ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Dünya Bir Rehgüzârdır
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dünya Bir Rehgüzârdır  (Okunma Sayısı 971 defa)
09 Aralık 2009, 21:32:56
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 09 Aralık 2009, 21:32:56 »





Küçük bir odadayım… Duyduğum ses sadece saatin tik takları… Bir oluş ve ardından kayboluş…

Nereye gidiyor zaman, nereye gidiyor zaman içinde insan…

Ses vermiyor felsefe, ses vermiyor filozoflar… Dipsiz uçurumlardan bir bir yuvarlanıp gitmişler… Ses vermiyor çağdaş düşünce paradigmaları… Susuyorlar hayatın ve ölümün karşısında…

Sadece vahyin ve Kur’ân’ın ışığı kalıyor bu karanlığı aydınlatmak için. Sadece o…
Gözlerimi kapatıp düşünüyorum… Tut ki, hiçbir sınır yok düşüncenin önünde. Düşün, açıkla, çözümle… Hayatı da ölümü de. Haydi açıkla bakalım Yaratandan uzak bir biçimde. Ah, Allah’ım ah. Perdeler hiç etmiş onları, perdeler. Ah bu perdeler, Seni bizden gizlediler. Sadece bir imtihan için ara yerdeler. Gafletle kalınlaşmış, perde iken, tül iken, duvar olmuşlar. Sana giden yolları tutmuşlar.

Ve sonra gözlerimi açıyorum… Karşımda bir resim… Süleymaniye Camii, bütün ihtişamıyla arzı endam ediyor. Kendinden çok san’atkârını, mimarını, Mimar Sinan’ı gösteriyor. Resim ressamını bildiriyor ama, ressam resmin içinde değil. Bu kâinat da Seni bildiriyor; isimlerini, sıfatlarını bildiriyor Allah’ım.

Mülkün Sahibi, “Gizli bir hazine idim. Bilinmeyi murat ettim,” buyuruyor. “O, bir şeye ol deyince o şey hemen olur.” Bilinmeyi istemeseydi eğer, bunca varlık, bunca eşya ne olacaktı acaba? Akıl ve idrakin de gelip dayandığı bir sınır var her halde…

Uçurumun kenarından geri dönmenin en doğru olanı; oluş ortada iken “oluş öncesini” kavramaya çalışmak… Boşuna, nafile gayret… Üstelik şu kıt olan akılla mı varacak bu insan olağanüstü ânın sırrına. Olanı biteni anlamaya çalışmak varken, sır olanın sırrını zorlamak nefsin işi; asıl işten görevden kaçmak onun işi…

Mevlânâ; “Anne ve babamın iştihası beni dünyaya çekti…” diyor. Ruhlar âleminden dünyaya gelişin ve gönderilişin hikâyesini özetliyor bu cümlede…

“Ol deyince olduranın, / Taze gülü solduranın…” hikmetinden suâl olmaz.

Sonbaharda solan gül, ilkbaharda nasıl geri dönüp gülümsüyor yeniden?

Ölü bir gül yaprağı diriliyor da bir ömür boyu gülümseyen insan yüzü yeniden hayat bulup dirilmesin mi?

Madem ki varız, var olmanın şuurunda olmalıyız. Bizden istenen ve beklenen ne ise biz onu yapmalıyız.

İlâhî kadere baş kaldıran insan, sonunda kavrar gücü sonsuz olanın ve asla yenilmez olanın kudretini… Ama geç olmadan, vade dolmadan olmalı bu.

Gülünç bir trajedidir inanmamak. Ne varsa yaşanan hepsini inkâr etmek. İsyanı, değiştirmez insanın kaderini. Ölmemek için, ebedî ölümsüz olmak için geçer ölümün eşiğinden insan. Ve bir, ba’sü ba’del-mevt’e kavuşur. Yeniden oluşa, yeniden dirilişe. Çeliğe verilen su gibi, cana ve ruha o an ebedî ölmezlik hükmü üflenir.

Bütün ırmaklar O’na doğru akar. Son hüzün değil, sevinç olur o zaman. “Son başlangıçtır” der Cüneydî Bağdadî ve biz ölülerimizin ardından Kur’ân’ın ilk sûresi Fatiha’yı okuruz. Ölüm bir başlangıç olduğundan. Faniden bekaya, ebedî bir âleme geçiş olduğundan. Rahman’ın aziz misafiri olan insan, bir evden diğerine geçer ölüm ile. Hastalığı, musîbeti bir arınma çeşmesi bilir. Yıkanır da yıkanır. Arınır da arınır. İhtiyarlığı ise ebedî gençliğin son durağı bilir. Ebedî âlemde ihtiyarlık yok. Ebedî bir gençlik kendini bekliyor bilir.

Dünyaya sevdalanıp, ahireti unutmak tehlikeli bir yol… El oyalar, göz bizi yanıltır. Duyular bazen kalbimizi puslandırır… Nefs öteleri öteler. Gizleyip saklar. Bu yüzden duyu organlarına; “Aklın casusları” demiş bazı âlimler. Aklı çelen, gönlü çelen manzaralar şeytanın saptırıcı ajanları.

Madem ki dünyaya gelmek ya da gelmemek elimizde değil. Ölmemek düşü de madem muhal… Geriye kalıyor tek yol; sonsuza varmak için bir rehgüzâr (geçilecek yol) bilip bu dünyayı, etrafımızı saran fani güzelliklere, görüntülere dalmamak ve aldanmamak gerektir. Vizyona ve illüzyona yenik düşmemektir. Oysa insan, putları kıra kıra sonsuzluğa ve esenliğe doğru yol bulabilir. Asaf Halet Çelebi’nin de endişesi bu her halde:

“İbrahim! / İçindeki putları devir / elindeki baltayla / kırılan putların yerine / yenilerini koyan kim?”

İşte asıl mesele bu. Marifetullahta bir adım atmak, şeytanî bilgilerin putlarını kırmaktır. Sonra da o marifetullahın ulaştığı yerden, yani Muhabbetullahtan kırılan putların yerine, yenilerinin konulmasına mani olmaya çalışmaktır.

Fazla söze gerek yok, bizden önce yaşayıp silinmiş medeniyetlerin hazin öykülerinden ibret almak yeterlidir.

Tecelli aynasında her şey ayan beyan ve “fihi mafih”tir (içindeki içindedir).

Düşüncemizi ve kalbimizi eşyanın çekim alanından kurtarmak müteal (fizik üstü) konumuna kavuşturmaktır asıl gayemiz. Çünkü insan ve duyguları arkeolojik bir nesne değildir. İnsan ancak Yüce Allah’ın antika bir san’atıdır.

Kazancakis’in bir romanında iki kahraman arasında şöyle bir konuşma geçer:

“Kavgadan vazgeçiyorum. / Niçin vazgeçiyorsun? / Sonunu bildiğim için! / Neyin sonunu bildiğin için? / Eşyanın sonunu bildiğim için…”

Evet, eşyanın sonunu bilen insan; faniliklere dalmaz, hırslara boğulmaz. Biz bu dünyada neyin zirvesine tırmanırsak tırmanalım sonunda bir insanın kalbî muhabbetine muhtacız.
SELİM GÜZDÜZALP

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Dünya Bir Rehgüzârdır
« Posted on: 27 Mayıs 2019, 04:11:11 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dünya Bir Rehgüzârdır rüya tabiri,Dünya Bir Rehgüzârdır mekke canlı, Dünya Bir Rehgüzârdır kabe canlı yayın, Dünya Bir Rehgüzârdır Üç boyutlu kuran oku Dünya Bir Rehgüzârdır kuran ı kerim, Dünya Bir Rehgüzârdır peygamber kıssaları,Dünya Bir Rehgüzârdır ilitam ders soruları, Dünya Bir Rehgüzârdırönlisans arapça,
Logged
18 Mart 2011, 16:49:57
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 18 Mart 2011, 16:49:57 »



     Evet, eşyanın sonunu bilen insan; faniliklere dalmaz, hırslara boğulmaz. Biz bu dünyada neyin zirvesine tırmanırsak tırmanalım sonunda bir insanın kalbî muhabbetine muhtacız.

     Bütün ömrün gel-gitleri bu yüzden değil midir?Sevmek..Sevilmek..Değerli olduğumuzu hissetmek..Bu kavramlar üzerine kurulmamış mı bu hayatın düzeni?Kimileri fani olanlarda arıyor..Kimileri Baki olana müteveccih..Ama herkeste gördüğüm..Sevme ve sevilme gayreti..

     İnşaallah..Bizim gayretimiz RABB-i RAHİM'in sevgisi için olsun..Ve inşaallah kazanıp ta göçelim..Ebedi memleketimize.
.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &