ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İslam da adalet ilkesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İslam da adalet ilkesi  (Okunma Sayısı 613 defa)
14 Ekim 2010, 12:33:04
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 14 Ekim 2010, 12:33:04 »



İslam'da Adalet İlkesi


Hürriyet ve kuvvet mevzuunda, Hakk’ın takdir buyurduğu sınırlar içinde kalma, adalet ve istikamet; bu konuda sınır tanımamazlık ise, bir zulüm ve haksızlıktır. Adalet hemen her konuda dengeyi koruma ve itidalli olmanın Kur'ân kaynaklı adı; zulüm ise her alanda dengeleri alt-üst etmenin ürperten unvanıdır.
 
Adalet kelimesi, dengelemek, dengeli davranmak, tesviye edip düzeltmek, bir şeyi uygun yere koymak, bir hakkı sahibine vermek anlamlarına gelir. Bu kavramın içinde insaf, hakkaniyet, istikamet mânâları da vardır. Dolayısıyla adaletli davranmak, bir şeyi, bir işi hakkaniyet ve insaf ölçülerine göre yapmak demektir. Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok âyette geçen "اَلْقِسْطُ: el-kıst" kelimesi de adalet kelimesinin ihtiva ettiği mânâları ifade eden bir kavramdır. İslâm'da adalet anlayışı, bir arada yaşamaktan ve insanlar arası ilişkilerden ortaya çıkan insan hakları temeline dayanır. Adalet, bu hakları olması gereken yere koymak, hakkı olanlara vermek demektir. Adaletin zıddı ise zulümdür ve o da bir şeyi yerli yerine koymamak veya uygun olan yerden başka yere koymak anlamlarına gelir.

Allah Hak ve Adalete Önem Veriyor
Adalet, Allah Tealâ'nın çok önem verdiği esaslardan biridir. Allah'ın kendisi âdildir ve yaptığı her şeyde adalet tecellî eder. "İsm-i Adl'in cilve-i azamından gelen kâinattaki adâlet-i tâmme, umum eşyanın muvâzenelerini idare ediyor ve beşere de adaleti emrediyor." (Nursî, Lem'alar, s. 293) İnsanlardan adaletin ikamesini istemek Allah'ın adlinin muktezasıdır. Sosyal dengenin tesisi ve içtimaî hayatın ahenkli biçimde işleyişi de adaletin gerçekleştirilmesine bağlıdır. Bu yüzden Allah çeşitli toplumlara peygamberler gönderiyor ve onlarla birlikte kitap ve adalet terazisi indiriyor; (Hadid sûresi, 57/25) adaleti sağlamayı emrediyor. (Arâf sûresi, 7/29; Nahl sûresi, 16/90) Ayrıca insanlardan hakkın ikamesini, verilen hükmün lehte de olsa aleyhte de olsa kabul edilmesini istiyor ve aksine davrananları zalimler olarak niteliyor. (Nur sûresi, 24/48-51) Bir de takvaya en uygun olanın adaletli davranış olduğunu; (Maide sûresi, 5/8) âdil olanları sevdiğini belirtiyor. (Hucurat sûresi, 49/9; Mümtahine sûresi, 60/8) Bunların da ötesinde bizzat Kendisinin âhirette hiçbir haksızlığa meydan vermeden kullarını yargılayacağını ve her hak sahibine hakkını vereceğini beyan ediyor. (Yunus sûresi, 10/54; Enbiya sûresi, 21/47) Dolayısıyla hakkın tevzîi ve adaletin ikamesi, biz Müslümanlar için Allah tarafından belirlenmiş en önemli hayat prensibidir. Önemli olan şeyin karşılığı da önemlidir. Adaleti gerçekleştirmenin karşılığı da dünya ve âhiret saadetidir. Elbette ki adaletli davranışın dünyadaki karşılığı kıymetlidir; ancak âhiretteki mükâfatı muhteşem olacaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) yönetici olsun, hâkim olsun, aile reisi olsun bunlardan âdil davrananların âhirette Allah katında nurdan minberler üzerinde duracaklarını müjdelemektedir. (Müslim, İmare 18) Kur'ân'ın mü'minlerden adalet talebi, ilgili olduğu alanlara göre çeşitlilik arz ettiğinden biz de bunları, yönetimde, şahitlikte, yargıda, aile içi münasebetlerde ve ticarî hayatta adalet olmak üzere çeşitli başlıklar altında ele alacağız.

Yönetimde Adalet

Adaletin ikame edilmesi gereken en şümullü alan, yönetimdir. İslâm nazarında yöneticilik, insana tevdi edilen emanetlerden biri, hattâ en mühimidir. Hangi seviyede olursa olsun, avantaj gibi görünen yöneticilik bu itibarla insanın omuzlarında ağır bir yüktür. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), devlet başkanından evdeki hizmetçiye kadar her seviyedeki yöneticinin idare ettiklerinden mesul olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Cuma 11) Yönetimde adalet ise, mü'min idareci için en büyük vazifedir. Kur'ân-ı Kerîm'in, "Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adalete uygun tarzda hükmetmenizi emreder. Allah bununla, size ne de güzel öğüt verir!" (Nisa sûresi, 4/58) âyeti, yönetimde adaletin ikamesini emretmektedir. Emanetle adaleti bir arada zikreden bu âyetin idareciler hakkında indiği rivayet edilir. (İbn Kesir, Tefsir, 1/516) Buna göre yöneticilik bir emanet olduğu gibi, yönetimde adaleti gerçekleştirmek de bir vazifedir. Adaletli yönetim, Müslüman yönetici için bir vazife olmanın ötesinde, "Bir gün adaletle yönetmek, altmış yıl (nafile) ibadetten hayırlıdır." (Müttakî, Kenzü'l-Ummal, 6/12) hadîsinin ifadesiyle ibadet sayılmıştır.

Müslüman bir idarecinin en temel görevi, kendini adaletin dağıtıcısı görmek, adalet kaygısıyla hareket etmek, hak sahiplerine haklarını vermek için çalışmak, bir hak gaspı söz konusu ise, onu geri alıp haklıya iade etmektir. Bu sebeple Müslüman yönetici, adaletin mülkün (yönetimin) temeli olduğuna, adaleti sağlayamayan yönetimin zail olacağına ve zulüm ile âbâd olanın âhirinin berbat olacağına inanarak hareket eder. "İnsanları idare etmeyi üzerine alan bir kimse kendini ve ailesini düşündüğü gibi yönettiği kimseleri düşünmedikçe kıyamet gününde cennetin kokusunu bile alamaz." (Buharî, Ahkâm 8) hadîsinin tehditkâr ifadelerini dâima göz önünde bulundurur. Ayrıca Peygamber Efendimiz'in, kendisine en sevimli ve kıyamette derecesi en yüksek kimselerin adaletli yöneticiler, en sevimsiz ve âhirette azabı en şiddetli olan kimselerin ise zalim idareciler (bkz. Tirmizi, Ahkâm 4) olduğunu bildiren sözlerini nazarından eksik etmez.

Kur'ân ve Hz. Peygamber'in (s.a.s.) bu konudaki emir ve tavsiyelerini çok iyi kavramış olan Müslüman idareciler, tarih boyunca idare ettikleri toplumlarda adaletin ikamesini hayatlarının gayesi yapmışlardır. Bu çerçevede haksızların ve haksızlıkların karşısında olmak, hakkın ve haklının yanında yer almak, zayıf ve çaresizleri korumak onların en büyük şiarı olmuştur. Bu ilkeleri benimsedikleri için yönetimde adaletin en güzel örneklerini İslâm'ın şanlı idarecileri vermişlerdir. Meselâ Hz. Ebu Bekir'in (r.a.) halife seçildiğinde irad ettiği ilk hutbesinde dile getirdiği, güçlülük değil haklılık esasını benimsediğine, güçsüz de olsa mutlaka haklının yanında yer alacağına ve onun hakkını kendisinin takip edeceğine dâir sözleri, (bkz. Ma'mer b. Raşid, Cami, 2/336) İslâm'ın yönetimde adalet anlayışının en çarpıcı örneklerindendir. Yine bu anlayış sebebiyledir ki, Hz. Ömer (r.a.), adaletin timsali olmuştur. Onun, bir Kıptî'ye tokat atan Mısır Valisi Amr b. As'ın oğlunu sorgulayıp ceza olarak Kıptî'nin de ona tokat atmasını istediğinde söylediği, "Anaları insanları hür olarak doğurmuştur. Siz onları ne zaman köleleştirdiniz." (Muttakî, Kenzü'l-ummâl, 7/660) sözü, Müslüman bir yöneticinin adalet anlayışının en güzel ifadelerindendir.

Şahitlikte Adalet

Şahitlik meselesi de hak ve adaletin tesis edilmesi gereken hususlardan biridir. Şahitlik, hakkın tevzii ve adaletin ikamesinde önemli bir görevdir. Bu ister bir davada olsun, isterse insanlar arası basit bir anlaşmazlıkta olsun fark etmez, şahitlik önemli bir görevdir. Tanık olduğu bir hususta kişinin herhangi bir sebeple şahitlikten kaçması ya da gerçeği olduğu gibi aksettirmeyip değiştirmesi, tahrif etmesi, hilâf-ı vâki beyanda bulunması veya olmamış bir şeyi olmuş gibi göstermesi mühim hak kayıplarına sebep olduğu için büyük bir vebaldir. Bu sebeple Allah celle celalühu; "Ey iman edenler! Hakkı yerine getiren ve adaletle şahadet eden kimseler olun." (Maide sûresi, 5/8) âyetiyle dosdoğru şahitlik yapmayı emretmiş, meselenin ehemmiyetine binaen Kur'ân'da ciddi tahşidatta bulunmuştur.

Kur'ân-ı Kerîm'in, "Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin. Allah için şahitlik eden insanlar olun. Bu hükmünüz ve şahitliğiniz isterse bizzat kendiniz, anneniz, babanız ve yakın akrabalarınız aleyhinde olsun. İsterse onlar zengin veya fakir bulunsun; çünkü Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Onun için, sakın nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eğer dilinizi eğip bükerek gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün şahitlikten kaçarsanız, iyi bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır." (Nisa sûresi, 4/135) âyeti şahitlikte gerçeğe uygun ve adaleti tesise yönelik tanıklık yapmayı emretmektedir. Peygamber Efendimiz kendisinden bir hususta şahadet etmesi istendiğinde mevzuu tahkik etmiş, meselenin haksızlığa dayandığını görünce,"Ben haksızlık üzerine şahitlik etmem." (Müslim, Hibât 14-16) buyurarak Müslümanlara örnek olmuştur.

İslâm şahitlik dışında beşerî münasebetlerde, hattâ irtibat kurduğumuz insanların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerimizde de adaletin ikame edilmesini talep etmektedir. Bu çerçevede Kur'ân, Müslümanlarda birilerine karşı taşıdığı hisler sebebiyle, onların çevresindekilere karşı adaletsiz davranmama hassasiyeti geliştirmektedir. "Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Âdil davranın, takvâya en uygun hareket budur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Maide sûresi, 5/8) âyetinde Allah (c.c.), kin ve öfke gibi duygularımızın adaletsizliğe sebep olmamasını da talep ediyor. Bu sebeple bir Müslüman sevmediği birinin yakınlarına karşı o kişi sebebiyle düşmanlık veya haksızlık edemez, münasebetini o nefret üzerine kuramaz. Yoksa adaletsiz davranmış olur.

Yargıda Adalet

Hak ve adaletin tesis edileceği yerlerden biri de, mahkemelerde görülen davalarda hâkimin vereceği hükümlerdir. İslâm, hükümde adalet ilkesini getirir ve insanlar hakkında herhangi bir makam, mevki far...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İslam da adalet ilkesi
« Posted on: 30 Mart 2020, 16:05:59 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İslam da adalet ilkesi rüya tabiri,İslam da adalet ilkesi mekke canlı, İslam da adalet ilkesi kabe canlı yayın, İslam da adalet ilkesi Üç boyutlu kuran oku İslam da adalet ilkesi kuran ı kerim, İslam da adalet ilkesi peygamber kıssaları,İslam da adalet ilkesi ilitam ders soruları, İslam da adalet ilkesi önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &