ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Hac bir ömür yolculuğu
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hac bir ömür yolculuğu  (Okunma Sayısı 3340 defa)
23 Haziran 2010, 12:09:23
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 23 Haziran 2010, 12:09:23 »





HACC – Bir Ömür Yolculuğu





Hac farizası, Müslümanların olduğu gibi ibadetlerin de buluşma yeri mesabesindedir. Namazın, infakın, orucun, cihadın, zikrin buluşma yeri... İnsanoğlunun yaratılış gayesinin ibadet olduğu nice ayet ve hadiste beyan edilmiştir. ( Ben cinleri ve insanları bana kulluk etmelerinin dışında başka bir gaye için yaratmadım - Zariyat: 56) (Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur - Beyine:5)
İbadetten gaye ise; gerek yerin, göğün, mahlukatın yaratılışını tefekkür etmek gibi batini olsun, gerekse de harici organlarla yapılan fiiller gibi zahiri olsun, insanın hür iradesi ve tercihiyle yaptığı tüm fiillerinde Allah’ın iradesine mutlak boyun eğiş ve tabi oluştur.
Böylelikle insan, Allah’ın kendisinden yükselmesini istediği seviyeye vararak hilafet görevini ifa etmeye kadir hale gelecektir. Allah-u Teala’nın şu ayette buyurduğu gibi: (Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi – Bakara:30) Yaratacağı varlığın halifeliğe şayan bir varlık olduğunu kendilerine göstermek için kendisine bazı isimler öğretmiş ve bunu meleklere göstermiştir. Ardından da halifesine secde edilmesini emrederek şöyle buyurmuştur: (Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler – 34)
İbadetin semeresi olarak; mümtaz bir birey ile birbirini tamamlayan ve kenetlenen bir toplum oluşur. Böylelikle ibadetin faydasının sadece ahiretle münhasır olmadığı, aynı zamanda bu dünyada da faydalarının olduğu anlaşılır. Bir ayette şöyle buyurulmaktadır: (O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik – Araf: 96)
Bu yüzden İslam Peygamberi (S.A.S.), kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoyan takva ruhundan soyutlanmış bir namazın yorulma ve uykusuz kalmanın, aynı takva ruhundan tecrit edilmiş bir orucun aç ve susuz kalmanın, aynı takva ruhundan mahrum bir haccın da yorulma, mal ve zamanın ziyanından başka bir anlam taşımayacağına dikkatleri çekmiştir.
Diğer ibadetlerde olduğu gibi hac farizasının eda edilmesinden gayenin takva ruhuyla ruhlanmak olduğunu Allah nice ayette belirtmiştir:
(Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramını giyerse), hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur. Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. (Ey müminler! Ahiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri! Benden (emirlerime muhalefetten) sakının – Bakara:196)
Başka bir ayette:
(Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır – Hac:37). Binaenaleyh hac için çıkılan bu hayat yolculuğunda takva ruhunun ve cismin beraberliği şarttır.
Hac farizası, Müslümanların olduğu gibi ibadetlerin de buluşma yeri mesabesindedir. Namazın, infakın, orucun, cihadın, zikrin buluşma yeri... Bu kadar ibadeti içinde barındıran başka bir ibadet yoktur. Bu özelliğinden olsa gerek ki Allah ömürde bir defaya mahsus olmak üzere farz kılmıştır. Çünkü bu kadar ibadetin, bir yerde ve bir hayli kalabalık bir ortamda eda edilmesi kolay değildir.
(Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır – Al-i İmran.) Bu meşakkatli hakkın ifası ayetten de anlaşılacağı üzere imkanlarla alakalıdır. Bu imkan da hem bedeni ve hem de mali anlamdaki imanlardır. Kişi, bir yönüyle bedeni anlamda bu ibadetin üstesinden gelebilecek imkanlara sahip bulunmalıdır. Yani; sakatlık, delilik, ağır hastalık veya yolun güvenirliği, vize engeli gibi engeller bulunmamalıdır,. Diğer taraftan da o yolculuğun masraflarını karşılayabilecek kadar da ekonomik koşullarının iyi olması gerekir.
Tabi var olan ekonomik koşulların her şeyden önce helal olması elzemdir. Çünkü kabul edilmiş bir hacdan sonra kişi evine, annesinin kendisini doğurduğu gün gibi günahsız bir şekilde döner. Dönüşün bu şekilde olması için öncelikle başlangıcın kusursuz olması gerekir. Riyadan uzak, halis bir niyetle ve helal bir malla yapılacak olan hac sonrası kişi, yeni doğan bir bebeğin masumiyeti ve dolayısıyla cennette müstahak olacaksa, bunu ancak tüm bu koşulları oluşturması ve hac esnasında uyması gerekenleri yerine getirmesi halinde mümkün olabilecektir. Allah’a kurban sunan Habil ve Kabil’den Habil’in kurbanı kabul edilmişti. Çünkü O, kabul şartlarını tamamlamış ve şöyle demişti: (Diğeri de "Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder" dedi – Maide: 27)
Kullarla ilgili hukuktan arınan kişi, niyetini de ihlaslı kılarak Allah’ın hukukunu da yerine getirmiş olur.
Haccın pek çok rüknü, İbrahim (A.S.)’ın ve ailesinin Mekke dağları arasında yaşadıkları bazı icraatları neticesinde oluşmuştur. Allah’ın emriyle İbrahim ve İsmail’in (A.S.) Kabe’yi inşa etmesi, Hacer (A.S.)’in yavrusuna su bulmak için Safa ve Merve arasında yaptığı telaşlı koşuşturma, gördüğü rüya üzerine oğlunu kurban etmeye götüren İbrahim ve ailesinin Mina’da şeytanla olan mücadeleleri ve onu taşlamaları, Allah’ın, oğlu yerine kendisine kurbanlık koyun göndermesi ve onun kurban edilmesi gibi… Bu icraatlar bilahare sembolik olarak tüm müminlerin ibadeti olarak emredilmiştir.
Adem ve Havva (A.S.)’ın dünyaya gönderilmelerinden sonra Arafat’ta buluşmalarının neticesi olarak yapılan Arafat vakfesi, Mina ve Müzdelife’de bekleyiş, Mekke ehlinin ihram yerleri ile Mekke ehli sayılmayanların ihram yerleri olan Mikat denen yerlerin belirlenmesi ve diğer hacla ilgili hükümler ise Peygamberimiz (S.A.S.) tarafından belirlenmiş ve demiştir ki: ( Menasikinizi-hac ibadetlerinizi- benden alınız. - Müslim).
Haccın diğer ibadetlerden ayrılan bir diğer özelliği de, pek çok erkanının sembolik olması, yani bireysel veya toplumsal bir anlam taşımıyor gibi görünmesi ve binaenaleyh ubudiyetin en bariz şekilde tecelli ettiği bir ibadet olmasıdır. Bundan hareketle alimler, ibadetleri ‘ma’kul-ül man’a (manası anlaşılan) ve ğayru ma’kul-il ma’na (manası anlaşılmayan) ibadetler olmak üzere iki kategoride ele almışlardır.
Abdestin temizliği sağlaması, namazda el pençe kıyama durmanın, rüku ve secde etmenin acizliğin ve tezellülün ifadesi olması, orucun bedensel faydalarının dışında fakirlerin halinin anlaşılmasını sağlaması, zekatın da aynı şekilde toplumsal dayanışmayı sağlaması vb. manalar içerdiği bilinmektedir. Ancak hac ibadetinde, taştan ibaret olan Kabe’yi tavaf etmek, Safa-Merve arasında gidip gelmek, Cemeratları taşlamak, Mina, Müzdelife ve Arafat’ta durmak gibi rükünlerin ilk bakışta diğer ibadetlerde olduğu gibi bazı manaları çıkarmak kolay değildir. Safa – Merve arasında gidip gelmek, Cemeratları taşlamak ne kadar sembolikse, tavafın ilk üç şavt’unda (turunda) ihram giysini sağ omuzun altına almak da o denli semboliktir. Çünkü, Müslümanlar Hudeybiye ateşkes antlaşması gereği bir yıl gecikmeyle yaptıkları umrede, Peygamber (S.A.S.)’in talimatıyla, müşriklerin zannının aksine güçlü olduklarını göstermek amacıyla sağ kollarını ve dolayısıyla pazularını dışarı çıkarmışlardı ve heybetle ilk üç tavafı yapmışlardı. Günümüzde böyle bir illet kalmadığı halde bu sünnet devam ede gelmektedir.
Bundan daha ötesine de gidebiliriz… İslam bir tevhit dini olduğundan maddi-manevi tüm pagan düşüncelere savaş açılmıştır. Putların ve putperestliğin kökünün kazınması için amansız bir savaş verilmiş, Kabe ve civarında dikilen, taşlardan yontma putlar paramparça edilmiştir.
Putlara ibadeti şirk sayan ve izaleleri için savaş açan Allah, putların yontulduğu taş cinsinden inşa edilmiş Kabe’nin önünde eğilmeyi, dua etmeyi, kapısında yalvarıp yakarmayı emrediyor. Taş cinsi itibariyle aynı olmalarına karşılık, birinin önünde eğilmek şirkin bir tezahürü olurken, diğerinin önünde eğilmek tevhidin bir gereğidir. Peki neden?
Bu sualin cevabı ubudiyet-uluhiyet ilişkisinde yatmaktadır. Ubudiyet; emredileni bila kayd-u şart yerine getirmeyi, neden ve niçin’lerin peşine düşmemeyi, ibadeti, içerdiği hikmetlere bakmaksızın eda etmeyi, ilahi emirlere sadece “işittik ve itaat ettik – Bakara: 285” demeyi gerektirir. Uluhiyet ise; dilediğini yapmayı (Hac: 18), bunu yaparken kimseye hesap verme mecburiyetinde olmamayı, bilakis kendisinin dışındaki herkesi yaptıklarından ötürü hesaba çekebilmeyi (Enbiya: 23) gerektirir. İşte böyle bir ubudiyet-uluhiyet ilişkisinin en fazla tebarüz ettiği ibadet hac olsa gerek. Bu da; çok sıcak bir coğrafyada, kapkara taşlar arasında, ne hikmetler içerdiğine bakılmaksızın, Müslümanların dünyanın dört bir yanından “lebbeyk Allahümme lebbeyk” nidalarıyla Rablerinin davetine icabet ederek bir ömür yolculuğuna çıkmalarındandır.
Aslında tüm ibadetlerin künhünde yatan ve yatması gereken de bu değil midir? “Abdestin temizliği sağlaması, namazda el pençe kıyama durmanın, rüku ve secde etmenin acizliğin ve tezellülün ifadesi olması, orucun bedensel faydalarının dışında fakirlerin halinin anlaşılmasını sağlaması, zekatın da aynı şekilde toplumsal dayanışmayı sağlaması”ndan ötürü eda edilmesi, tüm bunları ibadet olmaktan çıkarmaz mı? Kuşkusuz evet…İbadetlerdeki bu tür tali faydalar, asli gaye olan ubudiyetin önüne geçmemesi gerekir. Bu asıl gayenin akabinde bu faydaların oluşması ise “nurun ala nur”dur. Öyleyse; kainatta var olan herhangi bir mahluk hikmetsiz yaratılmadığı gibi, hiçbir ibadet de hikmetsiz değildir. Hikmetini idrak etsek de etmesek de…



Son zamanlarda, sözüm ona kimi ilahiyatçıların, boy göstererek din nosyonlu manevi bir hava (!) kattıkları magazin programlarında bu konulara da temas etmekten ve keyiflerince dini budamaktan geri kalmadıkları görülmektedir. Doğrusu Ramazan, bayram, hac, kurban vb. her dini münasebetl...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hac bir ömür yolculuğu
« Posted on: 22 Temmuz 2019, 02:15:59 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hac bir ömür yolculuğu rüya tabiri,Hac bir ömür yolculuğu mekke canlı, Hac bir ömür yolculuğu kabe canlı yayın, Hac bir ömür yolculuğu Üç boyutlu kuran oku Hac bir ömür yolculuğu kuran ı kerim, Hac bir ömür yolculuğu peygamber kıssaları,Hac bir ömür yolculuğu ilitam ders soruları, Hac bir ömür yolculuğu önlisans arapça,
Logged
22 Aralık 2014, 14:45:43
Liyla

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 380


« Yanıtla #1 : 22 Aralık 2014, 14:45:43 »

Hac farz olan bir ibadet.Bu yüzden bu ibadeti diğer ibadetlerde de olduğu gibi çok dikkat ederek yapmalıyız.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
23 Aralık 2014, 20:23:39
Bahrişan 8

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 308


« Yanıtla #2 : 23 Aralık 2014, 20:23:39 »

hacca giden herkese farz kılınmıştır  alah razı olsun paylaşımdan gerçekten güzel bir konu
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
26 Aralık 2014, 15:37:38
Rukiye Çekici

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 694


Site
« Yanıtla #3 : 26 Aralık 2014, 15:37:38 »

Bu ibadeti yerine getirmek insanı gerçekten de çok mutlu eder.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

RUKİYE ÇEKİCİ 7c 438
26 Aralık 2014, 15:42:59
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 24.908


« Yanıtla #4 : 26 Aralık 2014, 15:42:59 »

Aleykümselam.Rabbim razı olsun paylaşımdan Sümeyye abla.Hac bir ömür yolculuğudur,yeni bir başlangıcıdır.Rabbim bizleri bu farz ibadetleri yapmayı nasip etsin inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &