ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Binbir Damla >  Seyahat Rüyası
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Seyahat Rüyası  (Okunma Sayısı 1148 defa)
28 Eylül 2011, 20:16:39
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 28 Eylül 2011, 20:16:39 »



Binbir Damla


Aralık 2007 108.SAYI


Yusuf YAVUZ kaleme aldı, BİNBİR DAMLA bölümünde yayınlandı.


Seyahat Rüyası


Meşhur seyyah İbn Batuta (ö.770/1368) seyahatnamesinde İskenderiye’de yaşayan Şeyh Ebu Abdullah el-Mürşidî adında birisinden bahseder. Bu zat kendini ibadete vermiş, dünya ile alakasını kesmiş, ilâhi
hazineler sahibi bir veli imiş. İbn Batuta, İskenderiye’deki ikameti sırasında bu ermiş zat ile tanışma fırsatını bulur. Şöyle anlatıyor:

Şeyh ile buluştuk; o hemen ayağa kalkarak benimle kucaklaştı. Yemek hazırlattı, birlikte yedik. Üzerinde siyah yünden bir cübbe vardı. İkindi namazı gelince beni imam yaptı. Yanında bulunduğum sürece her namaz vaktinde bana imamlık yaptırdı, kendisi ise cemaat oldu. Uyumak istediğim zaman, zaviyenin damına çıkıp orada yatmamı söyledi. Dama çıktığımda bir hasır ile post, abdest için leğen, bir su testisi ve içmek için bir su bardağı buldum.

O gece bir rüya gördüm: Büyük bir kuşun kanadı üzerindeymişim.Kuş benimle kıble tarafına doğru uçuyor. Önce sağ tarafa, sonra doğuya doğru gidiyor. Sonra güney tarafa yöneliyor. Sonra da doğuya doğru uzaklaşıyor. Nihayet karanlık yeşil bir yere inip, beni oraya bırakıyor.

Bu rüyaya şaşıp kendi kendime dedim ki: “Eğer Şeyh gördüğüm rüyayı keşfederse, tâbiri de onun anlattığı gibi olur.” Sabahleyin sabah namazı için yanına gittiğimde, imam olarak yine beni öne geçirdi. Namazdan sonra Emir Yelmelek yanına geldi, vedalaşıp ayrıldı. Oradaki diğer ziyaretçiler de onunla vedalaştılar. Şeyh onlara ayrılmalarından önce azık olarak küçük küçük kuru ekmek dilimleri verdi.

Kuşluk namazını kıldıktan sonra beni yanına çağırdı. Rüyamı bana açtı, ben de kendisine güzelce anlatıverdim. Şöyle dedi: “Kâbe’yi haccedeceksin ve Rasulullah s.a.v.’in kabrini ziyaret edeceksin. Sonra Yemen ülkelerini, Irak’ı, Türk ülkelerini dolaşacak ve oralarda uzun süre kalacaksın. Hindistan’da Dilşâd-ı Hindî ile buluşacaksın. Seni orada düştüğün tehlikeden kurtaracak!”

Sonra azık olarak bana da kuru ekmek dilimleri ile biraz da para verdi. Kendisiyle vedalaşıp ayrıldım. O günden itibaren seyahatimde sadece güzelliklerle karşılaştım. Onun bereketi üzerimde açıkça görüldü.

Rihletü İbn Batuta (Beyrut 1996), 1/46-48; terc. A. Sait Aykut: İbn Batuta Seyahatnâmesi (İstanbul 2004), 1/34-36



Yarım Elma Hakkı


İbn Batuta bir gün Lazkiye civarında bulunan Cebele şehrine doğru yola çıkar. Kesintisiz nehirlerin aktığı, gür ağaçların göğe yükseldiği, denizden bir mil uzakta olan bu şehir ayrıca fedailerin kalelerindenmiş. İbn Batuta anlatıyor:

Orada meşhur salih velî İbrahim b. Edhem Hazretleri’nin kabri vardır. Bu zat dünya mülkünü terk etmiş, gönlünü tamamen Allah Tealâ’ya bağlamış, bu haliyle meşhur olmuştur. İbrahim, halkın sandığı gibi bir hükümdar ailesinden değildi, annesinin babası olan dedesinden kalan mülke vâris olmuştu. Babası Edhem ise, salih ve gezgin âbidlerdendi.

Anlatıldığına göre Edhem (İbrahim b. Edhem’in babası), bir defasında Buhara bahçelerinden birine uğrar. Orada bir akarsudan abdest alır. Bu sırada suyun sürüklediği bir elma görür. Bir mahzuru olmadığını düşünerek elmayı yer. Fakat sonra bu yaptığından dolayı içine bir şüphe düşer. Bahçe sahibinden helallik dilemeye niyetlenir. Bahçenin kapısına varınca sahibinin bir kadın olduğunu görür ve helallik için elma meselesini ona anlatır. Kadın; “Bu bahçenin yarısı benim yarısı sultanındır!” der. Bahçenin yarısının sahibi elmanın yarısını helal eder. Ama Sultan, Buhara’dan on günlük mesafede bulunan Belh’tedir.

Edhem doğru Belh’e gider. Sultanla merasim alayında karşılaşır ve durumu anlatıp yarım elma hakkını helal etmesini ister. Sultan, Edhem’e ertesi gün tekrar gelmesini emreder. Sultanın ibadete düşkün ve salih
kişileri seven, çok güzel bir kızı vardır. Şüpheli şeylerden sakınan ve dünyaya önem vermeyen biriyle evlenmek istemektedir. Sultan konağına dönünce, Edhem’in hikâyesini kızına öve öve anlatır. Edhem’in yarım elma hakkı için Buhara’dan Belh’e geldiğini söyler. Hadiseyi öğrenen Sultanın kızı Edhem’le evlenmek ister.

Bunun üzerine Sultan, Edhem ertesi gün konağa geldiğinde; “Ancak kızımla evlenirsen hakkımı helal ederim!” deyiverir. Edhem hayli direndikten sonra evlenmeyi kabullenir…

Sultanın kızı Edhem’den hamile kalarak İbrahim’i doğurur. Sultan dedesinin erkek çocuğu olmadığından, onun mülkiyeti de zamanla İbrahim b. Edhem’e intikal eder. Fakat o bilindiği gibi, malı mülkü terk etmiştir.

Rihletü İbn Batuta, 1/95-96; İbn Batuta Seyahatnâmesi, 1/119-120





Ateşle Oynayanlar


Yine İbn Batuta anlatıyor:
Vâsıt civarındaki Revâk’ta Şeyh Ahmed dedesinin (Seyyid Ahmed Rifâî k.s.’nin) postuna oturmuş; dervişler zikirden sonra sema etmeye başlamışlardı. Önceden hazırlanmış olan yük yük odunlar ateşe verildi. Dervişler raks ederek, ateşin ortasına girdiler. Ateş tamamen sönünceye kadar kimi içinde yuvarlandı, kimi ateşi ağzına aldı. Onların adeti böyledir. Bu Ahmediyye/Rifâiyye taifesi böyle bir özelliğe sahiptir. Bunlardan bazıları büyük bir yılanı tutup, başını dişleriyle ısırarak koparabilir.

Bir keresinde Hindistan’ın başşehri Dehli’ye beş günlük mesafede bulunan Afkanpur’da idim. Burası Hezar Emruha’ya bağlı bir yerdir. Sarv adıyla tanınan bir ırmağın kenarında konakladık. Vakit “şekal” zamanıydı. Hintlilere göre, şekal yağmur demektir. Orada yağmurlar yaz sıcağının başladığı zamanda yağar. Bu nehrin kenarında dört gün konakladığımız halde kimse suya yanaşmadı. Çünkü bu nehirde sel suları,

Karacil/Himalaya dağlarından iniyor ve yağmurun zehirli kuru otlar üzerine yağıp akması yüzünden, insan veya hayvandan biri bu sudan içse ölüyor!

Orada, dervişlerden boyunlarında demir gerdanlıklar ve kollarında demir halkalar takılı bir grup bana geldi. Reisleri simsiyah renkli bir adamdı. Onlar “Haydariye” olarak bilinen taifedendi. Yanımızda bir gece kaldılar. Reisleri, yapacakları raks/dans esnasında yakmaları için benden odun getirivermemi istedi. Ben de Hammâr adıyla tanınan, bu tarafın valisi Aziz’e odun hazırlamasını teklif ettim. O da on yük kadar odun gönderdi.

Dervişler yatsı namazından sonra, odunlar kor haline gelinceye kadar ateş yaktılar ve sema etmeye (musıki eşliğinde dönüp zikretmeye) başladılar. Sonra bu kızıl ateşin içine girdiler. Ateşte dans ederek yuvarlanıp durdular. Reisleri benden bir gömlek istedi, kendisine verdiğim incecik gömleği giydi. Közlerin içinde yuvarlandı durdu, gömleğin yeniyle korlara vurdu da vurdu. Nihayet ateşi söndürdü. Sonra gömleği bana getirdi. Ateş ona hiçbir şekilde tesir etmemişti. Uzun süre buna şaşırıp kaldım.

Rihletü İbn Batuta, 1/195-196; İbn Batuta Seyahatnâmesi, 1/260-61


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Seyahat Rüyası
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 22:46:47 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Seyahat Rüyası rüya tabiri, Seyahat Rüyası mekke canlı, Seyahat Rüyası kabe canlı yayın, Seyahat Rüyası Üç boyutlu kuran oku Seyahat Rüyası kuran ı kerim, Seyahat Rüyası peygamber kıssaları, Seyahat Rüyası ilitam ders soruları, Seyahat Rüyasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &