ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Klasik Tarih Eserleri > Türk Sultanlar ve Saray Hayatları > Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi  (Okunma Sayısı 1324 defa)
22 Ocak 2011, 14:46:40
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 22 Ocak 2011, 14:46:40 »



MUHTEŞEM KANUNİ'NİN MUHTEŞEM PORTRESİ

Kanuni Sultan Süleyman’ın sadece Türk ya da Osmanlı tarihine değil adını insanlık tarihine yazdırmış muhteşem bir hükümdar olduğuna bizim ve tarihin zerrece tereddüdü yoktur. Padişahlık kudreti, cihangirlik ve fütuhatçılıktaki rakipsizliği, adalet ve kanuna riayetteki ciddiyet ve duyarlılığı ile hafızalara ve kalplere taht kurmayı başarmıştır. Öyle olmasaydı Osmanlı’ya en muhteşem dönemini idrak ettirmesi, onu dünyanın en süper devleti mevkisine getirebilmesi mümkün olur muydu?

Güçlü dinî-ahlakî çehresi ve koyu mümin tabiatı onun kişiliğinin en baskın taraflarındandı. Devlet ve toplum nizamını sağlarken Ebusuud ve Zembilli Ali Efendilerin rehberliğinde dinî hükümleri esas alması en mümeyyiz vasıflarındandı. Din-devlet işleri ve seferlerden artan zamanlarını zikir, ibadet, ilim ve tefekkürle geçirecek kadar âlim, fazıl ve kâmil bir hükümdardı. Dünyayı sarsmasına rağmen sarayın bahçesindeki elma ağaçlarını saran karıncaları bile incitmeyecek kadar ruh yüceliğine, kadife yüreğe ve hassas bir mizaca sahipti.
Onun muhteşem portresinin göz kamaştırıcı çizgilerini, kimi film ve dizilerde yansıtılmaya çalışılan pespaye ve ucube kopyalarından takip etmekten ziyade tarihten yansıyan asıl suretinden tanımak ve öğrenmek daha sağlıklı bir yöntemdir.

UĞURLU DOĞUM VE ŞEHZADELİK

Kanuni, 27 Nisan 1495 tarihinde Trabzon’da hayata merhaba dedi. O sırada babası Şehzade Yavuz, Trabzon’da sancakbeyi idi. Annesi Hafsa Hatun’du. Rivayete göre Şehzade Süleyman doğduğunda ismi için Kuran-ı Kerim açılmış ve “İnnehû min Süleyman” ayeti denk gelmiş. Bu durum kendisi için uğur sayılmış, Allah tarafından teyid edildiğine inanılmış ve ismi bundan ötürü Süleyman konulmuş.

İlk eğitimini ve terbiyesini annesi ve ninesi Gülbahar Hatun verdi. Yedi yaşına gelince babası Yavuz Selim, onu İstanbul’a, dedesi Beyazıd’ın yanına gönderdi. Hem dedesini görüp hasret giderecek hem de İstanbul’daki büyük hocalardan dersler alacaktı. İyi bir eğitim alması, kendini mükemmel bir şekilde yetiştirmesi gerekiyordu.

Dedesi Beyazıd, Şehzade Süleyman’ın eğitimi için Hayreddin Hayreddin Efendi’yi ilk hocası olarak tayin etti. Zeyrekzâde Rükneddin (Şemseddin) Ahmed Efendi’den de dersler aldığı rivayet edilmekte. Şehzade Süleyman, hocalarından tarih, fen, edebiyat ve din dersleri aldı. Özellikle tarihe ilgisi büyüktü. Arapça ve Farsça yanında Kefe Sancak Beyliği sırasında Tatarcayı, zayıf bir rivayete göre de Slavcayı öğrendiği kaynaklarda geçmektedir.

Bir taraftan da savaş dersleri görüyordu. Her türlü savaş taktik ve tekniğini öğrendi. Kılıç, ok, mızrak, kalkan gibi her çeşit savaş aletini de ustalıkla kullanıyordu. Savaş sanatlarında iyice uzmanlaştı. Hem bilgili, kültürlü ve dindar bir hükümdar hem de iyi bir savaşçı ve komutan olmalıydı.

Osmanlı’da, şehzadelerin eğitiminde, bir sanat dalıyla ilgilenmesi, el becerisi kazanmasına da büyük önem verilirdi. Şehzade Süleyman için de kuyumculuk sanatını öğrenmesi uygun görüldü. İstanbul’un en tanınmış kuyumcusundan dersler aldı. Zaman zaman atölyede hocasıyla birlikte çalıştı ve mesleğin inceliklerini öğrendi.

Çağdaşı hiçbir hükümdarın, Kanunî Süleyman kadar iyi ve çok yönlü bir eğitim almadığında kaynaklar müttefiktir. Şehzade Süleyman eğitimini tamamlayıp, temel dersleri alınca kendisine sancağa çıkmanın yolu göründü. Şimdi aldığı yüksek eğitimi, sancakta askeri ve idari tecrübelerle daha da pekiştirip geliştirmenin sırasıydı. Kenan Hudayî Bey, Sinan Paşa ve Kasım Paşa ona bu konuda rehberlik edecek lalalarıydı. 26 yaşına kadar sırasıyla Şarkikarahisar (şimdiki adı Şebinkarahisar), Kefe (Kırım’da) ve Manisa sancak beyliği yaptı. Artık “Muhteşem Kanunî” olması için hiçbir engel kalmamıştı.

‘KUYUMCU’ SÜLEYMAN!

Şehzade Süleyman önceleri kuyumculuğu önemsemiyor, hocasına ve derslere gereken değeri vermiyordu. Bir gün hocası dayanamayıp kızdı ve şu yemini etti: “Bir daha bu mesleği öğrenmemekte inat edersen, vallahi sana bin değnek vuracağım!”
Şehzade de durumu hemen annesi Hafsa Hatun’a bildirdi. Hocasını şöyle şikâyet etti: “Bu ustayı istemiyorum! Bana bin değnek vuracağına yemin etti. Dedeme anlat, beni elinden kurtarsın…”

Annesi bilginlere, hocalara, usta ve sanatkârlara çok saygılıydı. Onları daima destekler, haklarını gözetirdi. Şehzadenin hocasını saraya davet etti. Oğlunu bağışlamasını ve hoş görmesini istedi. Hocasının gönlünü almak için kese kese altın verdi. Usta, altınları Şehzade Süleyman’ın kucağına doldurdu. Sonra da şöyle dedi: “Bu altınları erit. Beş yüz tane ince tel çubuk haline getir.”
Şehzade bu isteğe bir anlam veremedi. Yine de dediğini yaptı. Altınları eritip beş yüz tane tel çubuk haline getirdi. Fakat ne yaparsa yapsın ustasını bir türlü memnun edemiyordu. Bir gün yine hocasından azar işitti: “Hâlâ doğru dürüst çalışmıyorsun. Yeminimi yerine getireceğim. Sırtüstü uzan ve ayaklarını bana uzat!”

Süleyman korkudan ne yapacağını bilemedi. Eli-ayağı titremeye, buram buram soğuk terler dökmeye başladı. Ama başka da çaresi yoktu. Mecburen denileni yaptı ve ayaklarını uzattı. Kuyumcu beş yüz tane tel çubuktan meydana gelen altın değneği iki defa şehzadenin ayaklarının altına yavaşça vurdu. Böylece, iki vuruşta bin değnek vurma yeminini yerine getirmiş oldu.
O günden sonra Şehzade Süleyman bir daha ustasının sözünden çıkmadı. İşinin ve mesleğinin hakkını hep verdi. Padişahlığın, komutanlığın, şairliğin yanında bir de iyi bir kuyumcu oluverip çıktı.

TAHTA ÇIKIŞI VE BURUK SEVİNÇ

Yavuz Sultan Selim’in vezirleri tez Silahtar Kâhyası Süleyman Ağa’yı çağırtıp, şu emri verdiler: “Şu mektubu al, kuş olup Manisa’ya uç! Manisa Valisi Şehzade Süleyman Efendimize ver. Baş sağlığı dile. Atına atlayıp hemen İstanbul’a gelsin. Taht fazla boş bırakmaya gelmez.”

Mektubu alan Şehzade Süleyman, gözyaşlarını tutamadı, hıçkırarak ağladı. Babası Yavuz Sultan Selim, Hakk’ın rahmetine kavuşmuştu. Bir devir daha kapanmıştı. Kader ve talih şimdi kendisinin yüzüne gülüyordu. Babasının tek erkek çocuğuydu. Rakipsizdi. Osmanlı’nın en şanslı şehzadelerindendi. Hiçbir taht kavgası ve kardeş mücadelesi olmadan kolayca hükümdar olabilecekti. Bu nimetin, kendisi ve Osmanlı Devleti çok faydasını görecekti.

Çorlu’dan getirilen babasının cenazesini İstanbul dışında karşıladı. Çok üzgündü. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Atından indi, cenazenin arkasından saatlerce saygıyla yürüdü. Sık sık babasına bakıp, ona olan saygı ve sevgisini kelimelere şöyle döküyordu: “Babasız kaldıktan sonra, padişahlık ne ki!”

Bir evladın, babasına olan sevgisini ve verdiği değeri bundan daha iyi ifade edecek bir söz olabilir mi? Yavuz gibi bir babaya sahip olmayı, dünya saltanatına tercih eden bir örnek bir evlat! Böyle evlada can kurban!
30 Eylül 1520’de, 26 yaşındayken tahta oturdu. Babası Yavuz’un açtığı fetih yolundan ilerleyecekti. Babası, doğunun fethini neredeyse tamamlamıştı. Kendisi de batıya yönelecek, Avrupa’yı fethedecekti.

ONU MUHTEŞEM YAPAN RUH MİMARLARI

Beden ve iman mükemmeliyeti, fikir, ahlak ve mefkûre yüksekliği ile temayüz eden Kanuni Sultan, irfan sahibi, âlim, maddi ve manevi kemalatı şahsında toplamış mümtaz bir padişahtı. İlim, tasavvuf, sanat ve edebiyat erbabına büyük hürmet ve alaka gösteriyordu.
Ecdadının adet edindiği üzere her seferden önce mutlaka Eyüb Sultan ve Şeyh Ebu’l-Vefa Hazretleri gibi İslam büyüklerinin türbelerini ziyaret ediyor, zafer için dua ve himaye talebinde bulunuyordu.

Cihan padişahı olmasına, kendisine “Muhteşem Süleyman” denmesine karşılık ilim irfan ehline son derece nazik, mültefit ve müşfik davranıyordu. Bu saygı, sevgi, merhamet ve insanlık, sınıf ve sıfat ayrımı yapmaksızın bütün halkını kucaklıyordu.
Bu hususta o kadar ince fikirliydi ki bir defasında sarayın bahçesindeki elma ağaçlarını karıncaların istila etmesi üzerine bunlara dokunamamış ve hocası Zembilli Ali Efendi’den fetva istemeye de utanmıştı. Çareyi, bahçedeki bir ağacın üzerine şu beyti yazıp, hocasına okutturulmasında bulmuştu:

Dırahtı (ağacı) eğer sarmış ise karınca
Ne lazım gelir karıncayı kırınca.

Beyti, Şeyhülislâm Zembilli Ali Efendi okuyunca aynı incelikteki şu güzel cevabî beyti yazacaktı:
Yarın Hakk’ın divanına (huzuruna) varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca.

Hocasının yazdığı bu beyiti okuyan Kanuni Sultan Süleyman bahçedeki karıncaya dokunamamıştı.

MUHTEŞEM HUSUSİYETLERİ

Büyük bir şairdi. Muhibbî lakabıyla şiirler yazdı. Tam 2.779 adet şiir yazdı. Bu bir rekordu. Divan Edebiyatı’nda en fazla şiir yazan Zatî’nin bile toplam şiir sayısı 1.825’tir. Hastalığı sırasında kaleme aldığı şu şiir yazdığı en meşhur şiirlerdendi:
Halk içinde muteber nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Osmanlı’nın en parlak dönemi, onun padişahlığı zamanıdır. Fatih zamanında başlayan Yükselme Dönemi onun zamanında zirveye çıktı. Osmanlı, dünyanın en süper devleti oldu. Devrinde, Osmanlı’nın sınırlarını 6,5 milyon kilometrekareden 14.893.000 milyon kilometre kareye, bağlı devletlerle birlikte 22 milyon kilometrekareye yükseltti. Osmanlı üç kıta, yedi denize hâkim oldu, okyanuslara dayandı.
Osmanlı’nın 46 yılla en uzun süre tahtta kalan padişahı odur. En çok sefere çıkma rekoru da ona aittir. 13 seferde yaklaşık 48 bin kilometre yol kat etmiştir. Dünya’nın ekvator çevresi uzunluğu 40 bin kilometreden biraz fazla olduğu hesaba katıldığında aklın havsalanın alamayacağı bir rekordur.

Hükümdarlığı boyunca en fazlada Osmanlı’yı tam bir kanun, hukuk, adalet ve düzen sahibi devlet haline getirmek için uğraş verdi. Büyük dedesi Fatih’in çıkardığı kanunları ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi
« Posted on: 13 Kasım 2019, 03:08:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi rüya tabiri,Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi mekke canlı, Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi kabe canlı yayın, Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi Üç boyutlu kuran oku Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi kuran ı kerim, Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi peygamber kıssaları,Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresi ilitam ders soruları, Muhteşem Kanuninin Muhteşem Portresiönlisans arapça,
Logged
02 Mart 2014, 20:49:01
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« Yanıtla #1 : 02 Mart 2014, 20:49:01 »

Güçlü dinî-ahlakî çehresi ve koyu mümin tabiatı onun kişiliğinin en baskın taraflarındandı.
Muheteşem Kanuni günümüzdeki filmlerde, dizilerde nasıl anlatılıyor değil mi? Tarihimizi dizilerden değil güvenilir kitaplardan, kaynaklardan öğrenelim özellikle de çocuklara bu konuda yardımcı olalım.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
02 Mart 2014, 22:21:36
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.563


« Yanıtla #2 : 02 Mart 2014, 22:21:36 »

Ne yazık böyle büyük bir padişahın hayatını filimler de saptırılarak anlatılması.Kanuni Sultan Süleyman çok hakkı hukuku gözeten,adaletli,ve çok imanlı birisiymiş.Onun sayesin de zaten Osmanlı en büyük toprağına sahip oldu.Allah rahmet eylesin inşAllah.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
11 Temmuz 2014, 21:58:48
Yakupcan

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1.111



« Yanıtla #3 : 11 Temmuz 2014, 21:58:48 »

Kanuni Sultan Süleyman babası Yavuz Sultan Selim'in tek erkek çocuğudur.Süleyman, kardeş katline kadar devam eden taht kavgalarına da bu yüzden şans eseri karışmamıştır.Amcaları ve amcalarının şehzadeleri de taht kavgasına karışmak istemişse de babası bunu engellemiş.Kanuni ile amcaları ve amcalarının ve şehzadeleri mukayese edilirse, onun en büyük şansı babsının hırsı denilebilir
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı


Sanma ki dert sadece sende var...
Sendeki derdi nimet sayanlarda var!

HZ.MEVLANA
24 Ekim 2019, 10:02:43
gulsahkilicaslan
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 986



« Yanıtla #4 : 24 Ekim 2019, 10:02:43 »

Rabbim razi olsun inşAllah selam ve dua ile
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &