ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > El- Muvafakat - Şatibi > Engel
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Engel  (Okunma Sayısı 738 defa)
27 Eylül 2010, 01:11:30
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 27 Eylül 2010, 01:11:30 »



Engel

Vaz´î Hükümlerin Üçüncü Nevi: Mâni (Engel)

Vaz´î hükümlerin üçüncü nev´i mâni (ç. mevâni´) olmaktadır. Konu üç mesele içerisinde ele alınacaktır:

Birinci Mesele

Mâniler iki türlüdür:

a) (Aklen) Laleple birlikte bir arada bulunması kabil olmayan mâniler.

b) Taleple birlikte bir arada bulunması kabil olan mâniler.

Bu ikinci türden olan mâniler de iki nev´idir:

ba) Talebin aslını kaldıran mâniler.[1]

bb) Talebin aslını kaldırmamakla birlikte, kesinlik kazan­masını engelleyen mâniler.

Bu da iki kısımdır:

1) Talebi kaldırması, kudreti dâhilinde bulunan mükellef için o şeyi muhayyer hale getirmesi [2]anlamında olur.

2) Talebe muhalefette bulunan kimse üzerine bir günah terettüp etmez anlamında olur.

Böylece mâni için dört kısım ortaya çıkmaktadır:

1. Kısım:


Bunlar uyku, delilik vb. gibi bir sebeble aklın zail olması gibi mânilerdir. Bu kısımdan olan mâniler talebin aslını tümden orta­dan kaldırmaktadır. Zira hitabın taallukunun (mükellefiyetin sabit olmasının) şartlarından birisi de, onun anlaşılması imkanıdır. Çün­kü hitâb, iltizâm (üstlenme) gerektiren bir ilzamdır (bağlayıcılık­tır). Aklı olmayan kimsenin ilzamı (yükümlü kılınması) ise müm­kün değildir. Nitekim hayvan ve diğer cansızların ilzamla yükümlü tutulmaları mümkün olmamaktadır. (Aklı olmayanlarla ilgili gibi gözüken) bir maslahatın celbini ya da bir mefsedetin defini gerekti­ren bir talebin taalluku söz konusu ise, bu bir başkasına râci ol-[286] maktadır.[3]Tıpkı hayvanların eğitilmesi ve öğretilmesi gibi. Bu ko­nuyla ilgili yeterli açıklamalar usûl kitaplarında bulunmaktadır.[4]

2. Kısım:

Hayız ve nifas gibidir. Bu kısımdan olan mâniler, talebin —her ne kadar mâni ile birlikte husulü mümkünse de— aslını kaldır­maktadır. Ancak bu kısımdan olan mâniler talebi, kesinlikle bir da­ha talepte bulunulmayan namaz, mescide girmek, mushafa dokun­mak vb. gibi şeylere nisbetle kaldırır. Mâni´in kalkmasından sonra talebi söz konutu olan şeylere[5] gelince, bu konuda usulcüler art­ımdaki ihtilaf moıjlıûrdur. Hiiim burada onları zikretmemin bir gerek yoktur.

Mâni´in mevcudiyeti durumunda talebin bulunmadığı* nın delilleri: Eğer mani ile birlikte talep de bulunacak olsaydı, o takdirde iki zıddın bir arada bulunması gibi bir "netice gerekecektir. Çünkü hayızlı bir kadının namaz kılması yasaklanmıştır. Nifas hâ­lindeki bir kadının durumu da aynıdır. Eğer bu* haldeyken bunlar namaz ile memur olsalardı, o takdirde aynı şeye nisbetle[6] htm emredilmiş hem de yasaklanmış olacaklardı. Böyle bir netice İM muhaldir.

Keza eğer bunlar yapîrfakla memur olsalardı, öbür taraftan da yapmaktan yasaklanmışlardır; bu durumda şer´an aynı anda bir şeyi hem yapmaları hem de yapmamaları lâzım gelecekti. Bu ise muhaldir.Sonra mâni´in mevcudiyetiyle birlikte ne yapılması, ne de daha sonra kazası sahîh olmayan bir şeyi emretmenin bir mânâsı yoktur; abesle iştigal olur. Çünkü hayız ve nifas halindeki kadınlar ittifak­la namazın kazasıyla memur değillerdir.

3. Kısım:

Bunlar cum´a ve bayram namazlarına , cihâda nisbetle kölelik veya kadınlık gibi mânilerdir. Çünkü köle ve kadınların, (kendileri hakkında) dînde tahsînî ve tezyînî unsurlardan sayılan[7] bu tür

m kendileri lıuUkırıda kesinlik kazanması için bir mânileri ı.ıklıulır. Çünkü kadın ve köleler bu tür hitAplıı doğrudan ı.ıl;i|) «lngiIlerdir. Bunlar ancak tâbilik yoluyla hitaba dâhil bu- maktadırlar. Eğer bunlar bu tür hitapların gereğine imkan bu­labilirlerse, o takdirde onlar da hitaba muhatap olan kimseler —ki hür erkekler oluyor— gibi mütâlâa edilebilirler. Kudret bulunması durumunda muhayyer kılınmanın mânâsı işte budur. Kudret bula­mamaları durumunda ise bunlarla ilgili hüküm de bundan önceki kısmın hükmüyle aynı olacaktır.[8]

4. Kısım:

Bunlar da ruhsat sebebleri gibi mânilerdir. Bunlar talebin as­lını kaldırmazlar; ancak ruhsat cihetine meylederek azîmet tarafını terkeden kimse üzerine bir günah terettüp etmez anlamında tale­bin kesinlik kazanmasını engellerler. Yolcunun namazını kısaltma­sı, oruç tutmaması, cuma namazını terketmesi vb. gibi. [9]

İkinci Mesele


Mâniler Şâri´ce maksûd olmayan şeylerdir. Yani Sâri´ Teâlâ´nın onların mükellefler tarafından ortaya konulmala­rı ya da ortadan kaldırılmaları doğrultusunda bir kasdı bu­lunmamaktadır. Şöyle ki: Mâni´ler iki kısımdır:

a) Teklif hitabı kapsamına dâhildirler ve bu itibarla da ya yapılması emredilen ya da yapılması yasaklanılan ya da hakkında yapılıp yapılmayacağına dair muhayyer olunan bir mâhiyet arze-deceklerdir. Bu açıdan mâniler hakkında bir problem bulunma­maktadır. Mesela zekâtın vücûbunu etkileyecek şekilde, zekâtın

vücûb sebebin* mâni uIhchiI borç «Itınn girme gibi. Hor nt\ kadar M* katın sebebi olan ıılsab vurun dn, zekatın verilebilmesi sebob önün* de mâni olmaması şartına bağlı olmaktadır. Keza küfür namaz vt zekâtın edasının sıhhatine ve vücûbuna[10] mâni olmaktadır. Yin* küfür halinde iken boşamasını ve daha başka küfrün mani olduğu benzeri şer´î meseleleri örnek olarak vermemiz mümkündür. Aynı şekilde müslümanlık da, kişinin haksız yere kanının, malının ve ır­zının çiğnenmesine mânidir. Bu v,e benzeri meseleler üzerinde, tek-lîf hitabı açısından durulması, meseleden gözetilen"maksadın hari­cinde kalmaktadır.

b) Bu kısım meseleden maksûd olan kısım olmaktadır. Mâni olması hasebiyle vaz´ hitabı (vaz´î hükümler) altına giren kısım. Bu açıdan ele alındığında bunların, mâni olması sebebiyle Şâri´ce ne ortaya konulmasına, ne de ortadan kaldırılmasına yöne­lik bir kasıd bulunmamaktadır. Mesela borçlu, eğer nisâb mik­tarı kadar malı varsa, üzerine zekâtın vâcib olması için borcunu kaldırmakla memur olmadığı gibi, nisaba sahip olan kimse do zekâtı düşürmek için borç almakla memur değildir. Çünkü borcun zekâta mâni olması teklif hitabından (teklifi hükümlerden) değil vaz´ hitabından (vaz´î hükümlerden) olmaktadır. Şâri´in bundan maksadı, sadece mâni´in (borcun) bulunduğu zaman sebebin (nisâb) gereğinin (zekât) ortadan kalkmasıdır.

Delili:

Sebebin şartları tamamlanmış olarak konulmuş olması, Vâzı´-ın (Koyucunun, Şâri´in) sebeb üzerine müsebbebin terettübünü kas-detmiş olmasını gerektirir. Yoksa eğer böyle olmazsa, o takdirde, sebeb bir sebeb olarak konulmuş olmaz. Halbuki onun sebeb olarak konulmuş olduğu kabul edilmektedir. Bu bir tutarsızlık olur. Vâzı´ın müsebbebin husulüne yönelik bir kasdının bulunduğu sabit olunca, mâni´in ortaya konulmasının keza O´nun maksûdu olduğu­nun farzedilmesi, müsebbebin sebeb üzerine terettübünün kaldırıl­masına yönelik bir kasıd olacaktır. Bu durumda da O´nun aynı te­rettübe yönelik zıt başka bir kasdının daha bulunduğu sabit olacak­tır. Bu ise tutarsızlıktır. Çünkü her iki kasıd birbirine zıt bulun­maktadır. Vâzı´ (ŞAri´) mâni´in ortadan kaldırılmasını da aynı şekil­de kasdetmiş olamaz. Çünkü eğer böyle bir kasdı bulunacak olsa, o takdirde şeriatta ınAni diye bir şey sabit olmazdı. Şöyle ki: Eğer mâni olması açıtımdan Sari´ onun kaldırılmasını kasdetmiş olsaydı,o takdirde mâni´ln huıûlü şer´an muteber olmazdı, 3«r´«n tnuloher olıntıyıiıca da, ıtbtbin hükmünün cereyanına mâni olamazdı, Hal­buki ınoMtOt* öyle fan v« kabul edilmemiştir. Böyle bir şey tenâku-eun in kendisidir.

Mükollofin kasdımn, mflni´in ortaya konulmasına ya da orta­dan kaldırılmasına yönelmesi durumunda aşağıdaki tafsilât ortaya çıkacaktır: [11]

Üçüncü Mesele


Toklîf hitabına dâhil olması bakımından mükellefin mâni´i, • mrodilmiş olarak veya yasaklanmış olarak ya da muhayyer bıra­kılmış olarak yapması ya da terketmesi kaçınılmaz olacaktır. Eğer birinci şekilde ise durum açıktır. Mesela bir adamın elinde nisâb miktarı malı olur; ancak bir ihtiyaçtan dolayı borçlanır. Böylece hü­kümler mâni´in husulünün gereği doğrultusunda ortaya çıkar. Eğer ikinci ise, ki bu mesela mâni´i mâni olması açısından sebebin hük­münü düşürmek ve böylece gereğinin üzerine terettübüne engel ol­mak kasdıyla ortaya konulması olmaktadır; bu da sahîh olmayan [MS] bir davranış olacaktır.

Böyle bir davranışın sahîh olmadığının delilleri:

Buna delâlette bulunan naklî deliller çoktur. Bunlardan birisi de şu âyet olmaktadır: "Biz bunları, vaktiyle bir bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine —bir istisna payı bırakmaksızın— yemin etmişler­di.[12] Devamıyla birlikte bu âyetler, yoksulların haklarını düşürmek için hileye başvurma kasıdlarının bulunması ve yoksul­ların genelde bahçeye gelemeyecekleri kadar erken bir vakitte mahsûlü devşirmek gibi onların gelmelerini engelleyecek bir çâreye (mâni´)[13] başvurmaları sebebiyle azaba uğratıldıkları haberini içer­mektedir. Azâb ise ancak haram olan bir fiilden dolayı olur.Bir başka dulfl: "Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle ya­pan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah´ın âyetlerini de ala­ya almayın."[14] âyetidir. Bu âyet, kocaların kanlarının kendilerin­den sonra bir başka koca daha görmemeleri kasdıyla sürekli boşa­maları ve arkasından da rücûda* (ric´at) bulunmaları ve böylece id-detlerinin sürüp gitmesi sebebiyle kadınların mutazarrır olmaları yüzünden inmişti...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Engel
« Posted on: 18 Ocak 2019, 21:42:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Engel rüya tabiri,Engel mekke canlı, Engel kabe canlı yayın, Engel Üç boyutlu kuran oku Engel kuran ı kerim, Engel peygamber kıssaları,Engel ilitam ders soruları, Engelönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &