ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Dosya Konusu > Güvenlikli Siteler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Güvenlikli Siteler  (Okunma Sayısı 1162 defa)
06 Haziran 2012, 11:02:54
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 06 Haziran 2012, 11:02:54 »



Güvenlikli Siteler: İdeal kent miti gerçekte ne vaad ediyor?
Yusuf CİVELEK, Tülin Vural ARSLAN • 55. Sayı / DOSYA KONUSU


Dünyadaki her türlü olumsuzluklardan kendinizi sıyırıp, herkesin gülen bir yüzle dolaştığı, yaşadığınız kentin her bir köşesinin güvenli olduğu, kendi sosyal sınıfınıza mensup olanlar haricinde başka hiç kimseyle karşılaşmadığınız, bürokratik sistemin hiçbir şekilde aksamadığı, tümüyle sterilize bir kentte yaşasanız, bunun gerçekliğinden şüphelenir miydiniz? Peter Weird’in Truman Show (1998) isimli filminin arka fonunu oluşturan bu yaşantı biçimi, küreselleşen dünyamızın farklı köşelerinde oluşturulmaya çalışılan Amerikan rüyasının bir eleştirisidir. Film boyunca paranoid bir şekilde kendisinin ve yaşadığı ortamın gerçekliğini sorgulayan ana karakter, sonunda bunun yalnızca kendisine sunulmuş bir kurgu yaşam olduğunu anlar ve kendi gerçekliğini bulmak üzere farklı bir yolculuğa çıkar.

Weird’in Truman Show’da eleştirdiği sosyal düzenin kendisi, küreselleşen dünyamızın farklı coğrafyalarında sosyal ve mekânsal olarak ayrışma üzerine kurgulanmış yeni hayat biçimlerini de beraberinde getirmişti. 20. yüzyılın ortalarından itibaren ortaya çıkan alışveriş merkezleri, temalı tatil köyleri ve kapalı konut siteleri bu yeni mekânsal düzenin birer örneği. Dış dünyanın her türlü olumsuzluklarından soyutlanarak oluşturulan bu yeni mekânlarda kullanıcılara, güvenli birer hayâl ülkesi imgesi sunuluyor. Kentlerin çeperlerinde, kendi içlerine kapalı öbekleşmeler olarak ortaya çıkan bu olgu, kentin kendi sosyal, mekânsal ve ekonomik gerçeklerinden, kolektif belleğinden bağımsız vahalar olarak karşımıza çıkıyor. Korumalı yerleşkeler, bir diğer adıyla kapalı konut siteleri, bu gelişiminin tipik örneklerinden biri.

Korumalı yerleşkelerin sunduğu sosyal ve mekânsal ayrışma sadece 20. ve 21. yüzyılların kendi dinamiklerine has olgular değil. Hatta bir iddiaya göre korumalı yerleşkelerin tarihi MÖ 300’lerde İngiltere’de, Romalı askerlere ordudaki hizmetlerine karşılık kentlerin duvarlarla çevrili kısmında arazi ve mülk verilmesiyle başlatılabilir.1 Nerdeyse bütün antik yerleşkelerin kentlilerin oturduğu merkezinin surlarla çevrili olduğu, dahası Hattuşa’dan Truva’ya, Pergamon’dan Atina’ya kadar önemli antik kentlerin çoğunda surlarla çevrili bir iç-kale olduğu düşünülürse, kapalı yerleşkelerin ortaya çıkışının düşman saldırılarından korunmak olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.2 

Ancak yabancı topraklardaki Romalı asker örneğinin önemli bir farkı, toplumun farklı bir unsurunun kendisini sadece düşmandan savunmak için değil, yan yana yaşadığı diğer unsurlardan da uzak durmak maksadıyla etrafına duvar örmesindedir. Çeşitli toplumların tarihinde benzeri duvarların bazen fizikî olarak mevcut olduğu, bazen de gözle görülmez bir malzemeden örüldüğü söylenebilir. Mesela, Abbasi halifesi El-Mutasım’ın 836 yılında Samarra’daki Orta Asya kökenli askerler için kurdurmuş olduğu Samarra Yerleşkesi, Romalı asker örneğine benzer. Öyle ki, Halife’nin ordusuyla Bağdat’ı terk etmesine sebep olarak yabancı askerlerle şehir halkı arasında çıkan sürtüşme gösterilir. Halife El-Mütevekkil’in 861 yılında katledilmesinden sonra bu yerleşke terkedilmiş, 870 yılında ordunun da buradan ayrılmasıyla 892 yılında Bağdat tekrar halifeliğin başkenti olmuştu.3 Zaman içerisinde bir garnizon kentten metropole dönüşmüş sonra da tamamen terkedilmiş olan Samarra kenti, Abbasi halifelerinin yüksek güvenlikli yerleşke arayışlarının ilki değil. Halife El Mansur’un 762 yılında inşa ettirdiği daire planlı Bağdat şehri ise, o kadar yüksek güvenlik tedbirleriyle şekillendirilmişti ki, içerdeki elit kitle için hayat oldukça zorlaşmıştı. Etrafı hendek ve surlarla çevrili, dört yönde dört ana kapısı olan 2600 metre çapındaki bu yerleşkenin iç düzenlemesi, ortasında büyük bir bahçe içerisinde Halife’nin sarayı bulunan iç içe halkalar şeklinde garnizon, evler ve dükkânlar şeklindeydi. Bu yerleşke de, Bağdat’a geri dönmek için 830’larda terk edilmişti.4 Nitekim kapalı yerleşkelerin hem kısıtlayıcı olanlarının, hem de gelişime açık olanlarının önünde sonunda terk edildikleri tarihî bir vakadır. Başka bir alternatifin bulunmadığı antik kentler bir yana bırakılırsa, “yabancılar” veya “farklı olanlar” için inşa edilen kapalı yerleşkelerin tabiatında bir geçicilik olduğu anlaşılıyor.

Öte yandan, farklılığın korunmasının kaçınılmaz olduğu geleneksel toplumlarda görünmez duvarları olan kapalı yerleşkelerin olduğu da malum. Osmanlı-İslam coğrafyasında birbirine kıyısından köşesinden temas eden, ama çoğunlukla ayrı duran Müslüman, Hıristiyan, Yahudi vs. mahalleleri vardı. Bilindiği gibi, Müslüman mahalleleri, yakın zamana kadar sadece diğer dinlere mensup tebaanın oturduğu mahallelerden ayrılmamış, aynı zamanda diğer Müslüman mahallelere “mensup” yabancılara karşı da bir tür koruma altında olmuştu. Avrupa kentlerindeki Yahudi gettoları, belki de bu tür kapalı yerleşkelerin en eskilerinden sayılabilir. Üstünde yaşadığı toprağa yüzyıllardır aşina olan, ama o toprağın diğer unsurlarından farkını korumak isteyen bu geleneksel ayrışma kültürü, tarih boyunca Doğu ve Batı’daki bütün toplumlarda makul ve faydalı görülmüştü. Hindistan’ın bazı bölgelerinde farklı kastların bugün dahi aynı mekânda yaşayamadığını görüyoruz. Öte yandan ülkemizde hâlâ bir “yabancının” girmesi çıkması “kullanıcılarının sözlü iznine tabii” olan Roman mahallelerinin bulunduğunu da biliyoruz. Demek ki, aynı toplumun unsurları arasında din, soy veya mevkie bağlı farklılıklara dayanan ayrışma kültürü yeni bir şey değil. Hatta bu tür ayrışma alanlarının, yönetici askerî sınıfın garnizon kentleri gibi duvarlarla çevrili olmasa dahi, onlardan çok daha uzun ömürlü oldukları da bir gerçek. Ancak burada ilginç ve belki de vahim olan, ülkemizde sayıları hızla artan modern kapalı “site” yerleşkelerinde, aşina olduğumuz “bizim mahalle” geleneği ile askerî garnizonun duvar çekme gereğinin birleşmiş olması. İşte bu üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gereken bir durum, çünkü hem kültürel ayrışmanın kabul edildiği, hem de fizikî olarak çok sıkı bir şekilde kontrol edildiği tarihî örnekler, marazi bir durum arz etti. Mesela, Venedik gettosu gibi bazı gettolar gerçek duvarlarla tecrit edilmişti. Hindistan’daki kast sisteminin bir mekânsal yansıması olarak ortaya çıkan soyutlanmış konut yerleşkelerin izlerini bugün Eski Delhi’nin sokaklarını dolaşırken görebilmek mümkün. 5 ile 60 arasında konutu bir arada barındıran duvarlarla çevreden kopartılmış olan bu yerleşkeler, ana dolaşım akslarına yalnızca birer kapı ile bağlanıyor.5 Bugün duvarların ülkelerin etrafına çekildiği, dışarıda kalanların veya alt kasta mensup olanların ayaklanma temayülünde oldukları düşünüldüğünde, aynı marazi durumun sürdüğü iddia edilebilir. Yukarıda belirtildiği gibi, modern korumalı yerleşkelerin tarihinin, kentlerin oluşumu kadar eski olduğu söylenebilir. Ancak 20. ve 21. yüzyılın kendine has sosyal, ekonomik ve politik dinamikleri, bu tip yerleşkeleri dış dünyanın etkilerine kısmen veya büyük oranda kapalı, kullanımı bir otorite tarafından sınırlandırılan, gerektiğinde toplumun geri kalanından soyutlanan ve bilfiil kontrol edilen öncüllerinden farklı kılmıştı. Yani, küresel kentlerin yeni şartları içerisinde, eskinin gettoları tersine çevrilerek üst sınıflar için bir Abbasi garnizon sarayları gibi bir ideal kent mitine dönüştürülmüştü. 1960’ların sonu ve 1970’lerde ortaya çıkmaya başlayan bu tip yerleşkeler, bu tarihten sonra hızla arttı ve yüzyılın sonunda da Türkiye’nin büyük kentlerinde bir furyaya dönüştü.6

Edward Blakely ve Mary Snyder, 1997 yılında yaptıkları araştırmada Amerika Birleşik Devletleri’nde 7-8 milyonluk bir nüfusu kapsayan 3 milyon üniteden fazla, yaklaşık 20.000 korumalı yerleşke saptıyorlar.7 Her ne kadar dış dünyadan duvarlarla soyutlanmış korumalı yerleşkeler Amerika’da ortaya çıksa da, günümüzde korumalı yerleşkeler küreselleşmenin de etkisiyle dünyanın farklı coğrafyalarına yayılmış durumda. Bu yayılım içinde en dikkat çekici olanı, bu tip yerleşkelerin sayısının Batı dünyası dışında gelişmekte olan ülkelerde hızla artması. Latin Avrupa ülkelerinden Doğu Avrupa ülkelerine, Arap ülkelerinden Güney Asya ülkelerine kadar farklı coğrafyalarda bu tip yerleşkeler kent yaşamının yeni gerçekleri haline geldiler. Sonia Roitman, Arjantin’deki kapalı yerleşkeleri incelediği yazısında, bu tip yerleşkelerin ortaya çıkışıyla ilgili çok yönlü bir bakış açısı sunuyor. Bu bakış açısına göre toplum içinde gelir dağılımında görülen eşitsizliğin sonucunda ortaya çıkan sosyal kutuplaşma, farklı sosyo-ekonomik grupların birbirlerinden rahatsızlık duymasını ve korkuyu beraberinde getirmektedir. Bu durumun bir yansıması olarak da kent yaşantısı içinde sosyal ve mekânsal ayrışma kaçınılmaz hale geliyor.8 Bu ayrışma ile ilgili olarak homojen bir grubun parçası olma eğilimi, sosyal statünün ortaya konulması isteği ve seçkinci bir anlayış da bu tip yerleşkelerin tercih edilmesinde belirleyici unsurlar. Roitman’ın ortaya koyduğu bir diğer unsur ise, ailelerin çocukları için daha iyi kentsel yaşantılar özentisi içinde bulunmaları. Kentlerin kendilerine has problemlerinden (gürültü, kalabalık, trafik karmaşası, suç) uzak bir hayat tarzı, bu kullanıcılar için çok daha cazip bir alternatif haline geliyor. Leisch ise Güneydoğu Asya ülkelerinde kapalı yerleşkelerin ortaya çıkış sebepleri olarak üç unsuru ortaya koyuyor. Roitman’ın argümanıyla oldukça benzerlik gösteren bu unsurlardan ilki, toplum içinde artan gelir eşitsizliğinin meydana getirdiği sosyal gerilimle birlikte ortaya çıkan hırsızlık, vandalizm gibi suç unsurları. Leisch’ın ikinci olarak ortaya koyduğu unsur ise, orta ve üstü sınıflara mensup olanların kendi statülerini belirtme ve kendi “modernlik” düzeylerini ortaya koyma isteği. Burada modernlik düşünces...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Güvenlikli Siteler
« Posted on: 21 Ağustos 2019, 20:46:21 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Güvenlikli Siteler rüya tabiri,Güvenlikli Siteler mekke canlı, Güvenlikli Siteler kabe canlı yayın, Güvenlikli Siteler Üç boyutlu kuran oku Güvenlikli Siteler kuran ı kerim, Güvenlikli Siteler peygamber kıssaları,Güvenlikli Siteler ilitam ders soruları, Güvenlikli Sitelerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &