ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hz.Muhammedin İslam Daveti > Bilinmezlikler Karşısında insan
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilinmezlikler Karşısında insan  (Okunma Sayısı 740 defa)
01 Ağustos 2011, 11:10:53
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 01 Ağustos 2011, 11:10:53 »



Bilinmezlikler Karşısında insan


Çöl insanlarının yaşadıkları coğrafya ile ilgili problemleri bir yana, esasen insanın bireysel ve toplumsal hayatı da çöl gibidir; bilinmezliklerle doludur. Her insan bu bilinmezlikleri aşmak ister; bunu gerçekleştirebilmek için de bilgiye ihtiyaç hisse­der. İnsan, her şeyden önce biyolojik varlığına uygun olan ve olmayan şartları bil­mek ve uygun şartlarda varlığım devam ettirmek ister, insan sadece biyolojik var­lığı için değil, başka şartlar ve durumlar için de bilgiye muhtaçtır. Psikolojik dün­yasını dengede tutacak, kişiliğini her türlü olumsuz etkilerden koruyacak imkân ve şartları da bilmek ister. Toplumun bir üyesi sıfatıyla, diğer insanlarla olan her türlü ilişkisini en uygun, en güzel, en doğru şartlarda ve biçimde sürdürmeyi ar­zular. Bunların yanı sıra insan, düşünen, inanan, soran ve sorgulayan, varoluş ne­denini bilmek isteyen, geçmişi ile geleceği arasında irtibat kuran bir varlıktır. Bu konularda da bilgi sahibi olmak, bu alanlarda açığa çıkan problemlerini çözmek, sorularını cevaplamak, durumunu anlamak, gidişatını doğru kılmak; kişiliğini, karakterini en güzel, en doğru şekilde.inşa etmek ister.

İnsan sadece bu konularda bilgi edinmek istemez. Ayrıca varlığı ve hayatı anla­mak ister. Varlığın ve hayatın failini, amacım bilmek ister. Bu nedenle de Evrende sürekli göz\cnen mükemmelliğin faili kimdir?, Ben niçin varoldum?, Eğer bir amaç için varoldumsa, bu amaç nedir?, Varlığımın bir amacı yoksa, neden varım ve amaçsızım?, Varlığımın oluşmasının bir amacı olabileceği gibi, ölümün de bir amacı olabilir mi?, Eğer doğumun ve ölümün bir amacı varsa bunlar birbirleriyle ilgili midir?... gibi uza­yıp giden yığınla soru, her insanın düşüncesinde bazen bir şekilde de olsa açığa çı­kar. İnsan bu soruların cevabını bilmek ve buna göre varlığına anlam kazandırmak, gidişatını amaçlı kılmak ister. Bu sorular cevaplanmadığı veya cevaplansa dahi doğ­ruluğundan emin olunamadığı zaman En iyi yaşama biçimi hangisidir?, Gerçek sa­adet ne tür bir yaşantı sonucunda elde edilebilir?, Bir yaşantı tarzının doğruluk veya yanlışlığının ölçüsü ne olmalıdır?, Doğru bir yaşantı tarzı hangi ilkelere dayanmalı­dır?... şeklindeki diğer bazı soruların doğru cevabına ise hiçbir şekilde ulaşılamaz. Bu soruları cevaplayamamak, hayatı çekilmez kılar; hayat anlamını yitirir.

Geçmişe dönüp bakıldığında, insanlığın bilgi edinmeyle ilgili serüveninin çok uzun ve karmaşık olduğu görülür. İnsanlar ihtiyaçları olan bilgiyi çok değişik kay­naklardan edinmişler ve edindikleri bilgiye göre hayatlarını inşa etmişler, kişilikle­rini oluşturmuşlar, inanç ve düşüncesini şekillendirmişlerdir. Fakat, insanlığın edindiği sayısız tecrübeler göstermiştir ki her bilgi 'doğru' değildir; bilginin iç tutar­lılığa sahip olması, mantığa uygun gelmesi onu 'doğru' kılmaya yetmemektedir. Yi­ne aynı tecrübeler 'görece doğru veya doğru olduğu varsayılan' bilgilerin, insanların 'varoluş gayelerine' ve 'doğru hayat tarzına' ilişkin temel 'insanî' problemlerini ya çö­zemediğini yada çözüyor görünümü altında sonu pişmanlık olan aldanışlara sürük­lemekten başka bir şey sağlamadığını ortaya koymuştur. Bilhassa iki bin beş yüz yıl­lık tarihi ayrıntılı olarak bilmen felsefe şahitlik etmektedir ki, insanın, hayatını sür­dürmek ve anlamlandırmak için gerekli bilgi arayışı hiç son bulmamıştır. İnsanların mevcut bilgi kaynaklan bu soruları cevaplamada yetersiz kalmıştır. Akıl başta ol­mak üzere diğer tüm insanî güç ve yeteneklere dayanılarak getirilmeye çalışılan bü­tün çözüm gayretleri, bilinmezleri çoğaltmaktan başka bir şey sağlamamıştır.

'însan niçin varoluş amacını tespitte aciz kalıyor ve saadet içinde yaşayacağı bir dünyayı inşa edemiyor?' Çünkü, 'insan'ı anlamak, 'însan'ı bütün varlığıyla doğru ta­nımlamak ve buna göre 'Insan'a uygun bir hayatın planını sunmak, 'Insan'm kapa­sitesini aşıyor. Zira, ne 'însan' basit bir varlık, ne de 'Hayat' tekdüze. Her ikisi de, birbirlerinin sebep ve sonucu olacak şekilde, ifade edilemeyecek kadar çok çeşit-u ve farklı özelliklerin odaklaştığı merkez konumundalar. 'Karmaşıklife' ve 'çok yönlülük1 ise her ikisinin de özelliklerinden en önemlilerini teşkil etmektedir.

'Karmasıklar, çünkü; bireysel yapıdan toplumsal yapıya, psikolojik özelliklerden biyolojik Özelliklere, madde dışı âlemden maddeye kadar uzanan alanların ke­siştiği noktada yer alan ve hepsinin etkilerini taşıyan bir özelliğe sahipler. 'Çok yönlü'ler, çünkü; bu kadar birbirinden tamamıyla farklı görünen şeylerin hepsiy­le ve hepsinin her bir özelliğiyle irtibatlılar. Kısacası, 'insan' ve 'hayat' derinlikle­rine inildikçe tam anlamıyla bir 'muamma olarak anlam kazanmaktadır; ikisi bir­leşip 'insan hayatı' denen şey ifade edilince bilinmezlik daha da büyümekte ve derinleşmektedir. Problemin çözümüne imkân sağlamayan insanî yetersizliklere, bir de birileri tarafından bilinçli şekilde gerçekleştirilen aldatmalar, engeller eklenin­ce, problem insanlar için hepten içinden çıkılmaz hale gelmektedir.

Fakat bütün bunlara rağmen insanlık çaresiz değil. Umutsuzluğu bir kader olarak kabullenmesi gerekmiyor. Çünkü, yüce Allah, insanlığı çaresizliklerin için­de bırakmadı ve bırakmıyor. Gönderdiği 'Elçileri ve elçileriyle sunduğu 'Kitapla­rıyla insanlığın yaşanabilir bir dünya, dosdoğru inanç ve hayat tarzı özleminin gerçekleşmesini engelleyen problemlerin çözümü için gerekli bilgiyi ve yöntemi­ni bildirdi. Kur'an ise ilâhî yardımın son kitabını oluşturdu.

İslâm davetiyle ilan edildi ki, insan için bütün bir hayat yolculuğunda gerçek anlamda rehber/hâdi olan sadece Allah'tır.[280] Çünkü O, yaratılış ve va­roluş gereklerini kendi başına bilme imkânına sahip olmayan insana, dünyadan ahirete uzanan yolculuğu sırasında en doğru tarzda rehberlik yapar.[281] Yardım ederek yolların en doğrusunu, 'Sirat-ı Müstakim'i gösterir.[282] Yalnız şurası son derece önemlidir ve bu nedenle ayetlerle birçok kez bildirilmiştir ki, Al­lah, Araplar için hayatî önem ifade eden kendi aralarından çıkmış insan hâdiler gi­bi değildir, insanların inanç ve hayat tarzları için rehberlik yapan filozoflar, bilim adamları, düşünürler, devlet adamları... isimlerine sahip olan fakat insanlar için rehber oldukları iddialarına rağmen doğru yolu bilmeyen ve kendileri de doğru yolu bilenin rehberliğine ihtiyacı olanlar gibi hiç değildir. Onların binlerce yıldır yapageldikleri gibi insanları sıkıntıların, zorlukların, bilinmezliklerin içerisinde bırakmaz. Zira Allah öyle bir hâdidir ki hiçbir şeyi şaşırmaz. Zira O'nun bileme­diği hiçbir şey yoktur. O'nun için hiçbir şekilde 'yehmâ' veya 'muamma' söz konusu değildir. Çünkü O her şeyi yaratan ve yönetendir. O'nun bilgisi dışında var olan bir şey yoktur, olamaz. Zira O, eşi, ortağı, benzeri olmayan yegâne Halik, İlâh Rabb, Melik...dir. O'nun bu sıfatları ise, insanlar için inançta, düşüncede ve hayat tarzında gerçek hâdinin sadece O olduğunun bir başka ifadesi ve teminatı­dır. İnsanlar O'nun hâdiliğinde doğru yol üzerinde olurlar. 'Allah'tan başka ilâh yoktur' (Lâ îlâhe İllallah) çağrısı ise bu mutlak rehberin (el-Hâdi) varlığını ve sı­fatlarım formüle eden bir söz, o mutlak rehberi kabulü tasdik eden bir ifade olarak anlam kazanmaktadır.



[280] leyi, 92:12

[281] Furkan, 25:31

[282] işte benim doğru yolum bu. Ona uyun, (başka) yollara uymayın ki, sizi O'nun (dos­doğru olan) yolundan ayırmasın! (Azabından) korunmanız için (Allah) size böyle tavsiye ediyor.' (En'am, 6:153)

Allah inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin dost­ları da tağutlardir. (O da) onları aydınlıktan karanlığa çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.' (Bakara, 2:257)

'Yalnız (iyi bilin ki) size benden bir hidâyet (hûda) geldiği zaman, kimler benim hi­dâyetime (hûdama) uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler­dir.' (Bakara, 2:38)


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bilinmezlikler Karşısında insan
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 05:55:41 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bilinmezlikler Karşısında insan rüya tabiri,Bilinmezlikler Karşısında insan mekke canlı, Bilinmezlikler Karşısında insan kabe canlı yayın, Bilinmezlikler Karşısında insan Üç boyutlu kuran oku Bilinmezlikler Karşısında insan kuran ı kerim, Bilinmezlikler Karşısında insan peygamber kıssaları,Bilinmezlikler Karşısında insan ilitam ders soruları, Bilinmezlikler Karşısında insanönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &