Ebu Cafer El-Meczum By: armi Date: 12 Haziran 2009, 19:39:01
Allahü teâlânýn velî kullarýndan. Duâsý kabûl olan, vesîle edilerek kendisinden meded umulan bir zât idi. Darda kalanlara yardým ederdi. Duâsý bereketiyle pekçok kimse sýkýntýlardan kurtulmuþ, niceleri de arzularýna kavuþmuþtu. Doðum ve vefât târihleri tesbit edilememiþtir. On birinci asýr ortalarýnda vefât etmiþ olup, Ýbn-i Atâ'nýn akrâný idi. Yaþ, ilim ve mârifet yönüyle onun emsâllerindendir.
Ýbn-i Hafîf, Ebü'l-Hasan ed-Derrâc'ýn baþýndan geçip anlattýðý þu hâdiseyi haber verdi: Þeyh Ebü'l-Hasan ed-Derrâc buyurdu ki: "Bir sene, arkadaþlarla gitmeyip, yalnýz baþýma hac yolculuðuna çýktým. Kadîsiye mescidine vardýðýmda, orada cüzzam hastasý olan bir ihtiyar gördüm. Üzerinde büyük musîbet vardý. Beni görünce, selâm verdi ve: "Ey Ebü'l-Hasan! Hacca gitmek ister misin?" buyurdu. Ben onun bu hâlinden çekinerek; "Evet." dedim. "Benimle yol arkadaþý olmak ister misin?" buyurdu. O zaman kendi kendime; "Saðlam arkadaþlarý terkettim de, þimdi cüzzamlý bir ihtiyarýn eline düþtüm." dedim ve ona; "Yok istemem." diye cevap verdim. O; "Sana yol arkadaþý olayým." buyurdu. Ben "Allah hakký için senin ile yol arkadaþý olmam." dedim. O; "Ey Ebü'l-Hasan! Allahü teâlâ öyle þeylere kâdirdir ki, zayýf bir kuluyla öyle bir iþ yapar; güçlü kuvvetli kimse ona þaþýrýp kalýr." buyurdu. Ben; "Öyledir." dedim ve onun teklifini kabûl etmeyerek yoluma devâm ettim. Kuþluk vaktinde istirahat için bir yere uðramýþtým. Onu orada, rahat bir þekilde oturmuþ vaziyette gördüm. Bana daha önce söylediðini tekrarladý. "Ey Ebü'l-Hasan, Allahü teâlâ öyle þeylere kâdirdir ki, zayýf bir kuluyla öyle bir iþ yapar; kuvvetli kimse buna þaþar kalýr." buyurdu. Ben hiçbir þey söylemeden yoluma devâm ettim. Fakat onun hakkýnda bende þüphe ve tereddüt meydana geldi. Acele ile yoluma devâm ederek, sabah vakti bir köye ulaþtým. Bir de ne göreyim; oradaki mescidde rahat bir þekilde oturuyordu. Bana: "Ey Ebü'l-Hasan, Allahü teâlâ öyle þeylere kâdirdir ki, zayýf olan kuluyla öyle bir iþ yapar; kuvvetli kimse buna þaþar kalýr." buyurdu. Önüne varýp, yüzümü önüne eðdim ve ona; "Allahü teâlâdan af ve senden özür dilerim." dedim. O; "Maksadýn nedir?" buyurdu. Ben; "Hatâ ettim, sizinle yol arkadaþý olmak istiyorum." dedim. O; "Sen yol arkadaþý olmak istemedin ve yemin ettin. Senin yeminini bozup da, seni yalancý çýkarmak istemem." buyurdu. Ben; "Hiç deðilse öyle ol ki, seni her istirahat ettiðim yerde göreyim." dedim. O; "Peki, dediðin gibi olsun." buyurdu. Bu sözünü duyunca bütün açlýðým ve yol yorgunluðum kayboldu. Tek düþüncem ve arzum, çabucak bir sonraki menzile varýp onu görmek oldu. Mekke-i mükerremeye ulaþtýðým zaman, olanlarý oradaki büyük velîlere anlattým. Ebû Bekr el-Kettânî ve Ebü'l-Hasan el-Müzeyyen;"O anlattýðýn zât, Ebû Câfer el-Meczûm'dur. Biz dâimâ onu görmeye çalýþýyoruz. Keþke onu bir defâ olsun görebilseydik." buyurdular. Sonra kalkýp tavâf etmeye gittim. Onu da tavâf eder gördüm. Tekrar yanlarýna gelip, onu gördüðümü haber ettim. Onlar; "Eðer bir daha görürsen, iyi dikkat et ve bizi de çaðýr." buyurdular. Ben de "Peki." deyip ayrýldým. Arafat'a çýktým. Sonra Minâ'ya gittim. Onu orada aradým, fakat bulamadým. Minâ'da cemre atýlmasý yâni þeytan taþlama sýrasýnda birisi arkamdan; "Selâmün aleyküm ey Ebû Hasan!" dedi. Dönüp baktýðým zaman Ebû Câfer el-Meczûm'u gördüm. Onun teveccühleri bereketiyle o anda bende deðiþik hâller meydana geldi. Vücûdumu bir titreme aldý, kendimden geçerek yere düþtüm. Hîfe mescidine geldiðim zaman, olanlarý arkadaþlarýma anlattým. Vedâ gününde Makâm-ý Ýbrâhimin arkasýna geçmiþ, namaz kýlýyordum. Birisi beni çekip; "Ey Ebü'l-Hasan! Daha fazla duâ etmek ister misin?" dedi. Ben de; "Kat'iyyen efendim, sadece bana duâ buyurun yeter." dedim. Buyurdu ki: "Ben duâ etmem. Fakat sen duâ et ben âmin diyeyim." Ben üç defâ duâ ettim. O, "Âmin" buyurdu. Duâlarýmdan birisi þöyle idi:
"Yâ Rabbî! Kuvvetim günden güne artsýn." Gerçekten de öyle oldu. Nice seneler vâki oldu ki, ben bir gecede ertesi günkü ihtiyaçlarýmý topladým ve hiçbir ibâdette aslâ yorgunluk ve býkkýnlýk duymadým. Ýkinci duâm: Allahü teâlânýn kendine giden yolu ve derviþliði bana sevdirmesi için oldu. Ondan sonra dünyâda hiçbir þey bana Allahü teâlânýn rýzâsýndan daha tatlý gelmedi. Dünyâyý unutup Allahü teâlânýn sevgi denizine daldým. Üçüncü duâmda da þu istekte bulundum: "Yâ Rabbî! Yarýn mahþer gününde, insanlarý haþrederken, beni sevdiðin dostlarýnýn (evliyâullahýn) arasýnda bulundur ve bana yol ver!(Cehennem'den muhâfaza et.") "Ýnanýyor ve ümid ediyorum ki, inþâallah öyle olacaktýr."
Ebû Câfer el-Meczûm, cüzzamlý bir deri altýna gizlenmiþ, Allahü teâlânýn sevgili bir kulu idi. Her hâlinde Allahü teâlâya þükreder ve O'ndan gelen her þeyi severdi. Hattâ sevgiliden gelen musîbetleri ve belâlarý, nîmetlerinden daha çok severdi. Sanki toprakla örtülmüþ, kýymetli mücevherle süslü bir altýndý. Gittiði pekçok yerden kovulur, insanlar onu görünce tiksinerek bakarlardý. Fakat tanýyanlar, onunla görüþmek, bir teveccühüne kavuþmak, bir duâsýný almak için gayret ederlerdi. Peygamber efendimizin; "Allahü teâlânýn öyle kullarý vardýr ki, gittikleri kapýlardan kovulurlar. Fakat Allahü teâlâya yemîn etseler, Allahü teâlâ o þeyi yaratýr." hadîs-i þerîfi, kendisinde tecellî etmiþti. O dâimâ kalbi kýrýk, gönlü mahzûn ve Allahü teâlânýn zikri ile meþgûldü. Duâsýnýn kabûlü, darda olan pek çok kimselere yardýmý, teveccühünün kuvvetli ve keskin olmasýyla meþhûr olmuþtu. Pekçok velî onu bir defa görüp, sohbetinde bulunup, teveccühüne kavuþabilmek için duâ ederdi. Ebû Câfer el-Meczûm, Allahü teâlânýn; "Dostlarým benim kubbelerim altýndadýr. Benden gayrisi onlarý tanýmaz." hadîs-i kudsîsinde bildirilen, Allahü teâlânýn kubbeleri altýnda, beþerî sýfatlar içinde gizlediði ve insanlarýn pekçoðunun tanýmadýðý bir velî idi.
1) Sîret-üþ-Þeyh el-Kebîr Ebû Abdullah; s.68
2) Nefehât-ül-Üns (Osmanlýca); s.230
3) Tabakât-ý Ensârî; s.355
4) Sýfat-us-Safve; c.2, s.99
5) Hilyet-ül-Evliyâ; c.10, s.33
6) Ýslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.4, s.43
radyobeyan