ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İlâyı kelimetullah için hicret
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İlâyı kelimetullah için hicret  (Okunma Sayısı 482 defa)
14 Ekim 2010, 12:28:28
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 14 Ekim 2010, 12:28:28 »



İ'lâ-yı Kelimetullah için HiCRET


Hicret, ilk defa, insanlık semâsının ayları, güneşleri sayılan Hz. İbrahim, Hz. Lût, Hz. Musâ, Hz. İsâ gibi yüce kâmetler tarafından başlatıldı; sonra da bu aydınlık yolun eşsiz rehberi, insanlığın iftihar tablosu, zaman ve mekânın Efendisi bu yoldan yürüyüp gitti. Kapıyı da kıyâmete kadar arkadan gelenlere açık bıraktı...
 
"İnsanoğlunun her hayırlı teşebbüsünde yoluna şeytan çıkar, değişik oyunlarla ona engel olmaya çalışır." buyuran Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) devamla, şeytanın Müslüman olma, savaşa gitme ve hicret etme hususunda insanın yolunu kesmeye çalıştığını misal olarak anlatır. İnsan hicrete niyet edince şeytan yoluna çıkar ve "Sen şimdi memleketini, yerini, göğünü terk ederek hicret mi ediyorsun? Hâlbuki göç eden adam tıpkı yuları kazığa bağlı, ancak ipin miktarınca hareket serbestîsi olan bir at gibidir." der. Cihad ve hicret gibi zor şartlar altında şeytanı dinlemeyip inandıklarını uygulamaya koyulan kişinin alacağı mükâfatı Efendimiz şöyle ifade eder: "Kim şeytana itaat etmez ve karar verdiği bu şeyleri yaparsa Allah'ın onu Cennet'e koyması bir haktır." (Nesâî, cihad 19)

İslâmi literatürde önemli bir yeri olan hicret, terim olarak, "Allah'a inanmayanların çoğunlukta olduğu veya rahat bir şekilde dini yaşamanın mümkün olmadığı bir yerden, Müslümanların ekseriyette bulunduğu veya dinî mükellefiyetlerin rahatça, herhangi bir engellemeye maruz kalmadan yapılabildiği bir diyara göç etmek" mânâsına gelir. İnanılan değerleri diğer insanların hayatına taşımak için başka yerlere gitmek de hicretin anlamına dâhildir. Hicretin hadislerde ifadesini bulan bir de derûnî anlamı vardır ki, bu da, 'Allah'ın yasak ettiklerinden yüz çevirip onları terk etmek'tir.

Yukarıda mânâsı verilen hadis-i şerifte Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), şeytanın insanı yoldan çıkarmak için her türlü oyunu oynadığını anlatmış ve bu oyunlardan üçünü de misal olarak vermiştir. Şeytan, bu oyunlardan birini, hicret yolunda oynar. Bir kimse kendi yaşadığı yerde gerek dinî gerekse dünyevî açıdan sıkıntılar çekiyorsa, hayat ona yaşanmaz hâle getirilmişse ve bu kişinin, memleketinden ayrılıp başka yerlerde yaşama imkânı da varsa, onun hicret etmesi nispeten kolay olacaktır. Hicretin her çeşidi zordur, ama hadis-i şerifte, yaşadığı yerde bir sıkıntı ve derdi olmadığı halde sırf Allah rızası ve O'nun adının bütün insanlığa duyurulması, yani i'lâ-yı kelimetullah düşüncesiyle başka memleketlere yapılacak hicretlerden bahsediliyor olsa gerektir. Nitekim tarih boyunca bu mânâda muhacirler eksik olmadığı gibi günümüzde de aynı duyguyla dünyanın değişik yerlerine, büyük fedakârlıklar ortaya koyarak giden pek çok mefkure muhaciri vardır.

Bir Müslüman için en büyük örnek, peygamberler ve onların izinden gidenlerdir. Bütün peygamberlerin hayatında hicretin önemli bir yeri vardır. Bunu cahiliye putperestliğine bulaşmamış hakikî bir Hıristiyan olan Varaka b. Nevfel çok iyi ifade etmektedir. Efendimiz'e ilk vahiy geldiğinde Hz. Hatice Vâlidemiz, Efendimiz'le beraber Varaka'ya gitmişlerdi. Peygamberimiz gördüklerini anlatınca Varaka durumu şöyle yorumlamıştı: 'Gördüğün, daha önce Hz. Musa'ya vahiy getiren Nâmus, yani Cebrâil'dir. Keşke ben, Senin dine davet edeceğin o günleri görebilsem de, kavminin Seni yurdundan çıkaracakları, hicret etmek zorunda kalacağın güne yetişip, o gün Sana destek verebilsem!' Bunun üzerine Peygamberimiz, 'Beni, yurdum Mekke'den çıkaracaklar mı?' diye sormuş, 'Evet, Senin tebliğ ettiğin hakikatleri insanlara anlatan herkes mutlaka düşmanlıklara maruz kalmıştır. Şayet o gün geldiğinde hayatta olursam, Sana gücümün yettiğince yardımcı olurum.' cevabını almıştı." (Buharî, Bed'ü'l-Vahy 1; Müslim, İman 252; Tirmizi, Menakıb 13) Evet, Varaka bütün peygamberlerin hayatında hicretin mühim bir yeri olduğunu daha risaletinin başlangıcında Efendimiz'e (s.a.s.) haber vermişti.
Peygamberler, bizzat kendi halkları tarafından memleketlerinden hicret etmeye mecbur bırakıldıkları gibi peygamberlik vazifesinin bir neticesi olarak, insanlara tebliğ için de hicretler tertip etmiş ve kıyamete kadar gelecek Müslümanlara örnek olmuşlardır.

Hicretiyle de Örnek Bir Peygamber: Hz. İbrahim

Peygamberlerin ayrılmaz vasıflarından biri de tebliğdir. Onlar, Allah'tan aldıkları emir ve yasakları insanlara ulaştırma ve yeryüzünde O'nun razı olacağı bir hayatın yaşanması adına azamî gayret sarfetmişlerdir. Nebiler babası Hz. İbrahim aleyhisselam Kur'ân-ı Kerim'de, "İbrâhim ve onunla beraber olanlarda, size güzel bir örnek vardır." (Mümtehine sûresi, 60/4) beyanıyla Müslümanlara bir rehber olarak tanıtılır. Ömrünün önemli bir kısmı hicretle, farklı coğrafyalarda insanlara hak ve hakikati anlatmakla geçmiş bu "rehber insan"ı, seyahat imkânlarının bugünkü kadar kolay olmadığı bir devirde, birbirinden uzak diyarlarda görüyoruz. Bu mânâda Hz. İbrahim'in hayatında, Harran, Ürdün, Mısır, Filistin gibi bölgeler vardır. O, bu ülkelere geçimini sağlamak, yaşadığı yerdeki zulümden kaçmak için değil; Rabb'inin, tebliğini emrettiği dini anlatmak için gitmiştir. Nitekim o, kendi durumunu, "إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ - Ben, Rabbimin emrettiği yere hicret edeceğim. O, azîz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)." (Ankebut sûresi, 29/26) şeklinde ifade etmekte ve insanı dünyaya bağlayan şeylerden kaçma, Rabb-i Rahim'in rızasının olduğu yerlere yönelmenin lüzumunu dile getirmektedir.

Bütün peygamberler bu hicret silsilesini devam ettirmişlerdir; hayatında hicret olmayan bir peygamber yok gibidir. En hayırlı olmada peygamberlerden sonraki mertebeyi ihraz eden Sahabe-i Kiram da bu konuda ulaşılması zor bir gayret ortaya koymuşlardır. Musab b. Umeyr'i, Efendimiz'in ashabından i'lâ-yı kelimetullah için hicret edenlerin başında görüyoruz.

Musab b. Umeyr ve Diğer Sahabîlerin Hicretleri

Hz. Mus'ab (r.a.), lüks içinde çok rahat bir hayat yaşarken, bunu bir tarafa bırakıp Müslüman olmuş, dolayısıyla da ilk hicretini küfürden imana yapmıştı. Bu "hicret kahramanı", bi'setin beşinci yılında Habeşistan'a giden ilk kafile içindedir. O, Habeşistan'da bir müddet kaldıktan sonra küfür önderi bazı müşriklerin, Müslüman olduğuna dair gelen haberler üzerine Mekke'ye dönmüş ve daha fazla bilinen ikinci hicretine kadar da burada kalmıştı.

Peygamberimiz tebliğ vazifesini yerine getirmek için her imkanı değerlendiriyordu. Hac dönemi de en verimli dönemlerden biriydi. Medineli on iki kişiyle hac döneminde Mina'da bir biat yapılmıştı. Bu 1. Akabe Biatı'na katılan Medineli Müslümanlar, kendilerine dinî meselelerde yardımcı olması ve Medine'deki diğer insanlara İslâm'ı tebliğ etmesi için Allah Resûlü'nden (s.a.s.) bir muallim isteyince, o zamana kadar gelen ayetleri ve dinin hükümlerini bilen, Efendimiz'in nasıl tebliğ yaptığını da iyi kavrayan Mus'ab b. Umeyr (r.a.) bu iş için Medine'ye gitmişti. O, temsille desteklenen tebliğiyle Medine ileri gelenlerinin Müslüman olmasına vesile olmuş ve onları da yanına alarak bir sene sonraki 2. Akabe Biatı'na 75 kişiyle gelmişti. Evet bu 75 kişi, hizmet için Medine'ye hicret eden Hz. Musab'ın fevkalade gayreti vesilesiyle Müslüman olmuşlardı. Burada, Hz. Mus'ab'ın da içinde bulunduğu Habeşistan'a ilk hicret kafilesinin durumunu kısaca hatırlamakta fayda var:

Allah, Peygamber Efendimiz'i (sallallahu aleyhi ve sellem), amcası Ebû Talip vasıtasıyla müşriklerin saldırılarından korumuş olsa bile, Allah'a inanıp Resûlü'ne bağlandıklarından dolayı, kabileleri tarafından akla-hayale gelmedik işkence ve zulümlere uğratılan Müslümanlar için Mekke'de kalma, dinlerini rahatça yaşama ve yayma imkânı kalmamıştı. Yeni bir yer, yeni bir sığınak bulmak gerekiyordu. Allah Resûlü (s.a.s.) Müslümanlara, 'Habeşistan'a gitseniz… Orada bir melik var ki, onun yanında kimseye zulmedilmez. Orası güvenilir bir yer. Bu şekilde içinde bulunduğunuz bu sıkıntılı durumdan kurtulursunuz.' buyurmuştu. Bu emir ve izni alan Müslümanlar, fitneden kurtulmak ve dinlerini daha rahat yaşayabilmek için Habeşistan'a hicret ettiler.1 Habeşistan'a giden Müslümanlar rahat etmiş, dinî hürriyetlerini elde etmişlerdi; Müslüman oldukları için zulme uğramıyor, dinlerini rahatça yaşıyor ve insanlara anlatabiliyorlardı. Lakin Habeşistan, Mekke'ye çok uzaktı, ulaşım ve haberleşme oldukça zordu. Allah Resûlü'nün (s.a.s.) Habeşistan'a gitmesi, vazifesi icabı mümkün değildi. Çünkü O, önce yakın çevresinden başlayarak insanları akıbetleri konusunda uyarmakla görevliydi. Bu vazifeyi îfâ adına çok yakındaki Taif'e gitmiş, ancak oranın halkı, Allah'ın Resûlü'nü kan-revan içinde bırakmıştı. Böylece Taif, hem Müslümanlara sığınak olma şerefini, hem de yeni bir medeniyetin inşa edileceği bir mekân olma imkânını kaybetmişti. Aynı zaman diliminde Medine'de bazı insanlar Müslüman olmuş ve derken Müslümanlık günden güne yayılır hale gelmiş.. böylece Medine ahalisi Efendimiz'e her konuda biat etmişti. Sırada göç için sadece Allah'ın emir ve izni kalmıştı. Bunlar da gerçekleşince Medine'ye hicret vukû buldu. Medine'ye hicretin akabinde Kureyşliler, muhacirlerin ailelerinin parçalanmasından meydana gelen özlemlerini istismar etmekten geri durmuyorlardı. Fakat her şeye rağmen dinin yaşadığı bir çevre oluşturma hedefine matuf olan hicret başarılmıştı. Medine artık Mekke gibi mukaddes bir belde olmuştu.

Mukaddes Beldelerden Ayrılmak


Mekke-Medine, Allah Resûlü'nün ifadesiy...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 01 Temmuz 2017, 04:06:51 Gönderen: ღ۩ Bilgin ۩ღ »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İlâyı kelimetullah için hicret
« Posted on: 28 Mart 2020, 23:58:53 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İlâyı kelimetullah için hicret rüya tabiri,İlâyı kelimetullah için hicret mekke canlı, İlâyı kelimetullah için hicret kabe canlı yayın, İlâyı kelimetullah için hicret Üç boyutlu kuran oku İlâyı kelimetullah için hicret kuran ı kerim, İlâyı kelimetullah için hicret peygamber kıssaları,İlâyı kelimetullah için hicret ilitam ders soruları, İlâyı kelimetullah için hicretönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &