ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > El-Akl ve Fehmül Kuran > Akıl Kur ân dır
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Akıl Kur ân dır  (Okunma Sayısı 686 defa)
20 Haziran 2011, 16:10:09
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 20 Haziran 2011, 16:10:09 »



Akıl; Kur'ân'dır (Aksi Bir İddia Doğru Değildir)

 

Haris b. Esedi'l-Muhâsibî; "Akıl Kur'an'dır" ifadesini doğru­dan bu şekilde kullanmamıştır, ama kullanmış olsun ya da olmasın aklın mahiyeti ya da kendi ifadesi ile maiyetine ilişkin Fehmu'l-Kur'an’da yer alan bütün ifadeler bizi onun böyle bir yargıya ulaş­tığı kanaatine itmektedir. Bu yargı, aynı zamanda Hâris'in akılcı tasavvuf anlayışının da ulaştığı nihai noktadır.

Temel bir ilke olarak bu yargının, temel hareket noktası üç kay­nak eserdir:

1) Mes'eletun fi'I-Akl,

2) Maiyetu'l-Akl,

3) Akla ilişkin bütün tanım ve ayrıntılarda olduğu gibi Fehmu’l-Kur'an.

Birinci kaynak olan Mes'eletun fi'l-Akl'a nisbetle sorun Hâ­ris'in, aklın mahiyeti çerçevesinde iki ya da üç sayfada ele aldığı bir sorundur. Bizi burada ilgilendiren, aşağıda alıntıladığımız ve konuya giriş mahiyetindeki bir kaç ifadedir:

1) Görünür varlık alemi ve üstün haber olmak üzere kesin delil ikidir,

2) Akıl delili, delil de aklı karşılıklı olarak içerirler,

3) Akıl yürütmede; akıl delil isteyen görünür varlık alemi ve üstün haber de akıl yürütme için temel unsur ve sebep niteliğinde­dir,

4) Asıl unsurun olmaması durumunda, fer'i unsurun; delilin ol­maması durumunda da akıl yürütmenin varlığı imkansızdır,

5) Görünür varlık alemi, görünmeyen aleme ışık tutan bir kıla­vuzdur,

6) Üstün haber doğru ve gerçek olana tanıklık eder,

7) Asıl unsuru tahkim etmeksizin fer'i unsuru kullanan sefihtir.

Hâris'e göre bütünü ile akıl sorunu işte bu şekilde özetlenebilir. Bu bir kaç satır, aklın mahiyeti ve gerçek anlamı sorununu tam bir icaz ile özetlemektedir. Peki Hâris'in bu veciz girişte özetlediği "aklın mahiyeti ve gerçek anlamı sorunu" nedir? Hâris'in ilk cümlesi şöyledir:

Kesin dellil (hüccet) görünür varlık alemi ve üstün haber olmak üze­re ikiye eynlir. Kesin delil, Allah'ın bir seciye olarak kullarında ya­rattığı ve hilmde kemale erenlere delil olarak verdiği akıldır. Haris Maiyetu'l-Akl ve Fehmu'l-Kur'ân'da bir çok yerde, ifade­yi bu anlamda tekrar tekrar kullanmaktadır. O halde özü itibariyle akıl, Allah'ın kullan üzerindeki delilidir; kullarının büyük çoğun­luğu seciye olarak akıl sahibi olup sadece ahmaklar ve bunaklar akıl sahibi değildirler: Helak olanın açık bir delil ile helak olması, yaşayanın da açık bir delil ile yaşaması için.. [434] Akıl özü itibariyle Allah'ın kulları üzerindeki bir delili olduğu­na göre, Haris "delil ikidir” ifadesi ile, akıl sorunu ile görünür var­lık alemi ve üstün haber olmak üzere, aklın iki mahiyeti olduğunu anlatmak istemektedir. Bunlardan birincisi olan varlıklar alemine gelince: Bu insanın; denizlerde, dağlarda, nehirlerde, yerde ve göklerde kendi gözü ile gördüğü hakikatlerdir. Bütün bunlar, Al­lah'ın bir olduğu ve ortağı olmadığı gerçeğine tanıktır, her şey sanki ilahî tedbirin uzantıları ve ilahî sanatın belirtileridir. Sanki her şey bir gözdür ve insan bu göz sayesinde görüp duyduğundan ibret alır ve Allah'ı yüceltir. [435] İkinci delil olan üstün haber'e gelince; bu Allah'ın aciz bırakan bir belağat ile kullarına vahyettiği Kur'ân'dır. Buradaki üstünlük -aklî üstünlük- reddedilemez; önünden ve ar­dından batılın musallat olamadığı bir haberdir[436]; çünkü Kur'ân düşünmeye, iyice düşünmeye davet edip kesin ve somut deliller getirerek insan için ilahî sanatın sırlarını aralarken Allah'ın bir ve eşsiz yaratıcı olduğuna ilişkin kesin ve muhatabını çaresiz bırakan deliller vaz'etmektedir. Nitekim Haris: "O'nun bir ve benzersiz yaratıcı olduğuna delil olan Kur'ân ayetleri vardır" demektedir.

Belleyici kulaklar onu öğrensin diye... [437] buyuran Yü­ce Allah'ı işitmez misin? Yani Allah'ın söyleyip bildirdiği gerçek­lerin, kulaklar tarafından dinlenip anlaşılması, Allah'ın bir lutfudur. İşte akıl budur.

O halde Hâris'e göre aklın ikinci temel unsuru Allah (c) tarafın­dan Kur'ân ayetleri ile bildirilen haberlerdir. Bu konuda Hâris'in kendi ifadesi, son derece açık olup; ber hangi bir şüphe veya kapa­lılık söz konusu değildir.

Bu iki mahiyetin anlamlan, ikinci cümlede daha da açık ve son derece net bir şekilde karşımıza çıkmaktadır: "Akıl delili, delil de aklı içermektedir". Hâris'in sözünü ettiği bu delil acaba ne olabi­lir? Bir Önceki cümleden açıkça anlaşıldığına göre söz konusu de­lil ikidir:

a) Görünür varlıklar alemi,

b) Üstün Haber.

Bunlardan birincisini dikkate alırsak; akıl, delili içerdiğine gö­re, insanın gözleri önündeki denizler, dağlar, nehirler, yer ve gök­ler vs. bu akledilir alem de mahiyet itibariyle aklı içermelidir. Mutlak ve duyulur varlık alemi hissî bir varlık olduğu için değil, aksine açık bir amaca yönelmiş, kelimenin tam anlamı ile aklî bir varhk olduğu için; mahiyet olarak aklı içermekte ve bu varlık alemi akıl için, Allah'ın var ve bir, eşi ve benzeri olmayan bir varlık olduğuna delil teşkil etmektedir.

Akıl, bu varlık alemi'nde içerik olarak bulunduğuna göre, bir bakıma da bu varlıklarla mahiyet itibariyle uyuşuyor olmalıdır; çünkü "Akıl delili içerir" diyen Haris; aynı zamanda delilin de aklı içerdiğini söylemektedir ki bu ifade, varlık alemi ile aklın uyuş­makta olduğu anlamına gelmektedir. Nitekim Allah'ın kullarında yarattığı seciye halindeki akıl aynı zamanda "kevni akıl"dır, Allah'ın, özenle ve sapasağlam yarattığı bu varlık aynı zamanda aklî bir varlıktır. Akıl ile karşılıklı olarak birbirini içermektedir.

İkinci delile göre akıl delili içermektedir; öyleyse aklın mahi­yeti bu üstün haberde içerik olarak bulunmalıdır. Gördüğümüz gibi Muhâsibî üstün haber ifadesi ile Kur'an’ı kastetmektedir. Bütün Kur'ân ayetleri, akıl sahiplerinin düşünüp ibret alması için Al­lah'ın varlığını ve birliğini isbata yönelik varlık aleminden deliller serdetmektedirler. Yine bu ayetler akıl sahiplerine, hem bu alem hem de ahiret alemi ile ilgili deliller de sunmaktadır.

Hâris'in söylediği gibi bu deliller, aynı zamanda kendi yararına olanı tercih edebilmesi için insana, faydalı ile zararlı arasında ay­rım yapabilme yetisi kazandırmaktadır. Hâris'e göre akıl soyut bir nesne değil, Allah'ın kelamını anlayan bir seciyedir. Sana vahyedileni dinle [438] ayeti, "sana söylediklerimi anla" [439] anlamında­dır. Bu anlamda akıl, üstün haberde içerik olarak bulunduğuna gö­re söz konusu üstün haber, Kur'ândır ve akıl Kur'ân'ın içeriğidir. Söylediğimiz gibi içerme; ihtiva anlamına değil, uyuşma anlamınadir. Çünkü aklın delili içermekte olduğunu söyleyen Haris, öte yandan "delil de aklı içermektedir" diyor ki bu ifade "Kur'an; aklı içermektedir" anlamına gelir. Aynı şekilde, söz konusu olan; ihtiva anlamında değil, uyuşma anlamında bir içermedir. Kur'an; beyin, kalp, akıl ve fikir sahiplerine hitab ettiğine göre akıl, bu ayetlerle uyuşmalı, eksik ya da fazla olmamalıdır. Bu noktadan hareketle Kur'an ayetleri ile akıl veya akılla Kur'an ayetleri arasında karşı­lıklı uyuşma anlamında bir içerme söz konusudur. Aynı şekilde Al­lah'ın kullarına seciye olarak verdiği akıl da Kur'ânî bir akıldır; çünkü Kur'ân'ı Allah (c): önünden ve ardından batıl bulaşmayan [440] bir kitap olarak vahyetmiştir. [441] Kur'ân; "aklî bir kitaptır" ve Kur'ân ile akıl birbirini karşılıklı olarak içermektedir­ler.

Uyuşma anlamında bir içerme söz konusu olduğuna göre Kur'ân ile akıl arasındaki bu karşılıklı uyuşma, bir derece uyuşma­sı değildir; çünkü uyuşma anlamında içerme teriminde, bir derece ya da kademe uyuşması zorunlu değildir. "Akıl, akıl yürütme ile sonuca gider, üstün haber ise bir akıl yürütme aracı ve akıl yürüt­menin temel unsurudur" diyen Haris; üçüncü cümle ile bu noktaya açıklık getirmektedir.

Bu cümeden açıkça anlaşıldığına göre akıl yürütmede temel unsur akıl değil Allah'ın yarattığı akledilirler alemi, yani bir açıdan bu uçsuz bucaksız alem, bir açıdan da Kur'ân ayetleridir. Bu ikisi, neden akıl yürütmenin temel unsurunu oluşturmaktadır? sorusunu Haris: "Çünkü bu ikisi akıl yürütmenin illetidir" şeklinde cevaplı­yor. Hâris'e göre eğer akıl yürütme illeti olmasaydı, akıl yürütmeyi gerçekleştiren akıla ihtiyaç kalmazdı. O halde akıl derece ve tertib bakımından varlığa ve yine aynı şekilde Kur'ân'a bağımlıdır. Bu nedenle varlık ve yokluk olarak bir bakıma varlık bir bakıma da Kur'ân ile birlikte hareket eder. Buna göre akıl, bu ikisinden her birinin yan unsuru durumundadır. Aslın yokluğu durumunda yan unsurun varlığı ve delilin yokluğu durumunda da akıl yürütme im­kansızdır. Bu açıklamalar ışığında artık üçüncü cümle açık ve an­laşılır duruma gelmektedir.

Sınırsız varlık alemi ve Allah (c) katından indirilmiş olan Kur'ân Allah (c) katında, Allah'ın yaratıcılığı ve eşsiz sanatına de­lil niteliği taşıdıklarına göre, aklın kendi başına, mahiyetinden ba­ğımsız, soyut bir varlık olmamasını yani bir yandan bu sınırsız varlığın bir yandan da Kur'ân'ın akledilebilir olmasını gerektirir; çünkü aslı tahkim etmeksizin yan unsuru kullanalar sefihtir. Bu nedenle -Hâris'in de dediği gibi- gerçek bilgiyi elde edebilmek için akıl, önce bu sınırsız varlığın verilerine boyun eğmek zorundadır; çünkü bilinmeyen aleme ilişkin bilgilere ulaşabilmek için varlık alemi bir kılavuz niteliği de taşımaktadır. Haris beşinci cümlede "Varlıklar alemi, bilinmeyen aleme götüren bir delildir" derken işte bunu anlatmak istemektedir. Ayrıca akıl Kur'ân ayetle­rine ve bu ayetlerde verilen haberlere, vaad ve vaid ile ilgili ilahî bilgilere boyun eğmek zorundadır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a), kendinden önceki habercileri doğrulamak [442]üze­re gelmiştir. O halde Hz. Peygamber'e, Allah (c) katından gelen haberler gerçeğin ifadesidir. İşte altıncı cümlede Hâris'in anlatmak istediği budur.

Özetle söylemek gerekirse Hâris'...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Akıl Kur ân dır
« Posted on: 25 Mayıs 2020, 17:29:13 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Akıl Kur ân dır rüya tabiri,Akıl Kur ân dır mekke canlı, Akıl Kur ân dır kabe canlı yayın, Akıl Kur ân dır Üç boyutlu kuran oku Akıl Kur ân dır kuran ı kerim, Akıl Kur ân dır peygamber kıssaları,Akıl Kur ân dır ilitam ders soruları, Akıl Kur ân dır önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &