ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Açık Öğretim & İlitam Dunyasi ๑۩۞۩๑ > Sakarya İlitam > Ders Notları ve Özetler > İslam Felsefesi 7.Hafta
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İslam Felsefesi 7.Hafta  (Okunma Sayısı 4163 defa)
26 Mart 2010, 02:09:02
muallim

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« : 26 Mart 2010, 02:09:02 »



İSLAM FELSEFESİ 7.HAFTA


İHVÂN-I SAFA
IV. (X.) yüzyılda Basra'da ortaya çıkmış, dinî, felsefî, siyasî ve ilmî amaçlan olan, faaliyetlerini gizli olarak sürdürmüş organize bir topluluğun adıdır. Abbasî Devleti'nin son zamanlarına rastlayan, dinî, felsefî ve siyasî çekişmelerin yaygın olduğu bir dönemde felsefî ve ilmî çalışmaları, dinî ve ahlâkî gayretleriyle birlik ve beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışmayı Öne çıkararak İslâm toplumunu fikrî bakımdan yeniden derleyip toparlamayı hedefleyen bu topluluğun tam adı İhvânü's-Safâ ve Hullânü'l-Vefâve Ehlü'l-Adl ve Ebnâü'l- Hamd'dir. Bu isim topluluğa bizzat kendilerince verilmiştir.
İhvân-ı Safâ'nın risalelerinde bile topluluk mensuplarının isimlerinin zikredilmemesi, çalışmalarında gizliliği kendilerine İlke edinmeleri, bilimsel problemleri tartışmak üzere belirli zamanlarda düzenledikleri toplantılara kendilerinden olmayanların katılamaması bu topluluğun gizli bir örgüt olduğu görünümünü vermekte, onların kimlikleri ve dolayısıyla Risalelerin yazarı veya yazarları hakkındaki tartışmaların da kaynağını oluşturmaktadır.
Resâ'ilü İhvâni's-Şafâ, kendileri belirtmemiş olmasına rağmen klasik kaynaklarda bu topluluğun kurucuları ve risalelerin müellifi olarak beş isim zikredilmektedir. Bunlar Zeyd b. Rifâa,          Ebû Süleyman Muhammed b. Ma'şer el-Büstî el-Makdisî Mukaddesî ,            Ebü'l-Hasan Ali b. Hârûn ez-Zencânî,          Ebû Ahmed el-Mihri-cânî       ve Avfî'dir. Makdisî dışındaki dört ismin topluluktaki fonksiyonunun Makdisî'nin yazdığı risaleleri istinsah edip çeşitli bölgelere ulaştırmak, yazım için bilgi toplamak, periyodik olarak topluluğun kendine has faaliyetlerini konuşmak, düzenlenen toplantıları organize etmek vb. faaliyetler olabileceği akla gelmektedir. Ancak bunların her birinin geniş kültürlü birer âlim olduğu ve risalelerin dinden kozmolojiye, psikolojiden metafiziğe, astronomiden matematiğe kadar ansiklopedik bir mahiyet arzettiği düşünülürse risalelerin, konusunda uzman kişiler tarafından yazıldığı tezi kabul edilebilir. Buna göre konular uzmanları tarafından ele alınıp yazılmış, fakat risalelere son şeklini Makdisî vermiştir.
 İhvân-ı Safâ'nın, risâlelerdeki bâtını te'vil ve yorumları ile zaman zaman Ehl-i beyt'in üstünlüğünü vurgulamaları, kendi grupları hakkında "şîa, ehlü şîatinâ" gibi ifadeler kullanmaları onların Şiîliği konusundaki kanaatleri destekler mahiyettedir. Bazı araştırmacılar ve özellikle İsmâilî yazarlar, İhvân-ı Safa risalelerinin İsmâilî akide ile özdeş olduğunu ifade ederek onları "Kur'an'dan sonra Kur'an" ve "bilimin Kur'an'ı" olarak nitelendirmişlerdir. Bununla beraber İhvân-ı Safâ'nın Şiîliği ve İsmâilîliliği tartışmalıdır. Halbuki risalelerde Şiîlik zaman zaman eleştirilmiş. Şiîler'den bir kısmının bu mezhebin ne olduğunu bilmeden onu sadece bir geçim aracı yaptığı, ilim ve Kur'an öğrenmeyi terk ettiği, kabir ziyaretine gereğinden fazla önem verdiği ifade edilmiştir. Daha da önemlisi İhvân-ı Safa. Şiî mezhebinin temel esaslarından biri olan "imâm-ı muntazar" anlayışını da eleştirir.
İhvân-ı Safa düşüncelerini, dinî ve felsefî ilimler alanında yazdıkları toplam elli iki risaleden oluşan Resâ'ilü İhvâni's-Safa’da anlatmıştır. Risaleler, İslâm düşüncesinin X. yüzyıldaki ilmî ve felsefî düzeyini ansiklopedik bir yaklaşımla aksettirdiği için yazarları modern araştırmacılarca "İslâm ansiklopedistleri" şeklinde anılmıştır.  Dinî ve ahlâkî kaygılarla ortaya çıkan İhvân-ı Safa bağnazlığı, fikir ve mezhep çekişmelerini gidermeyi, kardeşlik ve yardımlaşma duygusunu yerleştirmeyi, kendilerine göre yanlış bilgiler ve bâtıl düşüncelerle kirletilmiş olan dini, felsefe ile yeniden temizlemeyi hedeflemiştir.
Onlar için düşüncelerine temel olmada Kur'an ne kadar öneme sahipse Tevrat ve İncil de o kadar önemlidir. Din bilgisinde Hz. Peygamber'in veya Hz. Ali'nin sözü ne kadar önem taşıyorsa felsefede Sokrat, Eflâtun ve Aristo'nun, matematik ve geometride Pisagor'un ve Öklid'in, coğrafyada Batlamyus'un sözünün de önemi o derece büyüktür. İhvân-ı Safâ'nın metafizik açıklamalarında Pisagor ve özellikle Yeni Eflâtunculuğun etkisini ayrıca vurgulamak gerekir. Ancak müslüman bir toplumda yaşamaları ve kendilerinin de müslüman olması sebebiyle Kur'an'a ve hadislere daha fazla önem vermişlerdir. Mezhep tutkusundan uzak ve doğru buldukları her düşünceyi kaynağı ne olursa olsun alma eğiliminde olduklarını şöyle belirtmişlerdir: "Kardeşlerimizin ilimlerden hiçbirine düşman olmamaları, hiçbir kitabı hor görmemeleri, mezheplerden hiçbirine ön yargı ile bakıp taassuba düşmemeleri gerekir. Çünkü bizim görüş ve mezhebimiz bütün mezheplerin görüşlerini kapsar ve bütün ilimleri kuşatır.
İhvân-ı Safa. düşüncelerinin eklektik yapıda olmasının zorunlu sonucu olarak dönemlerinde mevcut her tür bilgiyi derleyip değerlendirmiş ve bilgilerini başlıca dört kaynaktan aldıklarını ifade etmişlerdir,
a) Bilge ve filozoflar tarafından yazılmış matematik ve fiziğe dair kitaplar;
b) Tevrat, İncil ve Kur'an gibi kutsal kitaplar ve peygamberlere melekler aracılığıyla indirilen sahîfeler;
c) Yıldızların hareketleri, burçların kısımları ve mevcut varlıkların şekilleriyle maden, bitki ve hayvanlardan bahseden astronomi, jeoloji ve botaniğe dair eserler;
d) Temiz ve saf insanlara ALLAH'ın ilham yoluyla bildirdiği ilâhî kitaplar.
Felsefe Anlayısı. İhvân-ı Safâ, Pisagorcu-Eflâtuncu felsefe eğitimi anlayışına uygun olarak bilgi araştırmasına matematikle başlar.  Mantık ise felsefenin ölçüsü ve filozofun aleti konumundadır. Felsefe, peygamberlikten sonra insan uğraşlarının en üstünü olduğuna göre felsefenin Ölçüsü ve filozofun aleti olan mantığın da ölçü ve aletlerin en üstünü olması gerekir.  Matematiğin gayesi insanı duyulur şeylerden akledilirlere götürmek iken mantık fizikten metafiziğe geçişte bir vasıta rolündedir. Mantık bilimlerini "zihinde tasavvur edilen kavramların anlamlarını bilmek" şeklinde tanımlayan İhvân-ı Safâ'nın mantık birikimiyle ilgili ayrıntıya gidildiğinde bazı bilgi eksiklikleri taşıdığı görülür.
Felsefe anlayışını İhvân-ı Safa mistik ve ahlâkî bazı normlar üzerine inşa eder. Bu sebeple felsefeye yaklaşımları Peripatetik anlayıştan ziyade Pisagorcu ve Sokratik amaca daha yakın görünmektedir. İhvân-ı Safa, felsefeyi Eflâtuncu bir anlayışla "insanın gücü ölçüsünde Tanrı'ya benzemesi" şeklinde tanımlarken bununla hem zihinde bilgi planında- hem pratikte benzemeyi kasteder. Filozof ise "davranışları güzel, sanatı sağlam (işinin ehli), doğru sözlü, güzel ahlâklı, düşünceleri düzgün, amelleri temiz, bilgileri gerçekçi" olarak nitelenir. İhvân-ı Safâ'nın felsefesi dinî kayıtlardan arınmış bir felsefe değildir.
 İhvân-ı Safâ'nın felsefesi, en yüksek amaç olduğu vurgulanan ALLAH'ın ahlâkı ile ahlaklanmayı kendine temel prensip olarak almış, peygamberlik ve vahiy esasına dayanan bir felsefedir.
Bilgi Anlayışı. İhvân-ı Safâ'nın düşünce sistemi insanı merkez alan bir sistemdir. İnsanın var oluş gayesi kendini ve âlemi tanıması, yaratanını bilmesi, eşyanın hikmetini ve hakikatini kavramasıdır.İhvân-ı Safa, doğuşta insan zihnini üzerine henüz herhangi bir şey yazılmamış boş bir kâğıda benzetir. İhvân-ı Safa insanın doğuştan birtakım bilgilerle gelmediği, bilgilerin sonradan kazanıldığı kanaatindedir. Sonradan kazanılan bu bilgileri elde etme yollan ise şöyle açıklanmaktadır:
 Bilgi elde etmenin ilk yolu duyulardır. Sonra akıl, ardından da burhan gelir. Mâkul olmayan bir şey üzerine burhan inşa etmek mümkün değildir. Çünkü burhan yalnız aklın ilk bilgilerinden çıkarılmış zarurî öncüllerin üzerine kurulabilir. Ancak aklın ilk bilgilerinde mevcut şeyler duyular yoluyla tek tek nesnelerden elde edilmiş, cins ve nevilere ait küllî kavramlardır. On arşın boyundaki bir tahtanın altı arşın boyundakinden daha uzun olduğunu bilemeyen bir çocuğun bütünün parçadan daha büyük olduğunu bilmesine imkân olmaması bunun en açık kanıtıdır. İhvân-ı Safa vahiy ve ilhamı da bilgide önemli bir vasıta olarak görür. Nitekim risalelerde bu çeşit bilginin merkezi olan kalp ve kalp temizliği üzerinde önemle durulmuştur.
 İhvân-ı Safâ'nın bilgi öğretisinde belirlenen bu yollar, bilgi elde etme sürecinde bir bakıma biri diğerinin temelini oluşturmaktadır. Akledilirlerin bilinmesi duyulurların bilinmesini gerekli kılar. Bir şeyin kanıtlanması için onun akledilir olması şarttır. Duyulur şeyler tabii olarak duyularla, aklî kavramlar akılla bilinir ve burhan yöntemiyle kanıtlanır. Akılla is-patlanamayan metafizik hakikatler de vahiy ve ilhamla bilinir. Çünkü aklî kapasite, en azından ilmî ve ahlâkî anlamda eğitim öğretim süreçlerinden henüz geçmemiş olanlar için aynı değildir. Bu sebeple söz konusu aşamaları katederken her insan öğretmene ihtiyaç duyacaktır. Peygamberler ise bütün insanlığın öğretmenidir. Vahiy ve ilham sayesinde ise ruh arınma sonucunda olgunluğa ermiş, bir bakıma küllî nefisle (âlem ruhu) birleşme, Tanrı'dan bilgi alma durumundadır .
Metafizik ve Kozmoloji.
İhvân-ı Safâ'ya göre matematik bilimler tabiat bilimleri için bir basamak, tabiat bilimleri de metafiziğe geçiş için bir vasıtadır.Metafiziğin ilk derecesi insanın önce kendini bilmesi, tanımasıdır. Çünkü insanın kendini tanımadan rabbini bilmesine imkân yoktur. Rabbini bilme ise bir insan için en büyük gaye, en yüce mutluluk ve ulvî âlemle irtibatında ruhun yücelmesi için en büyük etkendir. Bundan dolayı İhvânı Safâ'nın metafiziğinde Tanrı'yı bilme önemli bir yer tutar. "Görünen" (zahir) ve "görünmeyen" (bâtın) diye ikiye ayırdığı bu âlemde İhvân-ı Safa önce görüneni tanımaya çalışır.
Görünmeyenin iyi kavranabilmesi için görünenin iyi bilinmesi gerekir. Böylece fizikî varlık bilgide onlar için ilk unsuru oluşturur. Görünür âlemde insana en yakın varlık, bir bakıma kavranması icap eden bu görünür âlemin küçük bir örneği (mikrokozmos) olan insandır. Düşünen ve bile...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 26 Mart 2010, 02:38:10 Gönderen: muallim »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İslam Felsefesi 7.Hafta
« Posted on: 05 Haziran 2020, 19:14:48 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İslam Felsefesi 7.Hafta rüya tabiri,İslam Felsefesi 7.Hafta mekke canlı, İslam Felsefesi 7.Hafta kabe canlı yayın, İslam Felsefesi 7.Hafta Üç boyutlu kuran oku İslam Felsefesi 7.Hafta kuran ı kerim, İslam Felsefesi 7.Hafta peygamber kıssaları,İslam Felsefesi 7.Hafta ilitam ders soruları, İslam Felsefesi 7.Haftaönlisans arapça,
Logged
26 Mart 2010, 02:17:40
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« Yanıtla #1 : 26 Mart 2010, 02:17:40 »

Allah c.c. razı olsun paylaşımınız için hoşgeldiniz değerli muallim kardeşimiz sitemize
Bu paylaşımlarınızın devamı dileğiyle...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
26 Mart 2010, 02:21:50
muallim

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #2 : 26 Mart 2010, 02:21:50 »

Yaptığım kısaltmayı renklendirmiştim.Neden istediğim şekilde yayınlayamıyorum.problem bendemi yoksa sizin kurallarınızmı böyle
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
26 Mart 2010, 02:23:52
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« Yanıtla #3 : 26 Mart 2010, 02:23:52 »

Hayır bizde bir problem yok değerli kardeşimiz aynen kopyalayıp yapıştırmışsınız renk kodlamaları yapılmamış yapılmış olsaydı renkli görünürdü ben renklendirdim kodlarla biraz, konunun üst tarafında değiştir bölümünden bakabilirsiniz
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
26 Mart 2010, 02:39:52
Mehmed

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 244


« Yanıtla #4 : 26 Mart 2010, 02:39:52 »

Teşekkür ederiz kardeşim ALLAH razı olsun paylaşımınız için.ALLAH hizmetlerinizi daim eylesin inşaallah.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &