ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Fıkhus Sire > Bisetten hicrete
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bisetten hicrete  (Okunma Sayısı 2676 defa)
07 Ekim 2010, 18:00:04
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 07 Ekim 2010, 18:00:04 »



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Bİ'SETTEN  HİCRETE


1- Resülullah'ın Hayatında Îslam Da'vetinin Merhaleleri
 

İslâm da'veti, Resûlullah'ın hayatında, bi'setinden vefatına ka­dar dört devre geçirdi.

1. Devre: Gizlice da'vet. Üç yıl devam etti,

2. Devre: Savaş olmadan yalnızca dil ile açıktan yapılan da'vet. Bu da hicrete kadar devam etti.

3. Devre: Haddi aşanlarla ve kötülüğe başvuranlarla savaşmak­la birlikte, açıktan da'vet... Bu dönem de, Hudeybiye anlaşmasına kadar sürdü.

4. Devre: Allah'a da'vet yolunda engel olarak çıkan veya müş­riklerden, inkarcılardan ve puta tapanlardan - da'vet ettikten ve da'­veti bildirdikten sonra - îslâm'a girmekten kaçınan herkesle savaşa­rak, açıktan yapılan da'vet... Bu dönem, İslâm'daki cihad hükmü­nün ve islâm Şeriatının, üzerinde karar kıldığı ve son şeklini aldığı dönemdir. [1]

 

a-Gizlice Da'vet
 

Resûlullah (s.a.v.), Allah'ın emrini yerine getirmeye koyulurken, önce insanları, tek olan Allah'a kulluk etmeye ve putlardan vazgeç­meye çağırmaya başlamıştı. Ama O, bunlara, şirk ve puta tapma konusunda mutaassıp (körü körüne bağlı) olan Kureyş'in üzerin­de ani bir etki yapmasından endişelenerek gizlice da'vet ediyordu. Bunun için Hz. Peygamber da'veti, Kureyş'in umumi toplantıların­da açığa vurmuyordu ve kendisine akrabalık veya eskiden tanıdık-lık bağıyla bağlı olanların dışında kimseyi da'vet etmemişti.

İslâm dinine giren ilk kişiler arasında şunlar bulunuyordu-. Hü-veylid kızı Hadice (r.a.), Ali bin Ebi Tâlib, Resûlullah'm âzadlısı ve oğulluğu Zeyd bin Harise, Ebû Bekr bin Ebî Kuhâfe, Osman bin Affan, Zübeyr bin el-Avvam, Abdurra'hman bin Avf, Sa'd bin Ebl Vakkas ve diğerleri... (Allah hepsinden razı olsun).

Bu zevat da tabiî,, Hz. Peygamber'le gizlice buluşuyorlardı. On­lardan biri, herhangi bir ibâdeti öğrenmek için ta'lim yapmak istese, Kureyş'in bakışlarından gizlenerek Mekke'nin civarındaki vadi­lere giderdi.

İslâm'a girenlerin sayısı otuzun üstüne çıkınca, - kadın ve er­kek buna dahil- Allah Resulü, ta'lim ve irşad ihtiyaçlarını gider­mek, onlarla buluşmak için İbnu'l-Erkam'ın evini karargâh olarak seçti. Bu dönemde da'vetten elde edilen sonuç; yaklaşık olarak, İs­lâm'a giren kadın ve erkeklerden kırk kişi olmuştu. Bunların çoğu fakirlerden, azadlı kölelerden ve Kureyş arasında hiçbir mevkisi ol­mayan kişilerdendi[2].

 

İbretler Ve Öğütler
 

1- Resûlullah (s.a.v.)'ın da'vetinin başlangıcındaki gizliliğin yorumu:

Şübhesiz ki, Resûlullah (s.a.vj'm, bu ilk yıllarda İslâm'a da'veti gizli tutması, kendi canından korkusu sebebiyle değildir. O, İs­lâm'a da'vetle görevlendirildiği ve Cenâb-ı Hakk'ın: «Ey örtülere bü­rünen Peygamber! Kalk, inzar et...» âyeti indği vakit, kendisinin insanlara Allah'ın elçisi olduğunu öğrenmişti. Bunun için O, kendi­sini bu da'vetle görevlendiren ve peygamber olarak seçen Allah'ın onu insanlardan korumaya ve himaye etmeye kadir olduğunu ke­sinlikle biliyordu. Şayet Allah, ilk günden itibaren O'na insanların arasında da'veti alenî olarak açıklamasını emretseydi, elbette O, bu konuda kendisine öleceği yer gösterilmiş olsa bile, yine bundan bir dakika geri durmazdı. Fakat Allah (c.c.) ilk devrede O'na da'veti gizli olarak sürdürmesini, ancak çok güvendiği ve kendisine inana­cağını yakinen bildiği kimselere açmasını ilham etmişti. Bu da, da-.ha sonraki, da'vetçilere, zahirî sebeb ve tedbirlere başvurmanın meş­ru olduğuna dair ta'lim ve irşaddı. Da'vetin gaye ve hedeflerine va­rabilmesi için başvurulması gereken akl-ı selim ve doğru düşün­cenin telkin ettiği vasıtaları da gösterdi. Buna rağmen, bütün bu sebeb ve vasıtaların Allah'a tevekkül ve itimada baskın çıkmama­sı, yine insanın bu sebeblere tutunmasına rağmen onun öz fikir, ta­savvur ve hareketlerini kenetleyen bir anlayışa sahip olmaması da gerekir. Bu tür bir anlayışın Allah'a imanın kökünü kazıyacağı da bir gerçektir. Ayrıca İslâm da'vetinin karakterine de ters düşer...

Buradan da anlaşılıyor ki, Resûlullah'ın bu dönemde da'vette takib ettiği metod, Allah'tan aldığını tebliğ eden bir nebi sıfatıyla olmaktan ziyade, bir lider olarak, siyaset-i şer'iye kabilinden bir tu­tumdu.

Buna binâen, her asırdaki İslâm da'vetçilerinin; içinde yaşadık­ları asrın durumuna ve şartlarına göre1 davetin keyfiye tindeki elas­tikiyeti, yâni sertlik veya yumuşaklığı, açıklık veya gizliliği kullan-, maları caiz olur. Bu elastikiyete, İslâm şeriatı, Resûlullah'ın siyre-tindeki gerçeğe dayanarak, birtakım şekiller veya zikri geçen dört merhale dahilinde birtakım sınırlar çizmiştir. Bunların tümünde, İslâm da'vetinin selâmeti ve müslümanların maslahatı gözönünde bulundurulmaktadır.

Bunun için İslâm Hukukçuları; müslümanların savaş kararı al­dıkları zaman; sayıca az, malzeme bakımından zayıf oldukları tak­dirde, düşmanlarını mağlûp edemeden öldürülecekleri kanaat; ga­lip geleceği cihetle, hemen burada canı koruma maslahatının öne geçmesinin gerekli olduğu fikri üzerinde ittifak etmişlerdir. Çünkü mukabil maslahat -ki, o da dini korumaktır- zandan ibaretfr veya durum en azından menfidir...

Izz bin Abdüsselâm bu tür bir savaşa girmenin haramlılığım açıklayarak şöyle der: «Düşmanı yenmek mümkün olmayınca ye­nilmek mukadderdir. Çünkü bu hususta direnmek can kaybına y^l açar. Bu da düşmanı güldürür, müslümam yıldırır. Buradaki diren­me fesada yol açar. Fesadın devamında da maslahat yoktur[3]».

Ben derim ki, burada canı koruma maslahatının öne geçmesi, yalnızca zahir yönündendir. işin hakikat ve uzak hedef yönüne ge­lince, vakıa o dinin maslahatıdır. Yâni dini koruma maslahatıdır. Çünkü dini maslahat - bu gibi hallerde - müslümanların, açılacak yeni fırsatlarda mücahedeyi sürdürüp üstün gelmeleri için, canları­nın sağ bırakılması gereklidir. Aksi takdirde, müslümanların helak olmaları, bizzat dinin kendine zarar vermek ve düşmanların önle­rindeki kapalı yolları açmak, hücum etmeleri için onlara imkân ta­nımak demek olur...

Özet olarak; savaş veya açıktan da'vet, bizzat da'vetin kendi­sine zarar verecek nitelikte olursa; da'veti gizlemek veya sulh yap­mak vâcib olur. Da'veti açıktan yapma imkânı varsa ve bu da fay­dalı ise; da'veti gizlemek câ-z olmaz. Savunma ve savaş gücü ye­terli olduğu zaman zalimlerle ve fırsatçılarla anlaşma yapmak ca­iz değildir. Müslümanların, cihad hazırlıkları yeterli olduğu takdirde, kâfirlerle cihadı bırakıp evlerinde oturmaları da caiz değildir.

2- İslâm'a giren ilk kişiler ve onların diğerlerinden Önce İs­lâm'a koşmalarındaki hikmet:

Siyret kitabları, ilk dönemde İslâm'a giren insanların büyük ço­ğunluğunun kölelerden, düşkünlerden ve yoksullardan meydana gel­miş karışık bir topluluk olduğunu bize naklediyorlar. Bundaki hik­met nedir? İslâm devletinin bu gibi insanların desteği üzerine ku­rulmuş olmasındaki sn- nedir?

Bunun cevabı şudur: Bu durum, Enbiyâ'nın da've tinin ilk dö­nemdeki tabiî meyveleridir. Nuh'un kavmini düşünmelidir: Onlar Nuh'un etrafında bulunan mü'minleri nasıl insanların en düşükleri ve ahmakları olarak nitelendiriyorlardı. Kur'an onların bu sözleri­ni şöyle naklediyor: «...Biz seni ancak bizim gibi bir insan görü­yoruz ve sana bağlı olanları, ilk bakışta, en düşkünlerimiz olarak görüyoruz...[4]». Fir'avun'a ve avanesine de bakmalı: Onlar da Mû-sâ'ya uyanları, nasıl zeliller ve ezilmişler olarak görüyorlardı? Hat­tâ Cenab-ı Allah, Fir'avun'u ve avanesini helak ettikten sonra, on­lardan şöyle bahseder: «...Fir'avun'un işkencesi altında ezilen o kavmi, arzın bereketlerle donattığımız doğularına ve batılarına mi­rasçı kıldık[5]». Allahü Teâlâ'nın Hz. Salih (a.s.)'i peygamber ola­rak gönderdiği Semûd kavmine de bakmalı. Semûd kavminin çok kibirli liderleri ondan nasıl yüz çevirdiler? Halbuki ezilmiş insanlar Hz. Salih'e iman ettiler. Yüce Allah yine bu konuda: «Salih'in kav­minden imana gelmeyip, kibirle nenler, içlerinden iman eden ezil­mişler için alay yollu, şöyle dediler: -Siz Salih'in hakikaten, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz? Onlar da: «Biz, doğrucu Ununla gönderilen herşeye iman edenleriz» dediler. O kibirlenerek iman etmeyenler: -Doğrusu biz, o sizin inan­dığınız şeyi inkâr eden kâfirleriz- dediler[6].

İşte bundaki sır budur. Gerçekten Allah'ın bütün Enbiyâ ve Re-sûl'lerle gönderdiği bu dinin hakikati, yalnızca, insanları diğer za­lim insanların sultasından kurtarıp, Allah'ın hâkimiyet ve saltana­tına sokmaktan ibarettir. O öyle bir hakikattir ki, tanrılık iddiasın­da bulunanların Tanrılığını, despotların hâkimiyetini, liderlik sev­dasına düşenlerin ezici kuvvetlerini kökünden kazır. Yine bu ha­kikat, ezilmişlerin, zillete uğramışların ve her türlü hak ve hukuk­tan mahrum bırakılmışların durumunu  düzeltmekle  uygunluk arzeder. Allah için yapılan tslânı da'vetirün karşısına dikilme, yâni ki­birlenme ve inad, bu tanrılık iddiasında bulunanlardan ve despot­lardan gelmektedir. Allah'ın emirlerine boyun eğme ve o emirleri yerine getirme ise, bu ezilmiş insanların yapacağı işlerdir. Bak! Bu hakikat bütün çıplaklığıyla, Kadisiye savaşında Fars (tran) ordu­sunun komutanı Rüstem ile, Sa'd bin Ebî Vakkas (r.a.)'ın ordusun­da basit bir asker olan Rıb'İ bin Âmir arasında geçen şu konuşma­da kendisini göstermektedir. îran Komutanı Rüstem, Rıb'î bin ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bisetten hicrete
« Posted on: 17 Ağustos 2019, 17:37:00 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bisetten hicrete rüya tabiri,Bisetten hicrete mekke canlı, Bisetten hicrete kabe canlı yayın, Bisetten hicrete Üç boyutlu kuran oku Bisetten hicrete kuran ı kerim, Bisetten hicrete peygamber kıssaları,Bisetten hicrete ilitam ders soruları, Bisetten hicreteönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &