ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları  (Okunma Sayısı 351 defa)
11 Ekim 2010, 13:27:31
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Ekim 2010, 13:27:31 »



İşçi Ve İşverenin Hukukî ve Ahlaki Sorumlulukları


Kur'ân-ı Kerîm’in üzerinde durduğu konulardan biri ahlâkî kâidelerden olan hak ve adalettir. Ahlâk ise, insanın fiziki yapısını içine alan “halk” (yaratılış) ile manevi yapısını içine alan “hulk” (iyi ve kötü, fazilet ve rezilet) kelimesinden türemektedir. Böylece ahlâki konu içinde yer alan hak ve adâlet, kişinin vazife ve sorumluluğunu belirler. Bu da işçi ve işveren açısından hak ve ihsan kavramlarını ortaya çıkarır. Bu kavramlar da emekte kalite ve verimliliğin, toplumda da huzur ve güvenin artmasına vesiledir. Günümüzde işçi ve işverenin hak ve sorumluluklarının hakkaniyet ve adalet çizgisinde belirlenmesi, işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, işçilerin de ehil olması ve mesuliyet duygusu içinde çalışması toplumun ilerlemesi ve yapılan işin kalitesinde en büyük etkendir. İşin mahiyeti sebebiyle âlimler işçiyi ecîr-i hâs ve ecîr-i müşterek diye iki gruba ayırmışlardır. Yapılan iş sözleşmesi işçinin belli bir zaman biriminde hâsıl edeceği emeğini işverenin emrine tahsis etmesini gerekiyorsa, bu duruma “ecîr-i hâs” denilir. Günümüzdeki devlet memurları, sanayi ve tarım kesimi işçileri ile günlük işçiler bu kapsama girmektedir. Buna karşılık sözleşme işçinin belli bir iş görmesini konu alıyorsa o takdirde bu işçiye de “ecîr-i müşterek” denir. Bu kapsamda da ücret karşılığı bir işi takip eden avukatlar ile doktorlar ve sanatkârlar sayılmaktadır.

Hak, sözlükte ve fıkıh literatüründe “gerektiği şekilde, gerekli ölçüde ve gereken zamanda meydana gelen iş, olması gereken yetki ve imtiyaz”2 anlamındadır. Haklar, “Hukukullah” (Allah hakları) ve “Hukuku’l-ibâd” (Kul hakları) şeklinde iki kısma ayrılır. Şüphesiz en büyük hak Allah hakkıdır. Allah kendi hakkını gerektiğinde affedebilirken, kul hakkının kullar kendi aralarında helalleşmediği müddetçe affedilemeyeceğini haber vermektedir. İslâm nazarında her insan mükerremdir, kıymetlidir. Hepsi aynı haklara sahiptir. Bütün insanlar bir ailenin fertleri gibidirler. Hangi ırka, hangi sınıfa, hangi mesleğe, hangi rütbeye mensup olursa olsun her insan eşit haklara sahiptir. Hiçbir fert, mensup olduğu sınıf, meslek, ırk veya cinsiyet dolayısıyla tabii haklarının hiç birinden mahrum edilemez.

Adalet ise, “davranış ve hükümde doğru olmak, dengeli davranmak ve eşit kılmak” manalarına gelmektedir.4 Müfessirler Kur'ân-ı Kerîm’deki “Muhakkak ki Allah adaleti ve ihsanı emreder” (Nahl sûresi, 90) ayetindeki adaleti üç kısımda mütalaa etmişlerdir: 1. Kulun Allah’a karşı adaleti: Allah’ın emirlerini eksiksiz yerine getirmektir. 2. Kulun nefsi ile cismi arasındaki (kendisine karşı) adaleti:


Kendini mahvedecek maddi ve manevi felaketlerden uzak durmasıdır. 3. Kullar (insanlar) arasında adalet: Mahlukata insaflı davranma, başkasının hakkına riayet ederek hıyaneti terk ile sözlü ve fiili olarak hiç kimseye kötü bir harekette bulunmamadır.5

İhsân, “başkasına iyilik etmek” ve “yaptığı işi güzel yapmak” anlamına gelen bir isimdir.6 Bu açıdan bazı âlimler ihsanı adaletin üstünde bir derece daha fazla olarak görmüşlerdir. Çünkü adalet borcunu vermek, alacağını almak iken, ihsan ise üstüne düşenden daha fazlasını vermek, alması gerekenden daha azını almaktır. Bundan dolayı adaleti gözetmek vâcip, ihsanı gözetmek mendup ve müstehap kabul edilmiştir. Cibril hadisi diye bilinen rivayette Hz. Peygamber İman, İslâm ve ihsanı tarif etmiş ve burada ihsanı, “Allah’ı görür gibi ibadet ve kulluk vazifesini (verilen işleri) yerine getirme”7 olarak belirtmiştir.

Kur'ân-ı Kerîm insan hak ve vazifeleriyle ilgili konuları mücmel (kısa) olarak anlatırken, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de uygulamalarıyla bu konuları açıklamış ve bunların aynı zamanda Allah hakkı olduğunu belirterek dikkat edilmesi mevzûnda ümmetini uyarmıştır. Meselâ Allah Resûlü (s.a.s.) bir defasında; “Bir kimse, yemin ederek bir Müslüman’ın hakkını gasbederse, Allah o kimseye cehennemi vacip kılar ve Cennet’i haram eder buyurunca, bunun üzerine bir kişi ey Allah’ın Resûlü: “Eğer o hak, değersiz bir şey ise ne dersiniz?” demiş ve Peygamberimiz (s.a.s.) de: “İsterse misvak ağacından bir dal parçası olsun.” buyurarak konunun önemine dikkat çekmiştir.

İşverenin Hak ve Sorumlulukları

İslâm’da işçinin hak ve vazifeleri olduğu gibi, işverenin de hak ve sorumlulukları vardır. Öncelikle işveren ve işçinin uyması gerekli ilk şart; doğruluk, verdiği sözde durma ve her işin hakkını vermek olmalıdır. Sahabîden Sufyan b. Abdullah es-Sekafî bir defasında Hz. Peygamber’e, “İslâm’ın kısa ve özlü bir tavsiyesi olsa ne olur?” diye sormuş, O da: “Allah’a iman ettim dedikten sonra da bütün işlerinde dosdoğru ol”9 buyurmuşlardır. Kur'ân-ı Kerîm’de haber verilen “Yeryüzüne ancak sâlih kullarım mirasçı olur.” (Enbiya sûresi, 105) ayetindeki varislik, dürüst olma prensibine dayanır. Çünkü ayetteki “salâh=dürüstlük” dünyevî işleri en güzel yapma bilimde, sanatta ve teknikte en mükemmeli uygulama olabileceği gibi, ahirete yönelik ibadetleri de zamanında eda etme anlamında anlaşılabilmektedir. Buna riayet edildiği zaman “Hak üstündür.”



düstûru ortaya çıkacaktır. Bu da “her işin hakkını vermek” prensibini meydana getirir. Genel olarak işverenin hak ve sorumluluklarını şöyle sıralayabiliriz:


İşçinin çalıştırılmasıyla ilgili olarak en önemli şart yapılacak işin ifâsının dinen haram ve hukuken yasak olmamasıdır. Meselâ zina, kumar, cinayet, hırsızlık gibi dinen günah sayılan işlerin yapılmasını konu alan bir sözleşme ve bundan elde edilen ücret caiz değildir. Hatta mâsiyetin öğrenimi veya mâsiyetin işlenmesine yol açan akitler de aynıdır. Fakihlerin çoğunluğu yapılan iş dolaylı da olsa haram bir fiili içeriyorsa zaruret yoksa Müslüman bu tür işlerden uzak durmalıdır demişlerdir. Meselâ bunun için bir Müslüman’ın, domuz çiftliğinde çalışmasını doğru bulmamışlardır.11

Ücreti Belirleme:


İşverenin verebileceği ücreti önceden belirtmesi sonradan olabilecek anlaşmazlık ve kırgınlıkları ortadan kaldıracaktır. Bazı işverenlerin “işe başla da sonradan düşünürüz” veya “kolay ederiz” gibi sözleri doğru değildir. Nitekim Hz. Peygamber bu konuya açıklık getirmiş ve “Kim bir işçi çalıştırırsa ona ücretini bildirsin”12 buyurmuşlardır.

Ücreti Zamanında Ödeme:

İşverenin en önemli sorumluluklarından biri de akidde kararlaştırılan şekilde işçiye ücretini zamanında ödemesidir. Çünkü Allah Resûlü (s.a.s.)’in “İşçiye ücretini, teri kurumadan önce veriniz”13 tavsiyesi bir nevi emir hükmündedir. Kudsî bir hadiste de Hz. Peygamber, Allah Teâla’dan rivayetle şöyle buyurmaktadır: “Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü ben onların hasmıyım: 1. Benim ismimle yemin edip, sonra ahdini bozan. 2. Hür bir kimseyi köle olarak satan ve parasını yiyen. 3. Bir işçi tutup çalıştırdıktan sonra ücretini vermeyenler.”14 Bu hadisten de anlaşılıyor ki işverenin, işçisinin ücretini zamanında ve eksiksiz ödemesi gerekmektedir. Zira bu rivayet aynı zamanda haksız kazanç sağlayanlara ve kul hakkını ihlal edenlere en büyük tehdittir!.

İşi Ehil Olana Verme:

“İşler, ehil kişilere verilmediği zaman kıyameti bekleyiniz.”15 rivayeti yalnız büyük kıyamet değil, küçük kıyamet denilen “dünyevî belalar” anlamında da anlaşılmalıdır. Zira ehil olmayan bir insanın yapacağı bina, kullanacağı vasıta kendisine mezar olabilecek veya o kişi ömür boyu sakat kalabilecektir. Bunun için Peygamber Efendimiz (s.a.s.) “Daha ehil ve liyakatlisi varken yakınlık sebebiyle bir işe, bir başkasını tercih ve istihdam eden kişi Allah’a, Resûlü’ne ve bütün Müslümanlara karşı hâinlik etmiş olur.”16 buyurarak bu konuya işaret etmiştir. Ebu Musa el-Eşari de şöyle bir olay anlatır: Bir gün Eşarî kabilesinden iki kişiyle beraber Efendimiz (s.a.s.)’in huzuruna vardık. Bunlar Resulullah’tan iş ve vazife istediler. Ben sıkılarak “Ya Resulallah, ben bunları gönüllerinde memuriyet talebi bulunduğunu bilmiyordum” dedim. Bunun üzerine Allah Resûlü de: “İş dileyen kimseyi biz işimiz üzerinde kullanmayız” buyurmuşlardır.17 Özellikle devlet işlerine ehil olunmadığı müddetçe personel alınmaması gereği bu rivayetten çok net anlaşılmaktadır.

İnsan Haklarına Riâyet:

İnsan hakları ve özgürlükleriyle ilgili konulara riayet etmek, işçisine yaşanabilir bir hayat ortamı hazırlama ve dinî yükümlülüklerini yerine getirmede (meselâ farz namaz ve Cuma namazları gibi) imkân hazırlama da işverenin görevleri arasındadır. Allah Resûlu (s.a.s.) “Kim bize âmil (işçi, memur) olursa ücretiyle hanım alsın (evlenebilsin). Eğer hizmetçisi yoksa hizmetçi tutsun. Eğer evi yoksa ev kazansın.” Hz. Ebubekir bundan sonra Hz. Peygamber’den şöyle işittiğini nakleder: “Bundan başka servet edinenler ya hıyanet edicidir veya hırsızdır.”18 Bu da bize gösteriyor ki, bir işte çalışan kişilerin bu insânî eksiklikleri giderilirse vazifelerini daha rahat ve düzgün yaparlar. Bu sorumlulukları yerine getiren işverenin, bundan sonra kaliteli iş istemeye de hakkı olur.

İhsânkâr Davranmak:

İhsan, Allah’ın murakabe ettiğini unutmama bundan dolayı O’nun rızası istikametinde bulunma, aynı zamanda yaptığını güzel ve sağlam işleme anlamına gelmektedir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ “Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) ihsanda (iyilikte) bulun.” (Kasas sûresi, 77) buyurmaktadır. Dolayısıyla Allah insanı nasıl mükemmel ve karşılıksız yaratmışsa, insan da tüm mahlûkata karşı aynı şekilde ihsankâr davranmak mecburiyetindedir. Hatta hadiste, köle veya işçi olarak çalışan kimseler için...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları
« Posted on: 20 Kasım 2019, 04:47:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları rüya tabiri,İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları mekke canlı, İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları kabe canlı yayın, İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları Üç boyutlu kuran oku İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları kuran ı kerim, İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları peygamber kıssaları,İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları ilitam ders soruları, İşçi ve işverenin hukukî sorumlulukları önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &