ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri >  el İtisam > Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı  (Okunma Sayısı 754 defa)
04 Haziran 2011, 16:04:41
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 04 Haziran 2011, 16:04:41 »



Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı Faslı

Bid'ati kötüleyen nakli delillerin altıncısı: Bu bölümde bidatteki bazı sakıncalı vasıflar, kötülenmiş anlamları ve uğursuzluklar zikre­dilir. Bunlar daha önce söylenen şeylerin bir şerhi gibidir. Bu bölüm­de, daha önce deliller sıralanırken arzedilen şeylerin üzerine ilave olarak yapılan açıklamalar ve izahlar vardır. 0 halde vakit ve durumun elverdiği ölçüde bu konuda söyleyebileceğimiz şeyleri söyle­yelim.
Biliniz ki bidatle birlikte namaz, oruç, sadaka ve diğer ibadet­lerden hiçbirisi kabul edilmez. Bid'atçi ile beraber olan kimse saygınlığını yitirir ve o kendi haline terk edilir. Bid'atçiye doğru giden ve ona saygı gösteren kimse İslamın yıkılmasına yardım ediyor demektir. Bid'atçi, şeriatın lisanında lanetlenmiş bir kişi olduğuna ve ibadetiyle Allah'tan uzaklaştığına göre artık onun hakkında başka ne söylenebilir? Bid'at düşmanlık ve kine sebep olabilir. Hz. Muhammed'in şefaatine mâni olur, mukabili olan sünnetleri ortadan kaldırır. Bir bid'ati çıkaran kimseye, o bidatle amel edenlerin günahı da yüklenir. Onun tevbesi olmaz. Üzerine alçaklık damgası vurulur ve Allah'ın gazabım kazanır. Rasulullah'ın (s.a) havzından uzaklaş­tırılır. Dinin dışına çıkan kâfirlerden sayılacağından[276] ve dünyayı terk ederken kötü bir sonla terk edeceğinden korkulur. Bid'atçinın âhirette yüzü karadır. Cehennemde azap görecektir. Rasulullah (s.a) ve müslümanlar ondan beridirler. Ahiret azabına ilaveten dünyada da fitneye düşmesinden korkulur.
Bidatle birlikte hiçbir amelin kabul edilmeyeceğine gelince bu konuda el-Evzâi'den şöyle dediği rivayet edilmiştir:  İlim adamların­dan bazıları şöyle derdi:
Allah Teala bid'atçinin ne namazını, ne orucunu, ne zekatını ne cihadını, ne haccını, ne umresini, ne tevbesini ne de fidyesini kabul eder.[277]
Esed ibn Musa yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:
Bid'atçi bir kardeşinin veya arkadaşının ya da bir dostunun olmasından sakın. Çünkü bir rivayette şöyle denilmektedir:
"Bid'at sahibi kişi ile beraber olan kimse günahlara karşı himaye edilmez ve kendi haline bırakılır. Bid'at sahibine doğru yürüyen kimse İslamı yıkmaya doğru yürümüş olur." Yine bir rivayette şöyle denilir:
“Allah'ın dışında ibadet edilen hiçbir ilâh Allah Teala'ya bid'at sahibinden daha sevimsiz değildir.” Rasulullah (s.a), bid'at ehline lanet etmiştir. Allal Teala onlardan azabın def edilmesini ve fidye ile kurtulmalarını kabul etmez. Farz ve nafilelerini de kabul etmez. Namaz ve oruçları çoğaldıkça Allah'tan daha fazla uzaklaşırlar. Onlarla arkadaşlığı reddet, onlara önem verme ve onlardan uzak dur. Nitekim Rasu­lullah (s.a) ve ondan sonraki hidayet rehberleri de bid'atçileri kendilerinden uzaklaştırmalar ve onları küçük görmüşlerdir. Eyyub es-Sahtiyani şöyle derdi:
Bid'at sahibinin çalışıp çabala­ması arttıkça Allah'tan uzaklaşması da artar.[278] Hişam ibn Hassan der ki:
Allah Teala bid'at sahibinin namazını, orucunu, zekatını, haccını, cihadını, umresini, sadakasını köle iazad etmesini, tevbesini ve fidyesini kabul etmez.[279] İbn Vehb, Abdullah ibn Ömer'den şöyle dediğini tahriç etti:
Kim Allah'la birlikte bir hükmedicinin veya rızık vericinin olduğuna ya da kendisi için fayda veya zarar vermeye, öldürmeye veya canlı tutmaya veya diriltmeye muktedir olduğunu iddia eder de Allah'a kavuşursa Allah onun delilini çürütür, onu konuşamaz hale getirir. Namazını ve orucunu geçersiz kılar ve cehennemde yüzüstü kapaklanır.
Bu hadislerin ve zikrettiğimiz veya zikretmediğimiz benzeri şeylerin hepsi sahih bir umdeyi ihtiva ederler. Bu rivayetlerde ifade edilen anlamın şeriatte sağlam ve yıkılmaz bir temeli vardır. Şöyle ki: İlk olarak bu rivayetlerden bazılarında bid'atçinin amellerinin kabul edilmeyeceği anlamım gerektiren şeyler vardır. Bu, Sahih'te mevcuttur. Mesela Kaderiyye bidati hakkında Abdullah ibn Ömer söyle demektedir:
"Onlara rastlarsan, şunu bildir: Ben onlardan uzağım, onlar da benden uzaktırlar. Abdullah ibn Ömer'in yemin ettiği (Allah) hakkı için, eğer onlardan birinin Uhud dağı kadar altını olsa da infak etse, kadere iman etmedikçe Allah onu kabul etmez." Abdullah ibn Mes'ud sonra Sahihu Müşlimde zikredilen Cibril hadisini delil gösterdi.[280]
Bunun bir benzeri de Hariciler hakkındaki hadistir. O hadiste Rasulullah:
"Siz onların namazlarının yanında kendi namazınızı, oruçla­rının yanında kendi oruçlarınızı, onların amellerinin yanında kendi amellerinizi beğenmezsiniz." dedikten sonra "Onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar" buyurmuştur.[281]
Bid'atleri sebebiyle bazıları hakkında bu hüküm sabit olduğuna göre, her bid'atçinin benzeri bir hükme muhatap olmasından korku­lur.
İkinci olarak, şayet bid'atçinin bir ameli kabul edilmiyorsa ya mutlak olarak kabul edilmediği kastedilir, yani bid'atçinin ameli sünnete uysun veya uymasın, hiçbir şekilde kabul edilmeyeceği kastedilir veya içerisinde bid'at olmayan amel değil de sadece içerisinde bid'at bulunan amelin makbul olmadığı kastedilir.
Birincisine gelince bu şu üç yönden birisi sebebiyle mümkündür:
1- Bu konudaki rivayetlerin olduğu gibi, zahiri üzere kurulma­sıdır. Bu takdirde hangi çeşit Bid'atin sahibi olursa olsun onun bütün amelleri -o amelin içine bid'at ister karışsın, ister karışmasın- artık makbul değildir. Biraz önce zikredilen İbn Ömer hadisi buna işaret eder. Ali ibn Ebî Tâlib'in şu hadisi de buna delâlet eder: Hz. Ali, üzerinde bir kılıç ve sahife asılı olduğu halde insanlara hitab etti. Hz. Ali o sahife yi açtı ve onda şunlar yazılı idi:
İyr'dan itibaren filan yere kadar olan bölge Medine'nin haram bölgesidir. Kim bu konuda bir bid'at çıkarırsa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir. Allah Teala onun ne nafilesini, ne de farzını kabul eder." Bu sözler, dinde bid'at çıkaranlar için gerçekten çok sert ifadelerdir.
2- Bid'atçi öyle bir bidat ortaya koyar ki bu bid'at bir kök mahiyetindedir ve diğer ameller o kökün kolları mesabesindedir.
Mesela mutlak olarak haberi vahidle amel etmeyi reddetme görü­sünde olan kimsenin durumu böyledir. Çünkü bütün (şer'i) teklifler haberi vâhid üzerine bina edilmiştir. Çünkü emir, mükellefe Allah'ın Kitabından ve Peygamberin sünnetinden gelir. Bu ikisinden türe­yenler de bunlara râcidir. Şayet sünnetten geliyorsa sünnetin büyük bir bölümü de âhad haberlerle nakledilmişlerdir. Hatta Rasulullah'tan mütevatir olarak gelen hadisi bulmak çok zordur.[282] Emir şayet Allah'ın Kitabından geliyorsa, onu da ancak sünnet açıklar. Âhad haberlerin naklini kabul etmeyen bir kişinin mutlaka reyini kullanması gerekecektir. Bu ise Bid'atin ta kendisidir. Bunun üzerine bina edilen her amel bid'attır ve onlardan hiçbirisi makbul değildir. Nitekim Rasulullah (s.a):
"Bizim işimiz gibi olmayan her amel (yapılan şey) merduttur (yani makbul) değildir." Buyurmuştur. Haber-i vahidin terki durumunda bütün ameller bid'at üzere bina edilmiş olacaktır. Ameller ise niyetlere göredir ve herkes için niyet ettiği şey vardır.[283]
Bunun örneklerinden birisi de şöyle diyen kimsenin sözüdür: Ameller ancak tevhidin hakikatlerini keşfetmiş evliyanın derecesine ulaşamayan kimseler için gereklidir. Kendisinden perdeler kaldırıl­mış ve arkasındaki hakikati keşfetmiş kimselere gelince teklif/ yükümlülük onlardan kaldırılmıştır. Bunu onlar kendi kafalarından uydurdukları bir temele oturturlar ki bu apaçık bir küfürdür ve burada söz, konusu etmeye bile değmez.
Tevatür veya âhad haberler yoluyla gelen Peygamber hadisleriyle amel etmeyi reddederek sadece Allah'ın Kitabına başvurmayı savunan sapıkların durumu da böyledir.
Tirmizi, Ebû Râfi'den Rasûlullah'ın (s.a) şöyle dediğini rivayet, etmiştir:
"Sizden biriniz koltuğuna yaslanmış bir haldeyken benim bir emrim veya yasağımla karşılaşınca: Bilmiyorum, bilmiyorum; tâbi olduğumuz Allah'ın Kitabında biz böyle bir şey görmedik, dediğini duymayayım."
Bu, hasenbir hadistir. Bir başka rivayette de Rasulullah (s.a) şöyle buyurur:
"Yakındır; bir adama benim hadisim ulaşacak ve o, kalçasının üstüne yaslanıp oturacak ve şöyle diyecek: 'Bizimle sizin aranızda Allah'ın Kitab'ı vardır. Onun içinde helâl olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak gördüğümüzü de haram sayarız.' Oysa Allah Rasulü'nün (s.a) haram kıldığı şey de, Allah'ın haram kıldığı şey gibidir."
Bu hadis hasendir.
Bu hadis, sünneti terk edenleri kötülemek ve haram kılmada ve helal kılmada Rasulullah'ın sünnetinin, Allah'ın Kitabı gibi olduğunu ifade etmek üzere gelmiştir. O halde sünneti terk eden kimse, amellerini Allah'ın Kitabı ve Peygamberin sünneti üzerine değil kendi reyi üzerine bina ediyor demektir.
Bir örnek de şudur: Bid'atçinin tekfiri konusunda âlimlerin iki görüşü vardır. Rivayetlerin zahirleri bid'atçilerin dinden çıktığına delâlet ediyor. Mesela Haricilerle ilgili rivayetlerden birinde Hz. Peygamber "Onlar okun avdan, kan ile pislik arasından çıkışı gibi dinden çıkarlar" demiştir.[284] Bu konudaki ayetlerden birisi:
"O gün nice yüzler vardır, ağarır; nice yüzler de vardır ki kararır."[285] Bunlar gibi daha önce geçen rivayetlerin zahirleri hep buna delâlet ediyor.
3- Bid'at sahibinin kendi itikadındaki bid'at unsuru onu bazı taabbudi işlerde ve daha başka şeylerde tevil yapmaya sürükleye­bilir. Bu tevil onun şeriat konusundaki inancını zayıflatır. Bu da onun bütün amellerini geçersiz hale getirebilir. Bunun açıklaması aşağıdaki örneklerdir:
Bu örneklerden birisi onun teşride aklı, şeriate tercih etmesidir. Halbuki şeriat sadece aklın gerekli gördüğü şeyleri ortaya çıkarmak için gelmiştir. Keşke bu adamların Allah'a ibadet konusunda O'nun şeriatini mi, yoksa kendi akıllarını mı hakem kıldıklarını bilmiş olsaydım. Bilakis onların inancında şeriat kendisine tâbi olunan bir hâkim değil, yard...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı
« Posted on: 21 Kasım 2019, 19:15:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı rüya tabiri,Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı mekke canlı, Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı kabe canlı yayın, Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı Üç boyutlu kuran oku Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı kuran ı kerim, Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı peygamber kıssaları,Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı ilitam ders soruları, Uydurma görüşleri kötülemeye delalet eden naslar faslı önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &