ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > Hukuku İslamiye >  Kıyasın mahiyeti ve rükünleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kıyasın mahiyeti ve rükünleri  (Okunma Sayısı 3108 defa)
26 Mart 2010, 09:55:32
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 26 Mart 2010, 09:55:32 »



DÖRDÜNCÜ KISIM


KIYASI FDKHIYE, EDİLLEİ ERBAADAJN BAŞKA HÜCCETLERE VE HİKEMİ TEŞRttYYEYE DAİRDİR



İçindekiler: Kıyasın mahiyeti ve rükünleri. Kıyasın şartları. Kıya­sın hükmü ve kısımları. Kıyası celi ile kıyası hafinin kısımları. Kıyaslar­da aranılan illetlerin nevileri. Nususda tâliiin bir asi olup olmaması. Kı­yasın bir hüccet olması ve derecei kuvveti, Kıyas aleyhindeki deliller ve cevaplar. Bazı kıyaslan red ve defe müteallik mübahese yolları. Delil­ler arasında tearuz vukuu. Edillei erbaadan başka hüccetler. Maslahat­ların nevileri, hükümleri. Şer´î hükümlerin sebepleri ve teşriî hikmetleri. [21]

Kıyasın mahiyeti ve rükünleri :



459 -: Kıyas; lügatte takdir, müsavat, bir şeyi diğer bir şey ile ölçmek manasınadır. Buna «mukayese» de denir. Istılahı şer´îde kıyas: «iki malûm şeyden birinin mensus olan hükmünü —yâni: bu hükmün mislini--aralarındaki müttehid illetten dolayı diğerinde de büictihad iz­har» etmektedir.

Meselâ: bir hadisi şerif: «buğdayı buğday ile mislen bimislin satı­nız, fazlasına satarsanız fazlası riba olmuş olur» meâlindedir.

Binaenaleyh meselâ: bir kile buğdayı bir kile buğday ile peşin ola­rak mübadele edebiliriz, bundan fazlasile mübadele edersek bu fazla ha­ram olur.

Acaba bu hüküm darıda da var mıdır? Bir mikdar darı da kendi­sinden fazla bir darı ile mübadele edilse haram olur mu?

Biz darı hakkında böyle sarih bir hüküm görmüyoruz. Fakat bakı­yoruz ki, bir mikdar buğdayın diğer bir buğday mukabilinde fazlasile satılmasının memnuiyetine sebeb, keyliyyet ile cinsiyettir. Bunlar bir cinstendir, kile ile satılırlar, birinin mikdarı fazla oldu mu aralarında ri­ba tahakkuk eder. O hâlde iki muayyen mikdar darıda da bu keyliyyet ile cinsiyyet vardır. Bunlarda da ayni memnuiyetin, sebebi mevcuttur.

Binaenaleyh buğdayda cari olan hükmün darıda da cereyan edeceği bir ictihad neticesi olarak kıyas ile tebarüz etmiş oluyor.

Pirinç, susara gibi mekilât hakkında da hüküm böyledir. Riba bah­sine müracaat!.

460 -: Kıyasın rükünlerine gelince bunlar, tarifinden de anlaşılaca­ğı veçhile şu dört şeyden ibarettir:

(1) : Asıl buna «makiaün aleyh-», «müşebbehün bih» denir. Riba hususunda darıya nazaran buğday bir asidir, bir makisün aleyhtir. Bu­nun hükmü nas ile sarahaten sabit bulunmuştur.

(2) : Feri´, buna «raakis», «müşebbeh» denilir ki, aslın hükmüne tâbi olan şeydir. Buğdaya nazaran darı gibi ki, bunun hükmü, kıyas ile izhar edilmiştir.

(3) : Hükmi asi. Bu, kitab ile, sünnet ile, icma veya istihsan ile sa­rahaten sabit olan hükmi seridir. Buğdayın.buğday ile mütefadılen satı­lamayacağı hakkındaki sünnet ile sabit olan hü)«n gibi.

(4) : İlleti camia. Bu, asi ile fer arasında, yâni: makisün aleyh ile makis beyninde müşterek olup hükmi şer´îye alâmet bulunmuş olan şey­dir. Buna «menatı hükm» de denir. Buğdaya nazaran riba hükmünün vücudüne keyiiyyet ile cinsiyyetin illet olması gibi.

461 -: Kıyaslardaki illetler, birer illeti şer´iyyedir. Şer´î illetler ise birer alâmetten, emareden ibarettir. Asıl hükm, hitabı şer´î ile sabittir. Haktealâ Hazretleri hiçbir illetin tesiri altında bulunmayan bir hakikî müessirdir, onun ilâhî hükümleri, garazlar ile muallel değildir, belki ken­disinin hikmeti muktezasıdır.

Mutezile ise der ki: şer´î illetler, aklî illetler gibi müessirdir. Meşe-lâ: ateş yakmaya illet olduğu gibi aniden kati de kısasa illettir. Bu tak­dirde Allah Tealâ´mn failün bilicab olması lâzım gelir ki, zatı bârî, bun­dan münezzehtir.

Kezaiik: İlâhî hükümler, garazlar ile muallel olsa isükmal bilgayr lâzım gelir. Çünkü bu takdirde Hak Tealâ Hazretleri illeti gaiyyeye muh­taç olmak iktiza eder. Zira o illet bulunmadıkça istikmal kabil olamaz.

Bir de illeti gaiyye, illeti failiyyenin illiyetine illettir. O hâlde bir hükümdeki illeti gaiyye, Cenabı Hakkın o şeydeki halikiyyetine illet ol­muş, zatı akdesi ilâhî, o illetin tesiri altında bulunmuş olur ki bu, sânı ulûhiyyete asla lâyık değildir.

Velhasıl: ilâhî hükümlerin fâideleri, maslahatları bütün mükellefle­re racidir. Yoksa zatı barice bir garaza, bir fâideye müstenit değildir. [22]

Kıyasın şartları:



462 -: Kıyasın esas şartlan şunlardır:

(1) : Asi, muhtassun biruıas olmamalıdır. Yâni: aslın hükmü, diğer bir delile nazaran yalnız kendisine mahsus, kendisi o hükm ile mümtaz bulunmamalıdır. Aksi takdirde o asi, makisün aleyh olamaz. Ashabı Ki-ram´dan Hazreti Huzeyme´nin tek başına şahadetinin makbtıliyeti gibi.

Resulü Ekrem, sallallahu aleyhi vesellem efendimiz = Huzeyme kime şahadet ederse kifayet eder) buyurmuştu

ki bu, Huzeyme radıyallahü anhe mahsus bir imtiyaz idi. Artık Huzey-meye kıyasen başka bir zatın da münferiden şahadeti kabul edilemez.

(2) : Asi, kıyas tarikinden mail, alâ hılâfilkıyas sabit bulunmuş ol­mamalıdır. Namazların rekâtları, hadlerin mikdarları gibi. «Şer´î mikdar-lar» denilen şeyler bu cümledendir. Biz bunların birer hikmete müstenid olduğuna kaniyiz, fakat bu hikmetlerin nelerden´ibaret olduğunu tayin edemeyiz. Başka bir tâbir ile biz bunlardaki hükümlerin illetlerini kat´î surette bilemeyiz. Binaenaleyh bunlarda kıyas yapamayız. Bunun içindir ki, ibadetlerde, cezaî hükümlerde kıyas carî olamaz. Meselâ: sabah na­mazının iki rekât olduğuna kıyas ederek öğle namazının da iki rekât ol­masına hükm edemeyiz ve haddi kazfi, haddi zinaya kıyas ederek iki­sinden dolayı da şu kadar celde -ağaç veya kamçı ile vurmak lâzım gelir diyemeyiz.

Kezaiik: nisyan tarikile yiyilip içilen bir şeyden dolayı orucun bo­zulmayacağı kıyasa muhalif olarak bir nas ile sabit olmuş, şöyle ki: Re­sulü Ekrem Efendimiz unutarak orucunu bozan bir zata: = Orucuna devam et. Sana ancak Allahü Tealâ yedirip içirdi) buyurmuştur. Artık hata yolile olan bir iftarı buna kıyas edemeyiz. Meselâ: oruçlu olduğunu bildiği hâlde abdest alırken boğazın­dan içerisine suyu kaçıran bir kimse için de orucunun bozulmayacağına kıyas voliyle hükümde bulunanlayız. Ancak Şâfnîerce hata ile ikrah, nisyana kıyas olunmuştur.

{3} : Asıldaki hüküm; sabit, yâni: gayri mensuh olup fer´a nakl edilebilecek bir hükmi şer´î bulunmalıdır. Çünkü bir kere mensuh bir hüküm, başka bir şeyde kıyas tarikile. cari olamaz. Sonra şer´î olmayıp aklî, Jûgavî bulunan bir hüküm, bir mânâ da fer´a nakl edilemez. Yâni: kıyası şer´î ile lügat isbat olunamaz.

Meselâ: hamr lâfzı, lügatte sıkılmış üzüm suyunun galeyan ve şid­det husulünden sonra köpüğünü atan kısmına verilmiş bir isimdir. Şim­di hamrdaki tarab veren şiddet ve iskâr gibi vasıfları cami oldukların­dan dolayı hurma şurubuna ve benzerlerine de kıyas yolile hamr ismim vererek her birini ayni hükme tâbi tutmak caiz değildir. Ancak Şâfiller­den bazı zatlar, bu gibi isimlerde de kıyasın cereyanını ve her birinir ayni hükme tâbi -tutulmasını caiz görmüşlerdir.

(4) : Feri´de kendisine mahsus bir nas bulunmamalıdır. Çünkü ken dişine has bir hükmü şer´iyi haiz bulunan ssey, mansusulhükm bulunmuş olacağından artık kıyas yolile hükme muhtaç bulunmaz.

Şunu da ilâve edelim: kıyas ile sabit olan bir hükm, başkasına taad-dî edemez. Başka bir tabir ile feri´ bulunan makîs, başkası için makisün aleyh olamaz. Çünkü bu makisün aleyh ile makisdeki hükm, müttehid ise her ikisi as"ü makisün aleyhe kıyas edilmiş olur. Bunların arasındaki hüküm müttehid değilse artık aralarında illeti camia bulunmamış olaca­ğından kıyas bâtıl olur.

(5) : Feri, illet ve hükümde aslın tam naziri olmamalıdır. Olursa o da asi olmuş olur, artık kıyasa mahal kalmaz.

Fen, aslın her hususta değil, belki aslın yalnız hükme illet olan vas­fında naziri bulunmalıdır ki, kıyas yapılmasına mahal bulunsun.

(6) : Aslın hükmü, kıyas yapıldıktan sonra ne asılda ve ne de fer´ de tagayyür etmemeli, eğer asılda mutlak ise fer´de de mutlak olmalı ve bilâkis asılda mukayyed ise fer´de de mukayyed bulunmalıdır, hiç bir veçhile değişmemelidir.

Meselâ: bir müslim, hem talâka, hem de zihara ehildir. Bir gayrı müslim de talâka ehildir. Buna kıyasen zihara da ehildir, diyemeyiz. Çünkü desek fer´de hüküm değişmiş olur. Şöyle ki: zihar yapan bir müslim, keffaretini ya rakabe azad etmekle veya altmış fakiri itam ile. ve bunlara muktedir değilse iki ay muttasıl oruç tutmakla ifa eder. Bir gayri müslim ise oruç tutmaya ehil değildir. Artık böyle bir kıyas ka­bul edilecek olsa aslın hükmü fer´de kısmen olsun tagayyür etmiş olur ki, bu, caiz değildir. [23]

Kıyasın hükmü ve kısımları:



463 - : Kıyasın hükmü, ta´diyedir. Yâni: asıldaki hükmün fere de nakl edilmesidir. Şöyle ki: asıldaki hüküm her ne ise onun bir misli de feride izhar edilir, bu hüküm kıyas yolile meydana çıkarılmış olur.

464 - : Kıyasın kısımlarına gelince: kıyaslar; vecihlerinin, illetle­rinin, müctehidlerce derhal anlaşılabilip anlaşılamaması itîbariîe celî ve hafî kısımlarına ayrılır. Şöyle ki: bir kıyasın vechi derhal münfehim olursa o bir kıyası celî olmuş olur ve mutlak surette söylenilen kıyas ile bu kıyası celî kasd edilir. Bilâkis bir kıyasın vechi derhal münfehim olamayıp tetkika muhtaç bulunursa o da bir kıyası hafî olmuş olur. Kı­yasın bu kısmına usul ilminde diğerinden fark için «istihsan» adı da verilmiştir.

Bir de fıkıh ilminde istihsan tâbiri, böyle kıyası hafî mânâsında de­ğil, alelıtlak kıyası celîye mukabil ve muarız bir delü mânâsında kulla­nılır. Bu hâlde her kıyası hafî, istihsan ise de her istihsan bir kıyası hafî değildir. Bu delili âm; bir eser, yâni: bir âyet, bir hadis, veya bir icma veya bir zaruret olabileceği gibi bir kıyası hafî de olabilir.

Mese...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kıyasın mahiyeti ve rükünleri
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 16:11:13 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kıyasın mahiyeti ve rükünleri rüya tabiri, Kıyasın mahiyeti ve rükünleri mekke canlı, Kıyasın mahiyeti ve rükünleri kabe canlı yayın, Kıyasın mahiyeti ve rükünleri Üç boyutlu kuran oku Kıyasın mahiyeti ve rükünleri kuran ı kerim, Kıyasın mahiyeti ve rükünleri peygamber kıssaları, Kıyasın mahiyeti ve rükünleri ilitam ders soruları, Kıyasın mahiyeti ve rükünleri önlisans arapça,
Logged
26 Mart 2010, 10:09:23
queen

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 231


« Yanıtla #1 : 26 Mart 2010, 10:09:23 »

sağolun. bize yararı olacak bir knu seçmişsiniz.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &