ilim , ilitam , kuran , ibadet , hadis , eğitim > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Ahlaki Eserler > Gıybet >  İftiranın Toplumsal Zararları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İftiranın Toplumsal Zararları  (Okunma Sayısı 9618 defa)
11 Haziran 2010, 13:19:20
Reyyan
Görevli
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 32.733



Site
« : 11 Haziran 2010, 13:19:20 »




İftiranın Toplumsal Zararları

 

İftira o, kadar çirkin ve etkili bir silahtır ki tarih bo­yunca İslam düşmanları ve münafıklar, peygamberlere ve onların varisleri olan İslam âlimlerine çeşitli İftiralar atarak onların şahsiyetlerini hedef almışlardır. Bedir savaşında ka­zanılan büyük zaferden sonra İslam hızla yayılıyor ve İsla-mİ hareket her geçen gün biraz daha güçleniyordu. Kâfir güçler, İslam'ı askeri savaşlarla sindirip yok edemeyecekle­rini anlayınca, psikolojik bir savaş için ahlaki bir cephe açtı­lar. Amaçlan kişiliği, güzel ahlakı ve yaşantısıyla halkın kalplerini fetheden Hz. Peygamber (s.a.v) ve ashabını çeşit­li iftiralarla karalayarak onları manen çökertmek ve çığ gibi büyüyen ilahi davanın önünde bir set oluşturmaktı. Tarih boyunca İslam'ın karşı karşıya kaldığı çeşitli karalama kam­panyalarının en tehlikelisi ve en şiddetlisi olan İfk olayının taşeronu münafık başı Abdullah b. Übey b. Selül idi. Hz. Peygamber (s.a.v), Medine'ye gelmeden önce halk ibni Se-lül'ü kral yapmaya karar vermişti. Peygamber (s.a.v), Medi­ne'ye gelince kral olamadı ve bütün çıkarlarının elden gide­ceğini anlayınca müslümanlardan nefret etmeye ve onların aleyhine olacak her çirkin komploda münafıkça görev al­maya başladı. İfk olayına yol açan meseleyi Hz.Aişe (r.a)'nm kendi ağzından dinleyelim:

"Resulullah(s.a.v), bir sefere çıkacağı zaman kadınları arasında kura çekerdi. Kura kime çıkarsa onu birlikte götü­rürdü. Yine bu savaşta da kura bana çıkmıştı. Ben de örtün­me ayetinin inmesinden sonra gerçekleşen bu sefere pey­gamber (s.a.v)'le birlikte katıldım (H.5. yılda yapılan Beni Mustalik Gazvesi). Ben hevdecte (devenin üstündeki örtülü odacıkta) yolculuk ediyordum. Resulullah(s.a.v) savaşı biti­rince geri döndük. Geceleyin yolda Medine yakınlarında bir yerde konaklamıştık. Hareket emri geldiğinde hevdec-ten inerek rahatlamak için kampın dışına çıktım. Dönüp de konakladığımız yere yaklaştığımda gerdanlığımın bir yer­lerde düşmüş olduğunu farkettim. Aramak için geri dön­düm, fakat bu arada kervan hareket etmiş ve ben de arkala­rında yalnız kalmıştım. Hevdeci taşıyan dört kişi, boş oldu­ğunun farkına varmadan onu deveye yüklemişler ve benim içinde olduğumu zannederek yola koyulmuşlardı. O gün­lerde yiyecek kıtlığından dolayı zayıftım. Üstelik ben küçük yaşlarda bir kadındım. Onun için hevdecimi taşıyanlar için­de olmadığımdan şüphelenmemişler. Çarşafıma bürünüp geride kaldığım anlaşılır da gelir beni götürürler ümidiyle yere oturdum. Bu arada uyumuşum. Safvan b. Muattal es-Sülemi ordunun artçısı idi (Ordunun geride kalan eşyasını toplayıp sonra sahiplerine vermekle görevliydi). Uzaktay­ken uyuyan bir insan karartısı görmüştü. Yanıma gelince beni tanıdı. Çarşafımla yüzümü örttüm. Vallahi O,bana tek kelime bile söylemedi."İnna lillahi ve inna ileyhi raciun (Al­lah'tan geldik yine Allah'a döneceğiz)"ayetini okudu. Bundan başka hiçbir sözünü duymadım. Devesini çöktürdü ve kenarda durdu, ben de bindim. Deveyi yularından çekiyor­du. Nihayet mola verdikleri bir yerde orduya yetiştik. Hak­kımda bundan başka bir şey söyleyenler helak olmuşlardır. Günahın büyüğünü de Abdullah b. Ubey b. Selül üstlendi. Medine'ye varınca hastalandım ve bir aydan daha fazla ya­takta kaldım. İnsanlar iftira olayı ile ilgili kişilerin dediko­dusunu yapıyordu. İftira haberi şehirde yayılmış ve Resulullah(s.a.v)'in kulağına da ulaşmıştı. Benimse hiç bir şeyden habepifn yoktu. Resulullah'm eskiden olduğu gibi hastalığımla ilgilenmediğini görüyordum. Yanıma geldiğin­de selam veriyor ve hastalığınız nasıl diye soruyor, sonra da gidiyordu. Çnun bu hali beni şüphelendiriyordu. İyileşin­ceye kadar bir kötülük olduğunu sezmedim. Bir gün ben ve Mıstah'ın annesi Manasi denen yere doğru yola çıktık. Bu­rası tuvaletler yapılmadan önce ihtiyacımızı gidermek ama­cı ile tuvalet olarak kullandığımız bir yerdi. Ancak geceleri oraya gidebilirdik. Ben ve Ümmü Mıstah oraya doğru yol aldık. Bu kadın Ebu Ruhm b. Sahr b. Amirin kızı ve babam Ebubekir(r.a)'m teyzesidir. İhtiyacımızı giderip dönünce, Ümmü Mıstah'ın ayağı eteğine takılıp sendeledi. Bunun üzerine:

"Mıstah helak olsun" dedi. Ben de:

"Ne kötü söz söyledin. Bedir savaşına katılmış bir kişiye böyle söylenir mi? dedim. O da:

"Vay başıma gelenler, onun ne söylediğini duymadın mı?"dedi. Ben:

"Ne soylüyor?"diye sordum. Bunun üzerine hakkımda çıkarılan o asılsız dedikoduyu(ifk) dillerine dolayanların sözlerini bana anlattı. Bunun üzerine hastalığım bir kat daha arttı. Evime döndüğüm zaman Resulullah(s.a.v) de eve geldi ve:

"Hastalığınız nasıl?"diye sordu. Ben de:

"Bana izin ver, anne-babamm yanma gideyim" dedim. Ben bu haberi annemden iyice öğrenmek istiyordum. Baha izin verdi. Kalktım, anne-babamm yanına gittim. Anneme:

"Anneciğim, insanlar benim hakkımda neler konuşuyor-lar?"diye sordum. Annem:

"Kızım, bu konuda kendini fazla üzme. Allah'a and ol­sun ki, kocası tarafından sevilip de ortaklarının, hakkında dedikodu çıkarmadıkları güzel kadın çok azdır" dedi.

"Subhanallah, demek insanlar bunu bile söyleyebilmiş­ler" dedim. O gece sabaha kadar ağladım. Gözyaşlarım hiç dinmedi, gözüme uyku girmedi.

Vahiy gecikince Resulullah (s.a.v) eşinden ayrılmak için Ali b. Ebu Talib(r.a) ve Usame b. Zeyd (r.a)'ı çağırtmış. Usa-me(r.a) Hz. Peygamber (s.a.v)'in ailesinin temizliğini, onlar hakkında beslediği derin sevgiyi belirterek olumlu yönde görüş bildirmiş ve:

'Ta Resulullah, eşini bırakma, Allah'a andolsun ki, onun hakkında iyilikten başka bir şey bilmiyoruz" demiş. Ali b. Ebu Talip(r.a) ise:

"Ya Resulullah, Alİah seni sıkıntıya sokmaz. Aişe dışın­da birçok kadın vardır. Onun cariyesinden sor, o size doğ-ruyu söyler" demiş. Bunun üzerine Resulullah(s.a.v) Beri-re'yi çağırtmış ve:

"Ey Berire, Aişe'de seni kuşkulandıracak bir şey gördün mü? diye sormuş. Berire:

"Hayır, seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a ye­min ederim ki, onda ayıplayacağım bir davranışa rastlamadım. O evde hamur yoğururken uyuya kalan ve hamurunu koyunlara kaptıran genç bir kadıncağızdır." demiş.

Bunun üzerine Hz.Peygamber(s.a.v) kalktı, minbere çı­karak Abdullah b. Ubey b. SelüTden şikâyet ederek şöyle buyurdu:

"Eşim hakkında dedikodular çıkararak bana eziyet eden bu adamdan beni kim kurtaracak? Vallahi ben, eşim hak­kında iyilikten başka Bir şey bilmiyorum. Sözünü ettikleri adamında sadece iyiliğini biliyorum. Bensiz evime girmiş değildir."     

Bunun üzerine Sa'd b. Muaz(r.a) ayağa kalkarak:

"Ya Resulullah, vallahi seni ben ondan kurtaracağım. Eğer bu adam Evs kabilesinden ise boynunu vururuz. Eğer Hacrec'li kardeşlerimizden biri ise, ne emredersen, emrini yerine getiririz" dedi.                               

Bu söz üzerine Sa'd b. Ubade(r.a), ayağa kalktı. O Haz-rec'in büyüklerindendi. Salih bir insandı. Fakat kabilecilik duygusuna yenik düştü ve öfkeyle, Sa'd b. Muaz'a şöyle dedi.

"Allah'a andolsun ki, yalan söylüyorsun. Ne onu öldüre­bilirsin ne de buna gücün yeter."

Bunun üzerine Sa'd b. Muaz(r.a)'m amcasının oğlu Usayd b. Hudayr kalktı ve Sa'd b. Ubade'ye:

"Allah'a andolsun ki, yalancı sensin. Onu mutlaka öldü­receğiz. Sen ise münafıksın ve bir münafığı savunuyorsun" dedi.                                                                         

Bu sözler üzerine Evs ve Hazrec arasında bir kavga çık­tı. Öyle ki birbirlerini öldürmeye bile teşebbüs ettiler. Resulullah(s.a.v), minberde devamlı onları yatıştırıyor ve susturmaya çalışıyordu. Nihayet sustular ve Resulullah(s.a.v)'de minberden indi. O gün hep ağladım.

Gözyaşlarım dinmiyor, bir an bile uyuyamıyordum. Anne ve babam da benimle sabahladılar. İki gece bir gün ağladım. Öyle ki ağlamaktan ciğerlerimin parçalandığını sandım. Anne ve babam yanımdayken ve ben ağlarken Ensar'dan bir kadın eve girmek için izin istedi, izin verdiler. Yanıma gelip oturdu ve benimle beraber ağlamaya başladı. Biz bu durumda iken Resulullah(s.a.v) geldi, selam verip oturdu. Benim hakkımda çıkarılan dedikoduların yayıldığı günden beri yanımda hiç oturmamıştı. Bir ay beklemiş, ama hak­kımda kendisine vahiy inmemişti. Şehadet getirdi ve bana dedi ki:

"Senin hakkında şöyle şöyle sözler bana ulaştı. Şayet suçsuz isen, kuşkusuz yüce Allah seni temize çıkaracaktır. Fakat eğer bir günah işlemişsen Allah'tan af dile ve O'na tevbe et. Çünkü kul günahını itiraf edip Allah'a tevbe eder­se, Allah onun tevbesini kabul eder."

Resulullah(s.a.v) sözlerini bitirince gözyaşlarını dindi. Babama:

"Benim yerime Resulullah'a cevap ver" dedim. Babam da:

"Vallahi, Resulullah'a ne diyeceğimi bilemiyorum" dedi. Bu sefer anneme:

"Benim yerime Resulullah'a cevap ver"dedim.

Annem de:

"Vallahi, Resulullah'a ne diyeceğimi bilemiyorum" dedi. Ben o zaman henüz çok genç olduğum için Kur'an'dan çok ayet ezbere bilmezdim. Dedim ki:

"Allah'a andolsun ki, insanların hakkımda konuştuğu şeyleri siz de duymuşsunuzdur. Bu sözler içinizde yer etti ve onun doğruluğuna inandınız. Eğer ben size, suçsuzumdesem bana inanmayacaksınız. Fakat ben, Allah'ın işleme­diğimi bildiği bir günahı işlediğimi söylersem bana inana­caksınız. Vallahi sizinle kendim için Yusuf aleyhisselamın babasının (Hz.Yakub'un) şu sözünden uygun bir örnek bu­lamıyorum:

"Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'tır."(Yusuf:18)

Sonra yüzümü döndüm ve yatağıma uzandım. Vallahi ben, suçsuz pfduğumu biliyordum ve Allahu Teala'nın da suçsuzluğumu ilan edeceğine inanıyordum. Fakat ben,Al-lah'm hakkımda bir ayet indirerek beni temize çıkaracağını tahmin edememiştim. Durunıumun,Allah'm hakkımda bir ayet indirmesine değmeyecek kadar basit olduğunu zannedi­yordum. Fakat ben, Resulullah(s.a.v)'in Allalj tarafı...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 123.415


View Profile
Re: İftiranın Toplumsal Zararları
« Posted on: 04 Mart 2015, 02:03:13 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İftiranın Toplumsal Zararları rüya tabiri, İftiranın Toplumsal Zararları mekke canlı, İftiranın Toplumsal Zararları kabe canlı yayın, İftiranın Toplumsal Zararları Üç boyutlu kuran oku İftiranın Toplumsal Zararları kuran ı kerim, İftiranın Toplumsal Zararları peygamber kıssaları, İftiranın Toplumsal Zararları ilitam ders soruları, İftiranın Toplumsal Zararlarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &