ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > el-İhtiyar  > Kitabül mezûn
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kitabül mezûn  (Okunma Sayısı 1010 defa)
03 Nisan 2011, 13:39:55
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 03 Nisan 2011, 13:39:55 »



13- KİTABÜ'L- ME'ZÛN




İzin kelimesi lügatte bildirmek mânasındadır. Allah  (cc) şöyle buyurmuştur:

"İnsanlar arasında haccı ilân et." (Hacc: 27). Yani haccetmeleri gerektiğini onlara bildir. İnsanlara namaz vaktini bildirdiği için, ezan da bu kökten türemiştir.

Şer'î istilanda izin; kısıtlılığı kaldırmak, tasarrufta bulunmaktan menedilen kimseyi, tasarrufta bulunma hususunda serbest bırakmaktır. Ona izin vermekle, kısıtlılık halinin kaldırıldığı ve tasarrufda bulunma hususunda serbest bırakıldığı sanki kendisine bildirilmiş olmaktadır. Kendisiyle muamelede bulunsunlar diye, bu hususda sanki tüccarlara beyanda bulunmuş olunmaktadır.

İzin vermenin faydası; çocuklar ve köleler böylece maddî tasarrufta bulunarak, para kazanıp kâr sağlarlar. Bu hususda Allah (cc) bizlere çağrıda bulunmaktadır; "Yetimleri nikâh çağma kadar gözetip deneyin. (O vakit kendilerinde rüşd hali gördünüz mü, mallarım onlara teslim edin). "(Nisa: 6). Yani, kendilerine verdiğiniz bir miktar malla onları deneyin ki, o malla tasarrufta bulunsunlar. Siz de onların bu tasarruflarına bakıp nezaret edin.

Bunun caiz olduğuna dair delil, şu rivayettir; "Hz. Peygamber (sas) kölelerin dâvatine icabet ederdi." Ama kısıtlılık altında bulunan kimsenin dâvetine icabet etmek caiz değildir. Bu da gösteriyor ki, bunların tasarrufta bulunmalarına izin vermek caizdir. Bu hususda icmâ edilmiştir.

Sonra kendisine izin verilince, köle tasarrufta bulunma hususunda hür kimse gibi olur. Çünkü o mükellefiyetin temel sebebi olan akıl ve konuşma kabiliyetine sahip olduğundan, yaradılışının aslında tasarruf ehliyetine sahiptir. Kendi şahsı veya kazancım borçlanarak ipotek altına koymakla efendisine zarar vereceği ihtimalinden dolayı, ancak efendisinin hakkı sebebiyle, köle kişi kısıtlılık altına alınabilir. Efendisi ona izin verdiğinde onun tasarrufda bulunmasına razı olmuş olur. O da aslî mâlikiyeti ile tasarrufda bulunur. Bu sebeple biz, onun bu ehliyetinin duraklamayacağını söylemiştik. Çünkü feragatlerde duraklama olmaz. Öyle ki, efendisi tasarrufda bulunması için ona bir günlüğüne veya bir aylığına izin verirse, kendisini yasaklamadıkça mutlak izinli olur.

Kadı'nm ve vasinin, yetimin kölesine verdiği izin de böyledir. Aklı eren çocuğa verilen izin de böyledir. Kötü tasarrufda bulunmasından, en kârlı yolu bulamamasından korkulduğu için o kısıtlılık altına alınır. Kadı veya vasinin ona izin vermesi, onun tasarrufda bulunmaya elverişli olduğunu gösterir. Şu halde aklı eren çocuğun tasarrufda bulunması caizdir.

Kısıtlılık altında bulunan bir kimseye izin verilmiş olduğu açık ifadeyle ve delalet yolu ile (İmam Züfer) sabit olur. Kısıtlıyı, velisinin alış verişde bulunurken görüp bir şey dememesi, delalet yolu ile izin sayılır. Bu alış verişin veli için veya bir başkası için yapılmış olması, velinin emri ile yahut emri bulunmadan yapılması, alış verişin sahih veya fâsid bir alış veriş olması arasında bir fark yoktur: Müşterinin tasarrufu esnasında şufa hakkı sahibinin susması nasıl ki onun bu tasarrufuna razı olduğuna delalet ediyorsa, aynı şekilde kısıtlanan bu tasarrufları esnasında velisinin susması onun bu tasarruflarına razı olmasına delalet eder. İmam Züfer dedi ki; izin delalet yolu ile sabit olmaz. Çünkü velinin susması muhtemeldir. Bu durumda o vekil gibidir.

Bizim bu hususdaki görüşümüzün gerekçesi şöyledir; velisi veya efendisi sustuğu halde kısıtlının ya da kölenin bu gibi tasarruflarda bulunduğunu gördüklerinde, insanlar veli veya efendinin bu tasarruflara razı olduğu -eğer razı değilse, onu bu tasarrufdan menedeceği- inancına kapılırlar ve onunla, kısıtlılık altında bulunmayan kimse gibi muamelede bulunurlar. Velinin susması nza alâmeti sayılmazsa, bu onlara zarar verilmesine yol açar. Şu halde zararı onlardan uzaklaştırmak için velinin susması, nza delili olarak kabul edilmelidir.

Me'zûna verilen izin hususî ve umumî olur: Umumî izin, efendinin kendi kölesine; 'sana ticaret yapma izni verdim, sana satma ve satın alma izni verdim' demesi ve bu sözünü hiç bir kayda bağlamamasıdır. Zira bu izin umumî olup, ticaretin her çeşidini kapsar. 'Bana geliri öde' veya 'bana bir dinar verirsen, hürsün' derse; kölesine yine her türlü kazanç getirici işi yapma izni vermiş olur. Çünkü köle ancak kazanç sağlayarak bu işi yapabilir. Kazanç da ancak ticaret yaparak elde edilebilir. Bu durumda kölenin müşteriye malı piyasa fiatmın üstünde satması caizdir. İmameyn dediler ki; aşırı derecede yüksek bir fiata satması caiz değildir. Çünkü bu durunda verilen fazlalık bağış gibidir.

Ebû Hanîfe'ye göre bu durumdaki bir köle, hür kimse gibi kendi ehliyetiyle tasarrufda bulunmaktadır. Ki, bu da ticarettir ve yapılması caizdir. Kendisine tasarrufda bulunma izni verilen çocukda ise, hüküm bunun hilâfınadır.

Hususî izin; velinin, kısıtlıya özellikle bir ticaret çeşidi için izin vermesi, meselâ ona; 'sana buğday ticareti yapman...1 yahut; 'sana sarraflık yapman...1 yahut; ' terzilik yapman...' yahut; 'kuyumculuk yapman için sana izin verdim' demesidir. Bu durumda kısıtlı kişi her türlü ticaret ve mesleği icra etme hususunda izinli sayılır. Velinin özellikle bir çeşit ticaretten menetmesi de böyledir. Ona; 'denizde değil, ama karada ticaret yapman için sana izin verdim' demesi de böyledir.

İmam Züfer dedi ki; verilen izin konulan kayda tâbi ve onunla sınırlıdır. Çünkü kısıtlı -tıpkı vekil gibi- ancak velinin izin vermesiyle tasarrufda bulunma istifadesine kavuşabilir.

Evvelce de açıkladığımız gibi bizim bu hususdaki görüşümüz şöyledir; izin, kısıtlılığı sona erdirmek ve kısıtlılık sebebini ortadan kaldırmak demektir. Bundan sonra kısıtlı kişi -mükâteplik sözleşmesi yaptıktan sonraki köle gibi- ehliyeti ile kendi şahsı için tasarrufda bulunabilir. Kısıtlılığın kaldırılması, ticaret için bir nevi izin vermekle olur. Çünkü efendi veya veliye dokunan zarar, ticaretin bir türünden diğerine farklılık arzetmez. Şu halde ticaret iznine konulan kayıt geçersizdir. Geride sadece 'ticaret yap' sözü yürürlükde kalır. Kendisine tasarruf izni verilen kısıtlı kişi, vekil gibi değildir. Çünkü kısıtlıya izin vermek; 'sana ticaret izni verdim' demekle sahih olur. Ama bir kişiye; 'ticaret yapman için seni vekil tayin ettim1 demek sahih olmaz. Çünkü yapılacak ticarî işin ne olduğu belli değildir.

Hacri kaldırmak, kısıtlılığı sona erdirmektir. Yapılacak ticaret çeşidinin belirtilmemesi, bu izni iptal etmez. Kendisine tasarruf izni verilen köle, belirtilen tasarrufdan başka tasarruflarda bulunursa, mes'ûl tutulmaz. Ama belli bir tasarrufda bulunmakla vazifeli olan vekil başka tasarruflarda bulunursa, mes'ûl tutulur. İzni veren veli veya efendi; 'sana izin verdim' derse, bu izin sahih olur. Ama tevkilde (vekil kılmada) sadece böyle demekle tevkil sahih olmaz. Çocuk ise, kendi malından kendi şahsı için tasarrufda bulunur. Bu sebeple o vekil sayılmaz.

Yemek için bir yiyecek, giymek için bir giyecek satın almasına izin verilen kimse me'zûn sayılmaz: Çünkü bu ticaret değil, istihdamdır. Çünkü ticaret; kendisinden kazanç sağlanan şeydir. Şayet istihdamı izne bağlarsak, bu istihdam kapısının bağlanmasına yol açar ki, bunda gizlenmeyecek derecede bir fesat vardır.

Kendisine izin verilen kısıtlı   alış verişde bulunabilir: Çünkü bu ticaretin aslıdır. Kendisine vekil tayin edilebilir: Çünkü bazı hallerde işini bizzat kendisi yapma imkânını bulamayabilir. Sermaye edinebilir, mudarabe ortaklığı yapabilir: Çünkü bu da ticaretten sayılmaktadır. İğreti mal verebilir: Çünkü bu tüccarlann yaptıkian işlerdendir. Rehin verip rehin alabilir: Çünkü bu verip almadır ve ticarete tâbi işlerdendir. Kiraya verip, kiralayabilir. Sipariş verip, sipariş kabul edebilir: Çünkü bütün bunlar tüccarların yaptıkian işlerdendir. Ziraat ortaklığı yapabilir. Yiyecek satın alabilir. Ekip biçebilir: Çünkü bu da kâr maksadıyla yapılan bir ticarettir. Şirket-i inan  [1] ortaklığı yapabilir:

Çünkü bu da tüccarlann yaptıkian işlerdendir. Me'zûn kişi kendisini işçi olarak kiraya verebilir. Zira böylelikle kâr ve kazanç sağlanır ki, maksat da budur.

Kendisine izin verilen kimse borcu olduğunu, bir malı gasbettiğini veya yanındaki malın emanet olduğunu ikrar ederse, bu ikrarı sahih olur: Eğer sahih olmazsa, insanlar onunla muameleye yanaşmazlar. Çünkü gasb da bir mübadeledir.

Me'zûn evlenemez: Çünkü bu ticaret değildir. Şayet evlenecek olsa, eşini hürriyetine kavuşturduktan sonra mehirle alır. Kölelerini evlendiremez: Ebû Yûsuf dedi ki; efendi cariyesini evlendirebilir. Çünkü bu da bir nevi ticarettir. Buradaki ticaret; onun nafakasını verme mükellefiyetinin efendisinin üzerinden kalkıp, kocasının üzerine yüklenmesidir. Ama kölede hüküm bunun hiiâfmadır. Çünkü o evlendirilecek olursa, eşinin nafakasını kendisinin vermesi gerekir ki, bu da bir yüktür. Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed'e göre ise bu bir ticaret değildir. Bu sebeple köle de cariye de evlendirilemez. Çünkü cariyenin nafakasının efendisinin üzerinden kalkıp kocasının üzerine yüklenmesi bir ticaret değildir. Kaldı ki, evlenmek cariye için bir kusurdur.

Me'zûn kimse kölesi ile mükâtebe akdi yapamaz: Çünkü bu onu serbest   bırakmaktır, ticaret değildir. Kölesini azad edemez: Ne mal karşılığında, ne de mal almaksızın azad edemez. Borç veremez, hibe edemez: Ne karşılıklı ne de karşılıksız hibe edemez. Sadaka veremez: Çünkü doğrudan veya dolaylı bir bağıştır, ticaretten sayılmaz. Başkasına kefil   olamaz:   Ne  şahsını   bulup getirme ve ne de borcunu ödeme hususunda  başkasına  kefil  olamaz.   Yiyeceklerden birazcık hediye edebilir. Kendisi ile iş  yaptığı kimselere ziyafet verebilir: Çünkü bu tüccarların yaptıkları işlerdendir.  Böylece iş yaptığı kimselerin gönlünü k...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kitabül mezûn
« Posted on: 04 Nisan 2020, 17:24:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kitabül mezûn rüya tabiri,Kitabül mezûn mekke canlı, Kitabül mezûn kabe canlı yayın, Kitabül mezûn Üç boyutlu kuran oku Kitabül mezûn kuran ı kerim, Kitabül mezûn peygamber kıssaları,Kitabül mezûn ilitam ders soruları, Kitabül mezûnönlisans arapça,
Logged
24 Mart 2020, 11:57:39
gulsahkilicaslan
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.358



« Yanıtla #1 : 24 Mart 2020, 11:57:39 »

Allah razı olsun inşallah selam ve dua ile...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
25 Mart 2020, 14:20:03
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.680



Site
« Yanıtla #2 : 25 Mart 2020, 14:20:03 »

Esselamu aleyküm Rabbim bizleri ilim öğrenen kullarından eylesin Rabbim paylaşım için razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &