa olsun, isyan, fitnedir. O isyanı, ıslah çaresi olarak görmezdi. Ona göre ıslah yolu, istikrar sayesinde durumu iyi yolda düzeltmektir. İyi olmayan halde...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 17 Eylül 2010, 17:00:16 Gönderen: Sidretül Münteha »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 16:23:26 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi rüya tabiri,Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi mekke canlı, Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi kabe canlı yayın, Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi Üç boyutlu kuran oku Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi kuran ı kerim, Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi peygamber kıssaları,Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesi ilitam ders soruları, Yaşadığı çağ ilimlerin gelişmesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &