ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hz.Muhammedin İslam Daveti > Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri  (Okunma Sayısı 721 defa)
01 Ağustos 2011, 11:06:22
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 01 Ağustos 2011, 11:06:22 »



Davetin Muhalifleri ve Bazı Özellikleri


İstihbar: Istikbar, Kur'an'da isim ve fiil haliyle birçok defa geçen, 'kibir' kökün­den türemiş bir terimdir. Kısaca, kişinin kendisini 'büyük görmesi', 'kibirlenmesi, 'böbürlenmesi' anlamlarına gelmektedir. Bu durumdaki kişinin, kendinden başka­sına 'tepeden bakmasını' ifade etmektedir. Istikbarı anlayabilmek için, iblis'in du­rumu önemli bir örnektir. Istikbar, Kur'an'da İblis'in bir vasfı olarak ifade edilmiş­tir. 'Ademe secde edin [288] ilâhî emrine uymayan îblis'in, ilâhî emrin ge­reğini yapmak yerine, 'Beni ateşten, onu çamurdan yarattın. Ben ondan üstünüm [289] diyerek 'böbürlenmesi [290] ile istikbarmm açığa çıktığı ifade edilmiştir. O bu durumuyla da bir yaratık olduğunu ve gerek yaratı­lışının ve gerekse varlığının 'bütün yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'ın [291] iradesine bağlı olduğunu unutmuş bir halde, böylesi asılsız ve saçma bir üstünlük iddiasında bulunmuştur. Bu nedenle de ilâhî huzurdan kovulmuştur. Yüce Allah, ona 'Büyüklük taslamak senin haddin değildir. Defol, çünkü sen aşağı­lardansın [292] demiştir. Zira yaratıklardan hiç kimsenin, kendinden baş­kalarına tepeden bakacak bir üstünlüğü söz konusu değildir, iblis de dahil bütün yaratıklar, Allah'a kul olan ve kullukta diğer kullara oranla daha fazla bir ayrıca­lığı olmayan aciz yaratıklardır. Bu nedenledir ki, İblis şu ilâhî ihtarın da muhata­bı olmuştur: 'Ey İblis! ...Büyüklük tasladın. Yoksa sen yücelerden mi oldu(ğunu sa­nıyorsan?.[293]

Kur'an açıkladı ki, yaratılıştaki farklılığından dolayı, kendisinden aşağı gördü­ğü Adem'e yönelik 'secde ef ilâhî emrine itiraz eden iblis'in bu itirazcı tavrı, insan­lardan olan dostlarında da aynı şekilde açığa çıkar, insanlardan bazıları, bir kul ol­duklarını, her halleriyle ve durumlarıyla, tamamıyla Allah'ın iradesine bağlı ol­duklarım dikkate almayarak veya unutarak, sahip oldukları bazı imkânlar ve fark­lılıklar nedeniyle kendilerini tüm insanlar üzerinde, onlardan daha büyük ve yet­kili görürler. Allah'ın mülkünde ve Allah'ın bir mülkü olan kendilerini Allah'tan müstağni görme cüretkârlığını gösterirler. Allah'ın, insanın bireysel ve toplumsal hayatında geçerli olması gereken otoritesini reddetmede bir sakınca görmezler. Böylelikle Firavun, Nemrut ve Dâru'n Nedve üyeleri örneklerinde olduğu gibi, sa­hip oldukları siyasî, ekonomik, askerî güç ve imkânlara dayanarak, insanların inanç ve yaşantılarına müdahale etme hakkına sahip olduklarına inanır ve iddia ederler. Üstelik bu müdahalelerinin en doğal hakları olduğunu, kendilerince ilâ­hî bir gerekçeye de dayandırırlar. Zanlarmca ve bu zanlarma dayanan iddialarınca, eğer kendileri kötü, yanlış yolda bulunan kişiler olsalar böylesi bol ve büyük imkânlara sahip olamayacaklarını; sahip oldukları mevcut imkânların kendileri­nin doğru, iyi yolda olduklarını gösterdiğini ifade ederler. Yine yaygm iddialarına göre, mevcut durumları, kendilerinin ilâhî katta onaylandığını, beğenildiğini gös­termektedir. Üstelik bu kimselerin suçları bununla da kalmamakta, insanların ha­yat tarzlarına müdahale ederken, onların iyiliğini en ufacık şekilde bile olsa- dü­şünmezler. Çoğu zaman gizlemeye çalışsalar da, bütün gayretleri ve gayeleri sade­ce kendi çıkarlarıdır. Gerçi bazen, çevrelerindeki insanların iyiliğini düşündükle­rini dile getirdikleri olabilmektedir,[294] fakat esasında sadece ve sadece kendilerini düşünürler. Gizlice veya açıkça, insanları aşağılayıp sömürmekten bir an olsun geri durmazlar. Azgınlıkları da sahip oldukları güç ve imkânlarla bağlantılı olarak arttıkça artar.

îstikbarı, kişiliklerinin parçası, saltanatlarının gerekçesi ve hayat tarzlarının il­kesi kılan bu şahıslar, durumlarının ilâhî gerçeği ifade etmediğini, kendilerinin de ancak bir kul olduklarım ve Allah'a karşı diğer insanlar gibi sorumlu olduklarını bildiren peygamberlerin karşısına muhalif kimseler olarak çıkmışlardır. Bu muha­lefetlerini ise kendileri için zorunlu bulmuşlardır. Çünkü, çok iyi bilmektedirler ki, statükoyu oluşturan şirk dininin değişmesi kendi 'üstünlüklerinin' ayaklar altı­na alınmasına yol açacaktır. Bu itibarla şirkin/küfrün savunucuları olma vasfını hiçbir zaman terk etmezler. Bütün haksız menfaatlerini bitirecek ilâhî çağrıyı so­na erdirebilmek, çarpıtıp kendi çıkarlarına uygun hale getirmek için bütün im­kânları kullanmaktan geri kalmazlar. Şu bazı ayetler bu durumu, geçmişteki ör­neklerden hareketle şöyle anlatmıştır:

(Salih'in) kavminin büyüklük taslayan önderleri, hakir görülerek zayıf bırakı­lan müminlere dediler ki: 'Salih'in gerçekten Rabb'i tarafından gönderildiğini bi­liyor musunuz?' (Onlar): 'Doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız' dediler.

Büyüklük taslayanlar dediler ki: ıBiz sizin inandığınızı inkâr edenleriz'. [295]

(Firavun ve adamları Musa'ya) dediler ki: 'Bizi büyülemek için ne kadar mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz'. Biz de onların üzerine ayrı ayrı muci­zeler olarak Tufan, Çekirge, Kımıl (haşerat), Kurbağalar ve Kan gönderdik. Ama yine de büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular. [296]

Onlara 'Allah'tan başka ilâh yoktur' denildiği zaman büyüklük taslarlardı. 'Cinlenmiş bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz' derlerdi. [297]

Istikbar suçunu işleyen ve böylelikle azgınlaşan kişilerin böylesi bir suça yö­nelmelerini sağlayan özelliklerini ve suçlarının seyrini takip edebilmek için Kur'an'ın konuyla ilgili olarak temel aldığı diğer bazı kavramları da dikkate almak gerekmektedir. Teğa bunlardan birisidir.

Teğa: İnsanın, Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara uymamasının nedenleri çok farklı biçimlerde açığa çıkabilmektedir. Ancak elbette ki bütün farklılıklara rağ­men ortak bir özellik de mevcuttur. Bu ortak özelliğin ne olduğunu ise Kur'an bil­dirmiştir. Resulûllah'a risâletin ilk günlerinde vahyolunan bir ayette, insanın az­masının nedeni şöyle açıklanmıştır: 'însan azar; kendisini zengin (kendisine yeter­li) gördüğü için.[298] Ayette geçen ve Türkçeye 'azma' olarak tercüme edilen terim teğa' dır. Teğa, Kur'an terminolojisinde, önemli işleve sahip olan ve bu nedenle birçok ayette geçen önemli bir kavramdır.

Tega, engel ve sınır tanımamayı ifade eden bir terimdir. Teğa halindeki (tağî) kişi, hiçbir şeyin kendi kişisel düşünce ve davranışlarına müdahale etmesine, sı­nırlamalar getirmesine razı olmaz. Böylesi bir sınırlamaya hiçbir şekilde müsaade etmez. Çünkü istikbar olarak açığa çıkan düşünce ve davranışlarında, kendisinin üstünde bir makam tanımaz. İnanç ve yaşantısı ile ilgili konularda kendisini yet­kili, yeterli gördüğü için, Allah'ın hükümlerini dikkate almayıp, sadece kendisini, kendi arzu ve isteklerini dikkate alır ve böylelikle azar. Açığa çıkan azgınlığın ilk plandaki tezahürleri ise kibir, nankörlük, asilik, bencillik [299] gu­rur [300] şüphecilik [301] cimrilik [302] yetime, düşküne, ihtiyacı olana yardım etmeme [303] aşırı mal sevgisi [304] hayra engel olma, saldırganlık, kabalık, itaatsizlik, günah­kârlık, minnet etmeme, kabadayılık [305] gibi özelliklerdir.

Tağî olan bir kişinin, kendisini yeterli (İnanç, düşünce ve yaşantıda yegâne mercii) görmesinin dayanakları, sahip olduğu imkânlar ve yeteneklerdir. Kur'an'da açıklandığı biçimiyle, özellikle de sahip olunan mal zenginliği veya ta­raftar çokluğu, azgınlığın dayanakları arasında asıl unsur olarak açığa çıkmakta­dır.[306] Şunlar ko­nuya değinen ve açıklamalarda bulunan ayetlerden bir kısmıdır: 'Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline ki o, mal yığıp bi­riktiren ve onu saydıkça sayandır. Malının kendisini gerçekten ebedî kılacağını san­maktadır. Hayır! Andolsun ki o hutameye atılacaktır. Hutamenin ne olduğunu sana bildiren nedir? Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir; ki o yüreklerin üstüne tırmanıp çıkmaktadır. O, onların üstüne kilitlenecektir. (Kendileri de) dikilip yükseltilmiş sü­tunlara (bağlanacaklardır).[307]

Tuğyan: Tuğyan, esas itibarıyla 'teğa'nın masdarıdır. Tağva olarak da ifade edilir. Tuğyan, birey veya toplum esas alınarak ifade edildiğinde hak ve hukuk ta­nımamak, sınırı aşmak ve dolayısıyla Allah'ın insanlar için belirlediği ilke ve öl­çülere karşıt veya lakayt olmak halini ifade eder. Teğa ile tuğyan arasında çok faz­la bir farklılık olmamakla birlikte, söyleşi bir farkın mevcut olduğu da açıktır: Tuğyan' hali, 'feğa'ya oranla, toplumsal alanla daha çok ilgilidir. 'Teğa'daki birey­sellik, 'tuğyan'a oranla daha baskındır. Dolayısıyla 'tuğyan', "tegcC halinin bir üst basamağı durumundadır.

Kur'an'da tuğyana kalkışanların halleri ve özellikleri, risâletin ilk günlerinden itibaren ayrıntılı olarak bildirilmiştir. İnsanlardan bazılarının tuğyana kalkışması­nın neden olduğu davranış ve tutumların başlıca özellikleri şöyle açıklanmıştır: Onlar, kendilerinin çok güçlü olduğunu zannederler. Kanaatlerince kendilerini alt edecek hiç kimse yoktur [308] Zenginliklerine güvenirler.[309] Kendi üstünlükleri konusunda hiçbir şüpheleri yoktur.[310] Kuvvetlerine güvenirler.[311] Bu nedenlerden dolayı şımarıp, böbürlenirler.[312] Çalım satarak, gösteriş yaparak gezerler.[313] Zayıf, güçsüz kimseler, (siyasî ve ekonomik gücü olmayanlar) peygambere bağlanıyor diye, peygamberle alay ederler.[314] Bozgunculuk yaparlar.[315] Kendi izinleri olmadan halkın, yoksulların, güçsüzlerin inançlarım, hayat tarzlarını değiştirmelerine razı olmazlar.[316] Kısacası onlar ve­lî/dost edindikleri şeytanın taraftarıdırlar (hizbidirler).[317] Onlar bütün bu ve benzeri özellikleri nedeniyle de 'tağutlaşırlaf. İnsanlar üzerinde sul­talarını kurarak, onlar hakkında istedikleri gibi kararlar alırlar. İnanç, düşünce, yaşantı biçimleri (din) oluşturup, insanların bunlara uymasını isterler. Bunu ger­çekleştirebilmek için de her yola başvururlar.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri
« Posted on: 18 Ekim 2019, 19:10:15 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri rüya tabiri,Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri mekke canlı, Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri kabe canlı yayın, Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri Üç boyutlu kuran oku Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri kuran ı kerim, Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri peygamber kıssaları,Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleri ilitam ders soruları, Davetin Muhaliflerinin Bazı Özellikleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &