ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > Hukuku İslamiye >  Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti  (Okunma Sayısı 1327 defa)
26 Mart 2010, 09:49:11
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 26 Mart 2010, 09:49:11 »



İKİNCİ KISIM


Süneni Nebevtyyeye Dairdir



İçindekiler: Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti. Sünnetlerin başlı­ca, aksam ve ahkâmı. Kavilerde aranılan şartlar, vasıflar. Sünnetlerdeki istinad, irsal, ittisal ve inkıta, Mürsel hadislerin nevileri ve hükümleri. Hadislerin ravileri, metinleri ve senedleri itibarile Devleri. Haberlerin mahiyyeti ve nevileri, haber mahalleri, yâni: kendilerinden haber veri­len hâdiseler. Bazı rivayetler ve haberler hakkındaki ta´n ve itiraz.

Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti:


383 - : Lügatte âdet, tarikat mânâsına gelen sünnet, ıstılahta: «Resulü Ekrem (Sallâllahü Aleyhiveselîem) Efendimizin bütün mübarek sözleri ile bir kısım fiilleri ve bazı hâdiselere karşı sükût buyurmuş ol­malarıdır» ki bunlar, ümmet hakkında birer delildir, birer dinî hüccet­tir. Bu cihetle sünnetler, süneni kavliyye, süneni fî´liyye, süneni takri-riyye adile üç kısma ayrılmıştır. Kavlî sünnetlere «ehadisî şerife» de denilir.

384 -: Resulüekrem Hazretlerinin bütün mübarek sözleri, fî´lleri ümmet için en güzel bir imtisal nümunesidir. Nebiyyi Zîşan´ın dinî hü­kümlere ait olan bütün sözleri, birer vahyi ilâhî neticesidir. Çünkü Kur1-anıkerim´de: Resulullah havadar söylemez, onun sözü ancak kendisine tebliğ olunan bir vahyi ilâhîdir.) buyurulmuştur. Binaenaleyh Kur´anı Mübîn, Cibrili Emîn vasıtasile ti­lâvet ve tebliğ edilmiş bir vahyi ilâhîden ibaret olduğu gibi hadisler de peygamberimizin mübarek kalbine lâyih olan birer vahyi ilâhînin, birei ilhamı rabbaninin eseridir. Onun için dir ki, hadislere de «vahyi gayri metlüv» adı verilir, bunlar da vahyin «zahir» kısmından sayılır. Hazre-fci peygamberin, bizzat içtihat ve teemmül neticesi olarak beyan buyur­duğu herhangi bir hüküm de «vahyi gayri nıetlûv». vun «bâtın» kısmın teşkil eder. İçtihat bahsine müracaat!.

385 -: Resulüllahın mübarek sözleri birer sünnet olduğu gibi za ti nebevilerine mahsus, hasaisi nebeviyeden mâdut olmayan ve kasd v( ihtiyara müstenid bulunan fî´lleri de birer sünnettir. Dinen memnu olmadiği evvelce malûm bulunmayıp ümmetten sâdır olan herhangi bir ta´ie karşı sükût buyurmaları da o şeyin cevazına işaret olacağından o da bir sünnettir. Fakat küfür ve isyan gibi memnuiyeti dinen malûm olan bir fi´le karşı sükût buyurmaları, onu tecvize asla delâlet etmez.

386 -: Nebiyyi Âlişan´dan kasden sâdır ve teheccüd namazı gibi kendi hasaisi senıyyelerinden gayri mûdud olan bir fî´l, Resulüekrem hakkında farz veya vacip ise ümmeti hakkında da farzdır, vacibdir, Haz-reti peygamber hakkında müstehab veya mubah ise ümmeti hakkında da, müstehabdır veya mübahdır. Böyle sıfatlan malûm olan fî´ilerin hü­kümleri, Resulüekrem ile ümmeti arasında müşterek bulunmuş olur. Böyle bir filin sıfatı bilinmezse ibahaye hami olunur, bize de ittibaı caiz olur. Çünkü bu hâlde müteyakkan olan budur.

387 - : Resulüekrenrin sünnetleri, pek mühimdir, dinî esasların pek mukaddesidir; bunlara ittiba etmek, ümmet için bir vecibedir. An­cak Nebiyyi Zîşan Hazretlerine isnat ve izafe edilen her sünnetin, haki­katen bir sünneti nebeviyye olup olmadığını tedkik icap eder. Bu husus­ta büyük, muhterem muhaddislerin, islâm âlimlerinin meşhud olan ça­lışmaları, ilim tarihinde nâzirİ görülmemiş bir hâlde ve her türlü tasav­vurların fevkinde bulunmuştur.

Her nakl edilen sünnetin râvîleri, muhbirleri nazara alınmış, bun­ların ne derecede itimada lâyık olup olmadıkları tesbit edilmiş, bu hu­susta bir isnad ve an´ane usulü vücude gelmiştir.

Meselâ: Sahihi Buharî´de yazılı olduğu üzere: «Ebu Nü´im, Abdul­lah ibni Dinar´dan, o da ibni Ömer radiyallâhü anhümadan şöyle riva­yet etmiştir: îbni Ömer, demiştir ki: Nebiyyi Ekrem Sallâllâhü aleyhi-vesellem ahundan bir hatem = bir yüzük ittihaz etmişti, nâs da altun-dan hatemler edindiler. Nebiyyi Ekrem sallâllâhü aleyhi vesellem: «Ben altundan bir hatem edinmiştim deyip onu terk ettiler ve «Ben onu ebe-diyyen takınmayacağım» diye buyurdular, nâs da hâtemlerini terk edi-verdiler.

İşte bu, bir senet ile, bir an´ane ile ve ahad tarikile rivayet edilmiş bir sünnettir. Hem de sünneti filiye ile sünneti kavliyeyi camidir. Nâsin hâtemlerini parmaklarından çıkarıp terk edivermelerine karşı Resulüek-rem´in sükût buyurmaları da bir sünneti takririyye kabilinden sayılabi­lir. Bu sünneti nebeviyye, Resulüekrem´in ef aline iktida ve ittibaın lü­zumunu da göstermektedir. [7]

Sünnetlerin ballıca aksamı ve ahkâmı:



388 -: Sünnetler, râvîlerin adetleri, kuvvetleri itibarile müteva-tir. meşhur, ahad kısımlarına ayrılmıştır. Bu kısımların kuvvetleri, hü­kümleri de bizzarure başka başka bulunmuştur.

389 -: Mütevatir sünnetler, yalan üzerine ittifakları âdeta naza* ran aklın caiz görmediği bir cemaatin Resulüekrem´den rivayet ettikle­ri sünnetlerdir.

Meselâ: bana yalan yere bir şe­yi isnad eden, ateşten oturacağı yere hazırlansın) hadisi şerifi müte-vatirdir. Bunu Nebiyyi Zîşan´dan büyük bir cemaat işitmiş ve bu, her asırda binlerce zevat arasında rivayet edilegelmiştir. Binaenaleyh bu­nun bir hadisi nebevi olduğunda şüphe edilemez.

Mütevatir olan bir sünnet, bir hadisi nebevi, hüküm itibarile kat1-iyye ifade eder, itikad hususunda da, ibadât ve muamelât hususlarında da bir hüccet bulunur.

390 -: Tevatürde muhbirlerin, râvîlerin muayyen adetleri yoktur. Bu aded, hâdiselere göre değişir. Elverir ki, insana yakın ifade etsin, in­sanda kat´î surette bir vicdanî kanaat husule getirsin. Hattâ bu muhbir­lerin arasında çocukların, gayri müslimlerin bulunması da bunu kabule bir mâni teşkil etmez.

Tevatür, bir haberdir. Bir haberden zarurî bir ilim hâsıl oldu mu, artık o kuvvetli bir delildir. Ancak bir iki kişinin haberi hiçbir vakit bir haberi mütevatir olamaz.

Namaz rekâtlarının adetlerine, nakidler hakkındaki zekâtın kırkta bir olduğuna dair olan haberler, bütün tevatür yoliyîe bize vâsıl olmuş­tur.

Velhâsıl: böyle bir tevatür neticesinde rivayet edilen haberin veya mahsûs bir hâdisenin vukuu hakkında bizzarure yakinî bir ilim husule gelmiş olur.

391 - : Meşhur sünnetler, bidayeten Resulüekrem Efendimizden bir iki zat rivayet etmiş olduğu hâlde bilâhare ümmeti merhume arasın­da şöhret bulup ikinci ve üçüncü asırlarda tevatür derecesini bulmuş olan sünnetelrdir. Mestlerin üzerine meshin cevazı hakkındaki hadisi şe­rif, bu kabildendir. ( ^Ui» Jl>Vi l-l )= amellerin hükümleri niyetlere gö­redir) hadisi şerifi de bu cümledendir.

Bu gibi meşhur haberler, zan mertebesinde bulunur. Fakat ümmeti merhume arasında böyle kabul edilerek şöhret bulmuş olduğu cihetle ifade ettikleri zan, kalbi tatmin edecek bir kuvveti haiz bulunur. Artık bunu inkâr eden, yâni: bunun bir sünneti nebeviyye olduğuna kail bu­lunmayan kimse, ümmeti merhume hakkında itimatsızlık göstermiş, on­ları tahtie eylemiş olacağı cihetle fâsik = sapık sayılır.

392 -: Haberi ahad ile sabit sünnetler, bir zatın diğer bir zattan veya bir zatın bir cemaatten veya bir cemaatin bir râvîden rivayet etmiş olduğu sünnetlerdir. Tevatür derecesinde olmayan râvîlerin, meselâ: iki üç zatm rivayet ettikleri bir sünnet de haberi ahad kabilindendir.

Böyle bir sünnetin râvîlerinde bazı şartlar aranır, râvîler, bu şart­ları hâiz olunca rivayet ettikleri şey, galebei zannı icap eder, yalnız iba-dât ve muamelât hususlarında muteber olur, kendisile amel edilir. Bunu inkâr eden, tekfir, tadlil edilmez. Fakat ehliyeti haiz olan râvîleri tahtie ettiği için bid´at ehlinden sayılır.

Bazı kimselere göre haberi vahid, ilim ifade etmediği cihetle ameli de icap etmez. Çünkü amel için ilim lâzımdır. Lâzımın intifası, melzumun da intifasını iktiza eder. = zandan başkasına tâbi ol­mazlar) nazmı şerifi de zannî şeylere itibaıu müstahsen olmadığını gös­terir.

Maamafih bu zanna ittibam müstahsen ohnaması, en ziyade itikadı ve cezaî şeylere nazaran olsa gerektir. [8]

Kavilerde aranılan şartlar, vasıflar :



393 -: Kavilerde vücudu aranılan başlıca şartlar, dörttür. Bun­lardan biri bulunmayınca rivayeti makbul olmaz. Şöyle ki:

(1) : Râvide akü şarttır. Binaenaleyh mecnunların, matuhların, gayri mümeyyiz çocukların rivayetleri muteber değildir.

(2) : Râvide islâmiyet şarttır. Çünkü gayri müslimlerin islâm di­nine müteallik bir husus hakkında taassubdan azade bir hâlde ilgili bu­lunmaları, müsteb´addir.

(3) : Râvide adalet şarttır. Yâni: râvi, diyanet ve siyretçe müsta­kim olup kebair denilen büyük günahlardan kaçınmalıdır. Sagayir deni­len küçük günahlara musir olmamalıdır. Nefsin hissetine delâlet eden âdî hâllerden de uzak bulunmalıdır.

(4) : Râvide zabıt şarttır ki, bu, hakkile işitmek, mânâyı anlamak, lâfzı hıfz etmek, hıfz üzerine murakabede bulunmak ile hâsıl olur. Şöyle ki: râvi, rivayet ettiği şeye dair hiçbir şeyi kaçırmayıp onu lâyıkile işit­miş, görmüş olmalıdır.

Kezalik: rivayet ettiği şeyin mânâsını lâyıkile anlamalı ve onu kud­reti nisbetinde ezberlemeğe çalışmalıdır ve onu başkasına rivayet ede­ceği zamana kadar güzelce hafızasında tutmuş bulunmalıdır.

Rivayet edilen bir hadisi şerifin yalnız lûgavî mânâsı değil, hük­mü şer´îsini de bilmek, zaptın kemal mertebesidir.

394 -: Bir hadisi şerifi Resulü Ekrem´den rivayet eden zat, bi­hakkın fakîh, yâni: her veçhile içtihada kadir ve hadis rivayetile maruf ise rivayet ettiği hadis, kıyasa muvafık olsun obuasın kabul olunur. Kı­yas ile aralarını telif kabil ise telif edilir. Meselâ: hadisi şerif amma, kıyas hassa delâlet ediyorsa hass, âmmı tahsis ederek her ikisinin de, hükmüne riayet edilmiş olur. Fakat aralarında tearuz bulunup telifi ka­bil olmazsa böyle haberi vahid kabilinden olan bir hadis, kıyasa tercih olunur....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti
« Posted on: 04 Haziran 2020, 11:12:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti rüya tabiri, Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti mekke canlı, Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti kabe canlı yayın, Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti Üç boyutlu kuran oku Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti kuran ı kerim, Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti peygamber kıssaları, Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyeti ilitam ders soruları, Sünnetlerin mahiyeti ve ehemmiyetiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &