ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Varolma yokolma aynasında İslam dünyası
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Varolma yokolma aynasında İslam dünyası  (Okunma Sayısı 333 defa)
16 Kasım 2010, 16:04:55
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 16 Kasım 2010, 16:04:55 »



Varolma / yokolma aynasında İslam Dünyası


İslam dünyasının yürek parçalayan portresini gözlemlerken yaşadığımız duygusal anaforun zorluğunu yürekten kavramak, sorunu anlama bağlamında bir yere sahiptir. Acıyı, hüznü ve karmaşayı yaşamadan sorunların altından kalkmanın imkanlarını oluşturmak mümkün görünmemektedir. Tecrübenin kazandırdığı imkanı dikkate almalıyız. İlahi rahmetin tecellisi olan Kur’an; bize sürekli olarak geçmiş kavimlerin başına gelen tarihe dikkat çekiyor. Bu tarihten dersler çıkarmamız gerektiğini bildiriyor. Ancak insan; yaşadığı tecrübeye dikkat kesildiğinde alacağı derslerin kalitesi tartışılmaz. İçinde yaşadığımız coğrafyanın karşı karşıya kaldığı politik, sosyal ve ekonomik çıkmazların, bireyin ve toplumun sürüklendiği ruh halini nasıl etkileyeceğini kestirmek zorunludur. Daryus Şayegan’ın yerinde tespitiyle; ‘yaralı bilinç’in sahipleri olan insanların çözüm yollarında kalıcı adımlar oluşturmaları mümkün değildir. Kişilik ve kimlik kırılmalarını dikkate almadan ve bu konuda yapılacak çalışmalar için gerekli desteği sağlamadan sorunların üstesinden kalkmak zor olsa gerek. İslam dünyası üzerinde konuşurken yaşadığı bütün bu açmazların hesaba katılması daha sağlıklı yorumlara ulaşmak için elzemdir.

Dinamik ve devingen bir durumu/duruşu bağrında taşıyan İslam Dünyası, kendi içinde bu müthiş imkanın farkına varması, taşıdığı olumlu imkanlar ile olumsuz şartların yeterli dökümünü yapması; karşı karşıya kalacağı sorunların, açmazların ortadan kalkmasına katkı sağlayacaktır.

Ontolojik ve epistemolojik sorunlar yanında İslam Dünyasının siyasi, sosyal ve ekonomik sorunları ehil olmayan yöneticiler eliyle kronik hale dönüşmüştür. Yüksek bir medeniyet tasavvurundan Malik bin Nebi’nin ifadesiyle “sömürülmeye yatkın hale gelme”ye dönüşen medeniyet algısı, Batı’nın üstünlüğünü kabule şayan hale getirmiştir. İslam coğrafyasında hala yönetimde olan kişilerin ortak özelliği olarak tespit edilebilir bir durumdur bu; batı hayranlığı. Düşüncenin gelişimini, yenilgi sarsıntılarından kalıntılar üzerinden gerçekleştirilmesi, hala kafaların mefluç ve karmaşa içinde olmasını getirdiği gibi, farklı düşünce akımlarının birbirlerini anlamamasına sebep olmaktadır. Son yüz elli yılın muhasebesini yapmaya yeltendiğimizde karşılaşacağımız tablo çok arzulanır bir tablo olmayacaktır. Kuşaklar arası çatışmalar olduğu gibi, epistemolojik bilgi farklılaşmasından kaynaklı düşünce farklılıkları da cabası. İslami düşüncenin kendi içindeki farklılaşması da yabana atılacak bir sorun olarak görünmemeli. Bu tablonun çokta verimli olduğunu söylemek mümkün değildir.

Toplumsal ve siyasal alanda yaşananların çetelesini tutmanın imkansız bir durum oluşturduğunu ifade etmek sorunu örneklemek adına yeterlidir. Hala halkı ile, kültürü ile, dini ile, dünya görüşü ile, barışmamış bir ülkeler sınıfı olarak okunuyorlar. Sahip oldukları yer altı ve yer üstü varlıklarını daha çok başkalarına yem eden bir anlayışın sahibi olan yönetici, bürokratik ve bilimsel kadrolar; kendi emellerini gerçekleştirmek için emperyalist güçler ile işbirliğine giderek, İslam dünyasını ve halklarını (müstazaf) güçsüzleştiriyorlar. Halkın bu duruma tepkisini belirlemek mümkün görünmemektedir. Çünkü; medya ve iletişim aygıtlarını elinde tutan müstevli güçler, halkların birbirleri ile ilişkisini de sınırlamaktadır. Dolayısıyla halkların nasıl bir tepki verdiklerini ölçmek zorlaşmakta ve bu haklı tepkinin siyasallaşmasını engellemektedir. Bu durumun farkında olan müstevli güçler; halkın gerçek temsilcilerini, yani; İslami muhalefeti sürdürenler üzerinde gerçekleştirdikleri muhalif propaganda yöntemiyle de etkisiz hale getirmektedir. Bu duruma bir çözüm bulunmadan bu bölgede Müslüman halkların yararına bir şeyler gerçekleştirmek zorlaşmaktadır.

Müslüman aydınların ve gazetecilerin, kanaat önderlerinin, Alimlerin Müslüman ahalinin sorunlarına yönelik çözüm arayışlarında bir birlikteliğin öne çıkarılması gerektiği konusunda hemfikir olmalarının zorunluluğunu belirtmek yeter bir davranış değildir. Fiile dönüşü üzerine ciddi katkılar sağlamak gerekmektedir. Her kamuoyu önderinin kendine has kuvveti olduğunu kabullenmek ve bütün öncü kuvvetlerin güç birliğinden sonuç alınabileceğini tecrübe etmek, sadece bu tecrübeden istifade etmek yeterli olacaktır.

Bu portre ile birlikte İslam Dünyası kendi içinde müthiş bir devinime sahip tek coğrafyadır. Nüfusu itibarı ile, kaynakları itibarı ile, bilgiye ulaşma imkanı itibarı ile, medeniyetlerin beşiği olması itibarı ile, toplumsal sorunlar üzerine düşünen aydınları itibarı ile, felsefi düşünüşleri ve kavrayışları itibarı ile, dinamik bir zihin ve akıl sahibi olmaları itibarı ile diğer bütün coğrafyalara fark atacak potansiyeli kendinde taşımaktadır. Eğer bir beyin göçünden bahsedilecekse yine bu topraklardan olmaktadır. Yani imkan çok, fakat bu imkanı kullanacak mekan, zaman, alan, ve lider insan bulununcaya kadar bu kaos ortamından çıkmak zor…

Alimlerimizin ve aydınlarımızın üzerinde durmaları gereken boyut burada kendini açığa vurmaktadır. Bütün bu zenginliğimize rağmen halkımızın mutluluğunu sağlayamamayı nasıl becerdiğimizi ve bu halkın huzuru bulması için gereken adımların neler olduğu üzerine derin düşüncelere dalması veya halkın bu konuda bilinçlenmesinin nasıl sağlanacağı üzerine kafa patlatmaların yaşanması kaçınılmaz olmalıdır. Tabuta konmaya çalışılan İslam dünyası, ancak gerçek bir silkinişle bu durumdan kurtulabilir. Aklı yetenlerin tümünün bu silkinişe katkı sağlaması vacibtir. Yok edilmeye ayarlı bir ortamdan bütün bağlardan kurtularak varolmaya yönelik bir ortamı yeniden inşa etmeye iman etmeliyiz.

Varolmayı ve yok olmayı kendi elinde tutan İslam dünyası, kendi imkanlarını doğru kullandığında, kendisiyle başa çıkacak bir güç olamaz. İslam dünyası; yirminci yüzyılda ihanete uğrayan coğrafya özelliğini taşıyordu. İslam dünyası; ‘ben varım’ deme özgüvenini gösterip varlığını tescil ettirecek veya sömürge statüsünde Emperyal güçlerin oyun sahasında kalmaya devam edecektir. Görünen o ki, İslam dünyası çok canlı ve dinamik bir nüfusa ve düşünce dünyasına sahiptir. Yaşanan tarihin katkısıyla aydınlar bir çıkış yolu arama konusunda farklılıklar gösterse de sonuç itibarı ile bu toprakların imkanlarını nasıl harekete geçiririz diye bir muhasebe içinde olmaktadırlar. Bu durum kendiliğinden zaten bir dinamizmi beraberinde getirmektedir. Farklı düşünüş biçimine ait aydınların bu topraklar üzerinde oynanan oyunlar karşısında birlikte düşünme ihtiyacı duyması olumlu bir adım olarak görülmelidir. Zaten dünyada bütünleşmeye doğru bir serüven yaşanırken İslam dünyasının parçalanmaya çalışılması hayra alamet olmadığı ortadadır. Bu durumu gözleyen bütün aydınlar farklı düşünme sorununun aşılarak güç birliği ilkesini öne çıkarmaları önem kazanmaktadır. Bu toprakların derinlerinde bir “dip dalgası” olarak yükselen ciddi bir dalga var. Eğer bu dip dalgası kendi mecrasını bulur ve siyaseten desteklenirse bütün Emperyal güçlerin korkulu rüyası olmayı hakkedecektir.

İslam dünyası vardır ve varolmaya devam edecektir biiznillah! Yeis ve karamsarlığa gerek yok. Mevcut şartların sürekli bir değişim içinde olduğunun tanıklarıyız. Ümmet olma şuuru yaralı bir durum arz etse de; yeniden dirilmenin ve bir soluk olarak yeryüzünü neş’elendirmenin imkanı ve yolu vardır. Bu imkan ve yol aslında bizim kendi değerlerimizde yatmaktadır. Vahiy; kendisiyle dirilecek bir ümmet arayışını sürdürüyor. Milyonlarca bağlısı tarafından tazelenen iman bağı ile fonksiyonelliğini devam ettiriyor. İç dünyamızda patlamayı bekleyen iman tomurcuklarını mekan ve zaman denkleminde tahrik etmeliyiz. Hızla ışığa yönelen pervane misali vahiy değerlerine yönelmeli ve tomurcukların vakti ve zamanı geldiğinde dışarı çıkmalarını ve dünyayı değiştirmelerini sağlamayız. Fakat, kendini değiştirmeyenin bir başka şeyi değiştirmesini beklemek ham hayal olmaktan öteye gitmeyecektir. Suya atılan taş misali dalga dalga yayılmak için her inanan mümin kendinden başlayarak değişimi olumlu değerlere yönelterek başlangıç adımını atmalıdır.

Kendine güvenen, değerlerine güvenen, bilinçli tercihlerde bulunan, dostunu ve düşmanını doğru teşhis eden, kime, niye, niçin teslim olacağına yönelik zihni berraklık kazanan, dünyayı değil ahireti önceleyen ama dünyayı başkasına bırakmayan (yönetim ve değer bazında), geçici hevesler yerine kalıcı ve sahih duygulara yer veren insanların hayata katılmalarını sağlayarak İslam dünyasının bu makus talihini değiştirme imkanı elde edebiliriz.

İslam dünyasının ayağa kalkmasını sağlayacak yegane şart; Müslüman insanın ‘yürüyen Kur’an’ olmasını sağlayacak siyasal ve toplumsal şartların olgunlaştırılmasıdır.

“Gerçekten Allah, kendi nefis (öz)lerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz.” (Ra’d suresi: 11)



Abdulaziz Tantik
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Varolma yokolma aynasında İslam dünyası
« Posted on: 26 Mayıs 2020, 11:25:31 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Varolma yokolma aynasında İslam dünyası rüya tabiri,Varolma yokolma aynasında İslam dünyası mekke canlı, Varolma yokolma aynasında İslam dünyası kabe canlı yayın, Varolma yokolma aynasında İslam dünyası Üç boyutlu kuran oku Varolma yokolma aynasında İslam dünyası kuran ı kerim, Varolma yokolma aynasında İslam dünyası peygamber kıssaları,Varolma yokolma aynasında İslam dünyası ilitam ders soruları, Varolma yokolma aynasında İslam dünyasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &