ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Dört Mezheb Fıkhı > Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı  (Okunma Sayısı 6372 defa)
27 Şubat 2010, 22:03:29
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 27 Şubat 2010, 22:03:29 »



Muvakkat nikâh veya mut´a nikahıyla ilgili bazı durumlar vardır:

1- Muvakkat nikâhla mut´a nikâhı arasında fark var mıdır?

2- Mut´a nikâhı nedir, muvakkat nikâh nedir?

3- Bu iki nikâhın hükmü nedir?

4- Mut´a nikâhının şer´î dayanağı nedir?


 Şimdi de bu maddeleri sırasıyla açıklayalım:

1- Mâlikî, Şafiî ve Hanbeiîier, ikisi arasında fark olmadığı husu­sunda görüş birliği etmişlerdir. Muvakkat nikâh, mut´a nikâhıdır. Ha-nefîlerin meşhur görüşüne göre mut´a nikâhında, "mut´a" kelimesinin telâffuz edilmesi şarttır. Örneğin erkeğin, kadına "beni kendi bede­ninle yararlandır" veya "senden yararlanıyorum" veya "seni, kendi bedenimden yararlandırdım" demesi gibi. Tabiî bu cümlelerde geçen "yararlanma" kelimesinin arapça karşılığı mut´a ve temettû´dur. Ne var ki bazı Hanefîler, mut´a nikâhını yaparken "mut´a" kelimesini te­lâffuz etmenin bir şart olarak sabit olmadığını söylemişlerdir. Böyle olunca da mut´a nikâhı ile muvakkat nikâh aynîleşmiş olacaktır. Bu açıdan mezhebler arasında hiçbir fark yoktur.

2- Mut´a nikâhının ne olduğu sorusuna gelince; bu, evlenme ak­di sîgasmı belli birvakitle kayıtlandırmaktır. Meselâ erkeğin, kadına "kendini bir aylığına benimle evlendir" veya "bir yıllığına seninle evlendim" demesi gibi. Bu akid yapılırken şahit bulundurulsa da, bu-lundurulmasa da; akdi velînin kendisi yapsa da yapmasa da hüküm değişmez.

3- Mut´a nikâhı, muvakkat nikâhın aynı olsa da olmasa da, itti­fakla bâtıldır. Bir kimsenin mut´a nikâhı yaptığı görülürse, had ceza­sına değil de ta´zire tâbi tutulması gerekir. Bu da, mut´a nikâhının caiz olduğu yolunda İbn Abbas (r.a.)´tan yapılan bir nakilden dolayı­dır. Bu nakil, haddi düşürecek olan bir şüphedir. Bu, her ne kadar za­yıf bir şüpheyse de, haddi düşürmektedir.

4- Mut´a nikâhının şer´î dayanağına gelince, İslâmiyetin ilk de­virlerinde müslümanlar azınlıktaydılar. Üstelik sürekli olarak düşman­larıyla savaş halinde bulunuyorlardı. Bu durumda ve özellikle de mâlî açıdan içinde bulundukları son derece güç şartlar içinde kocalık ve karılıkla ilgili yükümlülüklerini ve aile efradını terbiye etme görevle­rini yerine gevremiyorlardı, işin başından İtibaren kendilerini çocuk terbiyesiyle meşgul etmeleri akla da uygun olmazdı. Bütün bunların yanısıra onlar, islâm öncesi âdetlerinden henüz kopmuşlardı. İslâm´­dan önce bir şehvet anarşisi içinde yaşıyorlardı. Öyle ki, o zamanlar­da adamın biri, dilediği miktar ve sayıda kadınlarla evlenebilir, bunlardan beğendjğiyle temasta bulunur, beğenmediğinden uzak du­rurdu. Hele bu insanlar müslüman olduktan sonra, savaş içinde olduklarına göre durumları ne olacaktı? Şuna dikkat etmeliyiz ki: İnsan tabiatının bir hükmü vardır. Bu durum için geçici bir yasanın bulun­ması gerekir ki, bu yasa o insanların üzerinden zinayı kaldırsın ve ev­liliğin getirdiği yükümlülükleri bir tarafa bıraksın.

Mut´a nikâhı veya muvakkat nikâh işte budur. Bu, savaş zorun­lulukları dolayısıyla konulan örfî idareye benzer. Şundan ki; ordu be­kâr olan ve devamlı olarak evlenmeye muktedir olamayan, aynı zamanda beşer tabiatına karşı direnmeye de güç yetiremeyen bazı gençleri bünyesinde bulundurur. Başka bir hadiste de belirtildiği gi­bi, oruç tutarak bunların şehvetlerini zayıflatmalarını istemek, akılla bağdaşamaz. Zîra hangi durum ve hangi bakımdan olursa olsun sa­vaşçıyı zayıflatmak doğru olmaz. Mut´a nikâhının, meşru kılınış da­yanağı işte bu durumdur. Müslim´in Sebûre´den naklettiği rivayet de buna delâlet etmektedir. Sebûre der ki: "Fetih yılında Mekke´ye girdiğimizde Rasûlullah (s.a.s.), mut´a yapmamızı emretti. Sonra bizi mut´a yapmaktan yasaklayıncaya ka­dar Mekke´den çıkmadık.[13]

Bu rivayet açıkça, mut´a nikâhının savaş zorunluluğunun getir­miş olduğu geçici bir hüküm olduğuna işaret ediyor. Ibn Mâce, Ra­sûlullah (s.a.s.) in bu nikâhla ilgili olarak şöyle buyurduğunu rivayet eder:

"Ey insanlar! Ben size mut´a nikâhı için izin vermiştim. Haberi­niz olsun ki Allah, onu kıyamet gününe dek haram kılmıştır.[14]
Zinayı cürümlerin en büyüğü sayan, şüpheli her şeyi yasakla­yan ve suç işlemeyi kolaylaştıran tüm yolları kapatan Islâmî kuralla­rın gereği de budur. Bunun için şu âyet-İ kerîmeyi nakletmek yeterli olur:

"Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o rezilliktir, kötü bir yoldur." (ta 32). Zina ile ilgili olarak Hz.Peygamber (s.a.s) de şöyle buyurmuştur:

Zinâ yapan, zina yaptığı sırada mü´min değildir.[15] Zinanın günah olması için, onun namusları ayaklar altına düşüren nesepleri karıştıran, ar ve haya duygularını gideren bir şey olma­sı yeter de artar bile. İslâmiyet, câhiliyet dönemi araplarını eğiterek başarılar kaydetmiş, müslümanları faziletli bir ahlâkın zirvesine yük­seltmiştir. Öyle ki müslümanlar, insanlığın amacı olan ahlâkın do­ruk noktasına kadar yükselebilmişlerdir. Ahlâk ve fazîlet yönünden her zaman ve her yerde insanlık âlemine önder olmuşlardır. Şu hal­de mut´a nikâhının, bu niteliklere sahip bulunan islâmi kurallardan biri olması akla hiç de uygun olmaz.

Ibn Abbas´ın "Mut´a nikâhı caizdir" demesine gelince; doğrusu onun bu sözü, kendisine mut´a nikâhının neshedildiği haberinin ulaş­masından önce söylenmiştir. Hatta bu konuda, İbn Abbas´la Zübeyr arasında şiddetli bir tartışma vukûbulmuştur. Rivayete göre İbn Zübeyr demiş ki: "Mut´a nikâhının helâl olduğunu söyleyen ve Allah tarafından gözleri kör edildiği gibi basiretleri de yok edilen bazı kim­selere ne oluyor ki böylfe söylüyorlar?" İbn Zübeyr, böyle demekle, âmâ olan İbn Abbas´a taş atmış oluyordu. İbn Abbas ise ona şu kar­şılığı vermişti: "Sen içi boş ve kupkuru bir küpsün. Allah´a karşı gel­mekten sakınanların lideri Rasûlullah (s.a.s.) in bu nikâhı caiz kıldığını gördüm." İbn Zübeyr ise ona şu cevabı vermişti: "Eğer böyle yapar­san vallahi seni recmederim". Bundan da anlaşılıyor ki İbn Abbas, bu sözü söylerken, mut´a nikâhının neshedilmiş olduğu haberini he­nüz almamıştı. Bu haber kendisine ulaştığında görüşünden vazgeç­mişti. Ebûbekir, Said bin Cübeyr senediyle rivayet etmiştir ki, Ibn Abbas hazretleri, halka hitab ederken şöyle demiştir: "Mut´a nikâhı leş, kan ve domuz eti gibi (haram) dır." Bu da mut´anın şiddetle ya­saklanmış olduğunu göstermektedir. Bundan da açıkça öğreniyoruz ki, mut´a nikâhı veya muvakkat nikâh, müslümanların ittifakıyla bâ­tıldır. Müslümanlığın ilk dönemlerinde mubah kılındığına dâir bazı nakiller varsa da, bu mübahhk savaş durumunun zaruretlerinden ötü­rüdür. Şimdi de çizginin alt tarafında, mezheblerin mut´a nikahıyla ilgili olarak vermiş oldukları geniş açıklamalara geçelim.

(38) Mâlikîler dediler ki: Mut´a nikâhı, akid lâfzının bir zamanla sınır-Iandırılmasıdır. Evlenecek olan kişinin, kadının velîsine "falan kadını bir ay­lığına benimle evlendir" veya "o kadınla evlenmeyi bir aylığına kabul ettim" demesi gibi. Böyle derse nikâh akdi bâtıl olarak yapılmış olur. Gerdeğe gi­rilmiş olsa da olmasa da, akid feshedilir. Ama gerdeğe girilmişse, erkeğin kadına mehr-i misil vermesi gerekir. Bir kavle göre bu durumda, sadece ara­larında kararlaştırmış oldukları mehri (mehr-i müsemmâyı) vermesi gerekir. Bu gerdeğe giriş dolayısıyla doğan çocuk, bu erkeğin nesebindendir. Vâde, velî veya kadına, ya da her ikisine açıkça söylenmediği takdirde, mut´a ni­kâhı akdedilmiş olmaz. Akidten önce-vâdeden sözedilmez veya akid yapılır­ken vâde koca tarafından şart koşulur, ama koca bunu kimse duymayacak şekilde içinden telâffuz ederse, kadın veya velîsi anlasa bile bunun nikâh ak­dine pek zararı olmaz. Bir kavle göre eğer bunu anlarlarsa, akid için zararlı olur. Sonra (açıkça olsa bile) ileri sürülen vâde, eşlerin normal olarak yaşa­yamayacakları kadar uzun olursa (meselâ yüzelli seneliğine denilirse), bu vâde şartıyla akdedilen nikâhın sahih olup olmayacağı hususunda ihtilâfa düşül­müştür: Bazıları, bu nikâhın sahih olacağım, diğer bazılarıysa sahih olma­yacağını söylemişlerdir.

Mut´a nikâhını yapan kimse cezalandırılır, ama hadde tâbi tutulmaz. Çünkü İbn Abbas´tan da nakledildiği gibi -her ne kadar onun bu görüşün­den vazgeçtiği nakledilmişse de- bu nikâhın câizliği hususunda bir şüphe var­dır. Bazı Mâlikî âlimleri İbn Abbas´ın bu görüşünden dönmüş olduğunun meşhur bir şey olduğunu rivayet etmişlerdir. Bununla beraber, cevazında şüphe bulunduğu için, mut´a nikâhı yapan kimse, hadde tâbi tutulmaz.

Zamanla sınırlandırma dolayısıyla nikâh bâtıl olduğu gibi, nikâhın giz­li yapılması hususunda taraflar arasında yapılan anlaşma dolayısıyla da bâ­tıl olur. Yalnız bu anlaşmada nikâhın gizli tutulmasını tavsiye edenin, kocanın kendisi olması, kendilerine tavsiyede bulunulanların da nikâh şahitleri ol­maları şarttır. Koca, şahitlere bu nikâhı eski karısından gizlemelerini tavsiye etmez de meselâ yeni kadının velîsi veya yeni karısı, ya da karısıyla velîsi birlikte bu nikâhı gizli tutmalarım şahitlere tavsiye ederlerse, bu tavsiyenin akde zararı olmaz. Gizlilikte esas, tavsiye edenin koca, kendilerine tavsiye edilenlerinse şahitler olmasıdır. Bazıları, kendilerine tavsiye edilenlerin şa­hitler olmasının, akdin bâtıl olması açısından gerekli olmadığını söylemiş­lerdir. Öyle ki koca, velîye veya kadına nikâhın ve evliliğin gizli tutulmasını tavsiye ederse veya ikisine birlikte tavsiye ederse, akid bâtıl olur. Bu hüküm Mâlikîlere mahsustur. Hanefî ve Şâfiîlere göre nikâh akdi, herhangi bir du­rumda akdin gizlenmesini tavsiye etme nedeniyle bâtıl olmaz.

Şâfiîler dediler ki: Mut´a nikâhı, belli bir süre için akdedilen nikâh­tır. Adamın biri, kadının velîsine: "Falan kadım bir aylığına benimle evlendir" derse, bu mut´a nikâhı olur ki, bâtıldır. Nikâhı kadının veya kendisinin "ömrü boyunca" diye sınır...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı
« Posted on: 16 Eylül 2019, 05:17:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı rüya tabiri,Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı mekke canlı, Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı kabe canlı yayın, Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı Üç boyutlu kuran oku Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı kuran ı kerim, Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı peygamber kıssaları,Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhı ilitam ders soruları, Muvakkat Nikâh Veya Mut´a Nikâhıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &