ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Ahlak olgusunun kaynagi nedir
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ahlak olgusunun kaynagi nedir  (Okunma Sayısı 1313 defa)
18 Mayıs 2010, 16:38:44
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 18 Mayıs 2010, 16:38:44 »



Ahlak Olgusunun Kaynagi Nedir?


Giris

Ahlak olgusu insani diger canli varliklardan ayiran en önemli unsurlardan birisidir. Yani ahlaktan bahsedilirken, kesin olarak insani bir durumdan söz ediliyor demektir. Hem bir duygu olarak, hem de iradi-bilinçli bir davranis olarak ahlaki eylem, insana özgü bir tutumdur. Bu tartismasiz hakikate ragmen, ahlakin dayandigi temel ilke ve referanslar konusunda tek bir noktada anlasildigi söylenemez. Hatta sadece ahlakin kaynagi konusunda degil, bu kavramin anlami konusunda bile farkli tarifler yapilmaktadir.

Ahlak'in kaynaginin ne oldugu konusunda insanlik tarihi boyunca ortaya konan üç temel tezin oldugu görülmektedir. Bu tezlerden ilki, ahlaki insanin hem yaratilisi, tabiati veya fitrat kanunlari anlaminda, hem de peygamberler araciligiyla gönderilen vahiy kaynakli ilkeler, kurallar anlaminda kabul eden dinlerin tezleridir. Ikinci tez ise ahlaki akil referansli olarak ele alan, onu hem bir metafizik hem de pratik bir insani olgu olarak gören farkli felsefe doktrinlerinin tezleridir. Üçüncü tez ise, ahlakin toplumsal yönü üzerine gelistirilen antropolojik ve sosyolojik teorilerdir.

Bu üç tezi ayrintili olarak incelemeye baslamadan önce, ahlak kavraminin üzerine yapilan tariflerine bakalim: Öncelikle Ahlâk'in Arapça bir kavram oldugunu ve Islam dini ile dogrudan ilgili bir anlam yüklü oldugunu gözden uzak tutmamak gerekir. Bu anlamda ahlak ile, insanin belli bir amaç dogrultusunda yaratilisi ve buna uygun duygu, düsünce ve eylem-amel bütünlügüne sahip olmasi gerektigi anlasilir. Buna göre Islam dininin temel hedefi, mükemmel bir ahlâk sistemi ortaya koymak ve insanlarin buna uygun bir hayat yasanmasini saglamaktir. Bu amaca uygun olarak da Islam dininin kaynagi olan Kuran'da ve peygamberin davranislarinda mükemmel bir ahlak örnegi sürekli vurgulanir.

Ahlak kavrami, lügatlerde hulk kelimesinin çogulu olarak geçmektedir. Hulk ise, seciye, huy, tabiat, insanin davranis tarzi, tutumlari ve tavirlari anlaminda kullanilmaktadir. Istilahi olarak ise insanin dogustan veya sonradan kazanilan zihni veya ruhi halleri ile bu hallerinden dogan iyi veya kötü tavir ve hareketlerini ifade etmektedir. Buna göre Arapça'daki ahlak kelimesi, hem ontolojik-varolussal yani felsefi, hem de sosyolojik bir anlam tasir. Buna göre ahlak olgusunun hem degismez bir yani vardir, hem de zaman içinde geçirdigi bir degisim söz konusudur. Bu anlam dogrultusunda, bu kavramin içinde özellikle Islam dinine münhasir bir ahlak anlayisinin oldugu söylenebilir.

Ahlak kavrami Bati dillerinde ise iki farkli biçimde kullanilmaktadir: Etik ve moral… Yunanca "etik" kavrami "ethos" kelimesinden gelmektedir. Bu kavram aslinda ahlakin tam bir karsiligi olmaktan çok, ahlakin konulari üzerine yapilan felsefelerin genel bir adidir. Baska bir ifadeyle, ahlak üzerine yapilan felsefe ya da ahlak üzerine düsünebilme faaliyetidir. Yani etik, "iyi ile kötü olan davranislarin belirlenmesini teorik olarak ve mantik temellerine dayali olarak incelemeyi konu edinen bir disiplin"dir. Böylece ahlak felsefesi anlamindaki etik, belli bir toplumda veya belli bir dönemde ortaya çikmis ahlak kurallariyla degil, ahlakin her zaman ve toplumda geçerli ilkelerinin neler oldugu, farkli ahlak kurallari arasinda seçim yapmamizi belirleyen ilke ve ölçütlerin neler olabilecegi gibi konularla ilgilenir.

Demek ki dini anlamda ahlak, bir toplumda kabul edilen dogrudan veya dolayli olarak ilahi kaynakli belli kurallar kümesini ifade ederken; felsefenin bir dali olarak etik ise, ahlaki kavramlarin çözümlenmesi için, rasyonel, mantiki ve teorik temelleri bulmaya çalisir. Bu nedenle de farkli disiplinlere göre farkli ahlak anlayislari ortaya çikmaktadir.

Latince bir kelimeden türetilen moral terimine gelince, bu terim daha çok ahlakin tarihi ve kültürel boyutu ile ilgilidir. Avrupa dillerinde kullanilan moral kavrami ile Yunanca'daki etik kavrami arasindaki bu farki açiklamak Kant söyle demektedir. Ona göre moral kavrami ile, olgusal ve tarihsel olarak yasanan davranislar, aliskanliklar, töreler veya gelenekler kastedilmektedir. Bu nedenle de Kant ahlakin bu boyutunu etikten ayirip, kültürü konu edinen antropolojinin konusu olarak belirlemekte; etikin konusunu ise bir metafizik alani olarak temellendirmeye çalismaktadir.

Özet olarak anlasiliyor ki, Bati'da Almanca moral, Fransizca morale, Ingilizce morals v.s. olarak kullanilan ahlaka daha çok geleneklerle ve kültürle ilgili bir anlam yüklenirken; ahlakin Yunanca'daki etik biçimindeki kullanimi daha çok felsefi bir içerik tasir. Bu nedenle Bati dillerindeki moral kelimesi, daha çok toplumsal bir içerige sahiptir. Burada kelimenin tasidigi anlam genel olarak, toplumlarin bagli oldugu deger yargilarini "hayat kurallarini" ifade etmektedir Simdi asagida ahlakin önce felsefi, sonra toplumsal, ve son olarak ise dini kaynaklari daha ayrintili bir biçimde incelenecektir.

1- Filozoflara Göre Ahlak'in Kaynagi

Ahlâk problemi, insanlik tarihi boyunca, felsefenin hem teorik, hem pratik konulari arasinda yer almistir. Ya da ahlâk problemini hem teorik, hem de pratik bir konu olarak degerlendiren filozoflar vardir. Baska bir ifadeyle de ahlâk probleminin, teorik yani da vardir, pratik tarafi da denilebilir. Mesela, ahlak felsefesinin ilk üstatlarindan Platon'a göre, ahlâk problemi, bilgi teorisinin üzerine bina edilir. O bilgi ile erdem arasinda yakin bir bag kurarak, idealist bir ahlâk teorisi gelistirir. Diger yandan ögrencisi Aristoteles, ahlaki teorik ve pratik yönleriyle ele alma konusunda daha ayrintili fikirler üretir. Aristo kendisine sadece iyiyi ve erdemi amaç edinen düsünme erdemleri ile iyiyi pratik davranislar bakimindan inceleyen karakter erdemlerini birbirinden ayirir.

Hangi tarafindan bakilirsa bakilsin ahlâk, felsefenin temel problemlerinden birisi olmaktadir. Teorik açidan insanin kendi kendisiyle hesaplasmasini saglayan vicdan, ahlâk felsefesinin çözülemeyen problemlerinden birisi olmaya devam etmektedir. Birçok insanin karsi karsiya kaldigi bir sasirip kalma haline neden olan "vicdanin sesi" denen sey nedir? Hiçbir belli neden olmaksizin mesela, (Sokrates'i ölüme gitmeye yönelten) o vicdan (daimon) nedir? Bu sorular hep varolmaya devam etmektedir.

Fakat toplumun tek tek insanlara yükledigi bu davranislarin iyi ya da kötü olarak belirlenmesi, gerçekten de dogru ve geçerli bir hüküm olabilir mi? Insanlarin çogunlugu bu sorulari sormaksizin toplumun istedigi davranislari iyi; istemedigi davranislari da kötü olarak benimser ve bunlari uygulamaya çalisir. Filozoflar ise bilgi, varlik ve estetik yargilarda oldugu gibi, bu konuda da aklin kilavuzluguna basvururlar. Aklin açik-seçik ve tutarli olarak aydinlatmadigi bir yargiyi hemen dogru olarak kabul etmezler. Iste filozoflara göre ahlak olgusu hakkinda da özellikle bazi sorularin cevabini verdikten sonra, onun hakkinda daha dogru bir hüküm verebilir.

Filozoflarin ahlâk prensiplerini anlamak ve açiklamak amaciyla sorduklari belli basli sorular ise sunlardir:

1- Toplum otoritesinin kaynagi nedir? Toplum otoritesi apriorik (deneyden önce) bir zorunluluk mudur; yoksa sonradan bazi toplumsal gruplarin ya da kisilerin çikarlari için tesekkül etmis sun'i bir tesekkül müdür? Toplumun belirledigi iyi ve kötü yargilari insanin daha özgür kilinmasini mi, yoksa özgürlügünün elinden alinmasini mi sonuç verir?

2- Bütün insanlarin ittifak edip, onaylayabilecekleri ortak davranis tarzlari var midir? Yoksa kisiden kisiye, toplumdan topluma degisen relatif bir durumdan mi söz edilebilir?

3- Insanin her zaman ve mekanda degismeden kalan insani bir özü var midir? Yani ortak bir insan tabiatindan söz edilebilir mi? Eger böyle ise, insanin bu tabiati ahlakli bir varlik olmasina elverisli midir? Ya da insanin tabiati bencil mi, yoksa toplumsal midir?

4- Insan davranislarinda hür müdür, yani insanin hür bir iradesi var midir? Yoksa insan belli duygu ve tabiat ilkeleri tarafindan sinirlandirilmis midir?

5- Davranislarimizi belirleyen ahlâk prensipleri ile düsünce ile bilgi arasinda bir iliski var midir? Varsa bu iliskide hangisi önce gelir. Ahlaki davranislarimiz ve eylemlerimiz bilgi ile temellendirilebilir mi? (Dranaz, 1972, 103)

6- Iyilik ve kötülük kavramlari hakkinda ortaya atilan; iyilik ve kötülük bir davranisin ya da varligin özünde var olan bir özellik midir; yoksa bir eylemi veya varligi biz iyi ya da kötü olarak nitelendirdigimiz için mi öyledirler?

Iste bu sorular ve daha bir çogu düsünce tarihinde ün yapmis filozoflar tarafindan kendi kendine sorulmaktadir.

Simdi bu sorulari bir kenara koyarak, felsefe tarihine bir göz gezdirilecek olursa, ahlak hakkinda ilk olarak Sokrates ve onun ögrencisi Platon'un düsünceleri ile karsilasilir. Hatta Sokrates'in bütün mücadelesinin merkezinde, bir ahlak ilkesi olarak dogruluk ve erdem üzere yasamak oldugu görülür. Sokrates'in sofistlerle kendisini ölüme kadar sürükleyen tartismalarinin temelinde bir ahlak ilkesi ugruna savasmasi yatmaktadir. Ögrencisi Platon ise onun hayatini feda ettigi bu ilkeleri sürdürebilmek ve gelecege tasiyabilmek için, en ince ayrintisina varincaya kadar yaziya döker. Sokrates'in sürekli tekrar ettigi "ey insan kendini bil!" sözü insanin kendini tanimasinin önemini anlatir. Buradan anlasildigina göre, her seyin esas ölçüsü, insanin tabiatidir denilebilir.

Iste Platon da hocasindan esinlenerek, ahlâk felsefesini temellendirebilmek için, diyaloglarinda belirli bir "insan tabiati" üzerinde durmaktadir. Ona göre insan tabiati potansiyel olarak ideal olana, yani "idealar alemine" yönelmistir. Insanin dünyadaki eylemlerinin hedefi bu dogrultuda "kendini gerçeklestirmesi"dir. Insan için en yüksek iyi, kendi özüne, kendi tabiatina uygun olana ulasmaktir. Ona göre insanin ahl...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Ahlak olgusunun kaynagi nedir
« Posted on: 19 Mayıs 2019, 13:18:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ahlak olgusunun kaynagi nedir rüya tabiri,Ahlak olgusunun kaynagi nedir mekke canlı, Ahlak olgusunun kaynagi nedir kabe canlı yayın, Ahlak olgusunun kaynagi nedir Üç boyutlu kuran oku Ahlak olgusunun kaynagi nedir kuran ı kerim, Ahlak olgusunun kaynagi nedir peygamber kıssaları,Ahlak olgusunun kaynagi nedir ilitam ders soruları, Ahlak olgusunun kaynagi nedirönlisans arapça,
Logged
18 Mart 2015, 15:12:10
Rabia K
Yeni Üyeler 2015
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 53


« Yanıtla #1 : 18 Mart 2015, 15:12:10 »

Ahlak İslam Dini ile dogrudan  ilgili bir anlam yüküdür
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &