ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  >  Gök sofrasina konuk olmak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gök sofrasina konuk olmak  (Okunma Sayısı 380 defa)
11 Haziran 2010, 11:30:38
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Haziran 2010, 11:30:38 »



GÖk Sofrasina Konuk Olmak


“Katremiz deryaya saldık biz bugün,
GÖk Sofrasina Konuk Olmak Katre nîce anlasın, ummân olan anlar bizi”

Sen Gök Sofrası nedir bilir misin?
Ve
Ona talip yürekleri?
Bilir misin sahi?
Gök sofralarında yüreğini bölüştüğün oldu mu hiç?
Ya bir gök muştusunu?
Ya, O En Güzelin (AS) sevdasını, bölüştün mü biriyle?

Sen, Kelime-i Şehâdet nasıl bölüşülür bilir misin?
Dinle;
Ayrılık vaktinde, İkiden biri, “Lailaheillallah” der,
Diğeri, “MuhammedunResûlullah”
Bölüşürler o şehâdeti ki, vuslat olsun ayrılıkları
Ki, birleşsin gönülleri tevhidde, hiç ayrılmasın
Çünkü bilirsin, o iki kelime hiç ayrılmazlar
Lailaheillallah sende, MuhammedunResûlullah onda
Bir yüzü sen ayrılığın, öte yüzü; vuslat içre vuslat
İşte anla: Bu, tevhid diliyle meydan okumaktır ayrılığa

Sen hiç dost yüreğiyle kuşanıp, acılara meydan okudun mu?
Bir gülüşü, bir gözyaşını paylaştığın oldu mu?
Bir şiiri, bir ezgiyi tam ortadan bölüştün mü hiç biriyle?
Sesini katıp ta sesine, sen hiç türkü söyledin mi çağa karşı?
Gözyaşlarını ruhunla sildin mi hiç?
Dualarını düşürdün mü dost peşine?
Yüreğini çıkarıpta yollara, kupkuru öylece bekledin mi sen hiç?

Ne çok söylenir bu kelime: “dostluk”, “dost”
Var mı sahi gerçek bir dost? Kaldı mı?
Var mı böyle bir dostu olan?
Yokluğuna yaslayıp ta yüreğini, varolduğun?

Ah! Hep yitirdik güzellikleri
Hiç sızlamadan yüreklerimiz, bir bir tükettik dostlarımızı umarsızca
Ne yazık

Nedir ki dost?
Herkes kendine mi bakar aynalarda acep dost denince?
Belkide hep ulaşılmak istenen anlatılır
Kimbilir

Oysa Dost,
Aynalarını yüreğine tutandır senin Ve, Yüreğine aynalarını tuttuğun
Seni farklı kılanın bilincinde, yüreğini yüreğine katandır dost
Seni alır da onca kalabalık arasından, yüreğine asar İşte dost!

Ve dostluk; hedeflenen şey değil, gönül gönüle hedefe yürüten şeydir
Bir ucu sana, bir ucu ona bağlı bir zincirdir dostluk
Hiç açılmasa da, tükenmeyen umutlarla, dost kapısında özlemekten yorulmaktır
Hiç arayıp sormasa da peşine düşmektir, VEFAdır dostluk

Ve dost,
Meyli sana değil, sendeki O’NA (CC) olandır
Evet dost, sendeki O’nun talipçisidir

Gerçek dostun vurulmuşluğu sana değil;
Geceleri bıraktığın aydınlığa,
Yüzündeki secde izlerine, o gök aklığınadır
O’na (CC) adanmış bahçelerine,
Yaşadığın bildiklerinedir senin

Dostun meyli;
Vakti kuşanmana,
Tüm cazibesiyle sana gelen dünyanın, çarpıp döndüğü o manevî zırhınadır hep senin
Mânâ Âleminden topladığın çiçekleredir tutkunluğu
O’na adadığın varlığına, O’na sattığın emânetlerine,
Dünyada da sana verilmiş olan cennetlerinedir meyli

Dostun talep ettiği,
ÇAĞA KARŞI DURUŞUNDUR SENİN Başka değil

Var mı böyle bir dost bulan? Oldu mu hiç senin böyle bir dostun?
Gün ortası, gece yarısı aniden yürek vuruşlarıyla seni çağıran bir dostun oldu mu hiç?
Yüreğinde, aklında, her zaman ve mekânda taşıdığın bir dostun var mı senin?
Diyeceksin belki, ne dostluğu bu olsa olsa bir sevdadır
Ah! Mevlana gönüllüm!, Yunus meşreblim!
Sevda nedir bilir misin sen?
Ya Şems’i? Ya Mevlâna’yla Şems’in sevdasını, yani dostluklarını duydun mu hiç?
Ki, dünya daha öyle sevda, öyle dostluk görmedi
Ne yazık, görmeyecek te

“Mevlâna geliyor!” haberine tüm mal varlığını veren Şems’in, “Yalanınadır bu verdiklerim, doğrusuna can vermek, baş vermek gerek”dediğini bilir misin?
Adına sevda de, dostluk de! Ne önemi var ki

BU, birlikte gönül sofralarına konuk olmaktır
BU, gök sofralarından nasiplenmektir
Öteler ötesinde ağırlanmaktır bu

Mevlâna’yı dedik, Şems’i dedik, Ya Yûnus’u bilir misin?

“işitin ey yârenler! Aşk bir güneşe benzer,
Aşkı olmayan kişi, misâli taşa benzer”

Diyen Yunus’umu?
Ya Hallac’ı? Bilir misin sahi?
Hani “aşk nedir?” dediklerinde, “bugün ve yarın görürsün” diyen O gün asılan, ertesi günde cesedi yakılan Hallac’ı? Hani cesedinin külleri Dicle’ye atılanda, kabaran Dicle’yi, bir hırkasının yatıştırdığı mazlum ve mahzun, o ebedîleşmiş gök erini?

Ah! bilir misin ne yürekler harcadık, ne dostluklar tükettik,
Çağın acımasız karanlığında, zamanın çarklarında

Sadece bugün değil, HER GÜN, HER DÜN, HER DÜNLER
Ne yürekler harcadık bir bilsen

BİZİ HAKİKAT KAPILARINDAN ÇAĞIRAN nice dost yürekleri,
Şeriat kapılarında mahkûm ettik, idam ettik hep
NE YAZIK

Yanlış mı peki?
Oradan bakılırsa yanlış diyemem sana
LÂKİN,
Hak mıdır bu? Revâ mıdır dost yüreklere?
Hallac’ın teninde Şibli’nin gülleri kor olur
Ah! Dedirtir güller, taşlara gülen bedenine
Çünkü o gül de olsa, atan dost elidir
Revâ mıdır Hallac’a bunca aşksızlık?

Bir Molla Kâsım gelir, sigâya çeker, âşığım Yûnus’umu o kapılarda
Reva mıdır Hakk aşkına?

Şems’i, ebedî dostu, sevdalısı Mevlâna’nın oğlu öldürür, çağın kokuşmuş kışkırtmasıyla
Revâ mıdır Şems’e?
O kâinâtı içine alan yüreğe, o gök sevdalarına revâ mıdır?

Onlarınki nasıl gelişlerdir öyle kapılarımıza, gökler dolusu sevdalarla?
Ya bizimki nasıl bir reddediştir böyle?
Nasıl reddedişlerdir?
Onlarınki nasıl duruşlardır öyle, çağlara karşı
Dimdik, hiç eksilmeden
Asırlar ötesinden bize ulaşan nasıl sevdalardır onlar öyle?
Bugünün kuru gönüllerini, Mevlânaca arttırıp, Yunusca ıslatan ne bereketli yağmurlardır onlar
“Âşık öldü diye salâ verirler// Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez”

Ya Rab! Lutfet! Ay çıksın Sular yükselsin
Dualarımız dâim medler içindir, cezirlerde gönüller

Hiç arama! Bulamazsın!
Yok ki öyle bir dost!
Çünkü biz, tüm dost yürekleri sorgusuz- sualsiz idâm ettik
Varsa da tek-tük, aldanma!
Hüküm verilmiş, kalemler kırılmıştır mutlaka
İnfaz vakti, ha geldi ha gelecek
Beklemede yürekler

Ah! Güzel insanlar güzel atlara binip, hep gittiler
Gittiler ve terkettiler
Bâkî kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş
Bak dinle, ne söyler Yûnusum;

“Dost kılıcından Yunus ölürse gam değil,
Dost göğünden uyanan ma’şuk burcundan doğar”

Allah DOST
HUVE’L BÂKÎ


ALINTI

 
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Gök sofrasina konuk olmak
« Posted on: 19 Mayıs 2019, 13:33:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gök sofrasina konuk olmak rüya tabiri, Gök sofrasina konuk olmak mekke canlı, Gök sofrasina konuk olmak kabe canlı yayın, Gök sofrasina konuk olmak Üç boyutlu kuran oku Gök sofrasina konuk olmak kuran ı kerim, Gök sofrasina konuk olmak peygamber kıssaları, Gök sofrasina konuk olmak ilitam ders soruları, Gök sofrasina konuk olmakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &