ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Beni hud suresi ihtiyarlatti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Beni hud suresi ihtiyarlatti  (Okunma Sayısı 797 defa)
24 Eylül 2010, 16:46:35
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 24 Eylül 2010, 16:46:35 »



BENİ HÛD SÛRESİ İHTİYARLATTI"


Tirmizî'nin Sâhih'inde (Sünen) ve Hâkim'in Müstedrek'inde rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte, "(Erken) ihtiyarladığını görüyorum." veya "İhtiyarladın ey ALLAH'ın Peygamberi!" diyen Hz. Ebu Bekir (ra)'e, Hz. Peygamber (sav), "Beni, Hud, Vâkıa, Mürselât, Amme yetesâelûn ve İzeş-şemsu kuvviret sûreleri ihtiyarlattı" cevabını vermiştir. Bazı rivayetlerde, Resûlullah'a erken ihtiyarladığını söyleyen, Hz. Ömer (ra) ve Sa'd b. Ebî Vakkas (ra) olarak geçmektedir.
Herhangi bir hadîs-i şerife dayanarak, bir neticeye varmak veya bir hüküm vermek için, önce onun rivayet olarak değerine bakmak gerekir. Tirmizî, kitabına aldığı bütün hadîslerde olduğu gibi, bu hadîsin rivayet değerini de, kendine has ıstılahı ile belirtmiş ve "Bu, bir hasen-garib hadîstir" demiştir. Binaenaleyh, bu sözün ne mânaya geldiğini anlamalıyız. Tirmizî, "hasen" kelimesini, el-Câmiu's-Sahih'inde, diğer ismi ile "Sünen"inde, "Senedinde, yani raviler zincirinde, yalanla itham edilmiş bir tek ravi dahi bulunmayan, aynı zamanda şazz olmayan, yani bir ravinin, kendisinde daha güvenilir diğer bir raviye ters rivayeti şeklinde olmayan ve başka benzeri rivayet zincirleriyle de rivayet edilmiş olan hadîs" mânasında kullanmıştır.

Bu tarife göre, hasen hadîs, rivayet zincirinde bulunan ravilerinden hiçbiri, hadîs ilminde kendilerine "cerh ve ta'dil âlimleri" denen ve ihtisas sahaları, hadîsleri, ravileri ve metinleri, yani mânaları açısından değerlendirmek olan mütehassıslar tarafından yalan söylemekle itham edilmemiş, bir diğer ifadesiyle yalan söylediği tes-bit edilmemiş ve de başka rivayet zincirleriyle, aynı şekilde rivayet edilerek güvenilirliğini artırmış olan hadistir. Görüleceği gibi, bu özelliklere sahib olan bir hadis, oldukça kuvvetli bir hadistir. Diğer hadis âlimlerince, "hasen hadis"in,"Yaygın olmayan, herkesçe bilinmeyen garib hadîs" şeklinde ve "Münker olan, yani zayıf bir ravinin rivayetine, ondan daha zayıf bir ravi tarafından muhalif şekilde rivayet edilen hadis" veya"Zayıf ravinin sıkâ, yani sağlam ve güvenilir ravi veya ravilere muhalif olarak rivayet ettiği hadis" şeklinde tarifleri de yapılmıştır. Fakat İmam-ı Tirmizî'nin orijinal kullanımına göre" hasen" olarak nitelenen hadis, makbul olup, hüccet olarak kullanılabilir.

Tirmizî, bu hadisin "hasen" oluşunun yanı sıra, "garib" olduğunu da söyler. O, Sahih'inin sonuna ilâve edilmiş olan Kitabu'l-İlel'inde, "garib" tabirini hangi mânada kullandığını anlatmak için şunları söylemektedir; "Bu kitapta, garip olduğunu söylediğimiz hadisler, hadisçilerin çeşitli sebeplerden dolayı garip, yani zor ve alışılmış dışı buldukları rivayetlerdir. Nice hadisler vardır ki tek bîr yoldan rivayet edildiği için, garip sayılmıştır..." Görüldüğü gibi bu tabir, Tirmizî yanında, hadisin tamamen zayıf oluşuna işaret etmemektedir. Nitekim Hâkim en-Nisaburî, ilgilendiğimiz bu hadisi, İmam-ı Buharî'nin şartlarına uygun ve Sahih-i Buharî'deki hadisler kadar sahih bir hadis olarak değerlendirmiştir.

Hadisi değerlendirirken, Tirmizî'nin bu hadis hakkındaki sözünü esas alışımızın sebebi, onu, Kütüb-i Sitte dediğimiz, Ehl-i Sünnetçe en güvenilir altı hadis kitabı içerisinde, sadece Tirmizî'nin Sahih'inde buluyor olmamızdır. Ama bunu, Kütüb-i Sitte dışında, bazı hadis kitaplarında da aynı veya benzer şekillerde görmekteyiz. Meselâ Taberânî bunu, el-Mu'cemu'l-Kebîr'inin bir yerinde "Hûd sûresi ve kardeşi sûreler beni ihtiyarlattı" şeklinde rivayet ederken, bir başka yerinde "kardeşi sûreler" ifadesine açıklık getiren tarzda, "Beni Hûd sûresi ve kardeşleri Vakıa, Hâkka ve Tekvir sûreleri ihtiyarlattı" şeklinde rivayet etmiştir. Nureddin el-Heysemî, bu hadislerin rivayet zincirinde yer alan ravilerin çoğunun güvenilir, ama bazılarının zayıf olduğuna dikkat çekmiştir.

Dikkat edilirse, Taberânî'nin rivayetinde, Tirmizî'nin Sahih'inde yer alan rivayete ilâveten, Hâkka sûresi geçmektedir. Kitabında bu hadise yer veren İbn Merduye'nin rivayetlerinin biri,"Hûd ve kardeşleri olan sûreler beni vaktinden önce ihtiyarlattı" şeklinde iken, bir diğeri, "Hûd sûresi ve mufassal sûrelerden olan kardeşleri beni ihtiyarlattı" şeklindedir. Bir diğer rivayetinde ise bu kardeşlerin, Vâkıa, Kâria, Hâkka, Tekvir ve Mearic sûreleri oldukları belirtilmiştir. Bu rivayette de öncekilere ilâveten, Kâria ve Mearic sûreleri zikredilmiştir. Rivayet, Zevaidu Abdullah b. Ahmed ve Tefsiru Ebu'ş-Şeyh'de, "Beni Hûd sûresi, kardeşi olan sûreler, kıyâmet gününün bahsi ve geçmiş ümmetlerin kıssaları ihtiyarlattı" şeklinde yer almıştır.

Rivayetler, temelde aynı mânâyı ihtiva etmekle birlikte, biz, bunların en sahihi kabul ettiğimiz Tirmizî'nin rivayetini esas alacağız. Dolayısıyla da, her ne kadar, onunkinin dışında bazı rivayetlerde, Resûlullah (sav)'in ihtiyarlamasına sebep olan husus, açık olarak ifade edilmiş ise de, onlar çok kuvvetli rivayetler olmadıkları için, meseleyi daha geniş açıdan ele almaya ve esas sebep veya sebepleri tesbit etmeye çalışacağız.

Bütün bu değişik rivayetlerde, Hûd sûresinin kardeşleri olarak yer alan sûreler şunlardır: Vâkıa, Hâkka, Mearic, Mürselât, Nebe', Tekvir ve Kâria... Bu sûreler, Medine döneminde gelmiş bazı âyetler ihtiva etmekle birlikte, Mekkî'dirler , yani Hz. Peygamber (sav)'in Medine'ye hicretinden önceki dönemde, îmân temellerinin atılıp hakikatlerin Mekke müşriklerine çeşitli yol ve üslûplarla anlatılmaya çalışıldığı zamanda nazil olmuşlardır. Bütün bu sûreler, muhtemelen, onunla benzer konular ihtiva ettikleri için, "Hûd sûresinin kardeşleri" ismini almışlardır. Çünkü bu sûreler, genel olarak, kıyametin dehşetli hallerini, ahiret azabını, öte dünyanın, insanın başına üşüştüğünde, insanı birden ihtiyarlatan üzüntü ve kederlerini anlatmaktadır.Binaenaleyh, Hûd sûresi ile hadis-i şeriflerde kardeşleri olarak isimlendirilen sûrelerin bahsettikleri belli başlı konulara ve ihtiva ettikleri dikkat çekici unsurlara göz atmakta fayda var.
Hûd sûresinin kardeşlerinden olan Kâria sûresinde kıyamet ve dehşetli hallerinden, dünya hayatının neticesi olarak, iyilerin mükâfatlandırılıp, kötülerin azaba atılacağından, aynı şekilde Tekvîr sûresinde, kıyametin nasıl kopacağından, ahiretteki hesaptan ve cennet ile cehennemden; Nebe' sûresinde, yine kıyametten, ALLAH'ın kudretinden ve nimetlerinden, bir ayırım günü olan ahiretten ve bu ayırımın, yani iyiler ile kötülerin, müttakî olup da yaptıklarının karşılığı cenneti hak edenler ile, bütün yaptıklarına pişmanlık duyacak cehennemliklerin ayırımı ve belirlenmesini sağlayacak hesaptan; Mürselât sûresi, kıyametten, nasıl meydana geleceğinden, yine ondaki ayırımdan, insanların o gündeki hallerinden ve kısımlarından; Meâric sûresi, kezâ en candan dostları birbirine unutturan o kıyametten, onun dehşeti karşısında en sevdiklerini bile feda etmeye hazır insan karakterinden, dirilişi zor görenler için ALLAH'ın kudretinden, Hâkka sûresi, büyük gerçek olan kıyametten, dünyada iken korkunç şekilde helâk edilen kavimlerden, kıyametin kopuşundan, insanı tir tir titreten ve bütün yaptıklarına pişman ettiren hesaptan, cehennemden, cehennemliklerin ibretli hallerinden ve bu ümmet için o büyük imtihanın medârı olan Kur'ân-ı Kerîm'den; Vâkıa sûresinde yine kıyametten, kopuşundan, o günde insanların üç ana gruba ayrılışından, bunlardan cennetliklerin sayısının azlığından, cehennemliklerin hazin durumundan, cennete girenlerin imrenilecek hallerinden, yaratılış ve ölüm gerçeğinden bahsedilmiştir.

Rivayetlerin mihveri olan Hûd sûresi, Kur'ân-ı Kerîm'den, onu gönderen yüce makamdan, gönderiliş sebebinden, Peygamber (sav)'in iki önemli görevinden, yani inananları tebşir (müjdeleme), inanmayanları inzar (ikaz)'dan, insanlara düşen kulluktan ve bu kulluğun neticesi olan uhrevî mükâfat ve mücazâtdan bahsederek söze başlamakta ve birkaç âyette varlık âlemini, yaratılışından kıyametine kadarki sınırları arasında âdetâ özetlemektedir. Daha sonra ALLAH Teâlâ'nın sınırsız kudret ve ilminden bahsedip, göklerin ve yerin yaratılışının, insanları imtihan etme ve bu imtihanın neticesine göre karşılık verme hikmetinden dolayı olduğuna dikkat çekmiş ve bu imtihan sahnesinin baş aktörü olan insanın karakterini iki âyette güzel bir şekilde özetlemiş, bundan sonra da Peygamberine şöyle seslenmiştir: "Neredeyse sen, (müşriklerin), 'Eğer Muhammed, iddia ettiği gibi bir peygamber ise), ona (gökten) bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?' demelerinden ötürü, sana vahyolunanların bir kısmını (insanlara tebliğ etmeyi) terk edeceksin veya bunları onlara okumaktan göğsün daralacak, sıkılacaksın. Ama sen sadece bir uyarıcısın ve herşeye vekil olan ALLAH'dır" (Hûd, 11/12). Bu hitap ile Hz. Peygamber (sav)'den, her zorluğa rağmen, vazifesini yerine getirmesi istenmiştir. Bu hitaptan sonra, tebliğin esası olan Kur'ân'dan, insanlarca, onun benzerinin söylenemeyeceğinden, insanların temel iki tercihlerinden ve bunun neticesi olarak iki kısma ayrılan insanların, îmân açısından tavırlarından bahsedilmiş, daha sonra da insanlık tarihinden buna örnekler verilmiştir. Bu meyanda Nuh (as)'dan, kavminin azgınlık ve istihzalarından, çektiği çilelerden, oğlunun bile kendisine karşı çıkışından, bir baba olarak çırpınışından ve o meşhur tufandan bahsedilmiştir. Sonra sûreye adını veren Hûd (as)'dan ve peygamber olarak gönderildiği Ad kavminden, kavminin onunla alay edişinden ve neticede helâk oluşlarından bahsedilmiştir. Aynı minval üzere Salih (as) ile azgın kavmi Semud'dan, inkârlarından ve korkunç bir sesle yok edilişlerinden; İbrahim (as)'dan Lut (as) ve sapık kavminden, kavminin edepsizliği karşısında duyduğu utançtan, kâfir karısından ve bir koca olarak duyduğu ızdıraptan, netice olarak kavminin helâkinden; Musâ (as)'dan, F...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Beni hud suresi ihtiyarlatti
« Posted on: 06 Haziran 2020, 17:15:28 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Beni hud suresi ihtiyarlatti rüya tabiri,Beni hud suresi ihtiyarlatti mekke canlı, Beni hud suresi ihtiyarlatti kabe canlı yayın, Beni hud suresi ihtiyarlatti Üç boyutlu kuran oku Beni hud suresi ihtiyarlatti kuran ı kerim, Beni hud suresi ihtiyarlatti peygamber kıssaları,Beni hud suresi ihtiyarlatti ilitam ders soruları, Beni hud suresi ihtiyarlattiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &