ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Büyük Şafi Fıkhı > Şafii için Hüdne ve İstiman
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şafii için Hüdne ve İstiman  (Okunma Sayısı 994 defa)
24 Şubat 2010, 18:51:42
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 24 Şubat 2010, 18:51:42 »



Hüdne´nin Mânâsı

Lugatta hüdne ´musalaha yapmak´ anlamına gelir. Hüdne´nin istılahî mânâst ise, belli bir müddet için savaşı bırakmak hususunda sulh yapmaktır.

Şu ayet-i kerimeler hüdne´nin meşruiyetine delâlet etmektedir;

Bu, antlaşma yaptığınız müşriklere Allah ve Rasûlü´nden bir ihtardır. CTevbe/1)

Eğer onlar barışa meylederlerse sen de barışa yanaş, Allah´a tevekkül et.

(Enfal/6l)


Hz. Peygamber´in Hudeybiye senesinde Kureyş ile yaptığı musalaha da bunun meşruiyetine delâlet etmektedir.[1]

İsti´man´m Mânâsı

İstî´man, savaş ehlinden birinin herhangibir müslümandan eman is:emesidir. Eğer o müslüman o kişiye eman verirse, müslümanlann tümü o kişiye eman vermiş sayılır.

İster idareci, ister sıradan halk olsun, ister kadın, ister erkek olsun -eman verilebilecek kimselere eman vermek şartıyla- her müslüman eman verme yetkisioe sahiptir. Bir müslüman bir kâfire, kanının akı-tılmayacağı hususunda eman verdiğinde, onun kanını akıtmak müslümanların tümüne haram olur. Ona herhangibir eziyette bulunmak da müslümanların tamamına haram olur; zira Allah Teâlâ şöyle buyurmak­tadır:

Eğer müşriklerden biri sana sığınırsa, onu himayene al ki Allah´ın kelâmını dinlesin. Sonra onu emniyette olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar cahil bir topluluktur. (Tevbe/6)

Hüdne ile İsti´man Arasındaki Fark

Hüdne ile isti´man´ın tarifinden de anlaşılacağı üzere hüdne ile isti´man arasında bazı farklar vardır. Bu farkları şöyle sıralayabiliriz:

1. Hüdne, toplumlar arasında yapılan bir sulhtır.

Bu sulh´a, müslümanlar tarafından halife veya onun naibi, kâfirler adına da başkumandanları veya onun naibi temsilci olarak katılır. İsti´man ise kâfirlerden biri veya birkaçı ile müslü ma nlardan herhangibiri arasında olur. İster idareci, ister halktan biri olsun, ister erkek, ister kadın olsun müslümanlardan her fert eman verebilir.

2. Hüdne, müslümanlarla düşmanları arasındaki savaşı sona erdirmek için yapılan bir sulhtır.

Bu bakımdan hüdne ile savaş birarada olmaz. Fakat isti´man böyle değildir; isti´man savaş esnasında da olabilir. Meselâ harbî bir kâfir, herhangibir müslümandan eman isteyebilir. O müslüman da ona eman verebilir. Eman verdikten sonra onun kanını akıtmak veya ona eziyet etmek -ona eman verildiğini bilen- tüm müslümanlara haramdır.

Hüdne´nin Hükmü

Hüdne´nin iki durumu vardır: "

a. Düşmanın hüdne´yi istemesi

Düşman barış istediği zaman, müslümanların halifesi de -ihtiyatlı davranmak şartıyla- barışı kabul etmelidir. Ancak hüdne´nin (barışın) dört aydan fazla uzatılması caiz değildir.

b. Müslümanların hüdne (barış) istemesi

"Bu, ancak müslümanların yararına olursa sözkonusu olabilir. Barışta müslümanların maslahatı yoksa, müslümanların barış istemesi caiz olmaz. Eğer müslümanlar barış sayesinde zafiyetten kurtulacaklarsa veya emniyetleri istikrar bulacaksa, barışı on yıl uzatabilirler.´ Bunun delili Hudeybiye barışıdır; zira Hz. Peygamber müslü mani ardaki zafiyeti görüp düşmanların onlara saldırararak zarar vermesinden endişe ettiği için Mekke müşrikleri ile Hudeybiye´de on yıllık barış antlaşması yapmıştır. Eğer banş, zafiyet nedeniyle değil de kâfirlerin müslüman olması veya haraç vermeye razı olmaları için barış yapılırsa, bu barış dört aydan fazla uzatılamaz. Şu ayet-i kerimenin mefhumu buna delâlet etmektedir:

(Ey müşrikler!) Yeryüzünde (Şevval´den başlayarak) dört ay daha dolaşabilirsiniz. Bilin ki Allah´ı aciz bırakamazsınız ve muhakkak ki Allah kâfirleri rezil edicidir. (Tevbe/2)

Isti´man´m Hükmü

İsti´man´da müslümanlar için bir maslahat varsa veya eman veren müslümamn bir menfaati varsa, eman isteyen kâfire eman vermek vacibdir. Şu ayet-i celile bunun delilidir:

Eğer müşriklerden biri sana sığınırsa, onu himayene al ki Allah´ın kelâmını dinlesin. Sonra onu emniyette olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar cahil bir topluluktur. (Tevbe/ö)

Bir kâfir, müslümanların İdarecisinden veya idarecinin naibinden veya hefhangibir müslümandan isti´man (eman) isteyebilir. Eğer eman vermekte müslümanların maslahatı sözkonusu ise, eman vermek va­cibdir. Eman veren müslüman, ister kadın ister erkek olsun, onun verdiği eman bütün /müslümanlari bağlar; zira Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: ´ ,

Müslümanların kanlan denktir. Mü´minlerin mevkice en aşağı de­recede olanı, onlar adına eman verebilir.[2]

Ümmü Hâni´den şöyle rivayet edilmiştir: Ben Mekke´nin fethi yılında Rasûlullah´m yanına gittim ve onu yıkanıyor buldum. Kızı Hz. Fatima da onu perde ile örtüyordu. Kendisine selâm verdim. Rasûlullah şöyle sordu:

- Bu kadın kimdir?

- Ben Ebu Tâlib´in kızı Ümmü Hâni´yim.

- Hoşgeldin Ümmü Hâni

Rasûlullah yıkanmasını bitirince bir tek elbise içinde (sırtındaki bezi çaprazvâri bağlamış olduğu halde) sekiz rekât namaz kıldı. Namaz, akabinde ben kendisine şöyle dedim:

- Ey Allah´ın Rasûlü! Anamın oğlu Ali, benim ahd ve eman verdiğim fulanı, İbn Hubeyre´yi öldüreceğini söylüyor.

- Ey Ümmü Hâni! Senin ahd ve eman verdiğin kimseye biz de ahd ve eman verdik.

Rasûlullah´ın kıldığı bu namaz, duha (kuşluk) namazı idi.[3]

Hadîsteki fulan´dan maksat, Ümmü Hâni´nin, kocası Hubeyre b. Vehb el-Mahzûmî´nin başka bir kadından olan oğlu Ca´de´dir

Hüdne ve İsti´man´ın Meşruiyetinin Şartlan
I.

Hüdne´nin Şartları

1. Hüdne, imam veya imamın vekili tarafından akdedilrrielidir.

Müslüman halkın kâfirlerle hüdne (barış antlaşması) akdetmesi veya ehl-i hâl ve´1-akd´dan bazı kişilerin kâfirlerle hüdne yapması sahih olmaz. Çünkü hüdne akdi çok önemlidir. Burada tehlike sözkonusudur. Bu bakımdan bu sulh´u, ancak savaşı ilan eden ve savaşı idare eden imam veya onun vekili akdedebilir.

2. Hüdne, düşmanla yapılmalıdır.

Hüdne, ancak müslümanların maslahatı sözkonusu olduğunda ya­pılabilir. Müslümanlar için herhangibir maslahat yoksa hüdne yapmak meşru ve sahih olmaz.

3. Hüdne, on yıldan fazlası için olmamalıdır.

249 Hüdne ve Isti´man

Eğer müslümanların zafiyeti sözkonusu ise, hüdne sayesinde müslümanların zafiyetten kurtulmaları mukadderse, on yıllık barış ant­laşması (hüdne) akdedilebilir. Aksi takdirde dört aydan fazlası için barış yapmak caiz değildir. Halife, mutlak şekilde hüdne akdi yaparsa, bu akid sahih olmaz, Bunun delili Hz. Peygamber´in Hudeybiye´de Kureyş ile yaptığı barış antlaşmasıdır. Bu barışın süresi on yıl idi. Ayrıca Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

(Ey müşrikler!) Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Bilin ki Allah´ı aciz bırakamazsınız ve muhakkak ki Allah kâfirleri rezil edicidir. (Tevbe/2)

4. Kâfirler, kendileri lehine ve müslümanlar aleyhine batıl bir şart koşmuş olmamalıdır. Eğer kâfirler böyle bir şart koşarlarsa, halife de onların şartını kabul ederse, akid fasid olur. Meselâ müslümanlar hüdne ile akid yapmak isteseler, kâfirler müslüman esirleri ellerinde tutma şartı koşsalar veya müslümanların ele geçirdiği -menkul veya gayr-ı menkul-malların bir kısmının kendilerine iade edilmesini şart koşsalar veya müslümanların dinî vecibeleri hususunda taviz vermelerini şart koşsalar, akid fasid olur.

II. İsti´man´ın Şartları

Bir kâfire verilen eman´ın sahih olması için şu şartların mevcut olması gerekir:

1. İster bir cemaat, ister bir fert olsun eman, kâfirin talebi üzerine verilmelidir.

Harbî bir kâfire, eman istemeden eman verilmesi sahih değildir. Şu ayet-i kerime buna açıkça delâlet etmektedir;

Eğer müşriklerden biri sana sığınırsa, onu himayene al (ona eman ver).

CTevbe/6)

2. Eman veren kişinin müslüman olması gerekir. Müslümanların arasında yaşayan zımmîlerden biri, harbî bir kâfire eman verirse, bu eman geçerli olmaz. Müslümanların, zımmînin verdiği emam gözetmeleri, ona riayet etmeleri gerekmez. Çünkü müslumanları, ancak kendilerinden olan bir kişinin verdiği eman bağlar.

3. Verilen emandan, halifenin veya ordu komutanının haberdar olması gerekir.

Halife, verilen emandan haberdar olup bu emanı kabul ederse eman geçerli olur. Halife, verilen emandan haberdar olmazsa veya ha­berdar olduğu halde verilen emanı kabul edip tasdik etmezse eman geçerli olmaz; zira halifenin, verilen emanı iptal etme yetkisi vardır. Meselâ halife, eman verilen bir kişinin casus olduğundan şüphelenirse, ona verilen emanı iptal edebilir. Bu takdirde, verilmiş eman o şahıs veya o cemaat için geçerli değildir.

Hüdne ve îsti´man´m Üzerine Terettüb Eden Hükümler

Müslümanlarla kâfirler arasında hüdne akdi -zikrettiğimiz şartlar dahilinde- akdedildiğinde, eman isteyen kâfire eman verildiğinde, ta-. rafların bazı hususlara riayet etmesi gerekir.

I. Hüdne Akdi Üzerine Terettüb Eden Hükümler

önce hüdne akdinin üzerine terettüb eden hükümleri kısaca beyan edelim:

A....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Şafii için Hüdne ve İstiman
« Posted on: 18 Eylül 2019, 00:14:45 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Şafii için Hüdne ve İstiman rüya tabiri,Şafii için Hüdne ve İstiman mekke canlı, Şafii için Hüdne ve İstiman kabe canlı yayın, Şafii için Hüdne ve İstiman Üç boyutlu kuran oku Şafii için Hüdne ve İstiman kuran ı kerim, Şafii için Hüdne ve İstiman peygamber kıssaları,Şafii için Hüdne ve İstiman ilitam ders soruları, Şafii için Hüdne ve İstiman önlisans arapça,
Logged
14 Mayıs 2015, 13:23:19
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.266


« Yanıtla #1 : 14 Mayıs 2015, 13:23:19 »

Esselamu aleyküm.Rabbim razı olsun paylaşımdan hocam.Lugatta hüdne ´musalaha yapmak´ anlamına gelir. Hüdne´nin istılahî mânâst ise, belli bir müddet için savaşı bırakmak hususunda sulh yapmaktır.
Hüdne´nin Şartları

1. Hüdne, imam veya imamın vekili tarafından akdedilrrielidir.

Müslüman halkın kâfirlerle hüdne (barış antlaşması) akdetmesi veya ehl-i hâl ve´1-akd´dan bazı kişilerin kâfirlerle hüdne yapması sahih olmaz. Çünkü hüdne akdi çok önemlidir. Burada tehlike sözkonusudur. Bu bakımdan bu sulh´u, ancak savaşı ilan eden ve savaşı idare eden imam veya onun vekili akdedebilir.

2. Hüdne, düşmanla yapılmalıdır.

Hüdne, ancak müslümanların maslahatı sözkonusu olduğunda ya­pılabilir. Müslümanlar için herhangibir maslahat yoksa hüdne yapmak meşru ve sahih olmaz.

3. Hüdne, on yıldan fazlası için olmamalıdır.


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &