ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Tencere >  Sırtımdaki Ağrıların Sebebi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sırtımdaki Ağrıların Sebebi  (Okunma Sayısı 585 defa)
29 Eylül 2011, 18:06:52
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 29 Eylül 2011, 18:06:52 »



Tencere


Aralık 2007 108.SAYI


Ferzan TOPATAN kaleme aldı, TENCERE bölümünde yayınlandı.


Sırtımdaki Ağrıların Sebebi


Vaktin birinde eşekler diyarında bir adam varmış. Bu adam bir semerciymiş. İşi gücü eşeklerin sırtına insanlar binsinler diye semer yapmakmış. Eşekler bu durumdan pek memnun değillermiş ama ne yapsınlar.

Anne babaları da hep semerliymiş.

Günlerden bir gün bu semerci ölmüş. Haber bir anda eşekler arasında yayılmış. Ortalık bir bayram yerine dönmüş. Sevincinden ağlayanını mı ararsın, gülüp anıranını mı? Bir sevinme bir sevinme...

Fakat bu sevinç havasından içlerinden biri pek etkilenmemişe benziyormuş. Bu yaşlı bir eşekmiş. Yanına gidip niye kendileri gibi sevinmediğini sormuşlar. Yaşlı eşek;

– Ne sevineceğim demiş, yerinizde olsam üzülmeye başlardım.

– Neden ki, demişler.

– Siz eşeksiniz, demiş yaşlı eşek. Siz eşek olmaya devam ettikçe nasılsa size bir semer vuran çıkar. Bu ölen adam yıllardır sırtımızın ölçüsünü öğrenmişti. Semerleri canımızı acıtmayacak şekilde yapmasını biliyordu. Korkarım yeni semerci ölçüyü öğreninceye kadar çook sırtınız yara bere olacak!

Turizm Deme Bana!


Geçen Antalyalı bir arkadaşla oturduk konuşuyoruz. Bize eski ve yeni Antalya’yı anlatıyor:

– Dışarıdan çok göç aldı. Her şey turistlere göre düzenleniyor. Sokağa çıkamaz hale geldik. Esnaf diye bir şey kalmadı. Bu şehirde çocuk büyütülmez.

Yalnızca Antalya değil, denize yakın hemen hemen tüm yerleşim yerleri benzer süreçlerden geçmiş. Para, neredeyse her şeyin belirleyicisi olmuş. Turistin bir kabahati var mı? Yok aslında. Adam dinlenmeye,
eğlenmeye, gezip görmeye gelmiş. Ama onun yanında getirdiği para, yaşam biçimi, insanımızın feleğini şaşırtıyor.

O akşam memleketi Çankırı, Kastamonu filan gibi iller olan arkadaşlarla da buluştuk sohbet ediyoruz. Çay içerken, bir dedi ki:

– Bizim orda bir doğa güzellikleri var, bir tanıtılsa var ya, ne biçim turist gelir!

İşte o an dilime geleni söyleyiverdim:

– Ya, bırak tanıtılmasın, insanınız insan olarak kalsın. Allah aşkına!


İllâ Aşk



İnsanların çoğu aslında kendilerine ait olmayan cümlelerle konuşuyor. İnsanlar bugüne kadar düşünmemek, hayal kurmamak üzerine eğitildikleri için bu hale şaşmamak lazım. Herkesin dilinde belirli konularda söylenebilecek ezberlenmiş cümleler var. İnsanlar bir araya geldiğinde bu jargonun/söz klişelerinin dışına çıkmadığı sürece her şey güllük gülistanlık devam edip gidiyor!

Aslında bu güllük gülistanlık vaziyet görece bir durum. Ezberlenmiş, aslında anlamı tartışılmamış, yaşanmamış, bize ait olmayan ve aslında içi boş olan cümleleri hepimiz kullanırız. Bunlar söze gücümüz yetmediğinde ya da kendimize güç yetmediğimizde ağzımızdan dökülüverirler. Örnek olarak eğitimle ilgili bazı cümleler verelim;

– Bu millet adam olmaz abi!
– Eğitim şart!
– Her şeyin başı eğitim.
– Geleceğe yapılacak en büyük yatırım eğitimdir.

Eğitim hakkında birileri konuşuyorsa mutlaka bu ya da buna yakın cümleler kullanılacaktır. Bunu konuşanlar eğitimci filan olduklarından değil, bu konularda prim yapan cümleler bunlar olduğu için böyle söylerler.

Hepimiz okul yıllarında yazılı sınavlara girip çıkmışızdır. Bilirsiniz, bazı öğretmenler siz doğru bilgiyi yazsanız bile size geçer not vermez. Niye? Çünkü onun kelimeleriyle, cümleleriyle onun derste anlattığı gibi söylememişsinizdir. Bunu meşrulaştırmak için de; “Sana öğrettiğimiz şeyi söyle bize, sen ondan sorumlusun..” derler. Gayet mantıklı gibi gözüken bu ifade matematik gibi sınırları keskin bir bilim dalı için geçerli olabilir. (Aslında bu sistem matematik dehası Gaus’u da kesin harcardı.) Amasya konusunda coğrafya kitabında yazandan daha fazlasını (Amasyalı olduğu, orda yaşadığı için) bilen bir çocuk neden düşük not alır? Çünkü kalıbın dışına çıkmıştır.

Hayatımızda çevremizde kalıplar vardır. Biz bu kalıplar içinde kalabildiğimiz ölçüde adam yerine konulur, yoksa başarısız, uyumsuz, cins olarak yaftalanır, hatta dışlanırız.

Aslında eğitim hayvana uygulanır. İnsan paylaşır. Bütün bu öğrenilmiş ezberlenmiş zırvalardan sonra benim söylediğim ne kadar saçma, boş, lüzumsuz, bir daha saçma, bir daha boş gelebilir insanlara.

Ama insanı insan yapan şey severek öğrenmesidir. Ne idüğü aslında belirsiz bilgi çubuklarını kafalarımıza sokup eğitildiğimizi sanabiliriz. Bizi eğiten o çubuktaki bilginin muhtevası değil, çubuğun beynimizde açtığı yaradır. Ve bu çok komiktir. Dahi insanlar böyle şeylere güler, dil çıkarır.

Tek yönlü bir iletişime dayanan -öğretmen söyler öğrenci yutar- tarzı eğitim iflas etmiştir. “İstanbul kaç yılında fethedildi çocuğum, söyle bakayım?” sorusuna verilebilecek alternatif cevaplar olmalı oysa... Ben olsam şöyle diyebilirdim:

– Aşk dolu bir yıldı öğretmenim. Miladi takvimi boş verin. Sultan Mehmet’in askerleri Rasulullah aşkıyla, O’nun duasına nail olmak için Bizans surlarına Allah Allah diye yürüyordu.

– Kıskançlık yılıydı öğretmenim. Cümle mahlukat o güzel insanların muhabbetini, şevkini, gayretini kıskanıyordu. Ah biz de onların arasında olaydık diye çok börtü böcek kamuflaj yapıp şehitlik sırasına kaynak yapmıştır.

– Yıl fetih yılıydı öğretmenim. Yıl bütün bir müslüman coğrafyasından koşup gelme yılıydı.

– Yıl şehadet yılıydı. Siz deyin 1453, ben deyim muhabbet yılıydı öğretmenim…

Bu cevap verilebiliyorsa bence o ders bitmiştir. Eğitim filan da şart değildir. İllâ aşk…

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sırtımdaki Ağrıların Sebebi
« Posted on: 15 Kasım 2019, 10:22:00 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sırtımdaki Ağrıların Sebebi rüya tabiri, Sırtımdaki Ağrıların Sebebi mekke canlı, Sırtımdaki Ağrıların Sebebi kabe canlı yayın, Sırtımdaki Ağrıların Sebebi Üç boyutlu kuran oku Sırtımdaki Ağrıların Sebebi kuran ı kerim, Sırtımdaki Ağrıların Sebebi peygamber kıssaları, Sırtımdaki Ağrıların Sebebi ilitam ders soruları, Sırtımdaki Ağrıların Sebebiönlisans arapça,
Logged
01 Ekim 2011, 20:03:45
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 01 Ekim 2011, 20:03:45 »


   Tek yönlü bir iletişime dayanan -öğretmen söyler öğrenci yutar- tarzı eğitim iflas etmiştir. �İstanbul kaç yılında fethedildi çocuğum, söyle bakayım?� sorusuna verilebilecek alternatif cevaplar olmalı oysa... Ben olsam şöyle diyebilirdim:

� Aşk dolu bir yıldı öğretmenim. Miladi takvimi boş verin. Sultan Mehmet�in askerleri Rasulullah aşkıyla, O�nun duasına nail olmak için Bizans surlarına Allah Allah diye yürüyordu.

   Bu cevap verilebiliyorsa bence o ders bitmiştir. Eğitim filan da şart değildir. İllâ aşk�


     Yazanın yüreğine sağlık..Harika bir yorum olmuş..İşte gerçek eğitim bu..bence de..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &