ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Dinin toplumsal değişime etkisi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dinin toplumsal değişime etkisi  (Okunma Sayısı 494 defa)
02 Aralık 2010, 14:57:00
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 02 Aralık 2010, 14:57:00 »



Epistemolojik Bir Etmen Olarak

“Din”in Toplumsal Değişime Etkisi

 
Boyut ya da kapsam olarak doğru görülse bile, “değişim” olayına “öz”ü bakımından yaklaşımda bulunulduğunda “bireysel “ ve “toplumsal” diye iki farklı bağlamda irdelenmesinin tutarlı olmadığı kanısındayım. Çünkü gerçekte bir “dönüşüm” olarak gerçekleşen “değişim” insansal bir olaydır ve olaya geniş açıdan bir süreç olarak bakıldığında da bireyselliğin nerede bitip toplumsallığın nereden başladığını, aralarındaki sınırı belirlemek zor, hatta imkânsızdır. Dahası, bunlar arasında bir sınır değil, bir geçişkenlik vardır. Bütüncül bir yapı desek belki daha doğru olacaktır. Birey/bireyler mi toplumu dönüştürür yoksa toplum mu bireyi değiştirir sorusu, bana kalırsa, “yumurta-tavuk” paradoksundan daha farklı değildir. “Birey toplumla değişir.” sözü ne kadar doğruysa,  “Toplum bireyle dönüşür.” demek de o ölçüde tutarlıdır.

Bu ince çizgiyi Kur’an-ı Kerim’de çok açık bir biçimde gözlemleriz. O, bireylere seslenir haberleri iletirken, buyrukları aktarırken, sonuçları bildirirken. Şu var ki, seslenilen bireyler “bireysel birey” değildir de, “toplumsal bireyler”dir. Toplumun bireylerini birey olarak ama topluca muhatap alır. Toplumsal buyrukların muhatabı hep bireylerdir.

Bu üslubun tek istisnası (ya da iki tek istisnası) Elçi’lere ve İblis’e/Şeytan’a yönelik olandır. Orada da onların temsilî konumda bulunduğu göz önünde tutulursa hitap yine “bireysel birey”e değil, “toplumsal birey”e yapılmış olur. Tekil olarak gelen “insan, mü’min” gibi sözcüklerin de “topluluk ismi” olduğu düşünülürse bu durum daha açık gözlemlenir.

Bu açıdan bakacak olursak, birey için “toplumun tohumu” diyebiliriz. Toplum, çünkü bireyden/bireylerden türer, neşvünema bulur. Böyleyken, ikisi aynı şey midir, diye sorulabilir. Ya da şöyle: “Tohum ağacın bütün özelliklerini taşır mı?” Özelliklerini değil ama özelliklerin tümünü içeren bir özü, ağacın özünü taşır. Bu yüzdendir ki, birey olarak insan türünün prototipi olan ve onun bütün özelliklerini taşıyan Âdem âleyhisselam, öte yandan da insanlık ağacının tohumu oluşundan ötürü toplumsallığın özünü taşır. Ben, toplum ya da toplumsallık ve dolayısıyla “değişim/dönüşüm” konusuna, buradan hareketle, Âdem âleyhisselamdan söz ederek gireceğim. Kıyamete kadar gelecek olan insanların tamamını ve yaşanacak olan tüm insansal oluşumları “zürriyet” olarak yüklenmiş bulunan bu kimliğin yaşadığı “değişimler/dönüşümler” ve bu dönüşümlerin “bilgi” ile olan bağlantısı, söze oradan başlamayı gerektirmektedir.

İlk aşamada “insan” demek doğru olur mu bilmem, ama konuyu anlatmak için öyle isimlendirmek zorundayız. İnsan, “beşer” olarak yaratılır. Yaratılışa ait her iki ayette de (15/Hicr: 28 ve 38/Sad: 71) melekler bilgilendirilirken onun hakkında “beşer” ifadesi kullanılır: “Beşer yaratacağım..” Hatta Hicr suresinin 28’inci ayetinde “insanın çamurdan yaratılmış olduğu” belirtilirken, geriye dönülüp yaratma süreci haber verilirken 26’ıncı ayette -değindiğimiz üzere- “beşer” sözcüğü kullanılır.

Kur’an-ı Kerim’in bu ifadesinden açıkça anlıyoruz ki, bir “beşer” yaratılmıştır. Beşer; ortaya çıkan şey, dış görünüş, maddî yön… Belki bazı ya da pek çok şeye istidatlı ama bunlardan hiçbirini özellik olarak taşımayan, herhangi bir kabiliyete sahip olmayan bir dış yüz varlığı. O kadar…

Bakara suresine baktığımızda, meleklere “Yeryüzünde bir halife yapacağım.” haberini görürüz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bir halifenin yaratılacağı değil, birilerinin halife yapılacağı haberinin verilmekte oluşudur. Nitekim meleklerin yanıtında da “kan dökecek ve bozgun çıkaracak birini mi?” sorusu vardır.

Yüce Allah, onlara, “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!” yanıtını verir (2/Bakara: 30). Sonraki ayette de Yüce Allah’ın Âdem’e bütün isimleri öğrettiği haber verilir.

Âdem, sonraki ayetlerden öğreniyoruz ki, meleklerin kendisine secdeye çağrıldığı kimlik…(2/Bakara: 34) Secde buyruğunu haber veren diğer ayetlere (15/Hicr: 28–29; 17/İsra: 61; 18/Kehf: 50; 38/Sad: 71–72; 20/Taha: 116) baktığımızdaysa, halife kılınışı dolayısıyla kendisine secde edilen bu kimliğin, evet, “beşer” olarak yaratılmış bulunan varlık olduğunu öğreniyoruz.

“Beşer” olarak yaratılan kimse, meleklerin kendisine secde ettiği “Yeryüzü Halifesi” olmuştur; adı da Âdem’dir.

Çok büyük bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Ve bu, “bütün isimlerin öğretilmesi” ile gerçekleşmiş bir dönüşümdür. Bilgilenmeyle ortaya çıkan bir dönüşüm.

Bakara Suresi’nde “bütün isimlerin öğretilmesi”nin ardından gerçekleştiği haber verilen “secde” olayı, diğer iki yerde (15/Hicr: 29; 38/Sad: 72) “ruh üflenmesi” ile bağlantılı olarak anlatılır. Yüce Allah, meleklere, bir “beşer” yaratacağını bildirdikten sonra “Onu düzenlediğimde ve kendisine ruhumdan üflediğimde hemen ona secde edin.” buyurur.

“Secde” buyruğu ile ilgili haberlerdeki bu çeşitlenmeden yola çıkan kimileri “secde” olayının iki kez yaşandığını öne sürmüş olsalar da, haberi ileten ayetlerin tümünün birlikte göz önünde bulundurulması durumunda “tek bir secde” olayının gerçekleştiği açıkça görülür.

Bu noktadaki açıklığa karşın haberlerdeki çeşitlilik bizim “bilgilenme”ye bağladığımız “secde” olayını “ruh üflenmesi” ile bağlantılı gören bir başka söylem için dayanak oluşturur.

Çok ayrıntı gibi görünen bu yaklaşım farkının önemini belirtmek için ontolojinin/varlıkbilimin/varlık felsefesinin ana sorunsallarından birine, en başat sorunsala kısa bir göz atmamız gerekecek.

Var olan şeylerin ve var oluşun bilgisini konu edinen ve varlıklara ilişkin genel bir ilke belirlemeğe çalışan bu disiplinin geldiği noktada ilk ilkeye ilişkin iki temel görüşten biri varlıkların gerçekte “enerji ürünü” olduğu ve var oluşun enerji dönüşümü ile gerçekleştiği savındadır. Diğeri ise var oluşun bilgi aktarımıyla gerçekleştiği ve her varlığın belli bir “bilgi ürünü” olduğu kanısında.

Felsefedeki “tümel ruh”a ilişkin söylemleri anımsarsak, enerji ile tümel ruh kavramlarının özdeşleştiğini görürüz. Bu belirleme ise bizi az önce değindiğimiz Âdem âleyhisselama “secde”, kendisine verilen “bilgi”den ötürü mü, yoksa “üflenen ruh” dolayısıyla mı yapılmıştır sorusunun öylesine geçiştirilecek bir ayrıntı değil de varlık, var oluş ya da var ediş/ediliş gibi çok temel bir sorunsalla bağlantılı olduğunu gösterir. Evet, “ayrıntı” değil, varlığın açıklamasına yönelik “temel ve asal” anlayışlar arasındaki fark.

Önemine böylece değindikten sonra o soruya eğilmemiz gerekiyor: Secde, “tüm isimlerin öğretilmesi” mi, yoksa “ruh üflenmesi” sebebiyle mi gerçekleşmiştir?

Bu soruyu yanıtlamak için, “ruh” kelimesinin anlamı,  daha doğrusu anlamları üzerinde durmamız gerekecek. Günlük yaşamdaki kullanımıyla “ruh”, varlıkların canlılığını, hayatiyetini, dirimini sağlayan “şey”. Ayrıca “öz”, içyapı, mana, esas gibisinden bir kullanımı da vardır. Bu kullanımlardaki anlamların tamamı felsefi yaklaşımların ürünleri, uzantılarıdır.

Kur’an-ı Kerim’in “ruh” için yaptığı tanım, günlük kullanımdakinden çok farklı; hatta tamamen alakasız: “Rabbin emrinden… (17/İsra: 85)”

Emr/emir bilindiği gibi Arapça da “buyruk, iş, söz” gibi anlamlara gelir. Bu yüzden Yüce Kitap’ta “Vahy” sözcüğünün anlamdaşı olarak da kullanılır (40/Mü’minun:15; 42/Şura: 52; 16/Nahl: 2).

Ruhun bu anlamına dayanarak ruh üfleme ile isimleri öğretme olaylarının ikisinin de “vahy”e karşılık geldiği yaklaşımında bulunacak olursak, “beşer”in “Halife”ye dönüşmesi olayının vahy yoluyla bilgilendirme sonucu gerçekleşmiş olduğu düşüncesi kesine yakın bir gerçeklik haline gelir.

Bu gerçekliğe karşın “secde”yi “ruh üflenmesi” bağlamında açıklayan söylemlerin tutarsızlığını tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak için “ruh” konusunu/kavramını biraz daha irdelemeğe ihtiyaç vardır. Bu irdelemeyi yeri geldiğinde daha sonra gerçekleştireceğimiz için, şimdi, Âdem âleyhisselamda gözlemlediğimiz ikinci dönüşümden söz ederek konumuzu sürdürelim:

Âdem âleyhisselâm ve eşi, Yüce Yaratıcı’nın “Sen ve eşin Cennet’e yerleşin.” buyruğu gereği Cennet’tedirler (2/Bakara: 35; 7/Araf: 19). Acıkmanın, susamanın, sıcaktan bunalmanın ve çıplaklığı fark etmenin söz konusu olmadığı (20/Taha: 118–119) bu yerde kendilerine Cennet nimetlerinden diledikleri yerde diledikleri zaman yararlanma izni de verilmiş, ancak ağaçlardan birine yaklaşılmaması buyrulmuştur (2/Bakara: 35; 7/Araf: 19).

Bu arada “secde” buyruğuna uymayan İblis Cennet’ten çıkarılmış (7/Araf: 12–13; 15/Hicr: 31–35; 38/Sad: 74–78), Yüce Allah’ın kendisine yönelik itabı ve cezalandırması sebebiyle Âdem âleyhisselama düşman kesilmiş, ona yapacağı kötülükleri sıralayarak tehditler savurmuş ve yapıp edeceklerini gerçekleştirebilmek için de Yüce Allah’tan “insanların dirileceği güne kadar” sürecek bir izin almıştır. (7/Araf: 14–18; 15/Hicr: 36–43; 17/İsra: 62–65; 38/Sad: 79–83) Bu yüzden de Âdem âleyhisselam, Yüce Allah tarafından, İblis’in düşmanlığı sebebiyle kendilerini Cennet’ten çıkarmak isteyeceği doğrultusunda uyarılmıştır. (20/Taha: 117)

Bütün isimler öğretilerek “bilgi” ile donatılmış bulunan Âdem âleyhisselam ile eşinin bir izin, bir yasak ve bir de uyarının muhatabı olarak Cennet’te yaşadığı bu süreçte Şeytan’ın bir önerisiyle karşı karşıya kaldıklarına tanık oluruz:

“Ey Âdem, sana ‘kalıcılık ağacını’ ve (dolayısıyla) çökmeyecek egemenlik (için yol) göstereyim mi?” (20/Taha: 120). Öneri onları yasak ağaca yönlendirmektedir. Sonsuz yaşam ve çökmeyecek egemenlik çekici de olsa duraksamış olacaklar ki, Şeytan üsteler: “Bunu Rabbiniz size melekleşmemeniz ve kalıcılaşmamanız için yasakladı.” Ardından da kendisinin sadece bir öğüt verici olduğunu yemin ed...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dinin toplumsal değişime etkisi
« Posted on: 15 Kasım 2019, 16:18:13 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dinin toplumsal değişime etkisi rüya tabiri,Dinin toplumsal değişime etkisi mekke canlı, Dinin toplumsal değişime etkisi kabe canlı yayın, Dinin toplumsal değişime etkisi Üç boyutlu kuran oku Dinin toplumsal değişime etkisi kuran ı kerim, Dinin toplumsal değişime etkisi peygamber kıssaları,Dinin toplumsal değişime etkisi ilitam ders soruları, Dinin toplumsal değişime etkisiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &