ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Klasik Tarih Eserleri > Büyük Osmanlı Tarihi > Sultan Abdülmecid han
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sultan Abdülmecid han  (Okunma Sayısı 797 defa)
05 Nisan 2011, 20:56:10
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 05 Nisan 2011, 20:56:10 »



SULTAN ABDÜLMECİD HAN



Babası: Sultan II. Mahmûd Han   

Annesi: Bezm-i Âlem Valide Sultan

Doğum Tarihi: 1823

Vefat Tarihi: 1861

Saltanat Müd.: 1839-1861

Türbesi: İstanbul Fatih Y. Sultan Selim Camii Yanı.

 

Osmanlı Padişahlarının 31.si olan Abdülmecid hân, 2.Mahmud ile Bezm-i âlem Valide Sultanın oğludur.
3/şaban/1239-3/nisan/1823'de doğmuştur. Sultan 2. Mahmud'un vukubulan irtihali üzerine taht'ı Osmaniye oturmuştur.

Takvimler o günü 1/temmuz/1839 olarak gösterdiğinde Abdülmecid hân, 16 yaşından 2 ay, 28 gün almıştı. 15/zilhicce/1281-15/hazİran/1861'de 38 yaşında olduğu halde hayli genç irtihal-i dâr-ı beka eylemiştir. Yavuz Sultan Selim Cami­inde yaptırdığı türbeye defnedilmiştir. Hermn kayd edelimki yaptırdığı türbeyi görmeğe gittiğinde bakmışki cedd-i emce-di Hz. Yavuz Selim'in türbesinden daha yüksek bir türbe inşa olunmuş! Bunun üzerine derhal türbeyi kısalttırmayı emir et­miştir ve bunun gereği yerine getirilmiş, türbenin bir bölümü yıkılmış ve Yavuz 'un türbesinden küçük olarak yapılmakla mütevazi padişahın emri yerine getirilmiştir.

Sultan Abdülmecid zamanında Arab bir şâir padişahın tahta çıkışını:

"Bir iki, iki delik,/Saltan Mecid oldu meic şiiriyeti içinde söyleyerek,tahta çıkış târihini böylece unutulmaz bir beyitle inşa etmiş Osmanlı edebiyatında şâirin adı değil amma beyit bakî kalmıştır.

Ahali arasında Abdülmecid hân'ın kız gibi denen çok zarif ve güzel bir çehreye mâükiyeti konuşulurdu. Ne varki bu güzel adam çok genç yaşta başladığı içkinin öldürücü ve kah­redici tesirini çok içmek münasebetiyle de haylice arttırmak­taydı. Hayatının sonuna doğru akşamları sızıp kaldığı, yar­dımla yatağına taşındığı rivayet olunur. Nargile tiryakiliği ve tebdili kıyafet ile ahali arasında dolşaması da pek bilinen hususdandır.

Kan dökmekten asla hoşlanmaz, savaşsız bir dünya biribirini seven lâtif insanlar âlemi arzu ede rek sulhseverliğini ortaya koyardı. Yaklaşmakta olduğu batı âleminin bizim gele­nekleri mize ve bilhassa dinimize mugayir hâl ve ahvalini al­makta gösterdiği müsamaha bir gurub müslümanın kendisini devirmek teşebbüsü için teşkilatlanmaları neticesine vardırmıştı.

Bu zevat yakalandığında muhakemeleri şimdiki Kuleli As­keri Lisesinde yapıldığından ve çıkan kararda bunların ida­mına hükm olunmasına rağmen, günümüzde bile riayet edil­mediğini zaman zaman gördüğümüz, tasavvur hâlinde kal­ması, işe başlar başlamaz yakalanma yâni adem-i muvaf­fakiyet hâllerinde cezada tenzil gerekirken idama karar veri­liyor ki nitekim Kuleli Mahkemesi heyet-i hâkimesi de böyle bir karar vermişse de, padişah, kendi insiyatifini kullanırken, adetâ mahkeme heyetine ders verircesine:

"Ortada bir katletme olayı, yok dolaysıyla katil de yok, hareket ise teşebbüse bile ulaşmamış, tasavvurda kalmış, cezalan sürgüne tahvil ediyorum" Demek suretiyle de düşün­cesini tatbik alanına aktarmayı bilen merhametli bir insan olarak görülmüştür.

Merhum Reşat Ekrem Koçu; Osmanlı Padişahları adlı ese­rinde şöyle bir anekdot nakleder: "Altı asırlık hanedan'ın mübalağasız en nazik, çelebi hükümdarıdır. Babası Sultan 2. Mahmud'a karşı isyan etmiş bulunan Kavalalı Mehmed Ali Paşa bu genç padişahı cülus ettiği yıllarda ziyaret ettiğinde bir ihtiyarlık gafletiyle <oğlum> diye hitab etmiş fakat karşı ândaki delikanlının bir imparator olduğunu derhal hatırlıyarak ayaklarına kapanmış af dilemişti.Abdülmecid diz çöken ihtiyar valiyi ellerinden gayet zarifçe tutup kaldırmış, <pederim nasihatlarınıza daima muhtacım>" Demiş bulun­duğunu nakleder.

Sultan Abdülmecid; bir terakki-i hatveye yâni ileriye doğ­ru, gelişmeye dayalı istikamete adım atmaya karar vermiş bir hanedan'ın evlâdı olduğunu idrâk etmiş bir şahsiyetti. Babası Sultan Mahmud'un gâvur padişah lakabı ile bazı ahali arasında anılması herşeyinle onu takip etmekten vazgeçir­medi. Bu da adetâ meşhur şâir Yahya Kemâl Beyatlı tarafından yazılmış bir şiirde, <Bir meşaledir devredilir elden'eie> dediği gibi vazifeyi aldığı yerden kucaklayıp götürmesi bu mısrada adetâ müşahhas bir şekilde ortaya konuyor.

Abdülmecid Hân'ın devlet üzerindeki gölgesinin dâima hissedilen bir insan olduğunu <Ahmed Cevdet Paşa ve Za­mana adlı, kerimeleri Fatma Aliye Hanım tarafından yazılan' ve tarafımızdan neşir hayatına Pınar yayınlan arasında kazandırdığımız eserde şu vaka bu iddiamızın ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor. Meâlen bahse konu eserden şun­ları aktarmaya gayret edelim: "Sultan Abdülmecid Koca Reşid Paşanın yerine sadarete Âlî Paşayı getirdiğinde, bu sadn-azamtn ilk işlerinden birini borç alma antlaşmasını tamamla­maya çalışmak oluyordu. Bu duruma Boğazdaki Aşiretin kurucusu sayılan Rodosizade Ahmed Fethi Paşa   mutttali olunca doğruca aynı zamanda damadlan olduğu halde pa­dişaha <Pederinİz iki defa Rusya ile savaş yaptı. Bu kadar gaile, bu kadar seferler açtı buna rağmen dışarıdan beş ku­ruş borç almadı. Zaman-ı hümayununuz asayiş üzerinde geçmekte olduğu halde borç almanızın âlemi nedir? Der demez, Abdülmecid Hân bu doğru ikaz karşısında pek müked-der olmuştu. Bu arada borç alma mukavelesi imzalanmıştı. Fransız elçisi ise dünyanın gidişatını iyi görmediğini büyük savaş çıkabileceğini bu bakımdan borç almaktan istinkaf bilmemesini Fuad Paşaya tavsiye etmişti. Padişahı bu ihti­mal üzerine Iknaya çalışan Fuad Paşa bunda muvaffak ola­madı Çünkü padişah; bu borç mukavelesi iptal edilmezse ben padişahlıktan istifa ederim açıklamasını yaptığında pek nâdir bir sö- zü kullanmış oluyordu. Neticede,mukavele iptal olundu. Borç istinkâfından doğan tazminat ödenmesi, ant­laşmayı imzalayan vekillere taksim olunarak ödettirildi. Böy­lece de devletin işlerine padişahın kesin müdehalesinin bir örneğini şu satırlarda göstermiş olduk.

Bu arada kimileri Damad Ahmed Fethi Paşaya neden ba-bıâlî'ye zıt gidiyorsunuz? Dediklerinde onun cevabı şöyle olur ki bu gün bile bir ders olarak kabul edilmelidir: "Ben babı-âlî'ye asla muhalefet etmek istemem. Lakin bilirim ki bu devlet beş kuruş borç ederse yanar! Bir kere borca alışırsa sonra Önü alınmaz! Düyuna (borca) mustağrak olur gider"

Yine aynı eserden aşağıda mühim bir alıntı yapmadan, Abdülmecid döneminde devlet ricalinin hizbinden biraz ön bilgi verelim. Sultan Abdülmecid'in sarayından emekli olu­nan bir ağa'ya, Fuad Paşanın Amedçjlik görevi sırasında ağaya ikiyüzelli kuruş emekli maaşı bağlanmıştı. Padişah bundan haberdar olunca hemen müdehale etdi. Çünkü bu muameleyi Reşid Paşa arzetmişti. Padişahın çözümü şöyle °ldu. Bu adam benim şahsi hizmetimde bulunmuştur. Buna Maaş ödemede mâliyenin ne gibi mecburiyeti olabilir?

edikten sonra da maaşı ceb-i hümayundan ödeme yoluna gitmiştir. Şimdi bazıları derlerki; Efendim Abdülmecid vefat yeni padişah hayatı devam eden bu ağa'ya maaş emeye devam edermi? Dedikya; bir meşaledir devredilir n ele yeni padişaha vâris olan kardeşidir. Başka bir ha-an mensubu değildir. Yeni gelen eski padişahın böyle

devlete yük olmasın diye maaşı ceb-i hümayunundan ver­mesini yanlış değil, bilakis pek doğru bulup o istikamette gitmesini gerektirdiğini idrâk etmesi gerekirki, biz yaşadıktan sonra bu mütalaayı yapıyoruz, Sultan Abdülmecid'den sonra gelen padişah Abdülaziz Hân, böyle bir görevi memnuniyetle ifa eder düşüncesine kailiz.

Sultan 2. Mahmud'un vefatı esnasında makam-ı sadaretde Rauf Paşa bulunmaktaydı ve cenazeyi Divanyolu üzerindeki Köprülüler Kütüphanesinde beklerken bir atabey gibi kabul­lenilen Hüsrev Paşa ise Padişahın vefat haberine muttali ol­duğunda ilk işi serasker Damad Said Paşa'ya, asayişi muha­faza maksadına dönük olarak hemen İstanbul tarafına geç­mesini emretti. Öte yandan da Vâlidesultan'ın köşkünde ika­met etmekte olan veliahd Abdülmecid'e tahta geçmek üzere hazırlanması haberini gönderdi. Hüsrev Paşa hem ilk biati yapmak istiyor ve bundan yararlanarak sadareti de ele ge­çirmeyi plânlı- yordu. Nitekim bu arzusuna da çok gecikme­den nail oldu. Eski sadrıazam Rauf Paşa, ahkâm-ı adliye'ye, serasker damad Said Paşa ticaret nazırlığına getirilirken, merhum padişahın yakın adamlarından olan Rıza Bey'e ve-zaret rütbesi verilerek Mabeyn Müşiri olurken, Muhimmat-ı Harbiye nâzın Ali Necib Bey, Valide kethüdası, boşalan mü-himmat-ı harbiye nazırlığına Deavİ nâzın Necib Efendi geti­rildi. Hacı Saib Efendi ise, Deavi Nâzın yapılırken, Dahiliye nezareti maruzat kâtibi Sekip Efendi, Beylikçi, Hariciye ne­zareti Maruzat kâtibi Mahir Bey amedçi tâyin olundular.

Makam-ı sadaretin Hüsrev Paşa'ya verildiğini bildiren hatt-ı hümayunda, "Umuru dahi üye ue hâriciye ve mesalih mâliye ve askeriye velhasıl kâffe-i nezaret-i şâmile ile sadaret-i uzma ve vekâlet-i kübra makam-ı celiline bilâ istiklâl intihap ve tâyin edilmiş bulunduğu yazılıdır."

Abdülmecid Hân; bu sıralarda Mısır meselesi üzerinde mei yapmayı düşündüğü halde tahta çıkışı vesilesiyle vesileivle ortadan kalkmasını gaye hâline getirmişti. Hüsrev Paa'va ulaştırılan nutkunun bir bölümünde "Zât-ı şahanem, ibâd ve bilâd'ın asayişine halelden vıkayeten ve mücerred sefk-i dâmei müslimini siyaneten levazımı tabiyyeti ve feraizi ubudiyyeti kamilen icra olunmak üzere vukuat-ı mezküre kâin ül miken nisyanen mensiya ve mazi-i namazı hükmüne konularak, Mehmed Ali Paşa hakknda Mehmed Ali Paşa hakkında afv-u cemil ve seffah-ı bia dili padişahanem erzan buyrulmağın bu ahsen ve inâyet-i mülükânemin vâli-i müşarileyhe tebliğ ve tebşirine müsaraat olunsun" Demişti.

Şimdi bu ağdalı osmanlıcayı tabükî bizim neslimizin anla­ması çok zor. Hele bizden sonrakilerin abdihabeş gibi bakacağını düşünürsek,ifadenin mealini vermekle iktifa edelim: "Ben kulların ue beldelerin asayişinin herhangi bir surette bozulmasından ve müslüman...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sultan Abdülmecid han
« Posted on: 25 Mayıs 2020, 08:28:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sultan Abdülmecid han rüya tabiri,Sultan Abdülmecid han mekke canlı, Sultan Abdülmecid han kabe canlı yayın, Sultan Abdülmecid han Üç boyutlu kuran oku Sultan Abdülmecid han kuran ı kerim, Sultan Abdülmecid han peygamber kıssaları,Sultan Abdülmecid han ilitam ders soruları, Sultan Abdülmecid hanönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &