ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri >  el İtisam > Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri  (Okunma Sayısı 1156 defa)
04 Haziran 2011, 16:11:44
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 04 Haziran 2011, 16:11:44 »



Fasıl
 
Bid'atlerîn Kötülenmesi Konusunda Tasavvufçuların Sözleri




Bid'atin ve bidatçilarin kötülüğü konusunda nakli delillerin dördüncüsü insanlar arasında meşhur olan mutasavvıflardan gelen haberlerdir. Her ne kadar buraya kadar verdiğimiz nakli deliller yeterli ise de onların bu konudaki sözlerine burada özel bir yer ayır­dık. Çünkü câhillerin pek çoğu tasavvufçuların sünnete bağlılıkta gevşeklik gösterdiklerine, onların yeni yeni ibadetler uydurduklarına ve şeriatte delili olmayan şeyleri söylediklerine ve yaptıklarına inanırlar. Onlar bu tür inanç ve sözlerden beridirler. Onların kendi tarikatlerini üzerine bina ettikleri ilk şey sünnete bağlılık ve sünnete aykırı olan şeylerden sakınma esasıdır. Hatta tasavvufı düşüncenin direği, kaynaklarının muhafızı ve onları bize anlatan Ebu'l-Kasını el-Kuşeyrî'nin[193] iddiasına göre onlar tasavvuf ismini, bidatçilerden kendilerini ayırdetmek için özel olarak benimsediler.
Kuşeyrî der ki:
"Müslümanlar Rasulullah'tan sonra kendi asırlarındaki faziletli kişilere sahabi isminden başka isim vermediler. Çünkü sahabi olmanın üstünde başka bir fazilet yoktu. Onları takibeden nesle tabii dediler. Bunu isimlerin en şereflisi olarak gördüler. Onlardan sonra gelenlere etbâut-tâbiin (tabiilerin tabileri) dediler. Daha sonra insanlar ihtilafa düştüler, aralarında derece derece farklılıklar orta­ya çıktı. Dine çok fazla önem veren seçilmiş insanlara "zâhidler" ve "âbidler" denildi sonra bid'atler ortaya çıktı ve herbir fırka zâhidlerin ve âbidlerin kendi fırkalarının içinde olduğunu iddia ettiler. Ehl-i sünnetin seçkinleri, kendi nefislerini Allah'la birlikte kontrol altında tutanlar ve kalplerini gafletten koruyanlar, tasavvuf ismini alarak diğerlerinden ayrıldılar." Ebu'l-Kasım el-Kuşeyrî bu manaya gelen sözler söyledi.[194] Kuşeyrî bunu, sünnete tâbi olmaya ve bid'atlerden ayrılmaya mahsus bir lâkap    olarak gördü. Kuşeyrî'nin bu açıklamaları, câhillerin ve sözüne itibar edilmeyen ilim iddiacılarının inandıkları şeylerin aksine delâlet etmektedir.[195]
Allah Teâlâ bana bol zaman verir, lütfuyla yardım ederse ve sebepleri benim için kolaylaştırırsa maksadım bir model olarak tasavvufçuların yolunu özet olarak anlatmaktır. Bu modele bakılarak o yolun sağlıklı ve ideal bir yol olduğuna, bozuklukların ve Bid'atlerin selef-i sâlihten sonraki zamanlarda yaşayan insanlar tarafından bu yola sokuşturulduğuna hükmedilebilir. Sonradan gelip bu bid'atleri çıkaranlar, şeriatin yolundan gitmedikleri, şeriat ehlinin gayelerini anlamadıkları ve onların söylemediklerini söyledikleri halde tarikate girdiklerini iddia ederler. Hatta bu son zamanlarda tarikat adeta Hz. Muhammed'in getirdiği şeriatın dışında başka bir şeriat haline gelmiştir. Bundan daha kötüsü işe onların sünnete uyma konusunda gevşeklik göstermeleri, yeni yeni ibadetler uydurmayı Allah'a kulluk yapmanın sağlıklı bir yolu olarak görmeleridir. Allah'a hamdolsun ki selef-i sâlihin yolu bu tür saçmalıklardan beridir.[196] Fudayl ibn 'Iyaz der ki:
Kim bid'at sahibi ile birlikte oturursa hikmetten mahrum kalır. İbrahim ibn Edhem'e[197] denildi ki:
Allah Teala yüce Kitabında:
"Bana dua edin, kabul edeyim."[198]
buyuruyor. Halbuki biz senelerdir dua ediyoruz, kabul edilmiyor! O şöyle cevap verdi:
On şeyde sizin kalbiniz ölmüştür de ondan- Birincisi Allah'ı tanıdınız fakat hakkını eda etmediniz. İkincisi Allah'ın Kitabını okudunuz, fakat onunla amel etmediniz. Üçüncüsü Rasulullah'ı (s.a) sevdiğinizi iddia ettiniz, fakat onun sünnetini terk ettiniz. Dördüncüsü şeytana düşman olduğunuzu iddia ettiniz fakat ona uydunuz. Beşincisi cenneti seviyoruz, dediniz, fakat onun için çalışmadınız...[199] Zünnûn el-Mısri[200] der ki:
Allah sevgisinin alâmeti, ahlâkında, fiillerinde, emrinde ve sünnetinde Allah'ın sevgilisi Hz. Muhammed'e (s.a) uymaktır. O şöyle dedi:
Halk, sadece şu altı şeyden dolayı bozuldu:
1- Ahiret ameline niyet zayıfladı.
2- Bedenleri şehevi arzularına uymaya hazır hale geldi.
3- Ömürleri kısa olmasına rağmen uzun emeller peşinde koştular.
4- Yaratıkları memnun etmeyi,  Allah'ı memnun etmeye tercih ettiler.
5- Hevâ ve heveslerine uydular ve peygamberlerinin sünnetini terk ettiler.
6- Kendilerinden öncekilerin yanlışlarını kendilerine hüccet/delil edindiler ve onların pek çok menkıbesini gözardı ettiler.
Kendisine tavsiyelerde bulunduğu bir adama şöyle dedi:
Senin nazarında en çok tercih edilen ve sana en sevimli gelen şey, Allah'ın sana emrettiklerini yapmak, yasakladıklarından da sakınmak olmalıdır. Allah'a kulluğunu ifa ettiğin şeyler tercih ettiğin ve sana gerekli olan iyi amellerden senin için daha hayırlıdır. Halbuki sen, fakirlik, aza kanaat ve benzeri şeylerle nefsini terbiye eden kişi gibi maksadına ulaşmada bunları kendin için daha önemli görüyorsun. Ancak bir kulun üzerine vacip olan farzları en güzel şekilde yapmaya dikkat etmesi, yasaklandığı şeylere bakıp gerektiği şekilde de onlardan sakınması gerekir. Kulları Rablerinin rızasından ve imanın lezzetini tatmaktan mahrum eden, sadakatin gerçeklerine ulaşmak­tan alıkoyan ve kalplerinin âhirete doğru bakmasını engelleyen şey, kalpleri, kulakları, gözleri, dilleri, elleri, ayakları, karınları ve cinsel organlanyle ilgili olarak kendilerine emredilen şeyleri küçük görmeleridir. Kullar kendilerini bunlara verir de en güzel şekilde yaparlarsa üzerlerine öyle iyilikler gelir ki Allah'ın güzel yardımları ve faydalı ikramlarından oluşan rızıklarını bedenleri ve kalpleri taşımaktan acze düşer. Fakat âlimler ve dindar kişiler küçük günahları önemsemezler, basit kusurlarını küçümserler ve bu sebep­le sadakat sahibi kişilerin bu dünyada tadacakları lezzetin sevabın­dan mahrum kalırlar.
Bişr el-Hafı[201] der ki:
"Hz. Peygamber'i (s.a) rüyamda gördüm; bana dedi ki:
"Ey Bişr! Akranlarının arasında Allah Teala senindereceni niçin yükseltti, biliyor musun?"  Dedim ki:
Hayır, ya Rasulallah. O şöyle dedi:
"Sünnetime olan bağlılığın, sâlih insanlara olan hürmetin, kardeşlerine nasihatin; ashabıma ve ehl-i beytime olan sevgin sebebiyle Allah Teala seni iyilerin makamlarına ulaştırdı."[202] Yahya ibn Muaz er-Râzi[203] der ki:
Bütün insanların ihtilafları üç esastan kaynaklanır. Bunların her birinin bir zıddı vardır. Kim bu esaslardan birinin dışına çıkarsa onun zıddımn içine düşer: Tevhıd ve onun zıddı şirk, sünnet ve onun zıddı bid'at, itaat ve onun zıddı mâsiyet. Ebû Bekir ed'Dekkak[204] -ki Cüneyd'in[205] çağdaşıdır- şöyle dedi:
Beni İsrail çölünden geçiyordum. Aklıma hakikat ilminin şeriat ilminden farklı olduğu düşüncesi geldi. Gizliden bir ses duydum:
"Şerıate uymayan her hakikat küfürdür." Ebû Ali eî-Hasen ibn Alı el-Cüzcânî[206] şöyle dedi:
İtaati kendi­sine kolaylaştırması, fiillerinde sünnete uygun hareket etmesi, iyilerle arkadaşlık etmesi,  kardeşlerine  karşı  iyi  ahlâklı  olması, halka iyilik saçması ve müslümanlara ilgi göstermesi ve vakitlerini değerlendirmesi bir kulun mutluluğunun alâmetlerindendir. Allah'a hangi yolla ulaşılır? diye kendisine sorulunca şöyle cevap verdi: Allah'a ulaştıran pek çok yol vardır: Bu yolların en açık ve şüphelerden en uzak olanı; söz, fiil, azim, inanç ve niyet olarak sünnete uymaktır.  Çünkü Allah Teala şöyle buyurur:
"Peygamber'e itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz."[207]
Sünnete hangi yolla ulaşılır? diye ona sorulunca şöyle cevap verdi:
Bid'atlerden uzak durmak, İslamın ilk dönem âlimlerinin üzerinde icmâ ettikleri şeylere uymak, Kelâm meclislerinden ve kelamcılardan uzak durmak ve iktida (tâbi olmak) yolunu seçmekle sünnete ulaşılır. Allah'ın şu âyetiyle Hz. Peygambere (s.a) emredilen de budur:
"Sonra da sana: Doğru yola yönelerek İbrahim'in dinine tâbi ol! diye vahyettik."[208]
Ebû Bekir et-Tirmizi[209] der ki:
Muhabbet ehlinden başka hiç kimse arzularının tamamına bütün nitelikleriyle birlikte ulaşamaz. Muhabbet ehli/Allah'ı sevenler bunu ancak sünnete uymak ve bid'atten kaçınmakla elde eder. Çünkü Hz. Muhammed (s.a) himmet yönünden bütün insanların en yücesi ve Allah'a en yakın olanı idi. Ebu'l-Hasen el-Verrak[210]dedi ki:
Kul, Allah'a ancak Allah ile ve O'nun koyduğu şeriatte habibi Hz. Muhammed'e uymakla ulaşabilir. Kim Hz. Muhammed'e tâbi olmanın dışında başka bir yol seçerse hidayetteyken sapıklığa düşer. Dedi ki:
Doğruluk dindeki istikametin yoludur, sünnete tâbi olmak ise şeriatteki istikametin yoludur. Dedi ki:
Allah sevgisinin alameti, onun sevgilisi Hz. Muhammed'e tâbi olmaktır.
İbrahim el'Kımâr[211] da benzer şeyleri söyledi:
Allah sevgisinin alâmeti, O'na itaati ve Peygamberine tâbi olmayı tercih etmektir. Ebû Muhammed ibn Abdilvehhab es-Sekafî[212] der ki:
Allah Teala doğru olan amellerden başkasını kabul etmez. İhlaslı olan doğrulardan başkasını ve sünnete uygun olmayan ihlaslılardan başkasını da kabul etmez.
İbrahim ibn Şeyban el-Kırmisini,[213] Ehû Abdillah el-Mağrıbî;[214]ve İbrahim el-Havas[215] ile arkadaştır. Bid'atçilere karşı çok sertti. Kur'an ve sünnete bağlıydı, şeyhler ve imamların yolundan ayrıl­mazdı. Hatta Abdullah ibn Menâzıl[216] onun hakkında şöyle demişti:
İbrahim ibn Şeyban, fakirler, ehl-i âdab ve ehl-i muamelât için Allah'ın bir hüccetidir.
Ebû Bekir ibn Sa'dân[217] -ki o da Cüneyd'in ve diğer sûfılerin ar­kadaşıdır- şöyle der- Allah'a bağlanmak demek gafletten, mâsiyetler den, bid'at ve sapıklıklardan sakınmak demektir.
Ebû Amr ez-Zeccâci[218] -o da Cüneyd, Sevri ve diğer sûfılerin arkadaşıdır- şöyle der- Câhiliye döneminde insanlar akıllarının ve tabiatlarının güzel gördüğü şeylere uyarlardı. Peygamber (s.a) geldi ve onları şeriata ve sünnete tâbi olmaya yönlendirdi. Artık sağlıklı bir akıl, şeriatın güzel gördüğünü güzel kabul eden, çirkin gördüğün...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri
« Posted on: 13 Kasım 2019, 18:40:38 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri rüya tabiri,Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri mekke canlı, Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri kabe canlı yayın, Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri Üç boyutlu kuran oku Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri kuran ı kerim, Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri peygamber kıssaları,Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleri ilitam ders soruları, Bidatlerîn kötülenmesi konusunda tasavvufçuların sözleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &