ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Sözde güzellik üzerine
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sözde güzellik üzerine  (Okunma Sayısı 1950 defa)
24 Eylül 2010, 16:37:16
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 24 Eylül 2010, 16:37:16 »



SÖZDEKİ GÜZELLİK ÜZERİNE


"Hissedilerek yazılanlar, hissedilerek okunurlar"
Şu anda okumakta veya dinlemekte olduğunuz kelimeler sizde bir tesir bırakmaktadır. Gözünüzle ya da kulağınızla algıladığınız işaretleri veya sesleri, dilinizin gramer kurallarına, sözün gelişine, bilgi birikiminize ve tecrübelerinize göre yorumlayarak genellemeler yapmakta, farklı şeyler anlamakta, farklı şekilde etkilenmektesiniz.

Çevremizdekilerle kurduğumuz iletişimlerdeki gayemiz, hislerimizi ve düşüncelerimizi aktarmaktır. Bizleri etkileyen fikirler, kavramlar ve anlamların, muhatabımızı da benzer şekilde etkilemesi için gayret sarfederiz. Fakat bu hiç de kolay değildir. Zira, sözün kaynağı kalptir. Çoğu zaman lisan, kalbin dilinden anlamaz ki tercüman olabilsin. Peki nedir çare? Söze güç veren, renk katan, onu dimağa işleyen, ruha emziren unsurlar nelerdir?

ÜSLUP

Bir söze güzellik veren üsluptur. Çünkü üslup, o söze nakışlı bir elbise giydirir. İlâhî ilhamlara açık bir kalp safvetinin, ruh inceliğinin aksettiği bir üslupla yazılan veya söylenen sözler kalbe kadar işler. İşte birkaç misal:

a. "Tabiatta mimârî, semalarla iç içe gibidir. Dağların, o mehib edalarıyla başlarını semanın eteklerine dayamış gibi görünmeleri, göklerin, bu şiddetli vuslat arzusuna karşı kendilerini salıvermeleri, evet bu mimârî bütünüyle ne tatlı bir remzdir! İnsan hayali, çiçeklere konup-kalkan arılar gibi, onun güzelliğinin akislerine kona kalka ufka kadar ilerler. Oraya ulaşınca da, yeniden başlayacak bir seferle, yolların gökler ötesi sonsuza doğru uzayıp gittiğini sanır. Sanır da, ruhunun derinliklerinde ötelere ait nağmeler duymaya başlar. Hülyalarıyla bu âlemde, uzun süre kalmayı başaranlar; sevdasıyla yanıp tutuştukları, hasretini vicdanlarında duydukları Hakiki Sevgili'nin vuslatına erer ve bu tatlı rüyadan uyanmak istemezler..." (Sızıntı: 132).

b. "Hayatının saâdet içindeki kemali, senin hayatının âyinesinde temessül eden Şems-i Ezelî'nin envarını hissedip sevmektir. Zîşuur olarak O'na şevk göstermektir. O'nun muhabbetiyle kendinden geçmektir. Kalbin göz bebeğinde aks-i nurunu yerleştirmektir." (Sözler: 129).
c. "Ey yeryüzünü ışığıyla yaldızlayan ve bütün çiçeklerin yüzünü güldüren, dünya güzeli ve gök nazdarı olan nazenin güneş." (Sözler: 133).

FESAHAT

İfadedeki akıcılığı sağlayan şey, konu, muhatap ve makama uygun bir üslup kullanmaktır. Ayrıca mânâ, âhenk ve telaffuz bakımından bir kusurun bulunmaması, yani fesahat da söze güç katan bir unsurdur. Çünkü "kelimeler ne kadar mütenasip (uygun) olurlarsa kelâmın selaseti (akıcılığı) o kadar ziyade olur" (Cevdet, 1990: 13).

BELAGAT

Sözün fasih olmakla birlikte beliğ de olabilmesi, yerine göre söylenmesine bağlıdır. Bununla birlikte, sadece makam da yeterli değildir. Kimin, kime, niçin söylediği, sözün güzellik, kuvvet ve ulviyetini artıran unsurlardır. Özellikle mütekellimin, yani sözü söyleyenin rolü çok büyüktür. Zira doğru ve yerinde sözler söylemek yeterli değildir, bu sözlerin uygulanması için uygun bir kişi tarafından söylenmesi gereklidir (Coulthard, 1977: 12). Meselâ, bir emir cümlesi söyleyenin, yaptırım gücüne sahip olması şarttır (Ferrara, 1985: 139). Bu meyanda Cenab-ı Hakk'ın emirleri, [meselâ: "Ey Arz, suyunu yut. Ey Sema suyunu tut" (Hûd: 44)] O'nun kudretinin büyüklüğü nisbetinde ulviyet taşır. Aynı sözlerin insanlar tarafından söylenmesi ise, ancak birer hezeyan olarak telâkki edilir.

ZİHİNDE TECESSÜM

Bir sözün hayat bulabilmesi için mânâsının zihinde âdetâ cisimleşmesi gerekmektedir. Bunun için en güzel yol, yerinde benzetmeler yapmaktır. Benzetmeler dürbün gibidir. Fikirleri, hakikatleri hayal yoluyla akla yakınlaştırır. Hayal edilebilen meseleleri idrak etmek daha kolaydır.
Temsiller (benzetmeler), mühür veya imza gibi tasdik ve isbat içindir. Nasıl ki yazılan bir şey mühürlenmekle tasdik edilmiş olur, söylenilen bir söz de, bir misalle tasdik ve isbat edilmiş olur. Nasıl ki sikke; gümüş ve altına kıymet verir, darb-ı meseller de kelâmlara o nisbette kıymet ve itibar verir.
Bir tabiat tasvirindeki benzetmeler bakın söze nasıl güç ve güzellik veriyor:
"... bir zamanlar bu meşher ve bu kitap, rüyalara sığmayacak kadar baş döndürücü, hülyaları avlamak için kurulan tıpkı bir tuzak... Yelkenlerini aşk ve muhabbet iklimine açmış muhteşem bir gemi ve ışıktan parmaklarıyla öteleri gösteren binbir kandilli bir avize gibiydi." (Sızıntı: 132).
Metaforlarla zihinde yapılan tecessüme başka bir misal:
"Günah iradenin yüzüne atılmış bir tükrük ve ruha içirilmiş bir zakkumdur. Günahtan zevk alan insan ne sefil; günahla ruhunu dinamitleyen insan ne hoyrattır!..." (Şahin, İnancın Gölgesinde-2, 1992: 140).
Temsillerde tabiata talebe olmak, yani ondaki kanunları üslupta yansıtmak, insanların ünsiyet ettiği şeyleri kullanarak kelâmın haşmetini artırmak bakımından önemlidir:
"Yalan ve gösterişler gürültülü, hakikat ve samimiyet sessizdir. Yıldırımlar gök gürültüsünden evvel hedeflerine varırlar." (Sızıntı: 140).
Teşbihin bir türüne de "tecsim" denir. Manevî şeyleri maddî şeylere benzetmek demektir. Meselâ, "Allah, insanın bağrında iki kalp yaratmamıştır" (Ahzab: 3). Yani, bir bakıma insan, birbirine zıt iki şeye birden gönül veremez.

HİKAYE ETME

İnsanlardaki "görüntü hafızası" yardımıyla hikâyeler, çok rahat anlaşılan, tesirli unsurlardır.
Bir hâdiseyi hikâye etmekle okurun bunu değerlendirecek bir kapasitede olduğu ima edilir. Zira herşey ortadadır, okura empoze edilmeye çalışılan bir şey yoktur (Couture: 21).
Bu meyanda Seyyid Kutup da şunları söylemektedir: "Kur'ân-ı Kerim bir gerçeği direkt öğüt şeklinde anlatmaktansa, edebî metotlar kullanarak dile getirmeyi tercih etmektedir. Hikâyede saf sanatın kullanıldığı her türlü teşvik ve sergileme tekniklerine başvurulmaktadır. Bu husus iki bakımdan uyulması gereken bir sanat hazinesidir: Birincisi, insana bu İlâhî bakış açısının gerisinden göz atmak. Bu bakış, insan gerçeğini Allah'ın yarattığı biçimde temsil etmektedir. İkincisi ise insanlığı hayra, fazilete, temizliğe yönelten öğütte sanat üslubunun kullanılış şeklidir. İstenen bir öğüt veya arzulanan bir ahlâkî davranış, bir edebî hikâye kalıbı içerisinde anlatılabilir ve böylece istenen maksat en güzel biçimde gerçekleşir. Hikâyede ana unsuru teşkil eden öğüt noktası açıktan belirtilmez. Mücerret emirler ve yasaklarla doğabilecek sıkıcı hal ortadan kaldırılır. Emir ve yasaklara bir nev'i canlılık kisvesi verilirse, etki sahası insan hissinde daha çok genişler ve ruhun derinliklerine daha çok sirayet eder." (Kutup, 1979: 334).
Ayrıca hikâyeler gerçek hayata yakınlıkları sebebiyle çok daha rahat idrak edilirler. 50 cümlelik bir hikâyeyi okuyan bir okur, zihninde yaklaşık 100 akıl yürütme yapar. Bir fikir yazısında ise bu sayı nisbeten düşüktür. Hikâyelerde, muhatapların idrakleri arasındaki seviye farkları minumuma düşer. Fikir yazılarında ise bu fark maksimuma çıkar (Grasser ve Clark, 1985: 15).

ASIL NİYET


Söze güç veren diğer bir unsur da sözdizimi, dilbilgisi, makam gibi bir sözü oluşturan unsurların birbirini desteklemesi, her birinin asıl niyet ve asıl mânâya parmak basmasıdır.
Bu meyanda mânâ, bir havuz gibidir. Saydığımız keyfiyetler de bu havuza su taşıyan birer kanal. Asıl niyet ve mânâ devamlı göz önünde tutulmalı, konu haricinde kalan şeyler iyi tesbit edilmeli, akla gelebilecek bütün sorulara cevap verilmeli, âni konu ve üslup değişiklikleri yapılmamalıdır. Kelimelerin birçok anlamından hangisi kasdediliyorsa, o öne sürülmeli, yani diğer kelimeler yardımıyla bu anlam vurgulanmalıdır. Başka bir ifadeyle "lafız mânâya tabi olmalıdır" (Cevdet, 1990: 124). Yoksa ifade haşmetini ve güzelliğini kaybeder.

NOKTALAR

Bir ressam, yaptığı bir resme öyle bir nokta yerleştirir ki, o nokta birisinin gözü, ötekisinin yüzünün bir parçası, berikisinin burnunun deliği, başkasının ağzı olur. Güçlü bir sözde de bunun gibi noktalar bulunur.

MAKAMIN KALDIRAMADIĞI SANATLAR METNİ YIKAR

Muhakemât'ta şöyle denir: "Lafız-perestlik nasıl bir hastalıktır, öyle de suret-perestlik ve üslup-perestlik ve teşbih-perestlik ve hayal-perestlik ve kafiye-perestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır. Hatta bir nükte-i zerafet için veya kafiyenin hatırı için, çok edip edepte edepsizlik etmeye şimdiden başlamışlardır. Evet, lafza zinet verilmeli, fakat tabiat-ı mânâ istemek şartıyla ve suret-i mânâya haşmet vermeli, fakat mealin iznini almak şartıyla ve üsluba parlaklık vermeli, fakat maksudun istidadı müsaid olmak şartıyla ve teşbihe revnak vermeli, fakat matlubun münasebetini göze almak ve rızası...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sözde güzellik üzerine
« Posted on: 02 Haziran 2020, 18:12:06 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sözde güzellik üzerine rüya tabiri,Sözde güzellik üzerine mekke canlı, Sözde güzellik üzerine kabe canlı yayın, Sözde güzellik üzerine Üç boyutlu kuran oku Sözde güzellik üzerine kuran ı kerim, Sözde güzellik üzerine peygamber kıssaları,Sözde güzellik üzerine ilitam ders soruları, Sözde güzellik üzerineönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &