ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Aile Dergisi > Diğer Yazılar > Hâl ve Kâl
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hâl ve Kâl  (Okunma Sayısı 759 defa)
17 Aralık 2011, 17:02:20
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 17 Aralık 2011, 17:02:20 »



Hâl ve Kâl

Mart 2008 30.SAYI

Hayatla ölüm arasındaki son devre

Artık gizleyecek bir şey kalmadı Ölüyorum! Önceden bu düşünce beni çıldırtırken, şimdi tebessümle çağırır oldum. Neyse ki, dedemin daha ben çocukken kucağına oturtup sevgiyle ahiretten, en çok da cennetten bahsedişi bu günlerde imdadıma yetişti.

Aldığım haber sonrası, kendimle ve çevremle bir süre sinir harbi yaşamıştım. Çevremde herkesi o asabiyetle haşlıyordum. Sanki hastalanmamda onların bir katkısı varmış gibi... Kim bilir belki de onların sağlıkla etrafımda dolaşmalarını çekemiyordum. Neden hastalık beni bulmuştu sanki? Bunamaya başlayan babaannem yaşamaya devam ederken, niçin onca hayalleri olan benim gibi yirmisinde birine piyango vurmuştu?

Yataktan pek kalktığım söylenemezdi. Adeta tüm dünyaya ve içindekilere küsmüş gibiydim. Nereden bilebilirdim ki, bir gün gökyüzünü, yeşil çimenleri, sokakta oynayan çocukları dışarıda gezinerek görmeye hasret kalacağım; evin içinde dolaşmayı, hatta konuşmayı isteyeceğim de buna muvaffak olamayacağım; pencere kenarındaki yatağımdan izlediğim kısmi gökyüzü görüntüsüyle yetinmeye mecbur kalacağım… Meğer sağlıklıyken fark etmeden yaptığımız her hareket ne kadar büyük bir nimetmiş. “İnsan kaybedince nimetlerin kadrini anlar” derlerdi ya, duyar da pek kulak asmazdım. Şimdi ben de öyle söylüyorum. Hakikaten insan elde bulundurduğu hiçbir şeyin kıymetini kaybettiği andaki kadar büyük bir netlikle anlayamıyor. Kim bilir, belki birileri de bu yazdıklarımı okurken aynı netlikte hissedemeyecek. Tecrübeleri bir kez de kendimiz tecrübe etmeksizin aklımız başımıza gelmiyor ya neyse…

Öyleyse niye yazıyorum bunları? Öteden beri hep düşlediğim gizli bir arzum vardı: Yazar olmak! Artık erteleyecek bir zamanım bulunmadığına göre hem son günlerimi geçirecek bir meşgalem olsun, hem de benden geriye bir iz kalsın diye yazmaya karar verdim. Gerçi yazmakta zorlanıyorum. Oturtup büktürdüğüm dizlerime defteri yaslayarak, fasılalarla kalemi oynatabiliyorum. Fakat bunu yaparken mutlu görünüyor olmalıyım ki, hayatla son bağ kabilinden sayılan bu işe kimse karşı çıkmıyor. Belki bir ölüden kalacak bu son cümleler, ketumlaştırdığım dünyamın tek anahtarı.

Ağrılarım arttı. Onları dindirmek için iğne yapmaya başladılar. Kendimi teselli edebilmek adına türlü şeyler düşünmeye zorluyorum. Nasıl olduysa oldu hastalandım, ölecektim, kurtuluş yoktu. Son günleri yaka silktirerek, nerdeyse ölümüme sevindirtecek derecede kötü hatıralar ve kalp kırgınlıklarıyla geçirmenin kime ne yararı vardı ki?..

Ellerimi inceliyorum. Kalem tutmaya çalışan güçsüz, adeta ince soluk bir zarla çevrili ellerimin günden güne geçirdikleri değişimi izleyebiliyorum şimdilik. Ama yüzümün ne hal aldığını tahmin dahi edemiyorum. Tüm güzelliğini meydana çıkarabilmek için yaptığım maskeler, boyalar artık yok. Onlarsız, kemikleri iyice ortaya çıkmış renksiz yüzüm kim bilir ne halde görünüyor? Aynada kendime bakmaya cesaretim yok. Kimse de bu konuda bir teşebbüste bulunmuyor. Ben de aynalarla bu vaziyette bir işimin olduğunu düşünmüyorum zaten. Ama bazen annemi buğulu gözlerle yüzümü incelerken yakalıyorum. Hiçbir şey sormuyorum. Böyle durumlarda belki en doğrusu hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi davranmak. İnsanlar bir şey açıklamak zorunda kalmayınca nispeten rahatlıyor.

Artık ayağa kalkamıyorum. Sürekli yatmaktan yatak vücuduma batmaya başladı. Hatta yaralar çıktı. Pansuman yapılırken dayanamıyorum. Kimse bana dokunsun istemiyorum. İğneleri daha sık ve yüksek dozda yapmalarına rağmen, ağrılarım dinmiyor. Artık kalem tutamadığım için yazılarımı benden iki yaş küçük kız kardeşime geceleri yazdırtıyorum. Şimdi geceler fazla uzun; sabahı iple çekiyorum. Sanki sabah olunca acılarım dinecekmiş gibi. Hasta psikolojisi dedikleri bu olsa gerek; gündüzden geceye, geceden gündüze sığınmak. Her birini ayrı bir ümitle beklemek!..

Artık gizleyecek bir şey kalmadı Ölüyorum!

İyice takatim kesildi. Adeta fısıltıyla, büyük bir güç sarf ederek yazdırıyorum. Fakat artık ölümden korkmuyorum! Aksine kendimi teslim edebilmek için gündüz ve gecede onu arıyorum. Şu an ölüm bana bir kurtuluş gibi gözüküyor. Bana gözyaşlarını göstermemeye çalışsalar da, kızarık ve şiş göz kapaklarından annemlerin odaya girmeden önce epey ağladıklarını anlıyorum. Artık gizleyecek bir şey kalmadı: Ölüyorum! Önceden bu düşünce beni çıldırtırken, şimdi tebessümle çağırır oldum. Tenimin soğuk bir toprakla örtüleceği, gördüğümde bile çığlık attığım böceklerin envai çeşidinin yüzümde, gözümde, dudaklarımda, hatta ağzımın derinliklerinde gezineceği, çaresiz, hareketsiz kalacağım düşüncesi beni delirtmek üzereydi. O zaman ölümün soğuk nefesini tüm bedenimde hissetmek, benim için işkenceden beterdi. Neyse ki, dedemin daha ben minimini bir çocukken kucağına oturtup sevgiyle ahiretten, en çok da cennetten bahsedişi bu günlerde imdadıma yetişti.

Ellerimi tutup tövbe etmemi söyledi

Tatlı hatıralar olarak mazinin tozlu raflarında çoktan unutulmuş bu hayalcikler, ölümden dehşete düştüğüm hasta yatağımda zamanla netlik kazanmaya başladı. Şimdi en çaresiz bulunduğum bu anlarda, o eski hatıralardan medet umuyordum. Ama aklıma bölük pörçük cümleler geliyordu. Ahiret hayatını bir kez daha dinlemek istediğimden dindar yaşantısıyla tanıdığımız bir akrabayı çağırttım. Herkes şaşırsa da son isteklerimden olduğunu tahmin ettikleri için itiraz etmeden yerine getirdiler. Bu akrabam artık sürekli gidip geliyor. Bir gün ellerimi tutup tövbe etmemi söyledi. Onunla tüm günahlarıma tövbe ettim. Bazen öylesine bir ahenkle Kur’an okuyor ki, o sesle içimin açıldığını, ferahladığımı hissediyorum. Böyle anlarda kendime hayıflanıyorum. Keşke bu sesle bu kadar geç, ölüm döşeğinde tanışmasaydım. Gözyaşıma mani olmuyorum.

Sanırım son satırlar. O kadar halsizim ki: Göz kapaklarımı dahi açasım gelmiyor. Şimdi artık ölüm meleğini, zihinlerimize kazınan gizemli o korkunç çirkin suratıyla değil, melek sıfatıyla düşünüyorum. Dediklerine göre bazen çok sevdiğimiz birinin suretinde ruhumuzu almaya gelirmiş. Nedense artık güzel yüzlü bir meleğin, nurlar ve beyazlar içinde bir dedeyle birlikte gelişini hayal ediyorum. Gülen gözlerin, gözlerime eğildiğini ve beyaz bir elin alnıma konduğu esnada yaşam çizgisinin ötesine geçtiğimi görüyorum. Böyle bir ölümden niçin korkayım ki?

Nurlar ve beyazlar içindeki aynı güzel hayali görüyorum. Onun bir gün gerçekten gelip beni o şekilde götüreceğine öylesine inandım ki, başka türlü olması mümkün değil gibi!.. Acıyla yanıp eriyen bedenimden, ateşe bir pay kalmamıştır umarım. Bu ümitlerle her gün o güzel hayalin gelmesini bekliyorum. Sanırım artık fısıltıyla da konuşamayacağım. Zaten söylenecek pek bir şey de kalmadı. Sadece o son anı anlatabilmeyi isterdim. Artık ötede konuşuruz.

Rabia SULUK

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hâl ve Kâl
« Posted on: 15 Kasım 2019, 02:45:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hâl ve Kâl rüya tabiri,Hâl ve Kâl mekke canlı, Hâl ve Kâl kabe canlı yayın, Hâl ve Kâl Üç boyutlu kuran oku Hâl ve Kâl kuran ı kerim, Hâl ve Kâl peygamber kıssaları,Hâl ve Kâl ilitam ders soruları, Hâl ve Kâl önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &