ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir?
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir?  (Okunma Sayısı 643 defa)
29 Eylül 2011, 19:19:49
Nursima

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 169


« : 29 Eylül 2011, 19:19:49 »



 
Allah, İNSANLARI NEDEN BİR VE EŞİT YARATMAMIŞTIR?
NEDEN İNSANLARIN BİR KISMI ZENGİNKEN, DİĞER KISMI FAKİRDİR? VE YİNE, BİR KISIM İNSANLARIN HİÇBİR FİZYOLOJİK PROBLEMİ YOKKEN, NEDEN BİR KISMI KÖR, TOPAL, YA DA DAHA BAŞKA YÖNLERİYLE MA’LÛLDÜR? ÖTE YANDAN, BAZI İNSANLAR MUSİBET VE BELÂLARA MARUZ KALIRKEN, DAHA BAŞKALARININ RAHAT VE REHAVET İÇİNDE ÖMÜR SÜRDÜKLERİ GÖRÜLMEKTEDİR. BÜTÜN BUNLARDAKİ HİKMET VE SEBEP, NE OLABİLİR?


Günümüz insanının zihnini her devirden daha çok meşgûl eden bu uzun soruya maddeler halinde, fakat kısaca cevap vermeye çalışalım:

1. İnsan, sevdiğini onu tanıdığı nisbette sever:
Evet insan, sevdiğini onu tanıdığı nisbette sever; tanımadığının ise hep düşmanı olmuştur o. Esasen, itiraz işmam eden bütün soruların altında da böyle bir tanımamazlık yatmaktadır. Eğer insan, kendi yaratıcısını tanıma mevzuunda herhangi bir şöhreti tanımaya duyduğu iştiyak kadar arzulu olsaydı.. Rabb'ini tanıtıp tarif eden muarrif üstadların tedrisinden nasiplenerek, kâinat kitabını Kitabullah'ın ölçü ve kıstaslarıyla tetkike tâbi tutabilseydi.. Allah Rasûlü’nden sudûr ile hayata hayat olan hakikatları bir nebze dinleyip, neticede vicdanında hasıl olan nur hüzmelerinin maviliğiyle eşya ve hadiselerin lâhut âlemine ait yönünü seyredebilseydi, zihnini kurcalayan birçok mes'ele ve istifhama daha işin başında çare bulmuş olacaktı. Gel gör ki, ilmin ve tefekkürün katledildiği bir devrede bunların hiçbirinin varolduğunu söylememiz mümkün değildir.

2. İnsan dahil bütün varlık ve bütün mükevvenat, Cenâb-ı Hakk'ın mülküdür:

İnsanın kendini mâlik zannettiği ve bundan dolayı sahiplendiği nice şeyler vardır ki, az bir düşünce ile onların da hakiki sahip ve mâlikinin Allah olduğu idrâk edilir ve mâlikiyet da'vâsından vazgeçilir.
Evet, ağzımıza götürdüğümüz tek lokmanın dahi mâliki biz olamayız. Zirâ o tek lokmanın hazırlanıp soframıza gelmesi için koca kâinatın vücudu gerekmektedir. Demek oluyor ki, bize o tek lokmayı bahşeden, ancak bütün kâinatı yaratmaya muktedir olan Zât olabilir. Madem ki herşeyin sahibi O’dur, öyleyse sahip olduğu mülkte tasarruf etme hakkına da yalnız O sahiptir. Zira, mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf edebilir ve mülkünde yalnız mülk sahibi tasarrufta bulunabilir...
Beşerin zulmüne ve cür’etinin derecesine bakın ki, terzinin, model olarak kullandığı insan üzerinde elbiseyi biçip kesmesine ve uzatıp kısaltmasına hakkı olduğunu kabûl eder de, aynı hakkı Cenâb-ı Hakk'a çok görür!..
3. Allah'ın sonsuz isimleri vardır:
Her isim, kendi tecellisine ma'kes olacak âyinelerin vücudunu gerektirir. Meselâ, Rezzâk ismi, rızka muhtaç olanların varlığını iktiza ettiği gibi, Şâfî ismi de hastalıkların ve o hastalıklara giriftar olanların mevcudiyetlerini ve var olmalarını ister. Bu tecelli keyfiyetini biz, bize bakan yönüyle te’vil ederken, buna “isimlerin imdada koşması” deriz. Allah (cc), Mucîb ismiyle darda kalanların, Kâbız ismiyle gaflete dalanların, Basit ismiyle de sıkıntıda boğulanların imdadına koşar. Eğer bütün isimler teker teker ele alınıp, tecelli keyfiyetlerinin gerektirdiği âyinedarlık ve o âyınedarlıkla alâkalı hâl, durum ve zemin tetkik edilebilse, işte o zaman içtimâî hayatta farklılık gibi sanılan manzaraların hikmet yüzü görülmüş olacaktır.
Demek oluyor ki Cenâb-ı Hakk, Kendini bize bu sonsuz isimleriyle tanıtmakta ve bizlere Celâlî ve Cemâlî tecellilerini göstermektedir. Bir gülün dikenine Celâlî isimleriyle tecelli edip bize Celâlini tattırdığı gibi, gülün nazik yapraklarına da Cemâlî isimleriyle tecelli eder ve bize Cemâlini tanıttırır. Nasıl ki bir ressam, tablosunda en az bahar mevsimi kadar kışa da yer verir ve bir güzellik buudu olarak kışın o beyaz örtüsü üzerinde de durur; aynı şekilde, bir orman manzarasında renkli çiçeklerin yanısıra ağaçlardan birine de bir yılan konduruverir ve ırmakların, yeşilliklerin yanında kayaları da ihmal etmez.. öyle de, Cenâb-ı Hakk, içtimâî tabloyu çeşitli isimlerinin tecelli kalemiyle çizmekte ve ona ayrı bir buud ve ayrı bir derinlik kazandırmaktadır. Zaten, bunu O'ndan daha güzel kim yapabilir ki..?
4. Kâinatta zıtlıklar hâkimdir:
Biz, partiküllerden galaksilere kadar her şeyde artı ve eksi kutub zıdlığını görmekteyiz. Zaten, kâinattaki mükemmel vahdet ve şaşmaz nizam da bu zıdlıktan doğmaktadır. Bu fıtrat kanununa insan da uymalıdır ki, cemiyette vahdet korunmuş olsun. O halde insanlar, birbirine zıd durumları paylaşmalıdır. Bu da, bir kısmının zengin, diğer kısmının fakir; bir bölümünün tok, diğer bölümünün aç; bir gurubun hasta ve sakat, diğer grubun ise sağlam ve sıhhatli olması gibi zıt durumların vücudunu gerektirir. Nasıl kâinatı tamamen aynı kutuplarda toplamak mümkün değilse, aynı şekilde insanları da aynı durum ve seviyede tutmak mümkün değildir. Dıştan yapılacak her müdahele, bu hâkim dengeyi ve vahdetin sağladığı âhengi bozar. Yılanları ve fareleri bile ortadan kaldırmak, tabiat kitabında çıkarılan bir cümleyle değişiklik yapıp ma'nâyı bozmak olacağından, nizama menfi tesir yapar. Herkesi fakir veya zengin yapmaya kalkışmakla, herkesi erkek veya kadın yapmaya çalışmak arasında neticeye tesir yönüyle pek fark yoktur. Ah zavallı gayret ve boşa giden onca emek!..
5. Arzu edilen neticeye ulaşma yolunda herbir meslek için yapılan imtihan ve test sorularının şekil ve mahiyetlerinin yanısıra sayıları, zorluk ve kolaylıkları da farklı farklıdır:

Cehennem’den kurtulma ve Cennet’e nail olma, netice bakımından az bir mazhariyet midir ki, oraya girmek için belli bir imtihan ve derecesine göre hesaba çekilme mevzûbahis olmasın? Şu dünyada ölmeyecek kadar ve ancak yetecek ölçüde verilen bir maaş için gece gündüz çalışıp didinen, yorulup çile çeken insan, mahrumiyeti ölümden daha beter bir Cennet hayatına erme karşılığında, elbette en azından o maaşa hak kazanma uğrunda maruz kaldığı şeyler kadar olsun bazı mahrumiyetlere maruz kalacaktır. Bundan da anlaşılıyor ki, cemiyet hayatında gördüğümüz birbirine zıd durumlar, herkesin kendi imtihanını verme keyfiyetinin en normal bir tezahürüdür. İmtihan ise, herkesedir ve istisnası da yoktur.
6. Dünya mağrem, ahiret ise mağnemdir:
Meşakkat burdadır, nimetlere konmaksa orada. Ahirette hizmet ve talim olmadığı için bütün sıkıntılar burada çekilecek, üç buutlu sabır ile imtihan burada verilecek, emniyet ve saadet orada elde edilecektir. Zirâ, dünya ahiretin, ahiret de dünyanın rağmına işler. Ruh cesedin, cesed de ruhun rağmına gelişir. Dünyada heveslerine göre yaşamaya çalışanlar, ahirette hiç de hoşlarına gitmeyecek bir hayatla karşılaşırlar. Burada çekilen sıkıntılar ve katlanılan mahrumiyetler, orada kazanılacak ganimetlerin katlanarak verilmesine birer sebep teşkil edecektir. Bir kudsî hadîste bu husus şöyle dile getirilir: “İki emniyeti ve iki korkuyu bir arada vermem.” Allah, sevdiği kullarının ahireti burada tüketmesine razı olmaz ve onlara böyle bir neticeyle karşılaşmayacakları bir yaşama şekli lûtfeder.. hattâ cebreder.. ve bu cebir, bir cebr-i lutfî olur.
7. Sıkıntı ve musîbetler istisnâî olup, vasatî bir insan ömrüne kıyasla çok kısa bir zaman dilimini işgal eder.
İnsan, yirmidört saatlik ömrünü tetkik etse ve bu tetkikini geçirdiği bütün hayatının zaman dilimlerine tatbik etse, görecektir ki, ömrünün kıyas kabûl etmeyecek oranda ekseriyeti rahat, rehavet, bolluk ve nimetler içinde geçmiştir.
Şimdi, bazı nimetlerin umûmî oluşu sebebiyle üzerlerinde hiç düşünmediğimizi nazara alarak, şu soruları cevaplamaya çalışalım: “Güneş bizim kendi malımız mıdır? Durmadan verdiği ışığın karşısında bugüne kadar hiç sarfiyat faturası ödedik mi? Ya sıcaklık kaynağı olan ısısına ne demeli? Yağmura, buluta, rüzgâra ve toprağa bizi hiç de tanımadıkları halde yaptıkları yardım ve hizmetlerinden dolayı verdiğimiz ücretin faturası acaba kaç kuruştur? Senede kaç saniye hava kesintisine maruz kaldık? Hiç güneşin doğmadığı gün oldu mu? Ve, yılın kaç gününü bir hastalığın ızdırabıyla geçirdik?”
Evet, sıhhatli ve neşeli geçirdiğimiz, nimetlerle burun buruna yaşadığımız günlerimizle, hasta ve mahrumiyetler içinde bulunduğumuz günlerimizin yüzde hesabıyla orantısını çıkarıp şöyle bir istatistik yaptığımızda göreceğiz ki, insanoğlunun şikâyet edip durduğu fakirlik, hastalık, sakatlık, belâ ve musîbet dönemleri hayatında çok kısa bir süre işgal etmekte ve daima gelip geçici olmaktadır. Ayrıca bu süreler, ahiret hesabına çok şey getirip, dünya hesabına çok az şey götürmektedir. Kaldı ki, bu geçici ve kısa devreli hallere sebebiyet vermesi bakımından, insanların ferd, aile ve millet olarak çeşitli sû-i istimalleri, ihmal ve kötü alışkanlıkları da söz konusudur. Bunun ötesinde, musibet ve hastalıkların pek çok rahmet yönleri ve pek çok kazandırdıkları da vardır.
Dünya tarihinde, sulh ile geçen asırların yanında savaş yılları çok cüz'î kalır. Aynı şekilde, zelzele dakikaları toplansa, yüzyıllar içinde bir saatı bile doldurmaz. Yay eğri bile olsa ok doğrudur ve atış isabetli olur.
Yakın mesafeden bakıldığında bir ta...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir?
« Posted on: 20 Kasım 2019, 13:03:59 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir? rüya tabiri,Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir? mekke canlı, Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir? kabe canlı yayın, Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir? Üç boyutlu kuran oku Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir? kuran ı kerim, Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir? peygamber kıssaları,Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir? ilitam ders soruları, Allah,Insanlari Neden Bir Ve Esit Yaratmamistir?önlisans arapça,
Logged
29 Eylül 2011, 19:26:23
Ömer Gibi Ol

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 110


« Yanıtla #1 : 29 Eylül 2011, 19:26:23 »

SN. NURSİMA KARDEŞİM BENDE SİTEDE KONU BAŞLATMAK İSTİYORUM AMA BUNU BİR TÜRLÜ BECEREMİYORUM BANA YARDIMCI OLURSANIZ SEVİNİRİM İNŞAllah
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Radyo Beyan - www.radyobeyan.com - Beyan Fm  - ( İslam Kardeşliğinin Sesi ). Beyan Fm 
Bugün Allah (c.c) için Hizmet Ettin mi ?
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &