ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Dört Mezheb Fıkhı > Başkasinin Yerine Hac
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Başkasinin Yerine Hac  (Okunma Sayısı 1657 defa)
02 Şubat 2010, 18:18:22
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 02 Şubat 2010, 18:18:22 »




İbâdetler üç kısma ayrılırlar:

1- Sırf bedenî olanlar. Namaz ve oruç gibi. Bunları yapmaktan mak­sat, noksanlıklardan münezzeh Yüce Allah´a bizzat boyun büküp huşu ve hudû içinde tezellül etmektir. Bunda malın hiç bir rolü yoktur.

2- Sırf mâlî olanlar. Zekât ve sadaka gibi. Bundan maksat, kişinin yok-stıllara mâlî faydalar sağlamasıdır.

3- Mâlî ve bedenî olan. Hac gibi. Bunda tavaf, sa´y ve benzerî davra­nışlarla Allah´a boyun bükülmekte, ayrıca bu uğurda bir miktar para da sarfedilmektedir.

Birinci kısım ibâdetler niyabet kabul etmez. Yani bu ibâdetleri asıl yü­kümlünün yerine başkalarının yapmaları, sözgelimi başkasının yerine na­maz kılmak veya oruç tutmak, caiz olmaz. Yapılsa da fayda vermez. İkinci kısım ibâdetlerse niyabet kabul ederler. Şu halde mal sahibinin malının zekâtını vermesi veya sadaka dağıtması için yerine başkasını vekil tâyin etmesi caiz olur. Üçüncü kısım ibâdete, yani hacca gelince bunun niya­bet kabul edip etmeyeceği hususunda mezheblerin ayrıntılı görüşleri aşa­ğıya alınmıştır.

(14) Mâlikîler dediler ki: Hac her ne kadar hem mâlî ve hem de bedenî bir ibadet ise de, bedenî yönü ağır bastığından ötürü niyabet kabul etmez. Kendisine hac farz olan kimsenin, ister sağlıklı olsun, ister iyileşmesi umu­lan bir hasta olsun haccetmek üzere yerine başkasını vekil tâyin etmesi caiz olmaz, yerine farz haccı ifâ etmek üzere birini kiralarsa, kira akdi fâsid olur. Kiralanan kişi, görevini yapıp hac amellerini tamamıyla edâ ederse ecr-i mi-sîl alır. Ama hâkimin, bunun farkına vararak akdi feshetmesi sonucu, kira­lanan kişi hac amellerini tamamıyla edâ edemezse, kendisine hiç bir ücret vermek gerekmez.

Hastalığının iyileşmesi umulmayan biri veya farz olan haccı edâ etmiş olan biri, tatavvû olarak yerine haccetmek üzere bir kişiyi kiralarsa, bu icar akdi sahih olmakla birlikte mekruh olur. Umre yapmak üzere bir kişiyi icar etmek de, sahîh olmakla birlikte mekruh olur. Zîrâ umre farz değil, sünnet­tir. Bizzat haccetmekten âciz olan ve hayatının hiç bir senesinde de haccet­meye muktedir olmamış bir kişinin üzerinden hac, kesin olarak sakıt olur. Ücret vermeye muktedir olsa bile, yerine haccetmek üzere başka birini icar etmesi gerekmez. Bir kişi ister sağlıklı olsun, ister hasta olsun, kendi yerine yaptırmak istediği hac ister farz, ister; nafile olsun yerine haccetmek üzere bir kişiyi icar ederse, yapılan hacın hiçbir sevabı olmaz. Aksine o, onu edâ etmek üzere kiralanmış kimsenin amel defterine nafile olarak yazılır. Kira­layan kişi ise ancak, kiraladığı adama, onu kiralayarak yaptığı yardımın ve onun yaptığı duaların bereketini ve sevabını kazanır. Söz gelimi: Vasiyeti gereği bir kişinin Ölümünden sonra yerine haccedilir veya vasiyeti olmadığı halde ölümünden sonra varisler^0nun yerine haccetmek üzere birini kiralarlarsa, o haccın sevabı, ne farz ne1 de nafile olarak ölünün amel defterine asla yazıl­maz. Eğer muktedir olduğu halde sağlığında edâ etmemişse farz olan hac zimmetinde kalmakta devam eder. Ancak kiralık kişiye yapılan yardımın ve onun hacda yaptığı duaların bereket ve sevabından istifade eder. Hac için vasiyette bulunmak mekruhtur. Ama vasiyet edilirse varislerin, yoksul ve miskinlere yardım yapılmasına ilişkin mekruh olmayan bir vasiyetiyle çatış­madığı takdirde ölünün malının üçte birinden karşılayarak bu vasiyeti yeri­ne getirmeleri vâcib olur. Ama ölünün hac vasiyeti yanında mekruh olmayan bir başka vasiyeti daha varsa ve terekenin üçte biri bu iki vasiyeti yerine ge­tirmeye yeterli değilse diğer vasiyet öne alınır ve hac vasiyeti lağvedilir. Bu­nu şöylece örneklendirebiliriz: Bir kişi, ölümünden sonra yerine haccedilmesini ve ayrıca malından da yoksullara beşyüzbin lira verilmesini vasiyet etmiş di­yelim. Haccettirmek de beşyüzbin lira tutsa ve miras olarak bırakmış oldu­ğu terekenin üçte biri de yalnızca beşyüzbin liradan ibaret olsa, bu durumda terekesinin üçte biri ancak, iki vasiyetten birini yerine getirmeye rnüsâid olur. Böylece bununla ya haccettirmek veya yoksullara beşyüzbin lira dağıtmak mümkün olur; ikisini birden yerine getirmek ise mümkün olmaz. Durum böyle olunca yoksullara beşyüzbin lira dağıtılır. Farz olsun olmasın hac vasiyeti geçersiz sayılır. Kuvvetli görüş budur. Eğer hac vasiyeti başka bir vasiyetle çatışmazsa, önce de belirtildiği gibi yerine getirilir. Ölü, eğer bir yer beürt-memişse öldüğü yerden bir adam kiralanarak yerine haccettirilir. Ama eğer Mekke´den bir adam kiralayarak benim yerime ona haccettirin" diye yer belirterek vasiyette bulunmuşsa şartına uymak kaçınılmaz olur. Onun yeri­ne haccetmesi için Mekke´den bir adam kiralanır; öldüğü yerden adam kira­lanmaz. Eğer terekenin üçte biri, belirttiği yerden adam kiralanarak haccettirilmesine veya belirtmemiş olduğu için öldüğü yerden adam kirala­narak haccettirilmesine yetmez; ama (Mekke´ye yakın) başka bir yerden adam kiralayarak haccettirilmesine yeterse o zaman mümkün olan şekilde yerine haccettirilir. Böylece vasiyeti imkân mertebesinde yerine getirilmiş olur. Yine bu cümleden olmak üzere bir kişi üçyüzbin lira kadar bir parayı bir tara­fa ayırarak yerine haccedilmesini vasiyet eder; fakat bu para öldüğü yerden veya kiralanmasını belirttiği yerden adam kiralanıp da yerine haccettirilme-sine yetmezse, o zaman bu paranın yeterli olacağı (Mekke´ye yakın) bir yer­den bir adam kiralanarak ona haccettirilir. Terekenin üçte biri veya hac için ayrılmış olan para, bir defa haccettirdikten sonra artarsa, artan kısım miras olarak vârislere verilir. Ancak bir kimse, "terekenin üçte biriyle veya hac için ayırmış olduğum bu parayla -diyelim ki bir milyon lira olsun- benim için haccettirin" diye vasiyette bulunmuşsa, vârislerin, bu paranın yettiği oran­da birkaç kişi kiralayarak, onun yerine bunlara birer kez haccettirmeleri ge­rekir. Üçte birlik tereke veya hac için ayrılan para iki hacca yetecek kadarsa vârisler iki kişi kiralarlar bunlardan her biri, ölünün yerine birer defa hacce­derler. Bütün bunlar kuvvetli görüşe göre bir sene içinde olmalıdır. İki hac­dan sonra geriye yine para artar, fakat bu para, bir defa daha haccettirmeye yetmezse, miras olarak vârislere dağıtılır. Bu hüküm, terekenin üçte birinin veya hac için ayrılmış olan paranın üç veya daha fazla hacca yeterli olması durumunda da sözkonusudur.

Hanefîler dediler ki: Hac, niyabet kabul eden ibâdetlerdendir. Ken­disi haccetmekten âciz olan kimsenin, haccetmek üzere yerine bir kişiyi naib tâyin etmesi vâcibtir. Kişinin, kendi yerine başkasını hacca göndermesinin sahih olması için bazı şartlar vardır:

1- Normal olarak ölüme kadar devam etmesi muhtemel olan, iyileşmesi umulmayan bir hastalık veya körlük, kötürümlük gibi bir acizlik hali bulun­malıdır. Haccetmekten âciz olan ve hayatının sonuna kadar da hacca güç yetireceğinden umudunu kesen kimse yerine haccetmesi için bir nâib tutar ve bu nâib de onun yerine haccederse, bundan sonra mazereti ortadan kal­kıp haccetmeye muktedir olsa bile farz olan hac zimmetinden düşmüş olur. Ancak iyileşmesi umulan bir hasta veya tutuklu, haccetmek üzere yerine bir kişiyi hacca gönderir ve o da onun yerine haccettikten sonra mazereti orta­dan kalkarsa, farz olan hac zimmetinden düşmüş olmaz.

2- Başkasının yerine hacceden kişi, hacca kendisini nâib olarak gönde­ren kimsenin yerine niyet etmelidir. Meselâ, "falanın yerine ihrama giriyo­rum", "falanın yerine telbiye ediyorum" demelidir. Kalben niyet etmek de yeterlidir. Nâib hacca kendi adına niyet ederse, yapılan hac, onu göndere­nin adına tahakkuk etmez.

3- Yapılan masrafların çoğu, yerine haccedilen kişinin parasıyla yapıl­malıdır. Bir kişi ölümünden sonra kendi yerine haccedilmesi için vasiyette bulunur da bir başkası teberruda bulunarak onun yerine haccederse bu hac, vasiyet eden adına gerçekleşmiş olmaz. Ama vasiyyet etmez de vârislerden biri veya bir başkası teberru ederek kendi malıyla onun yerine haccederse, bu hacem, inşaallah, ölü adına kabul edileceği umulur. Bir kişi kendi parasıyla, vasiyette bulunan ölünün parasını birleştirerek haccederse, bu hac, ölü adına gerçekleşir. Bedel olarak hacceden kişiye verilen para masrafları kar-şilamamışsa, kalan masrafları kendisini gönderenden alır.

4- Naibe ücret şartı konulmamalıdır. Ama hac masrafının kendisine ve­rileceği garanti edilmelidir. Hacda sarfedilmek üzere kendisine verilen para­dan gerekli harcamalar yapıldıktan sonra bir kısım para artarsa, bu paranın kendisini hacca gönderene geri verilmesi gerekir. Ancak bu para bizzat gön­deren tarafından, ya da reşîd ve bağışlamaya ehîl vârisleri tarafından kendi­sine bağışlanırsa, o zaman parayı alabilir. Naibe ücreti şart koşmaya gelince, -ki bu da ona, "yerime haccetmen İçin seni şu kadar ücretle kiraladım" demekle olur- bu caiz olmaz ve böyle bir anlaşmaya dayalı olarak yapılan hac, hiçbirinin adına gerçekleşmez. Bu icar da diğer ibâdetler için yapılan icar gibi geçersiz olur. Ancak ilim öğretmek, müezzinlik ve imamlık gibi şeyler, zaruret nedeniyle bundan istisna olarak ücretle caiz olurlar.

5- Bedel olarak hacca giden kişi, kendisini gönderenin şartlarına riâyet etmelidir. Sözgelimi gönderen kimse ifrâd haccı yapmasını ister de o kıran veya temettü haccı yaparsa, yapılan hac gönderenin adına gerçekleşmez. Bu durumda harcanmak üzere kendisine verilen parayı, gönderene iade etmesi gerekir. Ama bedel olarak kendisini gönderen kişi umre yapılmasını emre­der, o da onun adına umre yaptıktan sonra kendi adına da haccederse; ya­hut da kendisini gönderen kişi, haccetmesini emreder, o da onun adına haccettikten sonra kendi adına da umre yaparsa, bu caiz olur. Bi...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Başkasinin Yerine Hac
« Posted on: 02 Haziran 2020, 16:49:44 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Başkasinin Yerine Hac rüya tabiri,Başkasinin Yerine Hac mekke canlı, Başkasinin Yerine Hac kabe canlı yayın, Başkasinin Yerine Hac Üç boyutlu kuran oku Başkasinin Yerine Hac kuran ı kerim, Başkasinin Yerine Hac peygamber kıssaları,Başkasinin Yerine Hac ilitam ders soruları, Başkasinin Yerine Hacönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &