ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Dünya hayatının değeri ve tasviri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dünya hayatının değeri ve tasviri  (Okunma Sayısı 619 defa)
06 Aralık 2010, 17:26:35
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 06 Aralık 2010, 17:26:35 »



DÜNYA HAYATININ DEĞERİ VE TASVİRİ



Mahmut Emrullahoğlu



Dünya hayatı başlangıcı ve sonu belli olan, içerisinde insanların, hay-vanların ve daha başka canlı cansız birçok varlığın bulunduğu bir hayattır. Bu dünya hayatında var olan her yaratık Alemlerin Rabbi olan Allah (cc) tarafından kendileri için tayin edilen sınırlar çerçevesinde hareket etmekle sorumludurlar. Her birinin belirlenmiş bir yaratılış gayesi ve amacı vardır. Bu konuya işaret etmek üzere Alemlerin Rabbi olan Allah (cc) bize şöyle seslenmektedir:

"Size yeryüzünü boyun eğdiren O'dur. O halde yerin sırtlarında yürüyün. O'nun rızkından yiyin, nihayet dönüş O'nadır." (Mülk: 15)

"Görmedin mi ki göklerde ve yerde bulunanlar, saf saf uçan kuşlar Allah'ı tesbih etmektedirler. Her biri kendi duasını tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir." (Nur: 41)


Konu ile ilgili olarak daha birçok ayete baktığımız zaman insanların ve cinlerin dışında kainatta bulunan tüm varlıkların yaratılış amaçlarına uygun olarak hareket ettiklerini görürüz. Hayvanlar ve diğer canlıcansız varlık-lar, hem Allah'ı tesbih ederler hem de Mülk suresi 15. ayette belirtildiği üzere insanların hizmetine hazır halde bulunurlar. Allah'ın kendilerinde yaratmış olduğu özellikleri keşfeden insanoğluna bilgileri çerçevesinde kendilerinden faydalanmaları için boyun eğerler. Kesinlikle bunun tersine hareket etmezler. Ancak insanların kainatta var olan eşyalardan yararlanabilmeleri için Allah (cc) tarafından her bir madde ve eşya ile ilgili özellikleri keşfetmeleri ve buna uygun olarak hareket etmeleri gereklidir. İnsan-lar bu özellikleri keşfettikleri zaman bu eşyalar sünnetullaha aykırı tavır takınmazlar.

Çünkü onların yaratılış gayeleri içerisinde; hem Allah'ın kendilerine öğret-tiği şekilde O'nu tesbih etmek hem de yaratılış özellikleri çerçevesinde insanlara hizmet etmek yer almaktadır. Kainatta var olan cansız varlıkların da birtakım sorumluluk taşımakla karşı karşıya kaldıklarının bir başka delili de Allah (cc)'ın şu sözüdür:

      "Gerçekte biz emaneti göklere, yeryüzüne ve dağlara sundukta onlar bunu yüklenmekten çekindiler ve korkup titrediler. Onu insan yüklendi. Doğru-su insan pek zalim ve pek cahil oldu." (Ahzab: 72)

Kainatta var olan mahluklar içerisinde insanların ve cinlerin dışında kalanların yaratılış gayeleri ve sorumlulukları ile ilgili durum budur. İnsanların ve cinlerin yaratılış gayeleri ise ayette şöyle belirtilmektedir:

"İnsanları ve cinleri ancak bana kulluk etmeleri için yarattım." (Zariyat: 56)

Ancak cinler meselesi konumuzla alakalı olmadığı için onlarla ilgili durumu burada ele almaya gerek duymuyoruz. İnsan olmamız hasebiyle bizim asıl konumuz insandır. Dolayı-sıyla ciddi bir şekilde ele alınması ve hakkında çözümler ortaya konulması gereken varlık da insandır. Zira cinlerin nasıl bir varlık olduklarını ve detaylı özelliklerini bilmediğimiz için onlar hakkında birtakım değerlendir-meler de bulunmamız kesinlikle doğru olmaz. İnsanların ve cinlerin dışında kalan diğer canlı ve cansız varlıklarla ilgili  çok kısa ve net olarak söylenebilecekleri ise yukarıda belirtmiştik. Öyleyse dünya hayatının değeri ve hayat tasviri konusunu insanla ilgili boyutuyla ele almak gerekmektedir.

Zariyat suresi 56. ayette de belirtildiği üzere insanların yaratılış gayeleri; insanı, hayatı ve kainatı yaratmış olan yüce yaratıcıya hakkıy-la kullukta bulunmaktır. İnsanların bu kulluk görevlerini layıkıyla yerine getirebilmeleri için ise yine Alemlerin Rabbinden gelen emir ve yasaklara kulak vermeleri mutlak surette gereklidir. Ne yazıktır ki Osmanlı Hilâfet Devleti'nin yıkılmasının ardından İslâm'ın pratik olarak tüm insanların hayatından silinmesiyle birlikte Müslümanlar pusulalarını şaşırdılar, kendilerine kendi dinlerinden olmayan kimseleri rehber edinmeye başladılar. Sahip oldukları İslâmi düşünceleri yanlış, küfür fikirlerini ise doğru fikirler olarak algılamaya başladılar. İslâm'ın kesin nassıyla bilinen apaçık ve net hükümlerini bırakarak küfür fikirlerine uydurmaya başladılar. Delaleti ve sübutu kati naslarla her türlüsü ile haram kılınmasına rağmen faize cevaz verdiler. Hayata bakış açılarını ve hayat tasvirlerini İslâm'ın istediği şeklin dışında batı düşüncesi çerçevesinde, demokratik normlara göre değerlen-dirdiler. Hayatlarında yapacakları işlerin doğruluğunu veya yanlışlığını şer'i hükümlere göre belirlemek yerine batı düşüncesinde olduğu gibi akla göre, fayda veya zarar kavramlarına göre belirlemeye başladılar. Allah'ın kalplerine yerleştirmiş olduğu imanın gücüne ve üstünlüğüne güvenmek yerine makama, mevkiye, zenginliğe güvenmeye ve değer vermeye başladılar. Güçlü ve kuvvetli olabilmek için bu türden unsurları elde etmek için uğraşırken yaptıkları işlerin şer'i hükümlere uygunluğunu veya uygunsuz-luğunu kesinlikle hesaba katmadılar. Böyle bir şeye gereksinim duydukları zaman ise; ya karşılaştıkları şer'i hükümleri akıllarına göre yorumlama ya da şer'i usullere uygun olmayan çıkarımları kullanarak getirdikleri delillerle ispatlama yoluna gittiler.

Resülullah (sav)'in Medine'ye hicret etmesiyle başlayıp Osmanlı Hilâfet Devleti'nin yıkılmasına kadar 13 asır boyuca yeryüzünde hakim olan İslâm devletinin ve İslâm hükümlerinin, hayatın her alanından uzaklaştırılması-nın ardından Müslümanların karşı karşıya kaldıkları sıkıntıların, problemlerin ve hatalı davranışlarının nedenlerini ve çözüm yollarını ortaya koymak istediğimizde sayfalar dolusu yazı kaleme almamız gerekecektir. Ancak biz burada konuyu daha fazla uzatmak istemediğimizden günümüz Müslümanlarının karşılaştıkları bu temel problemlerden bir tanesine; "Dünya hayatının değeri ve hayat tasviri" konusuna burada detaylıca değinmek istiyoruz.

Resülullah (sav)'den gelen bir rivayette Allah Resulü şöyle buyurmakta-dır:  "Ümmetler ve milletler (din men-supları) birbirlerini sofraya davet ettikleri gibi birbirlerini sizin üzerinize davet edecekler ve üzerinize üşüşecek-ler." Bu sözü duyanlardan birisi:

-Bizim azlığımızdan mı?

-"Hayır! Aksine siz o gün çok olacaksınız. Fakat sizin çokluğunuz tıpkı selin önüne katıp sürüklediği çer çöp gibi olacaktır. Allah düşmanlarını-zın kalbinden size karşı duydukları korkuyu kaldıracak ve sizin kalbinize vehn bırakacak." Yine bu sözü duyanlardan birisi:

-Ya Rasulallah! Vehn nedir?

"Ölüme karşı isteksizlik ve dünya sevgisi."

Bu hadiste Resülullah (sav), adeta günümüz Müslümanlarının durumunu tâ 14 asır önce yaptığı bir tasvirle ortaya koymaktadır. Hadisin sonunda yer olan “Ölüme karşı isteksizlik ve dünya sevgisi” ifadeleri gerçekten bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlardan birisidir. Günümüzün Müslü-manları olarak bizler dünya hayatına ne kadar değer vermemiz gerektiğini bir türlü anlayamaz hale geldik. Sahip olduğumuz inancımızdan kaynaklanan düşüncelerden vazgeçip batı fikirlerini benimsemekle dünya hayatına bakışımız da değişti. Zira dünya hayatı, Allah'a ve Resülüne inanmayan, Allah'ın dinini tek din olarak kabul etmeyen tüm kafirler nezdinde yaşanması, nimetlerinden sınırsız bir şekilde en üst düzeyde faydalanılması gereken bir yerdir. Çünkü bu kafirlerin bir kısmı ahiret hayatına kesinlikle inanmamaktadır-lar bir kısmının ahiret inançları ise şekli olmaktan öteye geçmemektedir. Onlar için yaşanabilecek tek hayat bu dünya hayatıdır. Onların ahiretteki nasipleri ise ancak cehennemdir. Konuyu daha da netleştirmek açısından geçmişte bir Müslüman ile bir kafir arasında yaşanan olayı buraya aktarmak istiyorum:

Yaşadığı dönemde belli bir mal varlığına sahip olan ve arazilerinde işçi çalıştırmakta olan Müslümanın birisi; üzerindeki güzel elbisesi ve altındaki muhteşem atıyla güneş altında tarlasında çalışmakta olan işçileri kontrol etmektedir. Bu esnada tarlada çalışmakta olan gayri müslim birisi arazi sahibine dönerek şöyle der:

 -Sizin peygamberiniz yalan söylemektedir.

-Neden?

-Sizin peygamberiniz: "Dünya müminin hapishanesi, kafirin ise cennetidir" demektedir. Oysa şu anda adeta ben cehennemdeyim sen ise cennettesin. Müslüman:

-Hayır. Bilakis benim peygamberim çok doğru söylemiştir. Bu dünya Müslümanlar için gerçekten bir hapishane konumundadır. Çünkü bizleri öbür dünyada içinde gözlerin  görmediği, insanoğlunun aklına ve hayaline dahi getiremediği nitelikte ebedi cennet beklemektedir. Böylesi bir mükafata kavuşmakla karşı karşıya olan Müslümanlar için bu dünya hayatı adeta bir hapishane gibidir. Oysa sizler için, kafirler için ise öbür dünyada içinde ebedi kalınmak üzere hazırlanmış yakıcı cehennem azabı vardır. Bu nedenledir ki sizler şu andaki hayatınızla, dünyanızla adeta cennette yaşamaktasınız. Cehennemle kıyasladığınız zaman bu dünya sizin için cennet gibidir. Cennetle kıyasladığımız zaman ise bu dünya bizim için hapishane gibidir.

Evet gerçekten bu dünya hayatı kafirlere süslü gösterilmiş bir hayattır. Onlar bu hayata sahip olmak için yapamayacakları hiçbir şeyleri yoktur. Çünkü onlar ahirette hüsran içerisinde olacaklardır. Müslüman ise kafirler veya müşrikler gibi değildir. Müslümanlar için ahirette içinde ebedi kalmak üzere hazırlanmış cennet vardır. Dolayısıyla Müslümanın dünya hayatına bakışı da kafirlerin bakışın-dan farklı olmalıdır. Müslümanın gözünde dünya hayatı, ne pahasına olursa olsun her şeyiyle kaçırılmaması gereken bir hayat değil bir imtihan dünyası olarak değerlendirilmelidir. Çünkü insanların tamamı bu dünyaya imtihan için gelmişlerdir. Bu konuda ayette şöyle buyurulmaktadır:

"Hanginizin daha iyi iş (salih amel) işleyeceğini imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur." (Mülk: 2)

Tüm insanlar, öz...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dünya hayatının değeri ve tasviri
« Posted on: 21 Kasım 2019, 06:01:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dünya hayatının değeri ve tasviri rüya tabiri,Dünya hayatının değeri ve tasviri mekke canlı, Dünya hayatının değeri ve tasviri kabe canlı yayın, Dünya hayatının değeri ve tasviri Üç boyutlu kuran oku Dünya hayatının değeri ve tasviri kuran ı kerim, Dünya hayatının değeri ve tasviri peygamber kıssaları,Dünya hayatının değeri ve tasviri ilitam ders soruları, Dünya hayatının değeri ve tasviriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &