ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > El-Bidaye Ven Nihaye >  Hicretin Yüzonbeşinci Senesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hicretin Yüzonbeşinci Senesi  (Okunma Sayısı 794 defa)
22 Kasım 2010, 12:04:33
Esila

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 967


« : 22 Kasım 2010, 12:04:33 »



Hicretin Yüzonbeşinci Senesi


Vehb B. Münebbih El-Yemanî

Fasıl

Süleyman B. Sa´d.

Ümmü Hüzeyl

Aişe Bintî Talha B. Abdullah Et-Temîmî

Ubeydullah B. Said B. Cübeyr.

Abdurrahman B. Eban.

Hicretin Yüzonbirinci Senesi

Hicretin Yüzonikinci Senesi

Hicretin Yüzonikinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler.

Reca B. Hayve El-Kindî

Şehr B. Havşeb El-Eş´arî

Hicretin Yüzonüçüncü Senesi

Hicretin Yüzonüçüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler.

Emir Abdülvehhab B. Buht

Şamlı Mekhul

Hicretin Yüzondördüncü Senesi

Hicretin Yüzondördüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler.

Atâb. Ebirebah.

Fasıl

Hicretin Yüzonbeşinci Senesi

Hicretin Yüzonbeşinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler.

Ebu Cafer El-Bakır.

Fasıl


Vehb B. Münebbih El-Yemanî


Kadri yüce bir tabiidir. Evvelki ümmetlerin kitapları hakkında bilgisi vardır. Ka´bü´l-Ahbar´a benzerdi. Salih bir kimse olup ibadet

ehli idi. Kendisinden güzel sözler, hikmetler ve öğütler nakledilir. Onun biyografisini "Tekmil" adlı kitabımızda uzun uzadıya nakletmi-sizdir. Allah´a hamdolsun.

Vakidî´nin ifadesine göre Vehb, hicri 110. senede San´a şehrinde vefat etmiştir. Başkasının anlattığına göre 111. senede vefat etmiştir. Daha sonraki senelerde vefat ettiğine dair zayıf bir rivayet de vardır. Doğrusunu Allah bilir. Bazılarının iddiasına göre onun mezarı Bas­ra´nın batısındaki Asenı kasabasmdadır, ama ben bunun kaynağını göremedim. Doğrusunu Allah bilir. [1]



Fasıl


Vehb b. Mühebbih, birkaç sahabeye ulaştı. İbn Abbas, Cabir ve Numan b. Beşir´e senetleri ulaştırarak hadisler rivayet etti. Muaz b. Cebel, Ebu Hüreyre ve Tavus´tan da rivayetlerde bulundu. Tabiiler­den bazıları da kendisinden rivayetlerde bulundular.

Vehb b. Münebbih dedi ki: «Amel etmeyeceği bir ilmi öğrenen kimse, yanında şifa iksiri bulunup da onunla tedavi olmayan tabibe benzer.»

Fadl b. Ebi Ayyaş´m azatlısı Münir´den şöyle rivayet edilmiştir: «Vehb b. Münebbih´in yanında oturmaktaydım. Adamın biri gelip ona şöyle dedi: «Ben falan adamın yanından geçiyordum. O sana sö­vüyordu.» Vehb öfkelendi ve: «Şeytan senden başka bir elçi bulamadı mı » dedi. O adam yanında oturmakta iken kendisine sövdüğünü id­dia ettiği adam geldi. Vehb´e selam verdi. Vehb de selamını aldı. Elini uzatıp onunla tokalaştı ve yanıbaşma oturttu.»

İbn Tavus´tan şöyle rivayet edilmiştir: Vehb´in şöyle dediğini işit­tim: «Ey ademoğlu, dinin için gayret sarfet. Zira rızkın sana gelecek­tir.»

Vehb dedi ki: «Cehennemlikler elbise giyindiler, ama çıplaklık on­lar için daha hayırlı idi. Yemek yediler, ama açlık onlar için daha,ha-yırh idi. Kendilerine hayat verildi- Oysa ölüm onlar, için daha hayırlı idi.»

Vehb´in rivayetine göre Davud peygamber şöyle demiştir: «Al­lah´ım, bir yoksul kişi bir zenginden birşey ister de zengin ona kulak vermezse, dilerim ki o zengin sana dua edip de birşeyler isterse, dua­sına icabet etmeyesin. Senden birşey istediği zaman ona vermeye-sin.»

Vehb´den şöyle rivayet edilmiştir: Allah´ın kitablanndan birinde Şöyle bir ibare okudum: «Ey ademoğlu! Bilgisizce amel etmende senin için hayır yoktur. Bildiğin şeyle amel etmemende de senin için hayır yoktur. O zaman senin durumun, odun toplayıp da yük yapan ve taşımaya kalktığında bu yükü taşıyamayan, buna rağmen o yüke biraz daha odun ekleyen adama benzer.»

Vehb dedi ki: «Allah´ın 18.000 âlemi vardır. Dünya, bu âlemler­den sadece biridir. Harabeler arasındaki bir mamure, çöldeki bir ça­dıra benzer.»

Taberanî, Vehb´in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Allah´ın taatı ile amel etmek istediğin zaman başkalarına nasi­hat vermeye ve Allah rızası için çalışmaya gayret sarfet. Çünkü baş­kalarının iyiliği için nasihat vermeyen kimsenin ameli kabul edilmez. Nasihat da ancak Allah´a taatla olgunlaşır. Tıpkı kokusu ve rengi gü­zel olan hoş bir meyve gibidir. Allah´ın taatı işte böyledir. Nasihat onun kokusu, amel de tadıdır. Sonra sen taatım yumuşak huyluluk, akıllılık, fakihlik ve amel ile süsle. Sonra da nefsini sefihlerin ve dün­ya kullarının ahlakından yüksek tut.

Nefsini peygamberlerin ve ilmi ile amel eden âlimlerin ahlakıyla ahlaklandır. Hikmet sahibi kimselerin fiillerini yapmaya alıştır. Ken­dini şaki kimselerin amelini yapmaktan geri tut. Nefsini takva sahibi kimselerin yolundan yürüt; habis kimselerin yolundan uzalaştır, faz­la malın olursa maddeten senden düşük durumda olan kimselere yardımcı ol. Maddeten senden düşük durumda olan kimselere yar­dımcı ol ki, onları da kendi seviyene ulaştırasm.

Hikmet sahibi kimse odur ki, fazla mallarını toplar ve kendisin­den düşük durumda olanlara verir. Kendisinden düşük durumda olan kimselerin eksikliklerini tesbit eder, ona takviye olur, onu ümit­lendirir ve nihayet kendi seviyesine çıkarır. Eğer fakihse fıkhını -şa­yet kendisine arkadaşlık etmek ve yardımcı olmak istiyorsa- ona ak­tarmalıdır. Malı varsa malı olmayanlara vermelidir. Islah edici bir kimse ise, günahkarın günahının bağışlanması için mağfiret diler ve tevbesini ümid eder.

İyiliksever bir kimse ise, kendisine kötülük yapana iyilikte bulu­nur. Böylece sevabı hakeder. Fiili güzel oluncaya kadar söze itibar edip aldanmaz. Fiilini güzel yaptığı zaman Allah´ın lütfuna ve ihsanı­na bakar. Birşeyi yapmadan, yapacağım diye kuruntuya girmez. Al­lah´ın taatında belirli bir seviyeye ulaştığında ulaşmış olduğu bu se­viyeden Ötürü Allah´a hamdeder, sonra da ulaşamadığı daha yüksek seviyelere ulaşmaya talib olur. Bir günahı hatırladığında onu insan­lardan gizler ve onu bağışlamaya muktedir olan Allah´tan mağfiret

diler.

Hikmetten birşey öğrenirse onunla yetinmez. Hikmet alanında daha yüksek seviyelere çıkmaya talib olur. Sonra yalana sığınmaz-Yalandan yardım istemez. Çünkü yalan, bedene musallat olan kurt­çuk gibidir. Kısa sürede bedeni yeyip tüketir, ya da ağaca musallat olan kurtçuk gibidir. Ağacın dışı hoş görünür, ama içi çürür, dışardan görenler aldanırlar. Nihayet bir gün ağaç kırılır ve kendisine alda-nanlarda helak olur, konuşurken yalan söylemek de böyledir. Sahibi hep yalana güvenip aldanır, yalanın kendisini destekleyeceğini, ihti­yacını elde etme hususunda kendisine yardımcı olacağını, arzuladığı şeye ulaşabilmek için kendisine kılavuzluk yapacağını zanneder. Ni­hayet onun yalancı olduğu anlaşılır. Akıl sahipleri onun yalanma al­dandığını anlarlar. Fakihler onun içinde gizlediği şeyleri açığa çıka­rırlar. Bu duruma vakıf olduklarında haberini yalanlarlar, şahitliğini hükümsüz kılarlar, doğruluğunu itham ederler, şanım tahkir ederler. Onun bulunduğu yerde oturmaktan hoşlanmazlar, gizliliklerini on­dan saklarlar, ona sır vermezler. Sözlerini onun yanında konuşmaz­lar, emanetlerini ondan başkalarına teslim ederler. İşlerini ondan gizlerler, din ve dünyaları hususunda ondan sakınırlar, toplantıları­na onu dahil etmezler. Onu kendilerine sırdaş etmezler ve bu husus­ta ona güvenmezler, aralarında geçen anlaşmazlıkları çözümlemek için onu hakem tayin etmezler.»

AbdülmünÜm b. İdris, Vehb´den rivayet etti ki; Lokman (a.s.), kendi oğluna şöyle demiştir: «Zikir ehli, nur gibidir. Gaflet ehli de ka­ranlık gibidir.»

Vehb dedi ki: «Tevrat´ta peşpeşe dört satır okudum, orada şunlar yazılıydı:

Allah´ın kitabını okuyup da Allah´ın kendisini bağışlamıyacağını zanneden kişi, Allah´ın ayetleriyle alay edenlerdendir.

Başına gelen bir musibetten ötürü şikayetçi olan kişi, ancak Aziz ve Celil olan Rabbini şikayet etmiş olur.

Dünyada kaçırdığı fırsatlardan ötürü üzülen kimse, Aziz ve Celil olan Rabbinin yargısına kızmıştır.

Bir zengine yaltaklanmak için boyun eğen kimsenin dininin üçte biri gider.»

Vehb dedi ki: Ben Tevrat´ta şunları okudum: «Bir ev ki, zayıfların emek ve gücüyle inşa edilmiştir. O evin akibeti harab olmaktır. Bir mal ki, helal olmayan yerden toplanmıştır. O malın sahipleri çabucak yoksullaşırlar.»

Abdullah b. Mübarek, Vehb b. Münebbih´in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Bir kitabta Cenâb-ı Allah´ın şu ayetine rastladım: "Kulum bana itaat ederse, o bana dua etmeden önce kendisine icabet ederim. O benden istemeden önce kendisine veririm. Kulum bana itaat ederse, göklerin ve yerin halkı onun üzerine çullansalar bile onun için bir çı­kış yolu yaratırım. Ama kulum bana isyan ederse, onun sema kapıla­rındaki yollarını kapatırım, onu havada boşlukta bırakırım. Yaratıklarından biri ona bir kötülük yapmak isterse, kendini ona karşı koru­yamaz."»

İbn Mübarek, Vehb b. Münebbih´in şöyle dediğini rivayet etmiş­tir:

«Cenâb-ı Allah, İsrail oğullarının âlimlerini kınayarak onlara şöy­le demiştir: «Siz fikhı, dini amaçtan başka amaçla öğreniyorsunuz. İl­mi, amel etmemek için öğreniyorsunuz. Ahiret ameli ile dünya satm alıyorsunuz. Kuzu postu giyiyorsunuz ama kurt şahsiyeti taşıyorsu­nuz. İçeceğinizi içerek gıdalanıyor ve dağlar misali haramları yutu­yorsunuz. İnsanların sırtına dağ gibi dini emirleri yüklüyorsunuz. Sonra da serçe parmağınızı dahi oynatarak onlara yardımcı olmuyor­sunuz. Namazı uzatıyor, elbiselerinizi beyaz kumaşlardan seçip giyi­niyorsunuz. Bunu yaparakta yetim ve dulların haklarını eksiltiyorsu­nuz. Onur ve izzetime yemin ederim ki, başınıza Öyle bir fitne getiri­rim ki, o fitnenin içine düşen görüş sahibi kimsenin görüşü, hikmet sahibi kimsenin de hikmeti dahi dalalete düşer, yolunu kaybeder.» Taberanî, Vehb b. Münebbih´in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Doğrusu Cenâb-ı Allah, herhangi bir kimseyi, kendisine yaptığı itaattan...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hicretin Yüzonbeşinci Senesi
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 06:26:30 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hicretin Yüzonbeşinci Senesi rüya tabiri, Hicretin Yüzonbeşinci Senesi mekke canlı, Hicretin Yüzonbeşinci Senesi kabe canlı yayın, Hicretin Yüzonbeşinci Senesi Üç boyutlu kuran oku Hicretin Yüzonbeşinci Senesi kuran ı kerim, Hicretin Yüzonbeşinci Senesi peygamber kıssaları, Hicretin Yüzonbeşinci Senesi ilitam ders soruları, Hicretin Yüzonbeşinci Senesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &