ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Malik > Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları  (Okunma Sayısı 602 defa)
17 Eylül 2010, 17:11:40
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Eylül 2010, 17:11:40 »



ŞAHSİ KABİLİYETLERİ VE VASIFLARI

68- Kuvvetli Bir Hafızanın İlimde Değeri, Hafıza Ve Yazı:


Allah Teâla Mâlik´e öyle yetenekler kabiliyetler vermiş kî, o büyük bir hadis ve fıkıh alimi olarak yetişti, doğru bir yola yöneldi. Kur´an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin ışığında yürüdü, Selef-i salih´in izinden gitti.

a- Allah ona Öyle kuvvetli bir hafıza bahşetmiş ki, birşeyi dinlediği zaman onu dikkatle dinler ve tamamiyle bellerdi. O derece ki; bir defa 40 küsur hadis dinler, ertesi gün gelir, onları dinlemiş olduğu kimseye (yani hocası Zühri´ye ) kırkını da şaşırmadan tekrarlar, ancak bir kaçını bilemezdi. Bir derste 30 hadis dinler, onları yazmadığı halde yalnız birini unutur, sonra hocası Zühri´ye gider, ona sorar, o da azarladıktan sonra cevabını verir. O, işte böyle kuvvetli hafıza sahibiydi. Hocası Zühri bu yüzden ona: «Sen ilim kabısın, sen ilim için ne iyi bir hazinesin, ilim de pusulasın." demişti.

Onun bu kadar kuvvetli hafıza sahibi olmasının, her işittiğini belle­mesinin sebebi, belki de o zaman insanların hafızalara itimad etmele-rindendir. O zaman ilim henüz kitaplardan alınmazdı, insanlardan din­lemekle, sözlü olarak öğrenilirdi. Hz. Peygamberin hadis-i şerifleri henüz tedvin edilmemişti, kitaplara toplanıp yazılmamıştı. Hafızalıda saklıydı. Ne zaman ki talebeler, hocalarının kendilerine verdikleri ders­lerden anlattıklarını yazmaya başladılar, o zaman hafızalara itimad azalmaya başladı ve yazma usulü ortaya çıktı. İlim tedvin edildi. Bu Mâlik´in hayatının ilk zamanlarında böyle idi. O, hocasından dinledikle­rini bazen derste kaydeder, kimi kere de dersten sonra yazardı. Her halükarda dinlediklerini yazmış olurdu.

İbni Şahab Zühri, talebelerinin ezberciliklerinin kötü olmasıyla azarlardı. Mâlik diyor ki: İbni Şahab bana 40 küsur hadis nakletti, onlardan biri de Sakife olayı: Hz. Ebû Bekir´in halife seçilmesi hadisi idi. Onları ezberledim, sonra hocaya dedim ki, onları bana tekrar anlat, çünki ben o kırktan birkaçını unuttum. O tekrarlamak istemedi. Ben de: «Sana tekrar okunmasını isteyen, seven sen değil miydin?» dedim. «Evet öyledir» dedi. Ve bana tekrar anlattı. Baktım, benim ezberlediğim gibi. Sonra bana şöyle dedi. «İnsanların hafızası bozuldu.» Ben Said b. Müseyyebe, Urve, Kasım, Ebû Seleme, Humeyd ve Sâlim´e gelirdim (ve daha başka adlar saydı) onları dolaşırdım. Her birinden 50´den yüze kadar hadis dinlerdim, sonra döner giderdim ve her birinden dinledikle­rimi birbirine karıştırmaksızın ezberlerdim.»[1]

Bu rivayet gösteriyor ki, hafızaya güvenme, onu kuvvetlendiriyor geliştiriyor, çalışan organ kuvvetlenir. İnsanlar yazmaya başlayınca, hafızaya güven yerine ona dayanmaya başladılar, hafıza da yavaş yavaş zayıflamaya yüz tuttu.

Hiç kuşkusuz Zühri´nın dediği gibi, İmam Mâiik´i ilim hazinesi yapan bu kuvvetli hafızadır. O hafızasına güvenirdi, dersten sonra takviye için, ezberlediklerini yazardı. Nasıl ki yukarıda geçtiği üzere dersten sonra ağaç gölgesine çekilir, zihninde kalanları, ezberledikle­rini yazardı.

Kuvvetli hafıza, her ilimde yükselmenin temelidir. Çünki alimin aklını ilim gıdasıyla besleyen odur. Hafıza olmayınca kafa boş kalır. Hafıza özellikle hadisci için en gerekli bir mevhibedir. Bilhassa o za­manda, çünki o çağda yazmak az olduğundan ezberlemek birinci temel sayılırdı, kitap ikinci derecede katırdı.

Onun için İmam Mâlik bu kuvvetli hafıza ve beyan edeceğimiz diğer vasıfları sayesinde, çağında birinci hadis alimi olmuştu, parmakla gösterilen bir zattı. Talebesi İmam Şafii´nin dediği gibi o, parlak sabah yıldızı gibiydi. O, kendisine her anlatılanı ezberlerdi, ayrıca onları defte­rine de yazardı. Onlardan ancak millet için yararlı bulduklarını, faydalı olanları talebesine anlatırdı. Sahih olanları, olmayanlardan ayırır, ileride, beyan edeceğimizgibi, ondan sonra başkasına aktarırdı. İncelemeden, araştırmadan, her bellediğini halka yaymazdı. Hatta öldükten sonra terekesi arasında iki sandık kitap buldular. Yazmış, fakat başkalarıne açıklamamış. İshak b. Yasin şöyle der: «İmam Mâlik´in terekesi ara­sında iki sandık kitap bulundu. Babam onları okuyunca ağlamaya başladı ve şöyle dedi: «Allah sana rahmet etsin ey Mâlik, sen ilminle Allah rızasından başka bir şey isternezdin» Uzun yıllar onun dersine oturdum, bu okuduklarımdan hiçbirini bize anlatmadı.»[2] Ahmed b. Salih dedi ki: «İmam Mâlik´in usulüne baktım. Onları 12 bin hadisin benzeri bul­dum, o zaman Medine Halkının hadis alimiydi. Mâlik onun ancak üçte birini veya dörtte birini anlatmıştır.

İmam Şafii dedi ki: «İmam Mâlik´e : İbni Uyeyne nezdinde öyle çok hadis var ki, onlar sende yok.» denildi. Cevabında şöyle dedi: «Eğer her işittiğimi rivayet edecek olursam, ben o zaman ahmağım ve onları dalâlete düşürmüş olurum. Benden öyle hadisler çıktı ki, keşke her hadis için bir kırbaç vurulsaydım da onları rivayet etmemiş olsay­dım.»[3]

Talebelerinin söyledikleri ve ondan rivayet olduğu gibi, İmam Mâlik her işittiğini beller ve ezberlerdi, her bellediğini kaydedip yazardı. Fakat her bellediğini de rivayet etmezdi. İnsanlar için faydalı gördüğünü anla­tır, yararlı olanları yayardı. İnceler, Öyle ortaya çıkarırdı.


69- İlim, Sabır ve Tahammül İster:


b- Mâlik´in ikinci bir niteliği ve meziyetiki, asıl üstünlüğününve dehâsının temeli odur. Zaten o her üstünlüğün temelidir- sabır ve tahammülüdür, herşeye katlanması, gayeye ulaşmak için bütün engel­lere göğüs gerip onları aşmasıdır. Yukarıda hayatını okurken onun nasıl her şeye katlanıp sabır ettiğini, güçlükleri nasıl yenip engellen aştığını, yoksulluğu yendiğini gördük. İlim uğrunda evinin tavanının ağaçlarını bile sattı. Yakıcı sıcakta alimlerin evine gidiyor, kapı önünde onların evlerinden çıkmalarını bekliyor, mescide kadar onların ardısıra geliyor, sonra derse oturuyor. Soğukta bile hocasının evinin kapısı önünde oturuyor, soğuktan korunmak için yanında minder bulunduruyor, üze­rine oturup bekliyordu. O, ilim yolunda yorulmaz bir mücahidolup ne sıcak, ne ayaz ona asla engel olamazdı. Yakıcı sıcağa, kavurucu so­ğuğa aldırış etmeden yolunda yürür, gayesine ulaşırdı. Hocasının azar­lamasına katlanır, onu gönül rahatlığıyla karşılardı. Çünki kazandığı ilmin zevki, ona bu levmin acısını, hiddet ısırıcı şiddetini unuttururdu, yersiz dahi olsa.

Onun görüşüne göre, ilim yolunda çekilen zahmetler, onun kıymetini belli eder. Varlıkta herşey öyledir, zahmetsiz elde edilenin değeri bilinmez. Kolayca ele geçen şeyi korumak için dikkat edilmez. Zahmetli kazanılan şey kıymetli olur ve´korumaya önem verilir. (Allah ondan razı olsun) şöyle derdi: «İlim öyle bir şeydir ki, onu isteyen kişi, kolayca elde. edemez, bu uğurda yoksulluğu tatmalı, ilmi herşeyden ileri tutmalı.»[4] Öğrencilerine de bunu aşılar, ilim yolunda her türlü zorluğa kat­lanmaya sözle ve işle teşvik ederdi. Mus´ab Zübeyri anlatıyor: «Der­sinde bir veya ikibuçuk kağıt okur, üç kağıda çıkmazdı. Biz dinlerdik, bir kısmı bir tarafta oturur, bakmazlardı Dersten sonra kitaplarını bizim kitaplarımızla karşılaştırırlar, düzeltirlerdi. Bir gün babamlara gittik, orada biraz kaldık. Sonra Mâlik´in dersine gelecektik. Yağmura tutul­duk, gelemedik. O da bizi beklemeden dersini vermiş, bizi beklememiş. Ertesi gün derse geldik ve «Ya Ebû Abdullah, dün yağmura yakalandık, o yüzden derse gelemedik, dersi bize tekrarla.» dedik. «Hayır, olamaz» dedi. Kim bu işi isterse, o uğurda zahmete katlanır.» dedi.[5]

Ona göre sabır ve tahammül, kuvvetli irade ve ilim kazanmanın yoludur. Bunlar olmazsa bir şey elde edemez, bir gayeye ulaşamaz, yol alınamaz.


70- İlmin Bereketi İyi Niyetledir, İlim Nuru İhlasla Parlar:



c- Üçüncü olarak, ilim ihlas ister. Hakikati bilmek, hadis-i şerifleri ve Kur´an-ı kerîm´i anlamak için ihlas sahibi olmak, ilmi Allah rızası için istemek gerekir. İmam Mâlik ilmi, sırf Allah rızası için öğrendi, ihlas sahibiydi, ilmi büyüktük taslamak, çalım satmak, tartışma ve dalaşma yapmak için öğrenmedi. Dersinde her türlü kötü düşünceden, garazdan kalbini temiz tuttu. Sırf ilim için, hakikati öğrenmek için çalıştı1; Eğrilme-; den, zaaf göstermeden ilim yolunda koyuldu. İhlas öyle bir nur ki, gönlü; parlatır, fikri aydınlatır. Onun ışığında kişi, dosdoğru yolda yürür. Her türlü garaz lekelerinden, kötü arzu ve heveslerden uzak, doğru yola´ yönelince feyz kapıları açılır, ruhani nur saçılır. Böylece araştırıcı, ilim talibi hakikati doğru olarak kavrar, gerçeği anlar. Zira fikrin safiyetini bulandıracak birşey yok, aklın önüne gerilip hakikati anlamasına engel olacak bir siyah bulut veya sis yok. Halbuki ihlas olmaymca nefsi kötü isteklere dalar, şehvet peşinde koşar, heva ve heves, fena arzular meydan bulur, kötü düşünceler gem almaz olur. Bu durumda akıl ,, kirlenir, düşünce ile hakikat arasını kara bulutlar kaplar, göz körleşip gerçeği görmez,.hakikata nüfuz edemez.

Onu ihlasa sevkeden şey şu olmuştur: Tahsiline çalıştığı ilim, din ilmidir. Bununla Allah´a yaklaşmak ister. Ameller niyete göredir. O niyetinin ihlasına göre hayır elde eder. O rnükafatanı Allah´dan bekle­mektedir. Onun için şöyle derdi: «Bu ilim dindir, onu kimden aldığınıza dikkat edin.» Onu ihlasa sevkeden diğer birşey de şu olmuştur: O, ilim nuru, ancak takva ve ihlas ile dolu olan bir kalbde parlar, oraya dolar inancındaydı. Bunun için onun şöyle dediği rivayet olunmaktadır. «İlim bir nurdur, ancak muttaki, huşu´la dolu bir kalbe dolar. » İhlas sahibi olup bu fani dünyanın zevklerinden, kötü arzularından uzak durup kaçınmak, ona göre, ilim isteyen kimsenin yoluna ışık tutar, kalbini aydınlatır. Şöyle derdi: «Dünyada zühd içinde yaşayan kimsenin kal­bine Allah hikmet kor, o da hikmet konuşur.»

Talebesi İbni Vehb´e şunları tavsiye e...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları
« Posted on: 31 Mayıs 2020, 16:59:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları rüya tabiri,Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları mekke canlı, Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları kabe canlı yayın, Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları Üç boyutlu kuran oku Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları kuran ı kerim, Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları peygamber kıssaları,Şahsi kabiliyetleri ve vasıfları ilitam ders soruları, Şahsi kabiliyetleri ve vasıflarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &