ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Hakkın Vaaddettği Günler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hakkın Vaaddettği Günler  (Okunma Sayısı 476 defa)
21 Kasım 2010, 15:48:13
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 21 Kasım 2010, 15:48:13 »



Hakk'ın Vaaddettği Günler


İsmail Seyidoğlu


Devrinin en katı putperest toplumuna merkezlik, eden Mekke'de İslam tebliğinin daha yeni başladığı yıllardaydı. Ayetler kesin gerçeği şöylece tesbit ve ilan etti: "...Onlar, "biz birbirimize yardım için kenetlenmiş bir cemaatız" mı diyorlar? Yakında o topluluk bozguna uğrayacak (ve onlar) arkalarını dönüp kaçacaklar. Asıl azabları ise, Kıyamet günüdür. Kıyamet ne şiddetli ve ne acıklıdır."(1)

Şirk düzeninin en güçlü olduğu günlerde, Hz. Peygamber ve bir avuç mü'minin bütün haklarının kısıtlandığı, olmadık işkencelere tabi tutuldukları bir ortamda inen bu ayetler, mevcut şartlara rağmen, "yakın ve mutlak bir bozgun"dan bahsediyordu. Ancak bu bozgun ne zaman gerçekleşecekti? Mevcut duruma bakıp "bu toplum mu, nasıl ve ne zaman dağılacak" diye Hz. Ömer gibi ümitsizlik belirtenler de yok değildi. Çünkü o günün şirk toplumu, günümüzün baskı veya yasa duvarları arkasına sığınmış, bir çeşit demir perdeler gerisinde iktidarını perçinlemiş gözüken toplumları, liderleri ve sistemleri gibi sapasağlam gözükmekteydi. Üstelik o toplum, önleyemediği müslümanlığı ve asimile edemediği bir avuç müslümanı bir kaç sene sonra, Hz. Peygamber dahil olmak üzere Mekke'yi terke mecbûr bırakacaktı. Evet, o toplum nasıl ve ne zaman dağılacak, Ka'beyi dolduran putlar ne zaman ve kimler eliyle devrilecekti?.. Doğrusu ümitsizliğe düşenler büsbütün haksız sayılmazlardı. Akıl ve tecrübe bu endişeyi mevcut şartlarda haklı bulmaktaydı. Rasyonel yaklaşım da bunu gerektirmekteydi.

Kaydedildiğine göre, yukarıdaki ayetlerin Mekke'de inzal buyurulmasından tam yedi sene sonra, Bedir Savaşı'nda Hz. Peygamber, karargahından zırhını giymiş olarak çıkarken bu ayetleri okuyordu: "Yakında o topluluk hezimete uğrayacak, arkalarını dönüp kaçacaklar." Duruma muttalî olan Hz. Ömer ve öteki müslüman mücahitler, Mekkeliler için bozgun ve firar gününün geldiğini, kendilerine yıllar önce verilen müjdeli haberin tecellî anını yaşadıklarını anlamakta gecikmediler.

Mekke'nin putperest sistemi için kaçınılmaz sonun başlangıcı olan Bedir Savaşı'ndan bir tam yedi yıl sonra da müslümanlar, Ka'be'deki putların, "Hak geldi, batıl yok oldu "(2) ayetini okuyan Hz. Peygamberin değneğinin darbeleriyle bir bir yıkıldıklarını gördüler. O gün bugündür müslümanlar, sarsılmaz sanılan nice sistemin yıkılışını sayısız misalleriyle seyrettiler, yaşadılar. Geçtiğimiz aylarda bütün dünyanın gözü önünde, vinçlerle sökülen komünist liderlerin heykelleri, çağdaş zulüm düzenlerinin dağılış ve yıkılışının en yeni misallerini oluşturdu. Halka ve hakka rağmen ayakta kalmaya çalışan tüm zulüm sistemlerinin sonu da -ama bugün ama yarın, fakat mutlaka- aynı olacaktır.

Lat, Menat ve Uzza gibi putlar adına İslam'a ve müslümanlara en acımasız düşmanlıkları sergileyen dünün azgınları ile; tanrısızlık, Lenin, Mao v.s. putları ya da çağdaşlık, demokrasi, batılılaşma gibi ithal malı kavramlar adına mukaddes değerlere saldıran günün putperestleri ve dogmatikleri arasında tam bir niyet ve eylem birliği bulunmaktadır. Aralarında akıbet birliğinin olması da pek tabiîdir. Ne varki, bu iki zaman kesiminde yaşayanlar arasında bazı benzerlikler yanında, farklılıklar da yok değildir. Öyle sanıyorum ki, en büyük farklılık o günki müslümanlar ile günümüz müslümanları arasındadır. Onlar birlikli, günümüzdekiler çok küçük hesaplar adına dağınıktırlar. Onlar sabırla mücadele etmesini biliyorlardı; günümüzdekiler aceleci, sabırsız ve biraz da kolaycı... Oysa zafer için gerekli olanlar bellidir, bildirilmiştir: "Ey iman edenler, sabredîn, (güçlüklere ve düşmanlarınıza karşı) göğüs germekte yarışın, uyanık olun ve Allah'a karşı saygılı bulunun ki kurtuluşa eresiniz." (3) "Ey iman edenler, eğer siz Allah(ın dinine) yardımcı olursanız, Allah da size yardım eder."(4)

Devir devir, siyasal anlayış ve tercihler, İslam dışına taşmış, onun inkarina veya hiç de hak etmediği şekilde suçlanmasına sebep olmuşsa da, İslam, daima insan özüne olan uyumu sayesinde, bütün inkarcı cereyan ve baskılara rağmen- muhatablarına kendisini hep aratmıştır. Çünkü hak olmak, haklı olmak en büyük güçtür. Hakka, haklıya sahip çıkmak en büyük meziyet ve şanstır. Yanlışın ve batılın ömrü ne kadar uzun gözükse de, pek kısadır. Zira zulüm payidar olmaz. Zülüm ve yalan kaidesi üzerinde heykel durmaz. Kan ve gözyaşı üzerine hanuman kurulmaz. Kof kütükler gibi devrilen putlar ve dün alkışladıkları Çavuşeskuların, bugün topraklarına defnedilmesini bile istemeyen Romenler, bu gelişmenin en yeni ve ibretli misali değil midirler? Zulüm idarelerine karşı gösterilen halk tepkisini -sırf başka topraklarda olduğu için- "önemli" bulan, kendi siyasal tercihleri ve partileri adına yorumlayan, fakat üç müslümanın bir araya gelmesinden, üç üniversiteli kızın başörtüsü takmasından son derece tedirginlik duyanlar, kendi yanlışlarını ve çelişkilerini ne zaman idrak edebilecekler? Gönüllerinde oluşturdukları utanç duvarlarının altında kaldıkları zaman mı? O zaman çok geç olmayacak mı?

Yalan ve yanlış üzerine kurulan iktidarların temelinde hep, "ya gerçek gelirse?" kuşkusu yatar. Aslında bu kuşku, başlı başına bir zulüm ve yıkım çizgisidir. Bu kuşku," havadan nem kapma" psikolojisi oluşturur ve uzak-yakın çevredeki gelişmelerin sirayetinden alakalı olsun olmasın zalimleri korkutur.

Özellikle son bir kaç yıldır, içerde veya çevrede oluşan olaylar vesile edilerek sürekli bir "İslam gelirse?" kuşkusunu, toplumun İslam'dan habersiz kesimlerine korku unsuru ve kaynağı olarak tanıtmaya çalışanlar bulunmaktadır. Oysa İslam ve müslümanlar hakkındaki bir çok kanaat gibi bu da fevkalade yanlış ve yersizdir. Zira Mekke'den hicrete zorlanan muhacirlerin gittikleri yerde yapacakları, kendilerinden sonrakilere de örnek olacak şekilde bir ayet-i kerîmede şöylece belirlenmiştir: "Mü'minler (o kimselerdir ki), biz kendilerine yeryüzünde iktidar verisek (zorbalık yoluna sapmayıp) onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emreden, kötülüğü nehyederler... İşlerin sonucu Allah'a aittir)(5)

Aynı şekilde yersiz ve anlamsız bir kanaat da insanlar cephesinde gözükmektedir. O da şartlara bakıp mevcut durumun "değişmezliği, değiştirilemezliği" yanılgısıdır. "ile'lebed (sonsuza dek)" nutukları kimseyi yanıltmamalıdır. Sonlu dünyada sonsuzluk hiç bir fanî ve sistem için söz konusu olamaz. Çünkü mülkün gerçek ve yegane sahibi Allah'tır. Mülkü, iktidarı dilediğine verir, dilediğinden alır. Dilediğini yüceltir, aziz kılar, dilediğini alçaltır, zelîl eder. Her türlü hayr O'nun tasarrufundandır ve O, her şeye kadirdir, (6)

Netice olarak, iyi bilinmelidir ki, tarihte ve çevrede dün olanlar, yarın olacak olanların delili, habercisidir. Kimsenin dünyayı durdurmaya gücü yetmeyecektir. Zafer ve hezimet günleri sürekli değişmektedir. Önemli olan, müslümanların, en az, başkalarının yanlışa, batıla sarıldıkları, hizmet ettikleri kadar İslam'a hizmet etmeleri, her halü karda onu yaşama gayreti içinde bulunmalarıdır. "Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın. Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın" inanç ve ümidiyle...

Dipnotlar: 1. el-Kamer (54), 45-46, 2. el-İsra (17), 81, 3. Al-i İmran (3), 200, 4. Muhammed (47), 7, 5. el-Hac (22), 41, 6. bk. Al-i İmran (3), 26

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hakkın Vaaddettği Günler
« Posted on: 23 Eylül 2019, 05:37:52 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hakkın Vaaddettği Günler rüya tabiri,Hakkın Vaaddettği Günler mekke canlı, Hakkın Vaaddettği Günler kabe canlı yayın, Hakkın Vaaddettği Günler Üç boyutlu kuran oku Hakkın Vaaddettği Günler kuran ı kerim, Hakkın Vaaddettği Günler peygamber kıssaları,Hakkın Vaaddettği Günler ilitam ders soruları, Hakkın Vaaddettği Günlerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &