ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > El-Akl ve Fehmül Kuran > Hanbeli Hadisciler İle
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hanbeli Hadisciler İle  (Okunma Sayısı 853 defa)
09 Temmuz 2011, 15:00:21
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 09 Temmuz 2011, 15:00:21 »



Hanbeli Hadisciler İle


H. 207-232 yılları arasındaki dönem Mutezile'nin Bağdat'a ha­kim olduğu dönem olduğu için Hâris'in bu yıllarda Bağdat'ta bulunması ilginç karşılanabilir. Daha önce belirttiğimiz gibi zaaf noktalarını bildiği ve kendi yöntemleri ile onlara karşı çıktığı için o, Mutezile'nin en büyük düşmanıydı. Yine de Haris, Bağdat'tan çıkmaya zorlandığı el-Mütevekkil'in (H. 232-247) yönetime geçtiği döneme kadar Bağdat'ta oturmuştur. Şartlar düzeldiğinde hemen Bağdat'a dönüp orada vefat ettiğine göre Haris, Kufe'de geçirdiği yılları pek sevmemiş gibidir. Bütün bunları iyi anlamak için el-Vasık'ın ölümü ile patlak veren siyasî ve sosyal gelişmeleri göz önün­de bulundurmak gerekir.

Şüphesiz 'halk-ı Kur'ân' sorunu gönüllerdeki, özellikle halkın gönlündeki birçok duyguyu ortaya çıkarmıştı; halk içten içe hadisçileri yüceltiyor, Mutezile'nin bilgiçlik ve aklî soyutlamalarından nefret ediyordu. el-Vasık son dönemlerinde, başta halife olmak üzere Mutezile'yi ve devlet kademelerindeki yandaşlarını tehdit eden bu tehlikeli salgını görmüş, hadisçi Ahmed b. Nasr el-Huzaî'nin (H. 231) hunharca öldürülmesi ve eş-Şâfiî'nin de dostu olan Ebu Yakub İbn-î Yusuf b. Yahya el-Buveytî'nin katli ile tehlikeyi daha beşiğinde boğmak istemişti.[73] Bu ikisi kamuoyundaki isyan­dan cesaret alarak nerede ise kendilerini yok etmeye çalışan el-Vasık'a karşı isyan bayrağını açma noktasına gelmişlerdi. Halkın ha­lifelerden nefreti, sadece onların Mutezilî olmaları ile ilgili değil­di. El-Mansur'dan itibaren bütünü ile Şia karşıtı bir yapılanmaya dayanan Abbasî yönetiminin el-Vasık döneminden itibaren tekrar Şia'ya yönelmesi ile de ilgili idi.

Bu iki etkene bir üçüncüsünü de ilave etmemiz gerekirse o da, el-Mu'tasım döneminden itibaren devlet yönetimine hakim olma­ya başlayan Türk komutanlardır. Sonradan müslüman oldukları halde selefe ve selefin bıraktığı mirasa sıkı sıkıya bağlı olan Türk­ler her dönemde bu özellikleri ile tanınmışlardı ve bu arada Ah­med b. Hanbel ile de annesi tarafından akraba idiler. Bütün bunları bir arada değerlendirdiğimizde el-Mütevekkil'in Mutezile'den ayrı­lıp Ehl-i Sünnet hadisçilerine yönelme nedenini anlayabiliriz.

Mes'udî, Zehebî ve İbnu'l-Verdî'den yararlanarak, el-Mütevekkil’in hilafete gelişinden itibaren gelişen olayları kronolojik sıra ile izlemek; konuyu önemli ölçüde aydınlatabilir.

1. H. 232; el-Mütevekkil halife oldu. Tartışmalı konularda ko­nuşma ve yorum yapma yasağı getirdi. Yöneticilere halkın el-Mu'tasım ve el-Vasık döneminde bulunduğu konumda bırakılma­sını, halka teslim olmayı ve taklidi, ulema ve hadisçilere de hadis rivayet etmelerini ve Ehl-i Sünnet ve'l-Cemeat mezhebini halka öğretmelerini emretti. [74] Bu uygulamaların bir parçası da el-Mu'tasım'ın sünnete bağlılığını açıkça ortaya koyması, şiddeti kaldırma­sı, ilahî rü'yet ve sıfatlarla ilgili hadislerin neşrini emretmesidir.[75]

2. H. 235; Ebu Hüzeyl b. Allaf öldü. [76] Mes'udî ve İbnu'l-Verdî, Allaf’ın H. 227 tarihinde öldüğünü belirtmişlerdir. [77] El-Cahız bu konuda şunları söylemektedir:

Çocuklardan birinin eğitimi ile ilgili olarak halife el-Mütevekkil'e benim isimim verilmişti. Halife beni görüp kıyafetimi beğenmedi. Hemen 10.000 dirhem verilerek benim için sarfedilmesini emretti.[78]

Şüphesiz sorun kılık-kıyafet değil, el-Cahız'ın Mutezilî olarak şöhret kazanması idi.

3. H. 236; el-Mütevekkil, kesin bir ifade ile 'halk-ı Kur'ân' id­diasını ve Hz. Ali düşmanlığı [79] ile şöhret bulanların bir araya gel­melerini, bu arada Şiîlerin de Hz. Hüseyin'in kabrini ve Kufe top­rağı olan el-Ğurâ'yı ziyaretlerini, diğer Şii sempatizanların da aynı şekilde bu gruplara katılmalarını yasakladı. Bu emirlerin kaynağı bizzat el-Mütevekkil idi.[80]

4. H. 236; el-Mütevekkil, İbn-i Duad ve oğluna kızarak bu ikincisini yargı görevinden azledip yerine Yahya b. Ektem'i yakını­na aldı.

5. El-Mütevekkil, çevresine Şia ve Mutezile karşıtlarını topladı ve Sünnî bir gürüntü vermek amacı ile Şia'dan ayrılan bir şair olan Ali b. el-Cehm'i yakınına aldı. [81] Örneğin daha sonra el-Müste'in (H. -248) döneminde divan katibi olan Said b. Humeyd bunlardan­dır. Bu şahıs Sünnî görünerek devlette makam ve mevki sahibi ol­muştur.[82]

6. Bağdat'daki ilim çevrelerine Ahmed b. Hanbel'in düşüncesi hakim oldu. O ve Huşeyş b. Esrem, Abdülaziz el-Mekkî, Müsedded b. Müsrehid ve İbn-i Raheveyh gibi dostları Bağdat'taki ders halkalarına geri döndüler.

Biz çok sayıda hadis alimi ve Hanbelînin Hâris'e yetiştiğini bil­diğimiz için Ahmed b. Hanbel'in (H. 164-241) hayatına biraz ışık tutmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ahmed b. Hanbel bu ilimde zirve bir çok alimden hadis rivayet etmiş ve Şafiî mezhebinde fı­kıh öğrenmiştir. O nasslara bağlı, tartışma ve kavgadan nefret eden bir yaratılışa sahipti. Uzleti ve takvayı itiyat edinmesi bakımından önceki kuşakların tasavvuf anlayışına bağlı kaldı; bu konuda o ka­dar kararlıydı ki Me'mun, Mu'tasım ve Vasık dönemlerinde kendi­sini zincire vuran, Bağdat'ı terketmesini isteyen, konuşmasını en­gelleyen ve bunlarla da yetinmeyip Vasık döneminde kırbaçlanma­sını emrederek, burnu havada Mutezilî yöneticilerden gelen baskı­lar karşısında bile o, tutumunu değiştirmemişti.

O dönemde bir çok alim tıpkı Ahmed b. Hanbel gibi Mutezile'nin ve halifeye yakın olan Mutezilîlerin gazabı ile karşılaşmış ama onun gösterdiği kahramanca direnci ortaya koyamamışlardı. Onun, Me'mun, Mu'tasım ve Vasık karşısında sergilediği kahramanca tu­tumun bir benzeri görülmemiştir. Bu tavrı ile o, -düşmanı olan Mutezilîler de dahil- ilim adamları nezdinde yücelmiş ve halk da kendisini gönülden desteklemiştir. Onun bu cesareti efsaneleşerek yüzyıllarca Bağdat halkının hafızasından silinmemiştir. Nitekim Haşaviyye ve tecsimi savunan mezheplerin ardılları tamamen sili­nip giderken, o hep hayırla yadedilmiştir.

Ahmed b. Hanbel kendi mezhebi için emin bîr şahsiyetti. Karşı düşünceler konusunda asla fanatik davranmamış ancak kelamla ilgilenmeyi yasaklamakla yetinmiştir. Kelamla uğraşanları kınamış ve bid'at çıkarmakla suçlamıştır. Selef alimleri bu konuda bir şey söylemedikleri için o da Allah (c) kelamının mahluk olmadığını söylemekle yetinmiş ve bu konudaki aşırı uçlardan herhangi birine katılmayı reddetmiştir. Annesinin Türk oluşu, yönetimdeki Türkle­rin Sünnî oluşu ve bütün halkın kendisini sevip sayması gibi se­beplerle, Mütevekkil fitnenin ortadan kalktığını ilan eder etmez Ahmed b. Hanbel, hadisçi dostları ve kırk bin civarındaki hadis hafızı ile uzun bir aradan sonra Bağdat'ta tekrar hadis derslerine başlamıştı. Vefatını Öğrenen (H. 241) Bağdat ve bütün Irak halkı cenazesine gelerek, sergilediği tutumu Hz. Peygamber'in hicreti ve Hz. Ebubekir'in dinden dönenler (ridde) karşısındaki tutumu ile mukayese etmişlerdi.

Şiî bir tarihçi olan Mes'udî onun cenazesine ilişkin şunları söy­lemektedir:

Namazını İbn-i Tahir kıldırdı. Bir insan seli cenazesine akın akın geldi. Benzer bir gün ve geçmişte benzer bir kalabalık asla görülme­miş olup oradaki kalabalık için çok şey söylenmiştir... Cenazeye katılan büyük alimlerden biri, belki de en büyükleri cenaze imamının arkasında saf tutmuş;

Karanlığa gömüldü dünya çünkü Muhammed'i yitirdi Dünya yine gömüldü karanlığa İbn-i Hanbel'i yitirdi diye haykırıyordu.

Bu çığlıklarla o, Hz. Peygamber'in vefatı ile dünyanın karanlığa gö­müldüğünü; tıpkı Hz. Peygamber'in vefatı gibi Ahmed b. Hanbel'in vefatı ile de karanlığın her yanı kapladığını anlatmak istiyordu". [83] Ahmed b. Hanbel, kelama karşı tutumunda yalnız değildi. Az önce belirttiğimiz gibi bütün hadis alimleri cenazesinde idi. Hâ­ris'in hadis üstadlarından biri olan Huşeym de: "Kur'ân'ın mahluk olduğunu savunanların boyunlarının vurulması gerektiğini" [84] dü­şünüyordu.

Bir başka üstadı, Nuh b. Ebi Meryem: "Yüce Allah (c) semada­dır. Bu şekilde kabul etmeyen mümin değildir"[85] diyordu.

Yine Hâris'in hocalarından biri olan Abbad b. el-Avam: "Bişr b. Müreysî ve yandaşları ile konuştum. Hepsi de 'Semada bir şey yok' diye bitiriyorlardı. Ben onların müslüman biri ile nikahlanamayacakları ve miras alamayacakları düşüncesindeyim" [86] demiştir.

Ali b. Asım el-Vasıtî'nin Bişr el-Müreysî ile bir araya gelmek istemediğini daha önce kaydetmiştik ki el-Vasıtî de Muhâsibî'nin hocasıdır.[87]

Hadis ve Kur'ân ilimleri alanında Hâris'in en büyük üstadı olan Yezid b. Harun el-Vasıtî de istivayı kabul etmedikleri için Mutezile'nin Cehmiyye ile aynı olduğunu [88] söylemektedir.

Yine Hâris'in üstadlarından olan Veki' b. el-Cerrah da nerede ise tecsime varan bir ifade ile istiva'yı isbata çalışmaktadır.[89]

Muhâsibî'nin et-Akl'dâ. kendisinden rivayette bulunduğu Affanu'l-Basrî; Me'mun'un polis müdürü olan İshak b, İbrahim'in ken­disini Kur'ân'ın mahluk olduğunu söylemeye zorladığı zaman rız­kının kesilmesinden endişe ederek Allah'a sığınmıştır.[90]

Hâris'in en büyük hocalarından biri olan Süneyd b. Davud: "Allah'ın yarattığı varlıklardan uzak, arşı üzerinde bulunduğunu" [91] söylemektedir.

Yine onun bir üstadı olan Ebu Ubeyd; ısrarla Allah'ın görülme­si ile ilgili hadisler rivayet etmiştir.[92]

İmam Ahmed b. Hanbel'in kendisinden, Allah'ın görülmesi, sı­fatlar, Allah'ın arşa istivası, Ebubekir ve Ömer'in üstünlükleri ve imanın artıp eksilmesi gibi konularda tevatür düzeyinde rivayetler vardır. Aynı şekilde ona ait, Kur'ân'ın mahluk olduğunu iddia edenlere küfür isnad eden çok sayıda rivayet bulunmaktadır.[93]

Hadisçilerin çoğunlukla Mutezile'nin konumunu iyi tesbit ede­mediklerini tesbit edersek; kelam tartışmalarının haram olduğu id­diasında ısrar ettikleri sürece onlardan; Mutezile'ye karşı...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hanbeli Hadisciler İle
« Posted on: 21 Eylül 2019, 22:10:47 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hanbeli Hadisciler İle rüya tabiri,Hanbeli Hadisciler İle mekke canlı, Hanbeli Hadisciler İle kabe canlı yayın, Hanbeli Hadisciler İle Üç boyutlu kuran oku Hanbeli Hadisciler İle kuran ı kerim, Hanbeli Hadisciler İle peygamber kıssaları,Hanbeli Hadisciler İle ilitam ders soruları, Hanbeli Hadisciler İleönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &