ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Düşünce âleminde yaya kalmak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Düşünce âleminde yaya kalmak  (Okunma Sayısı 423 defa)
22 Kasım 2010, 14:33:08
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 22 Kasım 2010, 14:33:08 »



Düşünce Âleminde Yaya Kalmak


“Vahiyden alarak ilhamı, söyletmeliyiz

                                                   Asrın idrakine İslam’ı…”

                                                                                        M. Akif


 Tarihsel zamanın gerilerinden gelerek yaşama bir iz bırakma gayretindeyiz. Hayat kulvarında arkadan takip etmelerle alınan yol, maalesef hiç bir alanda ciddi mesafe katedilmesine imkan vermemiştir. Tetkiksiz taklitler önü alın(a)maz taassupları beraberinde getirmiştir. Koyu taassuplarda muhtelif ihtilaflar doğurmuştur. Bu şekilde bir çok karanlığın üzeri örtülmüştür.

Düşünce dünyasında flulaşan her değer, kaybedilmiş bir kale mesabesindedir. Çevremizde gördüklerimiz zihnimizde bir "anlam" ile karşılık bulamıyorsa, kainatta var olan her şey bizim için sıradanlaşmış demektir. Nitekim "Gökte ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yüz çevirerek geçerler." (Yusuf /105) ayeti tam bu günü tasvir etmektedir. Evrendeki maddeler, cisimler ve tabiat olayları gizli / açık mesajlarla doludur. Müslüman bireyler bu hikmeti kavrayabilme gayreti içinde olmalıdırlar. Onlar hiç bir şeyin boş yere yaratılmadığını görülen / görül(e)meyen her şeyin bir gayeye matuf olduğunu fıkhetmelidirler. Müslümanın her bakışı "bilinçli bir okuma" olmalıdır. O baktığı her şeyde yüce yaratıcının bir kudretini görmeli ve bu onun teslimiyetini arttırmalıdır. Müslümana bu ruhu kazandıracak olan şey ise vahyin ışığında gerçekleştirilecek "düşünce" eylemidir.

"Düşünüyorum, öyleyse varım." şeklinde yıllarca zikredilen felsefik tümce pek de isabetli bir düşünceymiş gibi görünmemektedir. Çünkü yaratma hakikatiyle çelişen her türlü düşüncenin bireyi var kılması ve varlığını devam ettirmesi ne kadar mümkündür? Varlığın sürekliliğini sağlayan en büyük etken, doğaya ve fıtrata birlikte hitab eden düşünce çığırlarıdır. Tarih boyunca hayatta var olmayı başaranlar doğru düşünme sistemini yakalayanlardır. Hz. Adem, Allah' ın kendisine öğrettiği kelimelerle düşünerek Rabbi'nden af dilemiştir. Hz. İbrahim düşünerek, kendi akli çabasıyla  (elbetteki Allah' ın yardımı göz ardı edilemez) Rabb' ini bulmuştur. Hz. Muhammed, Allah'ın dinine  insanları körü körüne değil bir basiret üzere davet etmiştir. Örneklerinin çoğaltılması mümkün olan bu tür misallerde temeldeki esas, sağlam bir düşünme girişimidir. Çünkü hür olarak yapılan düşünce egzersizleri, kişiyi hakikati akletmeye ve bununla birlikte kabullenmeye sevkedecektir. Düşünme yetisiyle kültürel ortamlar oluşturulmuş ve bu alandaki  yoğunlaşmalar, düşüncenin boyutunu arttırmıştır.

Elbetteki düşünce kirliliklerini unutmamız mümkün değildir. Özellikle taassup sahiplerindeki bağnazca düşünceler bunun delilidir. Toplumda, belki de büyük artış gösteren bu tür sakat yaklaşımlar Kur - an' i emirlere gölge düşüren ve böylece düzgün düşünme faaliyetine ket vuran bir tutumdur. Zihin ve bilgi kirlilikleri sosyal dengenin sarsılmasına ve zamanla bozuk karakterli bireylerin çoğalmasına sebebiyet vermektedir. Günümüzde yalın haliyle "düşünen" ve bununla bir şeyler yapma azmini gösterenler yok denecek kadar azdır. Çünkü, teknolojinin hızla büyüdüğü şu çağda kitle iletişim araçları, insanlara yönlendirmelerde bulunarak onları istedikleri alana kanalize etmektedirler. Bu şekilde "gerçek" ile bağları kesilen bu insanlarda "düşünme" ve "akletme" kabiliyeti ortadan kalkmaktadır. Artık ciddi manada "düşünen", bunun için zaman ve özel çaba sarfeden kimseleri bulmak çok müşkildir. Çünkü "düşünce" eylemi hiçe sayılan ve hatta zihni yorgunluk olarak değerlendirilip külfet gözüyle bakılan bir faaliyet olarak görülmektedir.

Halbuki insanın "düşünerek" varlığının farkına varması, zihni ve his dünyasındaki özellikleriyle kimi etkinlikler ortaya çıkarması mümkündür. Tarihi araştırmalar insanın "düşündüğü"  taktirde neleri becerebildiğinin kayıtlarıyla doludur. Muhakkak "düşünme" faaliyetinin sağlam bir kılavuzla gerçekleştirilmesi gerekir. Yani "düşünme"yi sağlayacak bilginin kaynağı büyük bir önem arzetmektedir. Menşei bâtıla dayanan ilkelerin doğrultusunda "düşünen" ve ciddi olarak bir şeyler bulabilen insanların, bu düşüncelerinin hayata yansımaları hem kötü hem de çok acımasız olmuştur. İslam ile terbiye edilmemiş bilgi yığınları, her zaman için insanlığın aleyhine işlemiştir. Son bir asır içerisinde müslüman insanlardaki manevi eksiklik, onların gerilemelerine ve modern değişimler de dünyanın tükenmesine sebebiyet vermiştir.

"Yemin olsun! Bu Kur - an' ı düşünmek için müyesser kıldık. Fakat düşünen var mı?" (Kamer / 17, 22, 32, 40) Allah' ın yemin ederek başladığı ve "Düşünen var mı?" diye sorduğu bu ayet karşısında sanırım cevabımız çok buruk olacaktır. Bu gün müslüman şahsiyetlerin bir çoğu düşünmekten pek haz almadığından, bu eylemi layıkıyla gerçekleştirememişlerdir. Aksi halde kendi içimizde bu kadar bölünmeler yaşamazdık. Günümüz müslümanının zaaflarının nedeni vahyi bir bütün olarak ele alıp düşünmediğinden kimi nüansları  hakkıyla fıkhedememesidir. Bazılarının Kur – an’a yaklaşım tarzları ve niyetleri farklılık gösterince sonuçlar da Allah’ın bizden istediği gibi olmamış ve olmayacaktır. Geçen Ramazan ayında gördüğümüz salt “Yasinler, amme cüzleri, cevşen vb.” arayışları bu toplumun insanlarının hâli pür melalini göstermektedir. Kur –an’ da bazı sureler üzerinde yoğunlaşılıp, üstelik farklı maksatlar için okunan bu ayetler, bize rahmet olmaktan ziyade zahmet dolu çeşitli sorunlar doğurmuştur. Çünkü o Kur –an, indiriliş gayesinin dışında bir yerde tutulmuş ve işlev görmüştür.

Oysa ki, vahyin aydınlığında “düşünmek” gerçek anlamda var olmaktır. “Düşünce” eylemi yer yüzünde duruşunu tespit etmektir. “Düşünce” üretkenliktir. “Düşünce” her türlü karanlığı aydınlatmaktır. “Düşünce” manevi zenginlik ve yaşamda somut olarak bir şeyler yapmaktır. Ne yazık ki, bizler bu düşünce aleminde yaya kaldık. Kolektif düşünce sistemini oluşturamadık. Çünkü biz “düşünmeyi” akledemedik.

“Bunlar Kur- an’ ı hiç düşünmezler mi?” (Muhammed / 24)



Raziye Tekgül
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Düşünce âleminde yaya kalmak
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 11:40:46 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Düşünce âleminde yaya kalmak rüya tabiri,Düşünce âleminde yaya kalmak mekke canlı, Düşünce âleminde yaya kalmak kabe canlı yayın, Düşünce âleminde yaya kalmak Üç boyutlu kuran oku Düşünce âleminde yaya kalmak kuran ı kerim, Düşünce âleminde yaya kalmak peygamber kıssaları,Düşünce âleminde yaya kalmak ilitam ders soruları, Düşünce âleminde yaya kalmakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &