ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Büyükleri > İmam-ı Malik > Maslahat ve nasslar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Maslahat ve nasslar  (Okunma Sayısı 843 defa)
17 Eylül 2010, 15:59:32
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 17 Eylül 2010, 15:59:32 »



MASLAHAT VE NASSLAR

202- Maslahatın Müstakil Bîr Asıl Olup Olmadığı:


Geçen bahsimizde İslam Dininin mesâliha ne kadar önem verdi­ğini anlattık. Bu arada beyan ettik ki, insanlar arasındaki muamelatta olan maslahatları bilmek ve idrak etmek mümkündür, fakat ibadetler-dekileri tam olarak idrak mümkün olamaz. Bu konuyu bahsederken alimlerin kavillerini de aktardık, onlara göre muamelatta mükellefin anladığı mânaları dini maslahatlar da mülahaza etmiştir. Fakat ibadet­ler böyle değildir. Matlup olan Mesâlih-i Mürsele´nin kaidelerini bildir­dik. İslam´da muamelatın meşru kılınmasındaki maksat ve mânaları belirttik. Bu arada şuna da işaret ettik ki, nasslar maslahatı şüphesiz ki ihtiva eder. Ancak ulema maslahatın müstakil bir asıl olup olmadığı anda ihtilaf etmişlerdir. Şöyle ki, maslahatın muteber şartlarını haiz olan her emir, bu maslahatın nev´ine nassdan bir şahit olmasa da, meşru bir emir (iş) sayılır mı? Bunda ihtilaf var. Ancak, bu maslahatın nev´ine nassdan bir şahid varsa, o zaman ulemanın ittifakıyle bu maslahat şer´i bir emirdir, nassda bu mülâhaza olunmuştur. Çünkü bu, nass üzerine yapılan kıyasla sabit olan bir´yerde sabit olmuş itibar edilir.


203- Mesalih-i Mürsele Hakkında Dört Görüş:


Şimdi burada bu sözleri biraz tafsil etmek istiyoruz. Şöyle ki: Nev´inin muteber olduğuna dair şahid olacak has bir nass bulunmayan maslahatlara Mesalih-i Mürsele denir. Bunların fıkıhta muteber bir asıl olup olmadıkları fukaha arasında üzerinde durulan bir konudur. Karâfî, bütün fukahanın bunu delil aldığını iddia eder, bunu cüz´iyatta, fer´i meselelerde delil saydıklarını söyler, ancak külliyatta asıl olmasını çoğu inkar etmiştir. Bu hususta o şöyle der:.«Mesâlih-i Mürsele´yi bizden başkaları inkar ederler. Fakat fer´i meselelerde, bakarsın, mutlak mas­lahatla ta´lil yapıyorlar. Ona itibar için şahid aramaya kendileri istekli değil, belki mücerred münasebete itimad ediyorlar, bu ise Maslahat-ı Mürseledir.[1]

Onun bu iddiası ister sahih olsun, ister olmasın, şu muhakkaktır ki, has bir nassın şahid bulunmadığı maslahatları muteber olup olmadı­ğında ulemanın görüşü muhteliftir. Bu, asıl olmada değil de, Karâfi´nin zannettiği gibi, en azından ne miktarda alınmasındadır. Bu hususta ulemanın dedikleri dört kısma ayrılır:

1- Şafiller ve onlardan yana olanlar, şâri´den, bir şahidi olma­yan Mesalih-i Mürsele´yi delil almazlar. Çünkü onlar ancak nassları ve bir de asıl İle füru´ arasında bir bağlantısı esas olan kıyas ile nass üzerine hamlolunanı alırlar. Nass bulunan hükümle, kıyasla ona ilhak edileni delil sayarlar. Eğer Karâfiye bakarsak, bize göre kıyas olmadan maslahat-ı mürseleyi almaları çok nadirdir.

2- Hanefîlerle onlara uyanlar ki, bunlar kıyasla istihsani alırlar, istihsan hakkında onlar nederse desinler, istihsan mutlak mesâliha itimaddan hali değildir. Eğer insafla söylemek lazımsa, onların istinbatlarında mesalih, Şafiîlerden daha çoktur, ancak onların usulünde mesa-lih bir asıl sayıldığından ona itimadlan nadirdir.

3- Mesalihi almakta aşırı gidenler, hatta bunlar halkın muamela­tında maslahatı nass üzerine tercih ederler, onunla nassı tahsis yapar­lar, icma´ı tahsis yaparlar. Yani ulema nassia bir emirde icma´ etseler bu bazı yönlerden maslahata muhalif bulunsa, maslahat buna tercih olunur ve bu tahsis sayılır. Bunu söyleyen Necmeddin Tufî´dir.

4- Dördüncü grup mutedillerdir, bunların görüşü en samimidir, makuldür. Bunlara göre nass olmayan yerlerde Mesalih-i Mürsele mu­teberdir. Mâlikîlerin çoğu bu görüştedir. Mâlik´le ilgili olduğundan Tufî´nin ve bunların görüşleri hakkında biraz konuşalım:


204- Tufî´nin görüşü: Muamelatta Maslahat Esastır:



Muamelata dair nassların karşısına mesalih ile duranların bayrak­tarı Tufî´dir. Bu görünüşünü: Zarar ve zararla mukabele yoktur.» Hadis-i şerifini şerheden meşhur Maslahat Risalesinde yazar. Maslahat, nassa veya icma´a tearuz ederse, maslahata muhalif olan bu ikisine, tahsis ve beyan suretiyle maslahatın tercih edilmesi gerekir. Bilmiş ol ki mezkûr hadisden istifade ederek takrir ettiğimiz bu yol, İmam Mâlik´in aldığı gibi Mesâlih-i Mürsele´yi alma sözü değildir, bu ondan daha beliğdir. Bu ibadetlerde ve şer´i miktarlarda nassîara ve icma´a dayanmaktır, muamelatta ve diğer hükümlerde maslahatı itibar etmektir. Biz maslahatı ibadetlerde değil de, muamelâtta itibara aldık. ıÇünkü ibadetler, Allah´ın hakkıdır, ona mahsustur, miktar, keyfiyet, zaman ve mekan itibariyle onları hakkıyla bilmek mümkün değildir, onları ancak Allah bildirir. Ku! onları kendisine gösterildiği şekilde yapar. Bizden birinin uşağı Hadimi, efendisinin kendisine verdiği emir­lere aynen uyar, onun razı olacağı şeyleri yaparsa, o zaman ancak itaatli bir hizmetçi sayılır, bu da öyledir. İbadetler teabbudidir. Filozoflar vakta ki akıllarına bağlanıp dinleri reddettiler, Allah´ın gazabına uğradı­lar, saptılar, sapıttılar. Mükellef olan kulların hukuku böyle değildir. Onfarın hükümleri idari, siyasidir. Kulların maslahatları için konmuş hükümlerdir. Bunlarda maslahat muteberdir, ona dayanır. Burada: Şe­riat onların maslahatlarını daha iyi bilir, onun delillerinden alalım, de­nemez. Çünkü biz de şöyle deriz: «Bizce rAukarrerdir ki, maslahat dini delilerdendir, onların en kuvvetlisi, en has olanı odur. Öyleyse masla­hatı temin için onu öne alırız. Sonra bu, mesalihi akıl, örf ve âdet mecrasından gizli olan ibadetler hakkında söylenmesi doğru olur. Kul­ların hukukuna aid maslahatlar, bunlar örf, âdet ve akıl hükmünce malumdur. Nasslar bunları ifade ve beyan etmediğine göre, bunları. beyan bize düşer.»[2]


205- Muamelatta Maslahatın Tercihi Sebepleri:


Görülüyor ki, Tufî maksadını açıklıyor: İnsanlar arasındaki mua­melelerde maslahat nassa ve icma´a tercih olunur. Hatta o daha ileri giderek maslahat, en kuvvetli delildir, diyor. Risalede şunları söylüyor: Maslahatla diğer deliller ya ittifak ederler, ya ihtilaf halinde olurlar. Eğer ittifak ederlerse, ne âlâ, ne güzel. Nasıl ki hadlerdeki beş hükümde yanı: Kazil ve mürtedin katlı,hırsızın elinin kesilmesi, iftira haddi ve serhoşluk cezası,, bunlar nass, icma´ ve maslahat delilleri ile basittir. Diğer bazı delillerde ittifak vardır. Eğer ihtilaf ederlerse, herhangi bir suretle aralarını tevfik etmek mümkünse, o yapılır, mesela, bazı deliller bazı ahkâm ve usule hamlolunur, ancak bunda maslahatı ihlal etme­mek ve delillerle oynamak şarttır. Eğer aralarını cemi´ ve tevfik mümkün olmazsa, maslahat, diğerlerine tercih olunur. Zira Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: «Zarar ve zararla mukabele yoktur.» Bu, maslahata ria­yet için zararı defetmeyi gerektirir, öyleyse maslahat takdim olunur. Zira kullara aid hükümlerde maslahat siyaseti maksuddur. Diğer delilleri vesile gibidirler, maksadin.vesiieye takdimi vacibdir.»[3]

Tufî görüşünü İsbat için deliller getiriyor, onlardan biri de mezkûr hadis-i şerifi ve şu ayet-i kerime: «Ey insanlar, size Rabbinizden; öğüd ve kalblere şifa geldi. O mü´minlere hidayet ve rahmettir. De ki, bu Allah´ın bir fazi ve keremi ve rahmetidir. Bununla sevinsinler, o topladık­larından çok hayırlıdır.» Hükümlerinde maslahatı da taşıyan ayetleri delil olarak gösteriyor: «Kısasda sizin için hayat vardır» ayeti de bunlar­dandır. Maslahatın nassîara takdim olunmasını da kendine delil yapı­yor: Nasslar neshi kabul eder, fakat maslahat neshi kabul etmez! Nasslar neshtan salim olsa da, tahsisten salim değildir.

Buna itiraz olarak: Maslahatlar şüphesiz gözetilmiştir. Sâri´ delilleri onlara alâmet kılmıştır. Delilleri almadan onları almak şâri´in emrini ta´dil etmektir, denirse, cevap verilir: Maslahatı asıl kılan Şâri´dir. Onu

takdim etmek bazı usulü diğerine takdim etmek sayılır. Sâri1 insanların maslahatını daha iyi bifir, maslahatları dini delillere yerleştirmiştir. On­ları tanımak için alamet kılmıştır denirse, cevabımız şudur: Kutların mesalihini en iyi bildiğine, evet deriz. Kulların mesalihen riayeti delillere bırakması, yerinde değil! Biz onun delâleti, ancak Hz. Peygamber´in «zarara zararla mukabele yoktur» hadis-i şerifine müstenid olan râcih bir şer´l delille bırakırız. Nasılki icma´ı diğer delillere takdimde siz bunu söylüyorsunuz, sonra Cenab-ı Hak âdeten, mesahilimizi bilmek için bize yol göstermiştir. Maslahata yol olup olmaması ihtimalli müphem bir şeyden dolayı onu bırakamayız.»[4]


206-Tufî´nin Görüşünün Eleştirmesi:


Maslahat konusunda Tufî´nin tutumu böyle. Görüldüğü gibi o me-sâliha riayeti nasslara takdim ediyor. Hatta icma´ın îe´yid ettiği nasslar-dan bile ileri tutuyor. Bu tercih işi insanların muamelatına dair olan meselelerdedir, Çünkü Allah´ın dini teşri´ etmekten maksadı, maslahat­tır. Nasslar ve diğer vesileler hep ona irşad içindir. Eğer maslahat ve vesileler olmadan gerçekleşirse, ona muarız olana takdim olunur, Çünkü maksad, vesileden mukaddemdir, tercih olunur.

Biz onun bu sözünü eleştirmek istiyoruz: Konuya dalmazdan önce, tutumlarını beğendiğimiz fukaha İle onun arasındaki niza´ noktasını belirtelim. O, fukaha da, ona şahid olan hâs bir nass olmasa da, maslahat bizatihi kaim bir fıkıh aslı itibar etmektedirler. Çünkü, iki ihtilaf arasındaki tartışma noktasını tesbit etmek niza´ı kesmek için birinci esastır. Hatta Sokrat´a göre iki kişi arasındaki ihtilafın esas niza´ mev­zuunu tarafların bilmemesidir. Eğer bilseler ihtilaf kesilir, anlaşma tamam olur.

Nass bulunmayan yerde maslahat bizatihi kaim bir asıldır, delil olur, diyenlerin birleştikleri nokta şu: Muhakkak veya ilim ve zannı galibe göre maslahat bulundu mu, o matlubtur, alınır. Ancak niza´ yeri, maslahat bulunur. Sübut ve delaleti kesin nass da bulunur da arala­rında tearuz v...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Maslahat ve nasslar
« Posted on: 03 Haziran 2020, 05:06:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Maslahat ve nasslar rüya tabiri,Maslahat ve nasslar mekke canlı, Maslahat ve nasslar kabe canlı yayın, Maslahat ve nasslar Üç boyutlu kuran oku Maslahat ve nasslar kuran ı kerim, Maslahat ve nasslar peygamber kıssaları,Maslahat ve nasslar ilitam ders soruları, Maslahat ve nasslarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &