ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Denemeler > Beni azaltıyorsun
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Beni azaltıyorsun  (Okunma Sayısı 566 defa)
06 Eylül 2010, 14:57:41
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 06 Eylül 2010, 14:57:41 »




Beni azaltıyorsun


1.

 

Kaç yıl geçti aradan?

Şarkı sözü gibi oldu. Olsun.

Görüşmeyeli ne çok değişmişsin. Şimdi hiç mi hiç siyahı  kalmamış saçın ve sakalınla daha güzelleşmişsin. Sakin, engin, derin bir derviş gibisin. Belki sizi 'derviş' kelimesiyle ifade etmemeliydim. Çünkü çocukluğumun o güzel hocası dervişliğin her türlüsüne karşıydı.

 

İlk gençlik yıllarımızdı. Duygularımız doludizgin atlar gibi sınır tanımaksızın koşturuyor. Sen o atı habire kamçılıyordun. Duygularımız sende ve seninle birlikte olanlarla güç ve haklılık kazanıyor. Boyumuzdan büyük laflar ettiğimizde bizi bağışlayıcı naif tutumlarıyla karşılayan kimi ağabeylerimizin umut kırıcı sandığımız söz ve uyarılarına karşı bize sığınak oluyordun. Burada böyle kalamazdık. Bir yere gidilecekse de yürümeliydik ve tez elden ayağa kalkmalıydık. Bu gidiş bu yol nereye varır bilmiyoruz. Daha doğrusu düşünce dünyasına uğramaksızın o yolun bir yere varma imkânının olmadığını; okudukça, düşünce çevrelerinde göverdikçe öğrenecektim. Anladım ki ilk menzil kendi içimde olmalıdır. Yakın gibi gözüken o menzil ne kadar uzakmış meğer.

 

Aradan yıllar geçti. Öyküm/üz çetin geçmiş kışlarla, sıkıntılarla, badirelerle doldu. Sarp tepeler, dik yamaçlar kıvrımlar, geçitler aştık. Hasretler, hüzünler, sevinçler, ayrılıklar, buluşmalar yaşadık. Ne yol ne yürüyüş bitti. Yaşımız ilerledi, konumlarımız değişti ama bak işte yine rastlaştık. Bu buluşmalarla değiştiğini fark ediyor insan. Saçlarındaki beyazlığı hesaba katmazsak inan hemen hiç değişmemişsin. Bakışındaki ışık, sesindeki tonlama, sözlerin, kelimelerin bile aynı. Hiç şaşırtmadın beni. Oysa ne çok isterdim şaşırmayı. 'Hocam bunları sen mi söylüyorsun?' demeyi ne çok isterdim. Oturup konuştuk. Aradan geçen uzun yılları bir kalemde atlayarak yine o benim için delişmen ve coşkun olan günlere gittim. Bir yönümle böyle bir geriye gidişe, kendimi koşulların kuşatmasından sıyırarak düş tadında nostaljiye bırakmaya ihtiyacımın olduğunu fark ettim. Yine aynı tonda, aynı içerik ve vurgularla konuşurken bir yandan haklılığını kanıtlamaya çabalıyor diğer yandan beni sorguluyor gibiydin. Ya da ben öyle hissettim.

 

“Ne oldu?” diye başladın söze, “Kaç yıl oldu görüşmeyeli. Birbirimizden ayrı iyi mi oldu? Birlikte çalışmadık. Çoğalmadık. İyi mi oldu?”

Yoksa o cevabı vermemeli o çocuğu üzmemeli miydim?

“Ben sizleri ne kadar çoğaltırdım bilemiyorum. Ama ben yalnızken de azalmadım, azalmıyorum. Belki de size katılsaydım azalacaktım. Sen beni azaltıyorsun”

Üzüldüm. Üzdüğümü hissettim. Daha oracıkta “çoğalmak, azalmak, çocuk kalmak” kavramlarında dönenmeye başladım. Çoğalma düşüncesi ile çocuk kalma arasında neden bağıntı kurdum? Seninle aramdaki ilişkiler özelinde bu kelimeler sözlükleri aşan özel anlamlar giyinir.

 

2.

 

Değişiyoruz. Her bir değişim mahiyetine uygun güzellikler, çirkinlikler ekliyor varlığımıza. Dışımız gibi içimiz de değişiyor. Arzu edilen, değişimin yüzde/yüzeyde değil özde olmasıdır. Her şeyimizin nicelik olarak değişiyor olmasına orantılı, dengeli nitelikte özümüz değişiyor mu? Asıl mesele bu. Her bir değişimle varlığımıza eklenenlerle çoğalıyor muyuz? Değilse yaşlanıyor olmamıza rağmen anlam dünyamız olması gereken verimlilikte yeşermeyebilir. Görünürde büyüyor olsak da yüreğimiz çocuksu çırpınışlarıyla hep küçük kalır. Düşüncemizi mümbit kılacak akış kurur. O zaman sayısal çokluğa sahip olsak da çoğalamayız. Çoğaldıkça çözülürüz. Birlikteliğimiz birbirimizi azaltan kısır ilişkilere dönüşür. Çünkü gerçek çoğalım anlam ve düşünce dünyamızın artmasıyla olmalıdır.

 

Üst bakışımızı yerküremize yönelttiğimizde kütle ve hacim olarak dünya varlığımızın artıp eksilmediği söylenebilir. Buna mukabil anlam ve değerler dünyamız sürekli artmakta veya eksilmektedir. Artan değişen durumlara ve konumlara göre algılarımız, tasavvurlarımızdır. Çoğalan her bir katkı ve katılımla yeniden şekillenen duygu ve düşünce dünyamızdır. Eğer anlam dünyamız bütün bu etki ve edimleri içermiyorsa niteliksel bir azalma yaşıyoruz demektir. Gelişmenin ve değişimin yönü bu istikamette olmadığı takdirde sayısal çokluk azalmamızı önleyemez. Bunun gibi kalabalık olmasanız da yeni duyuşlarla, yeni değerlerle varlığınızı anlamlı kılmayı başarıyorsanız çoğalıyorsunuz demektir. Düşünce ekseninde teşekkül eden ufuk açıcı ilişkiler insanı çoğaltır. Öbür türlüsü birbirimizi yankıyacağımız, tekrar edeceğimiz için hakikatte azalırız diye düşünüyorum. Birliktelikler belli bir anlam üretmek ve anlam paylaşmak için olduğu zaman değerli olur. Tersten anlamı azaltan, daraltan, tüketen birliktelikler de olabilir. Bu tarz birliktelikler cismani varlıklarımızın bir araya gelişlerinden güç bulduğunu, çoğaldığını sanan heyecandan, sürü mantığından başka bir şey yüklenmeyen boş benliklerin avuntusundan ibarettir. Ben çoğalmak derken fikri, ilmi ve estetik anlamda hülasa 'anlam' kavramıyla özetlediğim soyut ilgi ve yönelimlerimizin çeşitlendirilmesini anlıyorum. Her birimiz diğerimize farklı açılar, açılımlar kazandırmalıyız. Siz olmadığınız zaman toplam varlığımızda ciddi bir eksilme ve boşluk olmalıdır. Hepimiz bir tek duygunun, bir tek benliğin emrinde ve hizmetinde oluyorsak, birlikteliğimizin farklılıklara izni ve tahammülü yoksa gerçek anlamda çoğalma sağlanamaz. Orada çoğalmak, birbirimizi çoğaltmak adına birbirimizi azaltmış oluruz. Yüreğimizi yüreğimize bir darlığı, erimeyi, azalmayı paylaşmak adına yanaştırırız. El ele gönül gönüle verirken de ruhumuzdaki çorak yalnızlıkları giderme dürtüsü harekete geçmiştir. Yapılanlar son tahlilde doğrudan beşeri varlığımızı bir dayanışmayla koruma ve kollama amacına dönüktür. Bir araya gelerek kocaman ve devrilmez birlikler kuracağımızı sanırız. 'Birlikten doğan kuvvet' ile kastedilen, çoğu durumlarda düşünceye tekabül etmez. Bireysel varlığımız birbirine sıkı sıkıya bağlanmıştır. Tek başımıza var olma gücü zayıflamıştır. Zayıf varlıkların birleşmesiyle güçlü bir ortak kişiliğin oluşacağı sanılır. Ancak bir başkası ile var oluruz. Birliğin diğer üyeleri kendi varlığımızın teminatıdır. Kendimi muhafaza etmem güç bulduğum birliğimi, birlikteliğimi korumam anlamına gelir. Birliğimizi koruduğum ölçüde var olurum. Bu noktada 'biz' tüm bireysel varlıkları potasında eriterek kuvvetli bir benliğe, giderek ruha, davaya, kavgaya dönüşür. Cemaat anlamında kurulan birlikteliklerin varsa eğer anlam örgülerinde bu etkiler, itkiler ve bağlar çok önemlidir. Dava ile benlikler arasında aşırı derecede iç içe geçmiş dokular söz konusudur. Birinin olmayışı diğerinin de olmayışı, birinin varlığı diğerinin de varlığı demektir. Çoğalmaktan anlaşılan da bu basit işleyişten başkası değildir. Sayısal olarak ne kadar çok olunursa o kadar güçlü, haklı, baskın olunur. Bilgiden, düşünceden söz edilecekse eğer, cemaat yapılarına hizmet ettiği ölçüde söz edilecek, değer bulacaktır. Çok haklı gibi gözüken gerekçelerle farklı şeyler düşünebilirsiniz. İnsan realitesi zaman zaman bu tarz eğilimler, çıkışlar içinde olabilir. İçinde yaşanan zamanın mecburiyetleri insan realitesini farklı ve aykırı duruşlara kışkırtabilir. Farklı görüş ve duruşlar birliktelikleri zaafa uğratacağından tehlike büyümeden önü alınır. Yani insanın kendi özgün kimliğini bulmasının önüne geçilir. Çoğu durumlarda fitne çıkarmakla itham edilenler, dışarıya bile itilebilirler. Ya özgür düşünüyorsan cemaatte yer alamayacak, dışlanacak ve açıkta kalacaksın; böylece her türlü saldırıya açık, korumasız olacaksın ya da eğer güvende yaşamak istiyorsan mevcut yapı içinde farklı sese farklı soluğa yönelmeyecek, uyumu bozmayacaksın. Burada her türlü istismara açık yanıltıcı bir birlik anlayışı söz konusudur. Orada birlik adına ve hatırına insanlar birbirlerini azaltır, tüketirler. Farklı düşlere, düşüncelere, yaşamlara, algılara, farklı duyuşlara, duruşlara, açılara, açılımlara, farklı seslere, seslenişlere yer yoktur. Gerçekte insanlar birbirlerini azaltırlar. Çünkü birlikte var oldukları sanrısıyla birbirlerini yontar, yok ederler. Yaşanan yalın insan realitemizin gerektirdiği yükleri, yükümlülükleri sırtımızdan atmanın verdiği hafiflik duygusudur.

 

3.

 

Bağlılarını azaltan cemaat yapıları gördüm. Sizler de görmüşsünüzdür. Bu yapı içinde büyümenin neredeyse imkânı yoktur. Hiç büyümeyen benliklerle hep çocuk kalınır. Geçmişten bu güne ve geleceğe bütün bir yaşamı etkisi altına alan kuvvetli bir çocuk benliği. Burada çocuk kelimesinin içini ilk gençlik yıllarının değer ve kazanımlarıyla doldurabilirsiniz. O çocuk biraz akıllı, biraz delişmen veya farklı tavırlarıyla hemen hepimizin içinde vardır. Çocuk yanımızı veya o evreden bir kalıntıyı hemen hepimiz içimizde bir yerlerde saklarız. Belki en duyarlı, en dokunulmaz iç mekânımızda saklar, koruruz onu. Doğrusu zaman zaman o çocuğu arar, hususen onu dinler, onunla konuşur ve hatta buyruklarını yerine getiririz. İçimizdeki çocuk mevcut kişiliğimizle ilişkileri içinde bize ne zaman ne diyeceğini de çok iyi bilir. O, çoğu zaman büyümüş de küçülmüş gibidir. Bizimle konuşur, bizi yönlendirirken şaşılacak bir deneyim ve maharetle koşullarımızı gözeterek ustalıklı ve işe çok yarar dengeler kurar. İçimizdeki çocuk derin kişilik çatlaması ve çatışmaları arasında bize küsmemişse, daha çok da yaşamın katı gerçeklerini esnetme ihtiyacı anında bize çok yararlı olur. Aramızda öyle içkin, içten konuşmalar geçer ki, sözün de ötesinde anlaşırız. Sır alıp sır veririz çoğu zaman. Onu kimsenin faydalı olamadığı zamanlarda en büyük yardımcımız, hatta kimileyin yol göstericimiz olarak el altında tutarız. Onu hiç büyütmememizin haklı gerekçeleri vardır. Bazen yoğun olarak çocukluğa, çocukluğumuza muhtaç oluruz. Motif olarak bile olsa bu geriye dönüşler, bu sığınışlar aslında...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Beni azaltıyorsun
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 12:51:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Beni azaltıyorsun rüya tabiri,Beni azaltıyorsun mekke canlı, Beni azaltıyorsun kabe canlı yayın, Beni azaltıyorsun Üç boyutlu kuran oku Beni azaltıyorsun kuran ı kerim, Beni azaltıyorsun peygamber kıssaları,Beni azaltıyorsun ilitam ders soruları, Beni azaltıyorsunönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &