ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Dünya Hali >  Sömürgeler Ayaklanınca
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sömürgeler Ayaklanınca  (Okunma Sayısı 645 defa)
10 Kasım 2011, 00:29:48
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 10 Kasım 2011, 00:29:48 »



Dünya Hali


Aralık 2005 84.SAYI


Halil AKGÜN
kaleme aldı, DÜNYA HALİ bölümünde yayınlandı.


Sömürgeler Ayaklanınca


Paris'in varoşlarında bir kimlik soruşturmasıyla başlayan ve iki gencin ölümüyle alevlenen hadiseler kontrolden çıktı. Sokak ayaklanması günlerdir devam ediyor. Yüzlerce araç yakıldı, onlarca kişi göz altına alındı. Bölgede olağanüstü hal ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bütün ülke ayağa kalkmış durumda. Fransa, yıllardır tanık olmadığı bir sosyal patlamayla karşı karşıya.

Varoş kültürünün hakim kültüre başkaldırması, sınıf ayrımının derin olduğu toplumlarda sık rastlanan bir durum. Fransa'daki kültürel ayrımcılık, 19. yüzyıl Fransız sömürgeciliğinin 21. yüzyıldaki yansıması. Fransa, yıllardır ektiği fırtınayı biçiyor. Kuzey Afrika kökenli göçmenlerin sorunlarını görmezlikten gelen Fransızlar, bu sosyal patlamayı zecrî tedbirlerle çözeceklerini ümid ediyorlar. Oysa bu yaklaşım sorunun kökenine inmekten uzak. O yüzden ancak günü kurtarabilir; Fransa'ya kalıcı bir toplumsal huzur getiremez.

Yoğun göçmen nüfusu olan diğer Avrupa ülkeleri de bu gelişmeleri endişeyle izliyor. Çünkü benzer olayların oralarda da patlak vermesi mümkün. Zaten her Avrupa ülkesinin yakın geçmişinde bu tür hadiseler var. İspanya'daki Bask ayrılıkçılarından Almanya'daki Neo -Nazilere kadar pek çok örnek saymak mümkün. Üstelik bu örnekler, meselenin bir ‘ entegre olamamış göçmenler' sorunundan ibaret olmadığını gösteriyor. Avrupa kendi içinde ciddi bir kimlik hesaplaşması yaşıyor.

Kesin olan bir şey var: Bu gelişmeler, Avrupa'daki çok kültürlülük söylemlerini olumsuz yönde etkileyecektir. 11 Eylül hadiselerinden sonra genelde Batı'da, özelde Amerika'daki çok kültürlülük söylemleri geri adım attı. Bugün Amerika'da çok az kişi bu konulardan dem vuruyor. En liberal düşünürler dahi güvenliğin önemli olduğunu söylüyorlar.

Yaşlı kıta Avrupa bu konuda benzer tepkiler verebilir. Özellikle müslüman azınlıklar söz konusu olduğunda, Avrupa'nın sırtındaki tarih yükünü bir kenara bırakıp soğukkanlı hareket etmesi kolay değil. Fransa'daki olaylar yatışsa bile Avrupa'yı çalkantılı günler bekliyor. Çünkü sömürge olmuş toplumlar artık uyanmaya başladılar. Şimdi onların ihtiyaç duyduğu tek şey, bu uyanışı anlamlı ve yapıcı kılacak rasyonel stratejiler.

Neyi Savunuyorduk?

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörü Prof. Yücel Aşkın'ın yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanması, yeni bir krize yol açtı. Rektörü savunmak için harekete geçen YÖK, “Aşkın'ı savunmak, cumhuriyeti savunmaktır.” diyerek sürece ideolojik bir boyut kazandırdı. Oysa Aşkın aleyhine dava açan makam, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir mahkemesi. YÖK'ün yorumuna göre, mahkemeler adalet için harekete geçtiğinde cumhuriyet karşıtı bir eylemde mi bulunmuş oluyor?

Aşkın davası, Türkiye'deki cumhuriyetçilik, laikçilik, Atatürkçülük gibi “ideolojik kılıf”ların ne işe yaradığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Ülkede yolsuzluk yapan, görevini kötüye kullanan, devleti soyan herkes “En büyük Atatürkçü benim!” diyerek paçayı kurtaracağını ümit ediyor.

Acı olan, devletin en üst makamındaki kişilerin bu oyuna gelmesi. YÖK'ün, suçu neredeyse tescil edilmiş rektörü ideolojik sloganlarla savunmak yerine, kendi önündeki yolsuzluk davalarının hesabını nasıl vereceğini düşünmesi kendi menfaatine olacaktır.

Kaos Zamanı

Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde patlak veren ve daha sonra Yüksekova'daki protestolarla devam eden hadiseler endişe verici nitelikte. Şemdinli'de bir kitabevi bombalanmış, daha sonra olayın JİTEM'e bağlı askerler tarafından yapıldığı ortaya çıkmıştı. Şu anda olayların failleri sorgulanıyor. Kimin suçlu olduğunu inşallah en kısa sürede öğreniriz.

Olayı fırsat bilen PKK ve yandaşları, halkı ayaklandırdılar. Bu tür olayların arkasında PKK'nın kendini operasyonel düzeyde canlı tutma gayreti var. Buna Kuzey Irak'taki gelişmeleri de eklemek gerekiyor. Kuzey Irak'ta Kürtlerin neredeyse devlet içinde devlet olması, Türkiye'deki ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini ateşliyor. Yükselen Kürt milliyetçiliği, Türk milliyetçiliğini ve ulusalcı söylemleri güçlendiriyor. İki keskin milliyetçi hareketin aynı coğrafyada var olduğu vaki değil. Hadiselerin yeni bir şiddet sarmalına dönüşmesi, an meselesi. Şiddet ise PKK gibi örgütlerin elini güçlendiren bir yöntem.

O yüzden hükümetin askeri yöntemlere başvurmadan sorunun üzerine gitmesi ve hadiseyi en kısa sürede kontrol altına alması gerekiyor.

Avrupa'da İfade Özgürlüğü

Geçen ay Danimarka'da yaşanan ROJ TV krizi, Avrupa'daki ifade özgürlüğü kavramının hâlâ belirsizliklerle dolu olduğunu gösteriyor. Hatırlarsanız, Başbakan Erdoğan, Danimarka Başbakanı ile yapacağı ortak basın toplantısına ROJ TV'nin akredite bir yayın kuruluşu olarak alındığını öğrenince toplantıya katılmadan Türkiye'ye geri dönmüştü. Türk hükümeti, PKK'nın yayın organı olan ROJ TV'nin kapatılması için Danimarka hükümeti nezdinde girişimlerde bulunmuş ama somut bir cevap alamamıştı. Danimarka Başbakanı Rasmussen , ROJ TV'nin ve Danimarka basınında çıkan İslâm aleyhtarı karikatürlerin basın özgürlüğünden dolayı yasaklanamayacağını söylüyor.

Bu, Danimarka'nın bir tercihidir. Buna saygı duyarız. Fakat aynı şekilde Türkiye'nin tavrına da saygı duymak zorunda Avrupalılar. Avrupa'nın pek çok ülkesinde bulunan anti- semitizm kanunları, yahudi aleyhtarlığı yapılmasını yasaklıyor. Hatta Holokost'un (yahudi soykırımının) olmadığını iddia edenlere 10 yıla kadar ağır hapis cezası verilebiliyor. Anti- semitizm kanunu, basın özgürlüğü kapsamı içinde mi dışında mı? Avrupalılar Türkiye'yi yargılamadan önce bu sorunun cevabını vermeliler.

Başörtüsü Tartışmasında Son Nokta mı?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Leyla Şahin davasında olumsuz karar verdi. Karara göre Türk üniversitelerindeki başörtüsü yasağı bir insan hakları ihlali değil. Uzman hukukçular dahil herkes, AİHM'in kararının siyasi olduğunu söylüyor. Türkiye'deki yasakçılar, karara alkış tutuyorlar ve “Avrupa başörtüsü konusunda son noktayı koydu!” diyorlar.

Bu tepki bile kararın ne kadar siyasi olduğunu gösteriyor. Kararı alkışlayanlar nasıl büyük bir çelişki içinde olduklarının farkında değiller galiba. AİHM, daha önce açılmış yüzlerce davada Türkiye aleyhine kararlar verdi. Bunların kahir ekseriyeti Kürtlerin ve Alevilerin açtığı davalar. Türkiye her dava kaybettiğinde aynı kişiler “Avrupa da kim oluyor ve bizim iç işlerimize karışıyor!” diyordu. Şimdi aynı kişiler, başörtüsü hakkındaki yasakçı karara alkış tutuyor.

Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil. Asıl konu şu: Türkiye'nin başörtüsü sorununun çözümünde nihai merci, ne Avrupa, ne AİHM ne de Türk mahkemeleridir. Nihai karar verici, Türk toplumu ve onun kamusal vicdanıdır. Bu yüzden yasak var oldukça, başörtüsü kanayan bir yara ve utanç verici hukuki bir sorun olmaya devam edecektir.

Önemli Mesajlar

16 Kasım günü Avusturya'nın Viyana şehrinde “İslâm ve Çoğulculuk” konulu uluslararası bir konferans yapıldı. Avusturya Dışişleri Bakanı Plasnik'in ev sahipliği yaptığı konferansa katılanlar arasında İran eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi , Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai , Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu , Mısır'ın din işlerinden sorumlu devlet bakanı Muhammed Zakzuk ve daha pek çok üst düzey yetkili, ilim adamı ve yazar vardı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Annan'ın danışmanı ve Cezayir asıllı Lahdar Brahimi tarafından temsil edildi.

Toplantıya katılanlar İslâm'ın barış dini olduğu mesajını verdiler, Batılı ülkeleri çifte standart uygulamak ve İslâm karşıtlığı yapmakla suçladılar. Konuşmacılar, İslâm ülkelerindeki sorunları da ele aldılar ve bir özeleştiri yaptılar.

Bu tür toplantılar İslâm ve Batı ilişkileri açısından önemli. Çünkü iki dünya arasındaki iletişim kopukluğu pek çok sorunu derinleştiriyor. Toplantı aynı zamanda bir din ve kültür olarak İslâm'ın Avrupa'nın gündeminde olduğunu gösteriyor. Bütün bunlar, İslâm'ın küresel önemini bir kez daha teyid ediyor. Müslüman toplumların bu gerçeği kavraması ve buna göre bir hareket etmesi gerekiyor.

    Kısa Kısa Dünya Turu

    Amerikan askerlerinin Felluce'de fosfor bombası kullandığı Pentagon tarafından da teyid edildi. Güya kimyasal ve kitlesel imha silahlarını ortadan kaldırmak için Irak'a giren Amerika'nın kendisi kimyasal silah kullanıyor. Bu durumda Amerika'nın işgali artık farz oldu! Şimdi Amerika'yı işgal edecek bir babayiğit aranıyor. Biz bu işin altından kalkamayacağımıza göre, uzaylıları falan mı çağırsak acaba!

    ***

    Dünya Kupası'na geçtiğimiz ay veda ettik. Moraller bozuk. FİFA başkanının maçtan sonra yaptığı açıklamalar yaraya tuz bastı. Her futbol yenilgisinden sonra yaşadığımız hayal kırıklığı, daha iyisini yapabileceğimiz inancından kaynaklanıyor. Çoğu kişi “bari futbolda dünya çapında bir şeyler yapalım” diyor. Bu yüzden bu tür infialleri normal karşılamak lazım. Yapmamız gereken, bunu pozitif enerjiye dönüştürmek.

    ***

    Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'de okulların yüzde 77'si hijyenik değil. Yani kirli, pis. Okullardaki tuvaletler, spor salonları, kantinler, koridorlar ve derslikler, sağlık açısından tehlike teşkil ediyor. İşte geleceğimizi nerede eğittiğimizin acı tablosu. Türkiye'nin “çağdaş, laik, demokratik” yüzü bu mu acaba? Bu konularda nutuk atıp ahkam kesenler, bunları “küçük sorunlar” olarak mı görüyor? Eğer öyleyse onların zihinsel hijyen problemi var demektir!...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sömürgeler Ayaklanınca
« Posted on: 28 Mayıs 2020, 11:12:27 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sömürgeler Ayaklanınca rüya tabiri, Sömürgeler Ayaklanınca mekke canlı, Sömürgeler Ayaklanınca kabe canlı yayın, Sömürgeler Ayaklanınca Üç boyutlu kuran oku Sömürgeler Ayaklanınca kuran ı kerim, Sömürgeler Ayaklanınca peygamber kıssaları, Sömürgeler Ayaklanınca ilitam ders soruları, Sömürgeler Ayaklanıncaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &