> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > El-Akl ve Fehmül Kuran > Pratik Akıl
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Pratik Akıl  (Okunma Sayısı 1199 defa)
20 Haziran 2011, 15:58:03
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 20 Haziran 2011, 15:58:03 »



Pratik Akıl

 

Hâris'e göre pratik akıl, insanın, Kur'ân'dan ve Peygamber'in sünnetinden; yani Rabbinden öğrendiklerini pratik hayata uygula­masıdır. Hâris'in tasavvufî eğiliminden söz ederken pratik aklın bir yönüne değinmiştik. Ancak burada Allah'ı düşünenlerin hayatlarındaki gerçek boyutunu ve bu boyutun, tasavvufî hayat ve tasavvufî ilgileri kontrol ve güçlendirme noktasındaki etkilerini anlayabil­mek için tasavvufî bazı söz ve anlamlar üzerinde bir miktar durma­mız gerekmektedir. Bu anlamda şayet aklın pratik yönünü ihmal ederek sadece teorik yönü ile yetinirsek akıl anlamını yitirir. Bu ne­denle Fehmu'l-Kur'ân'da, Hâris'in şöyle dediğini görmekteyiz:

Aklı ile Kur'ân'ı düşünmek ancak gereğince amel etmekle olur. Al­lah'a yemin ederim ki bu, Kur'ân'ın koyduğu sınırları yitirip harfle­rini ezberlemekle olmaz. Bu sebeple, "Ben Kur'ân okuyor ve hiç bir harfi ihmal etmiyorum" diyen biri; Kur'ân'ın izleri ahlâk ve davra­nışlarında görülmedikçe Kur'ân'ın bütününü, bütün harflerini yitir­miştir.

Seçkin bir ahlâk olan pratik ahlâk, başkaları ile iyi ilişkiler kur­mayı gerektirir. "Kur'ân'ın anlaşılması demek Kur'ân'ın her seçkin davranışa ışık tutması demektir" ifadesinde Hâris'in söylediği gibi bu durum Kur'ân'ın anlaşılmasının vazgeçilmez bir unsurudur. Çünkü Allah (c) Kur'ân'da, bizi soylu bir ahlâka ve seçkin ma­kamlara davet etmiş ve bizden kesin söz almıştır. Bu anlamda Ha­ris, Fehmu'l-Kur’ân'da: "Allah (c) tarafından terbiye edilmiş olan her edepli insan, terbiyesinin gereğini yerine getirilmelidir" ve: "Kur'ân'ı öğrenip gereğince hareket eden şahıs, Allah (c) katından gelen nübüvveti bütünü ile öğrenmiş olur" hadislerine ve başka bazı hadislere yer vermektedir.

Hâris nazarında teorik akıl, nasıl İslâmî ve Kur'ânî bir akıl ise, Pratik akıl da aynı şekilde İslâmî ve Kur'ânî bir akıldır. Bu durumda o, pratik alanda da belirlediği ilkeye güvenmeye devam etmektedir. Haris aşağıdaki ifadeleri ile müridin ahlâkını bize haber ver­mektedir:

Müridin en soylu ahlâkî davranışı, kendisini kötülük ve kötü ahlak­tan korumasıdır. Bu şekilde Allah'ın rızasını ve son derece büyük bir ahlâkî seciyeyi elde etmiş olur.[476]

Nefsi ve öfkeyi kontrol gibi Kur'ânî ahlâkın bize telkin ettiği meziyetlerle nefsimizi süslemezsek Allah'ı hoşnud edecek davra­nışları nasıl elde edebiliriz ki... Burada Hâris'in, Kur'ânî ahlâkın pratik yönüne şöyle bir değinmekle yetinmeyip; bunu, bir tabiat ve seciye olarak aklın kabul edebileceği aklî bir olgu haline getirebil­mek için Kur'ân'ın telkin ettiği ahlâkî içerikleri aklî yöntemlerle çözümlemeye gayret ettiğini görmekteyiz. Bu çözümlemeler doğ­rultusunda ahlâkî üstünlük, kişisel üstünlük ve süflîliklerden arın­makla mümkündür.

İşte burada Haris; Allah'ın davet ettiği üstün nitelik olan, öfke­yi yenmenin altını çizmektedir. Bu ise ancak hümin bir zillet ol­madığına, tam aksine nefsin bir meziyeti ve süsü olduğuna ilişkin aklî bir kanaat oluştuğunda meydana gelir. İnsan buna kesin kana­at getirdiğinde ise öfkeyi yenmiş olur. "İnsan; hilmin bir süs, ah­lâksızlığın ise bir zillet ve kusur olduğunu düşündüğü zaman nefsi ve organları kontrolü altına alır. (Kalbinde bunun zıddı bir düşün­ce yerleşirse) -Hâris'in dediği gibi- "Bu, süfli davranışların yol açtığı zilleti, hilmin kusurlarını örtmesindeki güzelliği ve ahirette Allah'ın sana vereceği hesapsız ecri düşünmemiş olmandandır".[477]

Bütün bunlardan daha güzeli şudur: Biz bu satırlarda Hâris'in, ahlâkî ve psikolojik anlamda insan nefsine hilmi sevdirerek öfke­nin kontrolü ve hilmin değerini tesbit ile yetinmeyip, başkalarına yönelik kötü davranışlara da açıklık getirdiğine tanık oluyoruz. O, sadece gizli ahlâkî çirkinliklerle yetinmemiş, son derece açık ifa­delerle ahlâk yoksunluğu ve ahlâkî sefaletten doğan davranış bo­zukluklarına da yer vermiştir. Haris şöyle diyor:[478]

Rengi, gözleri, kaçamak bakışları, yüzünün rengi, endamı; ağır başlı ve kendi kendisi ile barışık olmamasından dolayı seni üzen ve canını sıkan kin ve öfke gibi ahlâkî davranış bozuklukları ile karşılaşırsan bunların arkasında ahlâk düşkünü, hilm ve güzellik yoksunu biri ol­duğunu anlayabilirsin, sadece sen değil; bu davranışlarından hare­ketle, her akıl sahibi bu sonucu çıkarabilir. Şayet sen kendin de bu şekilde öfke ile imtihan edilecek olursan, Yüce Allah'ın kullarına olan sevgisi gereği, öfkesine hakim olanlar için hazırladığı nimetleri hatırlamalısın.

Kur'ân ahlâkı ile süslenmeye davet konusundaki şu sözler Hâris'e aittir:   

§ Güzel ahlâk; sıkıntıya tahammül, öfkeyi kontrol (öfke azlığı), gü­ler yüz ve güzel sözdür.

§ İnsanlar tarafından övülse bile zalim pişman olacak, insanlar tara­fından kınansa bile mazlum kurtuluşa nail olacaktır.

§ Bulduğu ile yetinen (kanaatkar) aç kalsa bile zengin, ihtiras sahibi ise hükümdar olsa bile fakirdir.[479]

§ Biz üç hasleti yitirdik, bunlar: Sıyanet ve emanet, yüz ve ifade gü­zelliği ve kardeşlikte vefadır.[480]

Hâris'e göre güzel ahlâk başkalarına iyi muamele ise, Allah (c): O gün amellerini görmek için insanlar darmadağınık gelirler [481] buyurduğu içindir.

Burada, ona göre ahlâkın ilk temel ilkesi olan muhasebe ile il­gili Haris şunları söylemektedir:

Sözün en güzelini söyleyen Yüce Allah (c), Rablerine olan saygıları nedeni ile kötülükten sakınır ve Rablerinin ayetlerine inanırlar [482] ayetleri ile; Onlar iyilikte birbirleri ile yarışırlar [483] ayeti arasında yer alan ayetlerde, Allah'tan sakınan Allah (c) dostlarının sahip olduğu nitelikleri sıralayarak, kendilerini hesaba çekenler ile kendilerini kontrol edenlere ait nitelik ve davra­nışları ortaya koymaktadır:

Bu nitelik ve davranışlar; Allah (c) korkusu ve kötülüklerden uzak durmakla başlar; endişe ve karşılıksız infak ile sona erer ki yedi ni­telik ve davranıştır.[484]

Muhasebe; ahlâkın ilk temel unsuru olduğuna göre, murakabe; muhasebenin ayrılmaz bir parçasıdır. Hâris'e göre murakabenin bir kaç türü vardır. Kendisine, Allah'tan sakınma ve Allah'ın rızasını gözetme (Allah'tan dolayı ve Allah (c) için murakabe) sorulduğun­da şöyle demiştir:

Murakabe üç ihtiyaç gereğidir ve akıllıların akılları, yani Rablerine iliş­kin bilgileri oranındadır; bu konuda insanlar birbirlerinden farklıdılar:

1- Bir kısmı Allah'tan korktuğu için,

2- Bir kısmı Allah'tan haya ettiği için,

3- Bir kısmı da Allah'a olan sevgisinden dolayı Allah'ı düşünür. Allah'tan korkan, şiddetli korku ve endişeye yenik düştüğü için Al­lah'ı düşünür. Allah'tan utanan, uğradığı yenilginin şiddeti ve aşırı tevazuu nedeni ile Allah'ı düşünür, Allah'ı seven ise içindeki aşırı mutluluk ve arzu nedeni ile Allah'ı düşünür. Cömertlik ve kötülük­ten sakınmak, murakabenin ayrılmaz iki unsurudur. Murakabe ehli­nin gönülleri, murakabeden nasibi olmayan gafillerle karşılaşma en­dişesi ile hemen hemen hiç bir an Allah'ı düşünmekten ayrılamaz.[485]

Biz bunlara Hâris'in: "Allah (c) korkusu ilmi, zühd gönül huzu­runu, tevbe de marifeti miras bırakır... Allah'a kulluğun temeli vera, veranın temeli takva, takvanın temeli nefis muhasebesi, nefis muhasebesinin temeli korku ve ümit, korku ve ümidin temeli vaad ve vaidtir" ifadelerini de ilave etmeliyiz.[486]

Hâris'e "Nefis muhasebesi ne ile olur?" diye sorulduğunda, "Aklın devamlı olarak nefsin işlediği günahları düşünmesi ile olur; çünkü kusurları nedeni ile daha fazla muhasebe yapma gücünü yi­tirir" diye cevap vermiş.

"Muhasebe ne ile meydana gelir?" diye sorulduğunda da, "Ha­ta yapma endişesi, ahlâkî kusurları kınama ve daha fazla sevap ka­zanma arzusu ile... Muhasebe; insana basiret, zeka ve kavrayış gü­cü, anında delil ikame etme ve intikal yetisi kazandırarak marifeti artırır. Bütün bunlar aklın insana hakimiyeti oranandadır" [487] demiş­tir.

Daha Önce geçen ifadelere, bunları ve benzerlerini ilave edecek olursak, ahlâkî anlamların bir kısmından diğerlerinin çıkartılması yöntemi ile elde edeceğimiz sonuçlar, bize Hâris'in ahlâk alanında­ki Massignon'un da işaret ettiği mayotik yöntemini net olarak orta­ya koyacaktır.

O halde ahlâkın ilk temel ilkesi olan nefis muhasebesi, son aşa­mada vaad ve vaid bilgisine dayanan korku ve ümide irca edilebilir. Ne var ki bizzat bu açıdan bakıldığında vaad ve vaid bilgisi Kur'ân'ın anlaşılmasını kaçınılmaz hale getirir. Bu yüzden Hâris'in, bir eserinde korkudan söz ederken korkunun nasıl meydana gel­diğini anlatmakta ve şunları söylemekte olduğunu görmekteyiz:

Onlar kıyamette uğrayacakları skıntının boyutlarını düşünerek ürktüler ve Allah (c) katında hesaba çekileceklerini hatırladılar... Tevbe ettiler... Arındılar... Ve niyetlerini arındırdılar... Kur'ân'ın klavuzluğu ile, Allah (c) huzurunda hesap vermeye hazırlandılar... Bizden önce kendilerine ilim verilenler endişe içindeydiler, onların bu endi­şeleri Allah'ın kitabındaki ayetleri anlamaları ve Allah'ın emirlerini düşünmeleri sebebiyledir.

Allah'ın ayetlerinden Öğrenilen, vaad vaid bilgisi korkuyu, kor­ku muhasebeyi miras bırakır. Muhasebe murakabeye yol açar. Mu­rakabeden daha önce sözünü etmiş olduğumuz sevgi, doğruluk sa­mimiyet gibi ahlâkî anlamlar doğar. Bütün bu ifadelerden, pratik akıl mezhebi ismini verebileceğimiz Hâris'in bir ahlâk mezhebi ol­duğu sonucunu çıkarabiliriz: Muhâsibî'nin daveti ile bu yeni mehep bizi, her uygulamamızda sıkı sıkıya bağlı kalmamızı gerekti­ren hayatî önemi haiz temel bir ilke vaz'etmeye götürmektedir.

Hâris'in insanı sıkı sıkıya bağlı olmaya davet ettiği temel ilke, insanın görevini yerine getirme yükümlülüğüdür. Buradaki yü­kümlülük Allah'a itaat yükümlülüğü olduğu için soyut aklî bir yü­kümlülük olmayıp aynı zamand...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Pratik Akıl
« Posted on: 25 Eylül 2022, 02:43:43 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Pratik Akıl rüya tabiri,Pratik Akıl mekke canlı, Pratik Akıl kabe canlı yayın, Pratik Akıl Üç boyutlu kuran oku Pratik Akıl kuran ı kerim, Pratik Akıl peygamber kıssaları,Pratik Akıl ilitam ders soruları, Pratik Akılönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &