ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet  (Okunma Sayısı 494 defa)
14 Kasım 2010, 18:55:47
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 14 Kasım 2010, 18:55:47 »



Sahabenin en bariz vasfı: Teslimiyet


Dr Şerafeddin Kalay

Altınoluk: Örnek nesil başlığıyla iki kitap yazdınız. Rasulullah Efendimizin yetiştirdiği nesli anlatıyorsunuz. Sizce bu araştırmalardan ‘sahabe kıvamı’ diye nitelenebilecek bir islami anlayış, yaşayış çerçevesi çıkabilir mi?

Dr. M. Şerafeddin KALAY: Allah Rasulü’nün sahabeleri deyince, en çok dikkat edilmesi gereken nokta, bu insanların İslam’a uymayan ne varsa gönüllerinden silip atabilmesi, yerini İslamiyetin istediği incelik ve güzelliklerle kemaliyle doldurabilmesidir.

İslam’ın ilk emri oku! Ancak bizim bunu biraz eksik söylediğimiz kanaatindeyim. İslam’ın ilk emri ‘oku’dan ziyade, ‘Seni yaradan Rabbinin adıyla oku!’ (Rabbinin adını unutarak okuyanlardan çektik ne çektiysek.) Bunun ardından gelen ikinci vahiy ‘Müddesir Suresi’dir. Bu surede Rabbimiz Rasulüne emrediyor: “Kalk ve insanlığı ikaz et.” Arkasından tevhid inancını zikrediyor. ‘Rabbini yücelt. Elbiseni (ve dış dünyayı) temiz tut.’ Asıl söylemek istediğim bundan sonra gelen bölüm: ‘ve’r-rucze fehcur.’ ‘Rucz’ kelimesi cahiliye ve cahiliye zihniyetinden gelen, İslam’la uyuşmayan, bütün kirli düşünce ve zihniyetlerin adıdır. Onları tamamen gönlünden, kalbinden sil at, temizle demektir bu. Bunu şunun için vurgulamak istedim: Sahabi bunu başarmış insandır. Hepsinde bu vardır. Bazıları daha ilk günden, hatta ilk saniyelerde bunları silmiş atmıştır. Bazıları ise belli bir alışkanlık devresine ihtiyaç duymuştur. Ama bunlar daha ziyade İslam’ın gücü karşısında müslüman olanlardır. Yoksa gönül veripte müslüman olanlar değildir. Ama gönül verip müslüman olanlar daha ilk günden itibaren ne varsa hepsini silip attığını, yerine İslam’ın istediği hasletleri doldurduğunu görüyoruz. Bu insanlar artık cahiliye zihniyetinden kalanlarla, İslam’dan öğrendiklerini onlara yakınlaştırmaya ve onlarla bağdaştırmaya (bugünlerde yapıldığı gibi) asla tevessül etmiyorlar. Araya çok kesin bir hat çiziyorlar ve İslam’ın emrettiğini yapıp diğerlerini tamamen reddetmeyi başarıyorlar. Sahabideki bu içtenlik, bu teslimiyet, hakikaten gıpta edilecek bir seviye. Belki de böyle oldukları ve bu safiyete erdikleri için de bütün islam kardeşleriyle perçinleşiyorlar ve birbirlerinden kopmaz hale geliyorlar.

Sahabiyi başka bir konuda daha anmakta fayda var. Bir insan, bir çocuk kendi ana dilini, nasıl gramersiz, nasıl özel bir eğitime tabi tutulmadan öğreniyor. Çevresindeki insanlar o dili nasıl güzel konuşuyor, kelime hazneleri zengin, kıvrak ve akıcı bir şekilde dili ne kadar güzel kullanabiliyorlarsa, bakıyorsunuz çocuk ta aynı zenginlikte ve kıvraklıkta o dili öğreniyor. O dilin sarfını, nahvini, failini, mef’ulünü nereye koyması gerektiğini önceden bir ilim olarak almadan öğreniyor.

Bir insan ana dilini daima başka dillerden daha iyi konuşur. Ne kadar akademik çalışma yaparsa yapsın, başka dillerle ilgili ne kadar eğitim alırsa alsın, hiçbir dil rahat kullanma açısından, onunla düşünme, onunla kelimeleri şekillendirme, ses tonlarıyla farklı manaları ifade etme noktasında hiçbir dil kendi ana dilini kullanma gibi kolay olmuyor.

Buradan şunu demek istiyorum; sahabiler bu dîn-i mübinî, bir çocuğun kendi ana dilini pürüzsüz ve net doğru öğrendiği gibi, o dinin en güzel yaşandığı, vahyin kaynağının hayatta olduğu, şüpheden, bulanıklıktan uzak, suyun gözünde yaşama inceliği ve letafeti içinde öğrenmişlerdir. Dolayısıyla sahabi, o dîn-i mübinî, en güzel şekilde anlayan, en güzel şekilde zihninde yoğuran, yorumlayan, onun ne murad ettiğini iyi kavrayan, dediklerini kabullenen, edeple, ilimle ameli bütünleştiren bir topluluk olmuştur. Bu açıdan başkasıyla kıyası da doğru değildir.

İlim güzel bir şeydir. Doğru. Edep ayrıca güzel bir şeydir. Salih ve hayırlı amel de çok güzel bir şeydir. Ama bu üçünün, ilmin, edebin, amelin bir araya gelmesi kıyaslanamayacak kadar güzel bir şeydir. Sahabiler buna sahip insanlardır. Nitekim Allah Rasulü, ‘En hayırlı asır, benim içinde bulunduğum bu asırdır. Ondan sonra onları ve onları takip edenlerdir’ diye sahabileri işaret ediyor.

Samimiyet, teslimiyet ve fedakârlıkta
zirve insanlar

Altınoluk: Ele aldığınız sahabelerde hangi ortak özellikler var? Hayatın içinde yaşanabilir hangi özellikleri ön plana çıkıyor?

M. Ş KALAY: Sahabilerin ortak özellikleri bir önceki soruda işaret ettiğim gibi, teslimiyetleri müthiş bir teslimiyet örneği. Davaya bağlılıkları da öyle. İnandıkları dava uğruna fedakârlıktan hiç birisi çekinmiyor. Bu insanlar kayaların altında inliyorlar. Ne diye inliyorlar? Ahad, (Allah birdir) diye inliyorlar. Bir çok işkencelere maruz kalmışlardır. Suheyb-i Rumi (r.a.), tepeden tırnağa demir bir zırhın içerisine konmuş güneş altında bekletilmiştir. Arabistan’ın o çöl sıcağı içerisinde yerlere yatırılarak bayılıncaya kadar işkenceler yapılmıştır. Orada sıcaklık bazen 60-70 dereceyi bulur. Buna rağmen hiç dönen olmamıştır. Bu sebat olmasaydı, sarsılsalardı, hatta geri adım atsalardı, bu din bu derece gelmezdi.

Bir diğer özellikleri de bir şeye inanınca tam inanıyorlar. Hatta taşın altında çekilen o inlemenin içerisinde zevk var. Neden? Allah için çekiyorlar. Allah için çekmenin zevki var. Daha sonra bu insanlar kendi öz yurtlarını terkederek Habeşistan’a hicret ediyorlar. Habeşistan’a hicret etmek kolay bir şey değil. Bırakın yolculuğun zorluğu ve sıkıntısını, örf ve adeti tamamen değişik bir dünyaya gidiyorsunuz. Yeriniz yurdunuz yok, önünüzde meçhul bir karanlık var. Buna rağmen Mekke terkedilmiş, orada İslam’ın güzellikleri sergilenmiştir. İnandıkları dava uğruna mal fedakârlığıysa mal fedakârlığı, can fedakârlığıysa can fedakârlığını yapmışlardır.

Bir başka özellikleri var. Duyduklarını hemen amele aksettirme kararlılığı. ‘Rabbim emrediyor, bunu ben hemen yaşamalıyım’ demişlerdir. Öğrendikleriyle hemen amel etme samimiyeti, içtenliği hepsinde vardır.

 Bütün bunlar asla kıyası olmayan, kolay kolay bulunmayan, emsali nadir bulunan hasletlerdendir. Fedakarlık özelliği, samimiyet ve teslimiyet özelliği, tâbi olduğu davayı bütünüyle kabullenme özelliği gerçekten bu insanlarda zirveydi.

Doğru hükmü söylemekten çekinmediler…

Altınoluk: İkinci Örnek Nesil kitabınızda yüzlerce sababi arasından 17 sababiye yer veriyorsunuz. Bunları seçerken bir kıstasınız var mı? Bunları neleri gözeterek seçtiniz?

M. Ş. KALAY: Hedefim birinci derecede sahabi hayatıyla ilgili bilgi veren bir eser yazmak olsaydı, herhalde o esere Hazreti Ebu Bekir (r.a.) ile başlamamak büyük hata olurdu. Ondan sonra Hz. Ömer (r.a.)’i, Hz. Osman (r.a.)’ı, Hz. Ali (r.a.)’yi, ardından da o silsileyle diğer sahabileri ele almalıydım. Ya da alfabetik bir sıralama takip etmeliydim. Ama kitapta ne Hz. Ebu Bekir (r.a.), ne Hz. Ömer, ne de diğer halife efendilerimiz var. Diğer sahabe hayatları içinde hatıralarla yoğrulu olarak varlar. Ancak yalnız başlarına yoklar.

Kitabın yazılışındaki hedef, her ne kadar içerisinde sahabe hayatları, onlar hakkında bilgi vermek varsa da, birinci hedef bu değil. Ön plandaki hedef, bu gün bizim örnek almamız gereken, bizi harekete geçirecek, bize numuneyi imtisal olacak bir tablo yakalamak. Sahabe hayatlarından, bu gün paylaşmamız gereken incelikleri, bilgileri sunabilmek. Dolayısıyla bütün bunları tablo olarak ön plana çıkaran, var olan tablodan bize sağacağımız bal biriktirmesi gereken inceliklerin olduğu bir çalışma bu. O yüzden ben, ilk önce hadiseyi seçiyorum. Sahabiden önce, almak istediğim hadiseyi seçiyorum.

Mesela tebliğ üslubu konusunu ele alacağım zaman Habeşistan’a hicret etmiş müslümanların Necaşi’nin huzurunda yaşadıkları ve Hz. Cafer (r.a.)’in üslubu tek kelimeyle enfestir. Neden? İlk önce İslam’ı yanlış anlatıyorlar. O anlayışın yanlış olduğunu söylemeden, onun yanlışlığını ortaya koyuyor önce. Bir önceki İslam kurgusunu, tek tek, tuğla tuğla sökerek atıyor. Yerine bu bina nasıl kurulmalıdır, İslam nasıl bir dindir bunu sağlam bir zemine oturtuyor. Arkasından dikkatleri vahye çekiyor. Kendisine ‘bildiğiniz ayetler var mı?’ denilince; Hrıstiyan bir topluluğa, onları can damarlarından yakalayan Meryem Suresi’ni seçiyor. Ayrıca Meryem Suresi duygu yüklü bir suredir. Hurufu Mukattaa’dan başlayarak okuyor. Orada Zekeriyya Aleyhisselam yaşlılık duygularını dile getiriyor. Orada mahcubiyet var, utangaçlık var, arzu var. Orada yaşlandım demiyor, ‘kemiklerim zayıfladı, artık bedenimi taşımıyor’ diyor. Saçlarım aklaştı demiyor, ‘başım beyazlarla tutuştu’ diyor. Ardından ‘Rabbim, yine de Senden ümidimi kesmedim’ diyor. Ne kadar duygulu başlıyor. Sonra Meryem Validemiz’in duygularına, yaşadıklarına dikkat çekiyor. Bunları dile getirdiğinde bütün komutanlar, bütün hrıstiyanlar ve Necaşi ağlıyorlar. Müslümanları şikayet edenler ise nefret ediyorlar. O ayetler yerine Kafirun Suresini de seçebilirdi. Ama onu seçmiyor. Bu bakımdan çok güzel bir seçim. Amr ibni As ‘bunların İsa hakkındaki düşüncelerini biliyor musunuz’ diye sorunca, tabiri caizse müslümanların başlarına kaynar sular dökülüyor. O arada işaretleşmeler oluyor. Gerçeği söyleme, geçiştir diye kaş göz işareti yapanlar oluyor. Cafer (r.a.), ‘hayır’ diyor ve Necaşi’ye bir adım yaklaşarak konuşmaya başlıyor. “Ey melik! Biz İsa (a.s.) hakkında hiçbir şey bilmiyorduk. Ne öğrendiysek, Cenab-ı Allah’ın Peygamberine gönderdiklerinden öğrendik. Buna göre İsa aleyhisselam diye başlıyor ve Kur’an’da geçenleri sayıyor. Ardından Meryem’in iffet ve edebine işaret ediyor. Sonra da İsa Aleyhisselam’ın Allah’ın kulu ve Rasulü olduğu hükmünü bildiriyor. Kelimelerin seçimi çok güzel, ama hüküm ‘kul ve rasül.’ Kul ve rasüllük ile onların tanıdığı ilahlık arasında, çakıl taşı ile Ağrı dağından daha büyük bir mesafe var. Herkes pür dikkat kesi...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet
« Posted on: 04 Haziran 2020, 02:37:48 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet rüya tabiri,Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet mekke canlı, Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet kabe canlı yayın, Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet Üç boyutlu kuran oku Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet kuran ı kerim, Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet peygamber kıssaları,Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyet ilitam ders soruları, Sahabenin en bariz vasfı Teslimiyetönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &